Tursunay Ziyaeddin : Çin İşgal Güçleri Kamplarda Kadınlara İşkenceler ve Toplu Tecavüzler Yapıyordu
Doğu Türkistan’ın Kazakistan sınırındaki Gulca kentinin Künes ilçesinde 1978 yılında dünyaya gelen Tursunay Ziyauddin Kazakistan uyruklu bir Kazak Türkü ile evlenerek kazakistan’a yerleşiyor. Ailesi ve eyakınlarını ziyaret için Doğu Türkistan’a geldiğinde iki kez toplama kampına kapatıldı. Kazikastan yenitiminin girişimeri ile 20018 yılında serbest bırakıldı ve Kazakistan’a dönmesine izin verildi. Kazakistan’a dönükten sonra Çin’in Nazi Toplama kamplarında kendisine yapılan baskı, zulüm, ağır İşkenceler ve insanlık dışı kötü muameleri dünya medyasına şöyle anlattı :
- Çin Nazi Kamplarında esir olarak tutulan Türk kadınları geceleri hücrelerinden çıkarılarak sistematik ağır işkenceler yapılıyor ve toplu olarak darp ediliyordu. Kendisinin de bu işkencelerin yanında Sistematik ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.
Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.
İki kez toplama kampına kapatıldı
Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”
Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.
Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.
Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”
Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.
Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.
Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan
Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.
Dünya sessiz
Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.
Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.








