ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DA YAPTIĞI NÜKLEER DENEMELER VE HALKIN ÖDEDİĞİ BEDELLER
UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)
Dünyanın önde gelen Haber Ajanslarından 29 Mayıs 2026’de Çin yönetiminin işgalindeki Doğu Türkistan’da 1964-1996 yılları arasında yaptığı nükleer denemeler ve bu denemeler sonucunda bu ülkede yaşayan Türk halklarının ödediği bedeller hakkında bir haber analiz yayınlamıştır. Ayrıca, haberde Çin işgal rejiminin son yıllarda bu tesislerde ilave bir çok askeri tesisler inşa etmekte olduğunu uydu görüntüleri başta diğer ulaşılan bilgiler de yar almaktadır. Reuters’in bu Haber/Analizinin özetini aşağıda Raporun bir özetini aşağıda yayınlıyoruz.(UYHAM)
Reuters, 29 Mayıs 2026’de, Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’ın Kumul bölgesinde bulunan Lop Nor Nükleer Deneme Tesislerinde 80’den fazla beton fırlatma rampası, güçlendirilmiş yeraltı sığınakları ve devasa bir “sekizgen komuta merkezi” de dahil olmak üzere büyük bir askeri ağın inşa etmekte olduğunu kanıtlayan bir haber analiz yayınladı.
Bu yüksek teknoloji ürünü çelik yapıların ardında, Çin’in bu ülkede “çevresel adaletsizlik” ve “yüksek teknoloji ürünü askeri kontrol”ün birleşimiyle yaratılan ve yarım yüzyıldır devam eden sistematik bir katliam ve acımasız bir baskı ve zulüm uygulamalarından ve bunlardan insanların nasıl hayatta kalabileceği ve buna bağlı olarak bölgedeki insani krizler ayrıntılı olarak ortaya konulmaktadır.
Çin işgal rejiminin gerekli ve yeterli önlemler almadan yaptığı nükleer denemeler sonucu ortaya çıkan insani krizler ana başlıkları ile şöyle ;
- 1964-1996 yılları arasında yapılan Nükleer denemeler ve Fiziksel Radyasyon Çağı : Nükleer denemelerin yapıldığı 32 yıl içerisinde bölgede yaşayan 1,48 milyon Uygur nükleer denelerden dolayı fiziksel olarak zarar gördü.(Fiziksel kalkan oldu. Buna karşılık işgalci ve Otoriter Çin rejimi bu süreçte yapılan bu denemeleri “Ulusal savunma Her Şeyden Üstündür.” propagandası ve bölgenin izole edilmiş ve tamamen kapalı kontrol sistemi altında, yerel sivil Uygurlar bu nükleer denemeler kalkanının masum kurbanları haline geldi.
16 Ekim 1964: Çin, işgalindeki Doğu Türkistan’ın Lop Nur bölgesinde ilk atom bombasını “başarıyla” patlattı. O zamandan beri Lop Nur, Malen Sahası adı ile Çin’in tek bilinen nükleer test sahası haline geldi.
1964- 1996 Yılları Arası : Çin, Lop Nur’da art arda 45 nükleer deneme gerçekleştirdi (bunlardan 23’ü yüzey ve atmosferik nükleer patlamaydı).
Japonya’daki Sapporo Tıp Üniversitesi’nde nükleer savunma uzmanı olan Prof. Jun Takada’nın “Çin’in Nükleer Testleri: İpek Yolu’nda Nükleer Patlama Felaketi” adlı bilimsel makalesinde yayınladığı bir bilgisayar radyasyon raporuna göre , Çin’in gerçekleştirdiği çok sayıda süper nükleer patlama, Plütonyum-239 gibi zehirli radyoaktif elementleri Teklemakan çölünün kumları ile birleşerek ölümcül bir “Nükleer kum fırtınası” yarattı. Bu radyasyonlu tozlar, batı rüzgarlarıyla kum fırtınaları şeklinde Kumul, Turfan, Korla ve Hoten gibi yoğun nüfuslu Uygur bölgelerine taşındı.
Yerel Uygur halkının karşı karşıya olduğu hayatta kalma krizi: Lop Nur Deneme Tesislerinin yer aldığı bölge yakınlarında yaşayan Toplam 1,48 milyon Uygur , bu denemelerden tamamen habersiz ve savunmasız bir şekilde bu radyasyondan direkt etkilendi. Daha sonra bunlardan yaklaşık 194.000 kişi lösemi, lenfoma ve mide kanserine yakalandı ve hayatlarını kaybettiler. Bu süreçte bölgede yeni doğan bebekler arasında anormal doğum oranı son derece yüksek olarak gerçekleşti.
29 Temmuz 1996 : Çin işgal yönetimi bölgedeki nükleer denemelere karşı uluslararası baskılar nedeniyle 30 Temmuz 1996’den itibaren nükleer denemeleri durduracağını açıkladı ve böylece gizlice büyük ölçekli bir nükleer patlamanın zeminini hazırladı.
2. Çin’in Karartılmış Bilgi kutusu ve 1996- 2024 arası devam eden sistematik sessizlik dönemi…
Çin yönetimi nükeer denemeler ile ilgili aldığı “Gizlilik Yasası”‘nı öne sürerek bu 28 yıllık süreçte radyasyona maruz bıraktığı Uygurları sistematik olarak yok etti. Nükleer denemeler ve patlamalar durmuş gibi görünse de, radyasyon zehirlenmesi ve sistematik kontrol zaman geçtikçe daha da acımasız hale geldi.
Çin hükümeti, denemeler sonrası oluşan durum hakkında tüm tıbbi bilgilere katı sansür uyguladı ve buna ait tüm şeffaf iletişim kanallarını kasıtlı olarak kesti.
Nükleer patlamanın 24.000 yıl süren zehirli etkileri: Nükleer füzyonda ölümcül plütonyum-239’un yarı ömrü tahmini hesaplama ile 24.110 yıl olarak tahmin edilmiştir. Bu madde sadece mineral kolloidler yoluyla yeraltı suyu sistemine derinlemesine yayılmakla kalmıyor, aynı zamanda mevsimsel sellerin getirdiği su akıntıları nedeniyle bölgede bulunan Tarım’ın bir kolu olan Könçi ırmağının Nehri’nin aşağı kısımlarını da periyodik olarak zehirlemektedir.
“Su, ot, atlar, insanlar, kum fırtınaları ve Diğerleri : Biyolojik bir zincirleme yoluyla çevreye hızla yayılan bu zehir, yerli halkın kemiklerinden geçerek omuriliklerine yerleşiyor ve ömür boyu orada kalıyor, onların genlerini yok ediyor…
Tıbbi Bilgi ve İletişim Teknolojisi: Çin yönetimi Nükleer denemelerle ilgili olarak On yıllarca Uygurlar arasında görülen en yüksek kanser oranları ve çevresel radyasyon verileri gizli tutmaya devam ediyor.
Japon Profesör Jun Takada’nın Lop Nur nükleer denemesi üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda ortaya çıkardığı radyasyon zehirlenmesi kurbanlarının listesini yayınladı. Ancak, Çin işgal rejimi bu yayınlanan bu listedeki insanların ” Çin’in hukuk ve tıp kayıtlarında mevcut değildir.” açıklaması ile reddetti.
Çin rejimi Nükleer testler sonucu zehirlenenlere herhangi bir yasal tazminat veya özel tedavi sağlanmadı. Nükleer denemelerden Zehirlenen kurbanların tamamının sıradan hastalar olarak kabul etti ve bu ölenleri “hastalıktan öldü” olarak kabul ve ilan etti. Onlara ait tüm kayıt ve bilgileri kendi sisteminden silerek tamamen yok etti.
3. 2024 yılının ortaları: Uydu görüntüleri, Çin seddinin başladığı Kumul kenti çevresindeki çöllerde büyük kıtalararası balistik füze (ICBM) silolarının inşaatının tüm hızıyla devam ettiğini gösteriyor.
Nisan-Mayıs 2026: Yeni uydu gözlemleri, Kumul’un kuzeyindeki “sekizgen Komuta Merkezi/ kompleks” çevresinde askeri araçların, çadırların ve hava savunma füzelerinin sayısında hızlı bir artış olduğunu ortaya koyuyor.
29 Mayıs 2026: Reuters, Çin’in Kumul’daki üç büyük “sekizgen kompozit” üssün çevresinde 80’den fazla beton fırlatma rampası, güçlendirilmiş yeraltı sığınakları ve özel askeri demiryolu ağı inşa ettiğini doğrulayan önemli bir rapor yayınladı.
Çin’in Yurt dışındaki iki yüzlü Riyakarlıklar: ÇKP Dikta rejiminin(Üstatlarının) yönlendirmesiyle, kendilerini “Çin’i demokratikleştirme” olarak adlandıran yurtdışındaki kuruluşlar, uluslararası araştırmacılardan şunları yapmalarını istediler: Çin’in yaptığı nükleer denemelerin kurbanları Uygurlar üzerinde yürüttüğü soruşturma ve araştırmalara göz yummayı tercih etmeyi sürdürüyor.
Yurtdışındaki Çinli veya Uygur siyasi örgütleri neden bu konuyu bilerek görmezden geliyor?
- Çünkü konuşma gücü tamamen arkalarındaki ÇKP’li yöneticilerin elindedir.
- Yurtdışındaki “eğitim” kuruluşlarına ayrılan fonlar, Batı ülkelerindeki vakıflar ve siyasi kurumlar tarafından ayrılan fonlarla belirlenir.
- Fon sağlayan İşverenlerin(Çin’in) şu anki en büyük hedefi, ” Küresel tedarik zincirini aksatmak” veya “Uygurların Köle/İşçi olarak “zorunlu çalıştırma” sorunları yoluyla Çinli işletmelere saldırmaktır.
Nükleer Atıklar İşe yaramaz atık olarak bir kenara atıldı: Maddi gelir olarak dönüştürülemeyen tarihi nükleer atıklar, sermaye defterlerinde “değersiz atık” olarak kabul ediliyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerindeki ofis binalarında fonlamayı sürdürmek için kuruluşlar, sahiplerinin çalma listelerine göre dans etmeyi tercih ediyor.
Çözüm:
- Çin’in 1964-1996 yılları arasında gerçekleştirdiği çoklu süper nükleer patlamaların ilk aşaması, Uygurlara “milyonlarca sakine fiziksel ve genetik radyasyon” getirirken, 2024-2026 yılları arasındaki ikinci aşama ise Uygurlara giderek artan sayıda bulaşıcı olmayan hastalık ve kirlenmiş ve kirlenmemiş arazilere yüzün üzerinde bomba silosunun inşası yoluyla askeri baskı getirmiştir.
Referans materyalleri için bilimsel kaynaklar ve doğrulama bağlantıları:
Profesör Jun Takada’nın bilimsel kitabı: “Çin’in Nükleer Testleri: İpek Yolu Üzerindeki Nükleer Felaket”
Japonya’nın resmi yayın organı “Scientific American”da Profesör Jun Takada’nın radyasyon yayılım modelinin analizi.
BMPO
(BM) Lop Nur Nükleer Santrali’nin Ekolojik Kalıntılarına İlişkin Uluslararası Rapor
Japonya Radyasyondan Koruma Bilgi Merkezi (RPIC)