Dr.Nurettin Akçay
Doktora öğrenimini Çin’in Şanghay Üniversitesinde tamamladıktan sonra da bir süre bu Üniversitede öğretim üyesi olarak çalışan Dr, Nurettin Akçay Çin’deki insan hakları ihlalleri hakkında yazdığı yazılar ve dillendirdiği ÇKP rejiminin olumsuzlukları ile Çin gerçekleri için ÇKP’nın hışmına uğramış ve hatta kendisinin Doktora ünvanını geri alınacağı ile tehdit edilmişti. Bunun üzerine Dr. Akçay Çin’in bu tehditlerini umursamadığını ve gerçekler yazmaya devam edeceğini açıklamıştı. Sayın Dr.Akçay son yazdığı çarpıcı analizinde Çin’in Türkiye’deki kamu diplomasisinin görülmedik yoğunluğa ulaştığını sahadan örnekleri ile ortaya koyuyor.
Son bir yıldır Ankara’daki diplomasi çevrelerinde Çin’in Türkiye’ye yönelik kamu diplomasisi faaliyetleri hem sıklık hem kapsam bakımından belirgin şekilde arttı. Bu artış, Çin otomotiv Firması BYD’nin Manisa fabrika yatırımını askıya almasıyla oluşan Çin karşıtı havayla kısmen ilişkilendirilse de aslında çok daha köklü ve planlı bir stratejinin parçası. Elite engagement ve vitrin diplomasisi Çin, “elite engagement” (seçkin angajmanı) yöntemini kullanıyor.
Türkiye’den Gazeteci ve kanaat önderlerini özenle seçilmiş programlarla ülkesine davet edip kontrollü bir imaj sunuyor. Bu yaklaşım “showcase diplomacy” (vitrin diplomasisi) olarak da biliniyor: Gösterilmek istenen unsurlar öne çıkarılırken diğerleri görünmez kılınıyor. Çin bu stratejide kısmen başarılı; kamuoyu algısını tamamen değiştiremese de radikal karşı kampanyaların oluşmasını engelliyor.
Çin Türkiye İlişkilerinde Odak Nokta ; Uygur Meselesi
Çin Türkiye ilişkilerinde Odak noktasının Uygur Türkleri meselesi olduğu kesin bir gerçek. Türkiye, Uygur diasporasının en yoğun yaşandığı ülkelerden biri ve Çin’in Uygur politikasına destek vermeyen neredeyse tek Müslüman ülke konumunda. Bu nedenle Çin’in bu faaliyetlerinin temel amacı Türk kamuoyunu bu konuda yumuşatmak. Davet edilen gazetecilerin büyük kısmı özellikle Uygur bölgesine götürülüyor. Temmuz ayında İsmail Saymaz, Özlem Gürses, Türker Ertürk ve Mehmet Ali Güler gibi isimler bölgeye götürüldü; yazıları T24, Habertürk ve Sol gibi mecralarda yayımlandı. Muhalefet partilerine açılım Çin, iktidar odaklı diplomasisinin ötesine geçerek Yeniden Refah Partisi (YRP) ve Zafer Partisi gibi muhalif partilerle de ilişki kuruyor. Özellikle YRP ile son üç ayda altı ayrı temas gerçekleşti. Bunlar arasında Çin Komünist Partisi yetkilisinin Fatih Erbakan’ı ziyareti, Suat Kılıç başkanlığındaki heyetin Çin gezisi ve büyükelçi düzeyinde karşılıklı görüşmeler yer alıyor. Aynı dönemde Fatih Erbakan’ın yıllardır yaptığı 5 Temmuz Urumçi anma paylaşımını bu yıl yapmaması dikkat çekti. Kurumsallaşan nüfuz ağı Ocak 2025’te göreve başlayan Büyükelçi Jiang Xuebin döneminde faaliyetler büyükelçilik merkezli hale geldi. Yaklaşık 18 ayda 210’u aşkın belgelenmiş temas gerçekleşti. Bu tempo, sistematik bir angajman stratejisine işaret ediyor. Medyada da yansımalar görüldü: Büyükelçinin isimsiz makalesi Sabah’ta yayımlandı, Xi Jinping’in kitabı A Haber’de tanıtıldı. Akçay’a göre bu tablo, Çin’in Türkiye’ye yönelik kamu diplomasisini uzun soluklu ve çok katmanlı bir strateji olarak okumak gerektiğini gösteriyor.
Çin’in Türkiye’de yoğun olarak sürdürdüğü Yoğun Kamu Diploması faaliyetlerinin Esas hedef, Türk kamu oyundaki Uygur meselesi hakkındaki algıyı yönetmek ve olası karşı kampanyaların önünü almaktır