Geçtiğimiz günlerde kendisinin erkek hemşire olduğunu söyleyen ne idüğü belirsiz densizin biri Müslüman Türklerin soykırımcı katili Çin’in Ankara Büyükelçisini evine davet etti. Soykırımcı Çin’in ateist Büyükelçisi bu densizin evinde başörtülü hanımının yemek yaptığı mutfağına kadar giderek Mutfaklarını kirletti. Çünkü, Türk ailesinde evin mutfağı kutsaldır. Uygur Türklerinde her kes mutfağa sokulmaz. Hele bu Çinli gibi dinsiz imansız soykırımcı Sapık rejimin temsilcisi olursa evin bereketi kaçar ve melekler böylesi cenabet pisliklerin kirlettiği mekanı derhal terk eder. inancı vardır. Bu ferasetsiz aklı kıt ve duygusuz yaratık bu ziyareti utanmadan arlanmadan ve asla haya etmeden paylaştığı videoda ” Çin Büyükelçisi ailemizi onurlandırdı.” sapkın cümlesi ile bu uğursuzun kirletmesini ” Onur” sözü ile dünyaya deklare ederek milyonlarca Müslüman Türk’ün bedduasını ve ve Doğu Türkistanlıların sert tepkisine ve lanetine uğradı. l Videoda Soykırımcı Çin’in Ankara Büyükelçisi mutfağa kadar girip kirlettiği evin hanımının yaptığı yemekleri inceliyor, ev sahibesi hanımefendiye övgüler diziyor. Bizim milletimiz hamarattır, kadınlarımızın eli lezzetlidir ve “Tanrı misafiri” diyerek kapısını açmayı sever, bunda bir sorun yok. O ailenin gözünden bakınca belki de son derece masumane bir heyecanla, misafirperverlik duygusuyla yapılmış bir şeydir. Ancak, Afrika’da yaşayan onurlu insanlar Müslümanlar İşgalci Çin’in Doğu Türkistan’da yaşayan İnsanlara karşı işlediği insanlık suçları hakkında bilgisi var ve geçtiğimiz yıllarda yanlış hatırlamıyorsam Tanzanya’da yaşayan bir Kabile Kök bayraklarla Çin’i protesto etmiş ve görüntülerini de sosyal medyada paylaşmıştı. Türkiye’nin başkenti Ankara’da yaşayan bu vicdansız ve Çinsevici sözde Erkek Hemşirenin Çin’in soykırım cinayetlerinden habersiz olması imkansızdır.
Fakat milyonlarca soydaşımızı kendi kültüründen, dininden yok etmeye çalışan soykırımcı bir devletin temsilcisini evinde ağırlayıp bundan “onur duyduğunu” söylemek nasıl bir vicdandır? Yaşadığımız şu çağda evinde kimi misafir ettiğini bilmeyecek kadar şuursuz olabileceğine asla inanmıyoruz !
Daha da tehlikelisi, o videoda ev sahibi çıkıp diyor ki: “Gecenin en güzel sözü, Çin Büyükelçisi’nin ‘Biz artık çok güzel bir aileyiz!” vicdansızca sözü olmuştur.
Vicdansız Çinsevici Hemşire Sen Nasıl Bir İnsansın ? Eyvahlar olsun sana ?
Bu söz, o an yenen mantının ya da misafirperverliğin getirdiği sıradan, masumca sarf edilen bir cümle değildir! Bu söz, Çin İşgal rejiminin Doğu Türkistan’daki İnsanlık ve soykırım suçlarını sinsice gizlemek ve aklınca Türk halkına şirin görünebilmek için Türkiye’de uygulamak istediği politikalarının bir başlangıcıdır. İşgalci Çin kendisine boğazından bağlı Çinsevici Gazeteciler, Vicdanını bir haftalık Çin ziyareti karşılığı Soykırımcı Çin’e kiralayan iki yüzlüler ve diğerlerini kandırarak iğfal ederek insanlık suçlarını övdürerek onları bu bu cinayetlerine ortak etmesinden sonra bir adım daha ileri giderek bu kez Türk ailelere kadar sirayet ettiğinin bir kanıtıdır. İşgalci Çin 01 Temmuz 2026’de uygulamaya koyduğu Türk Soykırımının son aşaması olan Etnik Birlik ve Gelişmeyi Teşvik Yasasa”nın bir maddesinde bu yasanın sınırları aşan bir şekilde tüm yer küresinde uygulanacağını bildirmektedir.
İşgalci Çin’in Bu Sınır Ötesi Girişimleri ve Baskıları Türk Ailelerinin Evlerine Kadar Uzanmıştır!
Günümüzde işgalci Çin sadece Doğu Türkistan’da yaşayan Türklere karşı insanlık suçu işlemiyor ve soykırım yapmıyor. Sınır ötesi olarak tanımlanan bu baskılarını Tüm dünyada ve özellikle Uygur Türklerinin kalabalık olarak yaşadığı Türkiye’mizde Türk ailelerinin evlerinin içine kadar girerek işliyor.
Doğu Türkistan’da Türk aileleri zorla dağıtarak ebeveyinleri Çin tipi Nazi Kamplarına ve Çin Zindanlarına kapatan ve ortada kalan Çocuklarını Melekler Mektebi sahte isimli Çinliye dönüştürme kamplarında Çinliye dönüştürerek Çinli ailelerine evlatlık vererek asimile eden, Onların ana yurtlarını dünyaya kapatarak fani dünyanın cehennemine çeviren İşgalci Çin’in Sahtekar Temsilcisinin akıllarını iğfal ederek ve kıt onur ve haysiyetlerini çalarak ve özellikle seçerek ziyaret ettiği aileyle Türk kamyonuna bu kadar samimi sıcakkanlı yakınlık pozları vermesi bir tesadüfi değildir! Son yıllarda Türkiye’de özellikle tesettür giyimde Çin’in geleneksel kıyafet motiflerinin moda adı altında işlenmesi, Çin mutfağının sevdirilmesi tesadüf değildir. Çin; bazen sosyal medya fenomenleriyle, bazen ücra bir köyde çatkapı çiftçi evine giren bir “turist” kılığıyla, bazen de böyle büyükelçilik ziyaretleriyle Türk halkının nabzını yokluyor. Her kılıkla içimize sızıp kendilerini bize “şirin, insancıl ve mutlu bir aile” olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar. İşgalci Çin’in bu yüzsüz, hadsiz ve hukuksuz uygulamaları asla masumane değildir ve hepsinin gerisinde bir arka plan vardır.
Görünürde ne kadar samimi duruyor değil mi? Ancak bu sözün ne kadar tehlikeli olduğunu biz Doğu Türkistanlılar 77 yıldır yaşayarak ödüyoruz!
Biz Uygurları Görün ve İbret Alın !
Doğu Türkistan Liderimiz merhum İsa Yusuf Alptekin bütün konuşmalarında Türk Milletini : “Bizi Görün ve İbret Alın!” sözü ile sürekli şunu haykırırdı : ” Çinliler Doğu Türkistan’a lüks araçlarla gelmediler; sefil, aç ve perişan halde geldiler. Uygur kardeşleriniz de tıpkı bugün sizin yaptığınız gibi “Tanrı misafiridir, insandır” diyerek onları evlerine aldılar. O kapı bir kere açıldı; evimizi, yurdumuzu, dinimizi, onurumuzu ve namusumuzu elimizden aldılar!”
Türk Milleti Biz Uygurların Düştüğü Hatalara Asla Düşmemeli !
Biz Türk halkına “Gelin Çin İşgalinden bizi kurtarın bizim için Çin ile savaşın” asla demiyoruz. Biz diyoruz ki ; Bizim 77 yıl önce düştüğümüz hataya siz düşmeyiniz. Kendinizi Bu istilacı Çinlilerden koruyun! Onlar Doğu Türkistan’da sadece silahla gelmediler. Pandalı objelerle, güler yüzle, şirin sözlerle ve hediyelerle gelirler. Sonrası ise tam bir facia oldu. Ülkemize geldiklerinde çıplak, aç susuz, perişan acınacak halde geldiler. Doğu Türkistan’a yalvararak ağlayarak ve kendisine acındırarak Uygurları kandırarak giren Çinliler bir daha asla çıkmadılar. Çinli sahtekar yalancı istilacılar önce canınıza kasteder ve sonra da vatanınızı elinizden zorla koparır alır. Ülkeleri 77 yıl önce işgal edilmiş, hayatın tüm sahalarında uyguladığı etnik soykırımla toptan yok edilmek istenen Uygur Kardeşlerinizin dramatik durumu gözümüzün önünde iken, gidip Çinlilerle bu kadar sarılıp sarmalanmak, “aile olduk” diye sevinmek ne ibretlik bir manzaradır Allah aşakına ! … Eyvahlar olsun, eyvahlar olsun! Başka diyecek hiçbir şey bulamıyorum!
” Çinlilerin Sözü Tatlı İpek Kumaşları Yumuşak”
Atamız Bilge Kağan 1300 yıl öncesinden bizleri uyararak Orhun Bengu Taşlarına şu ibretlik satırları kazıyarak bizleri uyarmıştır : “Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözüyle, yumuşak ipek kumaşıyla kandırıp uzak milletleri kendine yaklaştırırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş… Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok sayıda Türk milleti öldün; Türk milleti, öleceksin!” (Bilge Kağan – Kül Tigin Abidesi)