logo

trugen jacn
02 Eylül 2026

KATİL İSRAİL’İN GAZZE VE FİLİSTİN KATLİAMI İLE KATİL ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN SOYKIRIMI

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)

Geçtiğimiz günlerde kendisinin erkek hemşire olduğunu söyleyen  ne idüğü belirsiz  densizin biri     Müslüman Türklerin soykırımcı katili  Çin’in Ankara Büyükelçisini evine davet etti. Soykırımcı Çin’in ateist  Büyükelçisi  bu densizin evinde başörtülü hanımının yemek yaptığı mutfağına kadar giderek Mutfaklarını kirletti. Çünkü,Türk ailesinde evin mutfağı kutsaldır. Uygur Türklerinde mutfak kutsaldır  ve  her kes mutfağa sokulmaz. Hele bu Çinli gibi  dinsiz imansız soykırımcı Sapık rejimin temsilcisi olursa  evin bereketi kaçar ve melekler böylesi cenabet pisliklerin kirlettiği mekanı derhal terk eder.  Bu ferasetsiz aklı kıt ve    duygusuz yaratık  bu ziyareti utanmadan arlanmadan ve asla haya etmeden  paylaştığı videoda  ” Çin Büyükelçisi ailemizi  onurlandırdı.” sapkın cümlesi ile bu uğursuzun  kirletmesini  ”  Onur” sözü ile  dünyaya dekklare ederek milyonlarca müslüman Türk’ün beddabsını ve lateni ilan etti. Videoyu izliyorsunuz; mutfağa kadar girip tencerenin başındaki yemekleri inceliyor, ev sahibesi hanımefendiye övgüler diziyor. Bizim milletimiz hamarattır, kadınlarımızın eli lezzetlidir ve “Tanrı misafiri” diyerek kapısını açmayı sever, bunda bir sorun yok. O ailenin gözünden bakınca belki de son derece masumane bir heyecanla, misafirperverlik duygusuyla yapılmış bir şeydir.
Fakat milyonlarca soydaşımızı kendi kültüründen, dininden yok etmeye çalışan soykırımcı bir devletin temsilcisini evinde ağırlayıp bundan “onur duyduğunu” söylemek nasıl bir vicdandır? Yaşadığımız şu çağda evinde kimi misafir ettiğini bilmeyecek kadar şuursuz olabileceğine inanmak istemiyorum!
Daha da tehlikelisi, o videoda ev sahibi çıkıp diyor ki: “Gecenin en güzel sözü, Çin Büyükelçisi’nin ‘Biz artık çok güzel bir aileyiz’ sözü oldu…”
Eyvahlar olsun! Bakar mısınız bu söze?
Bu söz, o an yenen mantının ya da misafirperverliğin getirdiği sıradan, masumca sarf edilen bir cümle değildir! Bu söz, Çin devletinin Türk halkına yönelik sinsi ve şirin gösterilmeye çalışılan politikalarının bir başlangıç parolasıdır!
Bu aileyle Türk kamyonuna bu kadar samimi sıcakkanlı yakınlık pozları vermesi bir tesadüf değil! Son yıllarda Türkiye’de özellikle tesettür giyimde Çin’in geleneksel kıyafet motiflerinin moda adı altında işlenmesi, Çin mutfağının sevdirilmesi tesadüf değildir. Çin; bazen sosyal medya fenomenleriyle, bazen ücra bir köyde çatkapı çiftçi evine giren bir “turist” kılığıyla, bazen de böyle büyükelçilik ziyaretleriyle Türk halkının nabzını yokluyor. Her kılıkla içimize sızıp kendilerini bize “şirin, insancıl ve mutlu bir aile” olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar.
Görünürde ne kadar samimi duruyor değil mi? Ancak bu sözün ne kadar tehlikeli olduğunu biz Doğu Türkistanlılar 75 yıldır yaşayarak ödüyoruz!
75 yıl önce Doğu Türkistan’a gelen Çinliler de lüks araçlarla gelmediler; sefil, aç ve perişan halde geldiler. Uygur kardeşleriniz de tıpkı bugün sizin yaptığınız gibi “Tanrı misafiridir, insandır” diyerek onları evlerine aldılar. O kapı bir kere açıldı; 75 yıldır evimizi, yurdumuzu, dinimizi ve namusumuzu elimizden aldılar!
Biz Türk halkına “Gelin de Türkistan’ı kurtarın” demiyoruz; kendinizi koruyun! Onlar silahla gelmezler; pandalı objelerle, güler yüzle, şirin sözlerle ve hediyelerle gelirler.
Atamız Bilge Kağan binlerce yıl öncesinden bizleri uyararak Orhun Abideleri’ne şu sözleri kazıtmamış mıydı?
“Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözüyle, yumuşak ipek kumaşıyla kandırıp uzak milletleri kendine yaklaştırırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş… Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok sayıda Türk milleti öldün; Türk milleti, öleceksin!” (Bilge Kağan – Kül Tigin Abidesi)
Gözümüzün önünde 75 senedir işgal edilmiş, soykırıma uğrayan kardeşleriniz var iken gidip Çinlilerle bu kadar sarılıp sarmalanmak, “aile olduk” diye sevinmek… Eyvahlar olsun, eyvahlar olsun! Başka diyecek hiçbir şey yok!
EYVAHLAR OLSUN!
İSRAİL BÜYÜKELÇİSİ İLE MÜSLÜMAN BİR TÜRK AİLESİ “AİLE” OLDU VE ELÇİ ZİYARETİYLE O AİLEYİ ONURLANDIRDI DİYE BİR VİDEO DÜŞSEYDİ ÖNÜNÜZE, TEPKİNİZ NE OLURDU?
Gazze’nin katili İsrail Büyükelçisini evinizde ağırlarmıydınız? Onunla aynı masada yemek yermıydınız?
Şöyle bir gözünüzün önüne getirin… Geçen hafta İsrail’in Ankara Büyükelçisi sıradan bir vatandaşın, başı kapalı Müslüman bir Türk kadınının evine misafir olsaydı; buzdolabında ayetler asılı olan o evde mutfağa kadar girip pişen yemeklere övgüler dizseydi ve o aile de “İsrail Büyükelçisi evimize geldi, bizi onurlandırdı, biz artık bir aileyiz” diye videolar paylaşsaydı tepkiniz ne olurdu?
“Böyle bir şey nasıl olur!” diye yeri göğü inletirdiniz, değil mi?
Çünkü zalimin, katilin ve işgalcinin karşısında durmanın dini, dili, ırkı olmadığını haykırıyoruz. Bana göre ikisinin arasında hiçbir fark yok; ikisi de katil, ikisi de soykırımcı!
Peki, şimdi gerçeğe bakalım…
Share
32 Kez Görüntülendi.