Dursun Özden( Kariz Araştırmacısı)
Modern Seyyah, Yoleri Gezgin Derviş’inin yolu Orta Asya’ya, Çin coğrafyasındaki Doğu Türkistan’a düştü. Dünyanın 99 haline tanıklık eden, belgeselci ve araştırmacı gezgin yazar Dursun Özden imzasıyla; son olarak Uygur Özerk Bölgesine yaptığı gezi, araştırma ve belgesel çekimleri kapsamında; Orta Asya’da, birlikte yaşama kültürünü ve kolektif bir kamu iradesinin ürünü olan; tüm dünyada, Orta Asya ve Taklamakan Çölü’nün ortasında 6 bin yıldır hala yaşatılan Uygur Su Medeniyetini araştırdı, belgeledi ve yazdı…
Daha batıda Atina, Roma, Londra ve Madrit kent devletleri yok iken; zamanımızdan 6 bin yıl önce, Tanrı Dağları’ndan başlayan ve Turfan Havzasına uzanan; Taklamakan Çölü’nün 120 metre altında ve toplam 5100 kilometre uzunluğunda KARIZ (kar izi-yeraltı su yolu) kanalları inşa edildi. Bir mühendislik ve matematik harikası olan bu su yapıları; Uygur Bölgesinde Turfan, Kumul, Toksun ve Kaşgar ve diğer bölgelerde yaşayan ve ileri tarım-ziraat ile uğraşan Uygur Türkleri tarafından yapıldı.
Farsça kökenli bir sözcük olan Karız: Kar izi, yer altı su yolu, lağım, kehriz, keriz, ganat, uyun, hattarat, aflaj, falaş, galeri ve tünel anlamına gelmektedir. Zamanımızdan 6 bin yıl önce Orta Asya’da, Uygur Türkleri tarafından yapılan ve Bir Uygarlık Harikası olarak adlandırılan, Turfan havzasındaki Karız yer altı su kanalları sistemini ve Antik Yarnaz Kentini inceleyen Özden, Uygar Asya ve Türk tarihine bir ışık tuttu. Ata yurdu Asya’dan, Ana vatan Anadolu’ya uzanan ve tüm anakaraları kapsayan Türk Kültürünün izlerini sürdü.
Yusuf Has Hacip’ten Mevlana’ya, Atatürk’ten uzak doğuya kadar uzanan Avrasya güvenlik ve kültür kuşağı yanı sıra; Çin’in eski başkenti Şian’dan başlayan Turfan kentinde mola veren Kaşgar, Taşkent Semarkant ve Buhara’dan geçerek ve İstanbul’a ulaşan Tarihi İpek Yolu Projesi, günümüzde de bu önemini korumaktadır.
Turfan’daki Süleymanşah Külliyesine can veren Uygur Karızları; Çin genelindeki ikinci büyük teknoloji harikası olarak vurgulanıyor. Ayrıca; Lut Gölü’nden sonra, dünyanın ikinci en çukur kara parçası (-154 metre) olan Ay Gölü’de bu havzada bulunmaktadır. Bu göle, eşeğine ters binerek gelen ve yoğurt mayalayan, Uygurların Nasrettin Efendisi’nin fıkraları da bir başka kültürel mirasın canlı tanıklarıdır…
İnsanlığın yarattığı en eski uygarlık miraslarından biri olan Turfan Uygur Karızlar; Batı merkezli araştırmacıların ve tarihçilerin, Asya ve Türkistan Kültürü üzerine yaptığı standart ve stratejik yalanlarını, saptırmalarını ve küresel tezlerini çürütüyor.

Karızlar başta diğer yeni bulgular Türklerin; kara kıl çadırlarda yaşayan, göçebe, çoban, cengaver, barbar, cahil, geri ve ilkel topluluklar olmadığını gösteriyor.
Aksine, daha Batıda Atina, Isparta ve Roma Kent devletleri yokken, Uygur Türklerinin; yerleşik kent kültüründe, İpek Yolu üzerindeki ticarette, sanatta ve ziraatçılıkta ileri deneyimlere sahip oldukları ortaya çıktı. Rus, Çin, Uygur, Türk ve bazı Batılı bilim adamlarının son dönem çalışmaları sonunda; Asya halklarının tüm farklılıklarına karşın, Batıdan daha eski ve köklü uygarlıklara sahip oldukları, köklü ve sürekli devlet geleneği, güçlü ordu ve kolektif irade ile Karız gerçeğinde somutlaşan barış ve refah birlikte yaşama kültürünü özümsedikleri belgeleniyor.

Turfan Uygur Karızları
Karizlerin Uygur Bölgesi dışında İran, Irak, Afganistan, Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan, Ürdün, Umman, Suriye, Yemen, Suudi Arabistan, Cezayir, Orta ve Doğu Avrupa, İspanya, Latin Amerika, Kuzey Amerika ve Anadolu (Van, Hasankeyf, Urfa, Kemaliye, Gümüşhane, Bayburt, Tarsus, Niğde, Konya, Karaman, Mersin, Adana, Osmaniye, Erzurum, Amasya, Tokat, Malatya, Antalya, Muğla, Aydın, Denizli, İzmir, Bergama, Çanakkale, Edirne, Tekirdağ, İstanbul ve Kocaeli ve diğer coğrafyalarda de Karız-Keriz-Kehriz-Kerhiz bulunmaktadır. Anadolu Karızlarını de , dünyanın en eski (MÖ:11000) su medeniyeti olduğunu da Urfa Göbeklitepe’de kayıt altına aldık ve belgeledik.
Uygur bölgesi(Doğu Türkistan) topraklarında bulunan Turfan, Kumul ve Toksun bölgelerindeki tarihi Karız yer altı su kanalları hala çalışıyor ve insanların yaşamına katma değer kazandırmaya devam ediyor. Karizler Taklamakan Çölü’nün ortasındaki bu yeşil havzalara Karız su kanalları yaşam veriyor. Binlerce yıldır süren ileri ekstansif tarım uygulaması, yerleşik yaşam kaynağı olmuştur. Karızların yapılış ve bu günlere gelişi ise, bir teknoloji harikasıdır. Özellikle o dönemin koşullarında, kazma tekniği ve yer altında yön bulma yöntemleri, bu işin gizemini ve uygarlık harikası özelliğini vurguluyor. Karız sularının getirilmesi, paylaşımı ve korunması, bir özgün üretim ilişkisini, bir kolektif yaşam kültürünü oluşturuyor. Arap harfleriyle yazan ve Uygur Türkçesiyle anlaşan Müslüman Karızcılar, modern camilerde ibadet yapıyor ve kendi Ata gelenek ve göreneklerini sürdürüyor. Bölgede yaşayan Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar, Salurlar, Salalar, Tatarlar, Özbekler ve diğerleri ; Müslüman, Budist, Hıristiyan ve öteki inanca mensup insanlar bir birleri ile yanı komşularıyla gül gibi geçiniyorlar. Bölgede yaşayan tüm halklar düğün, bayram, ölüm, hasat, üretim ve yaşamın her alanında dayanışma içinde olmuşlardır. Bölgenin en köklü kültürüne sahip olan Uygur Türkleri, 13 milyon nüfusu ile birlikte yaşamın mayası özelliğinde. Uygurların kullandıkları sözcük ve deyimlerin çoğu Anadolu Türkçesi ile bire bir aynıdır. Kariz Ustası Karızcı Uygurlar, kız çocukları doğduğunda isimlerini koyarken adlarının sonuna gül sözünü ekliyorlar. Örneğin ; Badegül, Arzugül, Ayşegül… gibi. Erkek çocuklara ise can eki konuyor. Tursuncan, Mehmetcan, Alican… gibi.

Uygurlar ve Cem Toplantıları
Uygurlar, haftalık iş ve dost toplantılarına cem bolmak/Toplanmak diyorlar. Cem sonrası, sokak ve caddelerde kurulan açık hava lokantalarındaki sazlı-sözlü eğlence toplantılarında dolan dansı ve Şaman dansı yapıyor ve Yaradanına şükran ve ibadet niyeti ile yüksek sesle Hikmetler/Hükmetler okuyarak Semah dönüyorlar. Anadolu’daki Bektaşi kültürünün kaynağı, Orta Asya mı? Ayrıca, Bayburt ve Gümüşhane Karız-Kehrizlerini inceleyen ünlü İtalyan gezgin Marco Polo, Uygur Karızlarını görünce oldukça etkilenmişti. Uygurların yıllardır yedikleri hamurdan ince ip şeklinde kesilerek yapılan ve Lağmen adını verdikleri erişteden esinlenip, ülkesine döndüğünde İtalyanların meşhur spagetti dedikleri makarna yemeğinin kaynağı da Doğu Türkistanlı Uygurlardır.
Aslında Asya’nın merkezi de burada yanı Doğu Türkistan’dadır. Çin yönetiminin Uygur Bölgesindeki Çince Yunfinşan olarak tanımladığı bir Uygur kasabasında bulunan bir yerin, Asya’nın coğrafi merkezi olduğu ve (x,y,z) koordinatlarının (0) olduğu bilinmektedir. Burada, Türkiye başta olmak üzere, tüm Asya ülkelerini anımsatan bir ortak anıt de bulunmaktadır. Ayrıca, Lübnan’da bulunan Lüt Gölünden sonra, dünyanın en büyük ve en derin kara parçası olan ve Çinin en büyük tuz gereksinimini karşılayan Aydın Köl Göl Ateş Gölü deniz seviyesinden (-154 m) daha aşağıda olup, sıcaklıklar Ağustos ayının ortalarında +83oC.’e kadar çıkmaktadır. ) Adeta bir yarımadayı andıran Antik Yargul (Yarnaz) Kenti ise, MÖ 460’da yapılmış olup, Turfan havzasında ve İpek Yolu üzerinde, mimari dokusu ve kentsel yaşam özellikleri bakımından kendine özgün ve özel olup, araştırmacılara temel bir kaynak olmaktadır. Turfan’da bulunan eski Uygur Hükümdarları Süleyman Şah ve Tursun Han Medresesi görülmeye değer tarihi güzellikte olup, Turfan’nın kuzey batısında bulunan Karız Cenneti Müzesi; üzüm bağları, dut ağaçları, sebze ve meyvelerin arasında tam bir cennet görünümündedir.






