Nurettin Akçay’dan çarpıcı analiz: Çin’in Türkiye’deki kamu diplomasisi görülmedik yoğunluğa ulaştı Son bir yıldır Ankara’daki diplomasi çevrelerinde Çin’in Türkiye’ye yönelik kamu diplomasisi faaliyetleri hem sıklık hem kapsam bakımından belirgin şekilde arttı. Çin-Türkiye ilişkileri uzmanı Nurettin Akçay’a göre bu artış, BYD’nin Manisa fabrika yatırımını askıya almasıyla oluşan Çin karşıtı havayla kısmen ilişkilendirilse de aslında çok daha köklü ve planlı bir stratejinin parçası. Elite engagement ve vitrin diplomasisi Çin, “elite engagement” (seçkin angajmanı) yöntemini kullanıyor. Gazeteci ve kanaat önderlerini özenle seçilmiş programlarla ülkesine davet edip kontrollü bir imaj sunuyor. Bu yaklaşım “showcase diplomacy” (vitrin diplomasisi) olarak da biliniyor: Gösterilmek istenen unsurlar öne çıkarılırken diğerleri görünmez kılınıyor. Akçay’a göre Çin bu stratejide kısmen başarılı; kamuoyu algısını tamamen değiştiremese de radikal karşı kampanyaların oluşmasını engelliyor. Odak noktası: Uygur meselesi Türkiye, Uygur diasporasının en yoğun yaşandığı ülkelerden biri ve Çin’in Uygur politikasına destek vermeyen neredeyse tek Müslüman ülke konumunda. Bu nedenle faaliyetlerin temel amacı Türk kamuoyunu bu konuda yumuşatmak. Davet edilen gazetecilerin büyük kısmı özellikle Uygur bölgesine götürülüyor. Temmuz ayında İsmail Saymaz, Özlem Gürses, Türker Ertürk ve Mehmet Ali Güler gibi isimler bölgeye götürüldü; yazıları T24, Habertürk ve Sol gibi mecralarda yayımlandı. Muhalefet partilerine açılım Çin, iktidar odaklı diplomasisinin ötesine geçerek Yeniden Refah Partisi (YRP) ve Zafer Partisi gibi muhalif partilerle de ilişki kuruyor. Özellikle YRP ile son üç ayda altı ayrı temas gerçekleşti. Bunlar arasında Çin Komünist Partisi yetkilisinin Fatih Erbakan’ı ziyareti, Suat Kılıç başkanlığındaki heyetin Çin gezisi ve büyükelçi düzeyinde karşılıklı görüşmeler yer alıyor. Aynı dönemde Fatih Erbakan’ın yıllardır yaptığı 5 Temmuz Urumçi anma paylaşımını bu yıl yapmaması dikkat çekti. Kurumsallaşan nüfuz ağı Ocak 2025’te göreve başlayan Büyükelçi Jiang Xuebin döneminde faaliyetler büyükelçilik merkezli hale geldi. Yaklaşık 18 ayda 210’u aşkın belgelenmiş temas gerçekleşti. Bu tempo, sistematik bir angajman stratejisine işaret ediyor. Medyada da yansımalar görüldü: Büyükelçinin isimsiz makalesi Sabah’ta yayımlandı, Xi Jinping’in kitabı A Haber’de tanıtıldı. Akçay’a göre bu tablo, Çin’in Türkiye’ye yönelik kamu diplomasisini uzun soluklu ve çok katmanlı bir strateji olarak okumak gerektiğini gösteriyor. Esas hedef, Uygur meselesi etrafındaki algıyı yönetmek ve olası karşı kampanyaların önünü almak.