RFA UygurUYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM) 

Tokyo’da yaşayan   Bağımsız  Gazeteci ve  insan hakları araştırmacısı  Patrick Poon,  Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da yaşayan Türklere karşı baskı zulüm ve insan hakları ihlallerini  ayrıntıları ile ortaya  koyan bir araştırma  yazısı kaleme alarak yayınladı. “Çin, Terörle  savaşını Uygurlara karşı  Baskı ve  Zulme Nasıl Çevirdi ? başlığını taşıyan bu yazı  Özgür Asya radyosu(rfa.org/Uyghur) Uygurca servisince Uygurcaya aktarılarak yayınlandı. Gazeteci ve İnsan Hakları Araştırmacısı Poon yazısında, Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da  uyguladığı ağır insan hakları ihlalleri ile   insanlık suçlarını 11 Eylül 2002 Terör Saldırılarından sonra günümüze kadar  geçen 25 yılı analiz ediyor ve Pekin’in  ABD’nın başlattığı küresel terörizmle mücadelesini istismar ederek  Uygurların inançlarını, kültürünü ve milli  kimliğini sistematik  olarak yok etme girişimlerini ayrıntıları ile ele alıyor.   

Yazının özeti  ana başlıkları ile şöyle ;

“Üç Güç İle Mücadele” : Çin  işgal rejiminin “Terörizm, Aşırıcılık ve Ayrılıkçılık ile Savaş”  tanımı ile kamufle ettiği  “üç güçle” mücadele bahanesiyle   bir  dizi yasa ve düzenlemeler  çıkararak uygulamaya koyduğu anlatılıyor. Özellikle 2015 tarihli “Terörle Mücadele Yasası” ve yakın zamanda yürürlüğe giren “Etnik Birliğin Geliştirilmesini Teşvik Yasası” ile sıradan dini faaliyetler ve etnik gelenekler suç kapsamına alınmıştır. Ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Profesör İlham Tokti’nin davası, Pekin’in sözde “birleşme” sloganı ile fiili baskı politikası arasındaki çelişkinin açık bir kanıtı olarak sunulmaktadır. Çin, Uygur bölgesinde Terörizm ile Mücadele bahanesi ile Uygurlara karşı insanlık suçları işlemektedir. BM. başta ülkeler ve Uluslararası toplum Çin’in  Uygurlara yönelik bu insanlık suçlarının  derhal durdurulması için Çin’e karşı  etkili ve acil önlemler almalıdır. 

Çin Zulmünün  Mağdurları,Tanıkları ve Uygur Aktivistleri Anlatıyor  

Patrick Poon’un  makalesi için   diasporada yaşayan bazı  Uygur  Mağdurlar Tanıklar ve  İnsan Hakları aktivistleri ile raportajlar yaptı ve onların  anlatımlarına da yazısında  yer verdi. Makalede  yer alan Doğu Türkistan’daki  Çin zulmünün  bazı  mağdur ve tanıkları ile  bazı  insan hakları Aktivistlerinin  ifadeleri şöyle;

Ruşen Abbas (Uygur Hareketi’nin  Direktörü-ABD) Çin işgal rejimi  Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini dile getirdiğim  için Urumçi’de yaşayan emekli Tip doktoru Ablam  Dr.Gülşen Abbas’ı intikam amacı ile tutukladı ve  2028’den beri  hapiste tutuyor. Günümüzde Çin’in Doğu Türkistan’daki baskı, zulüm ve insanlık suçları artık bir etnik soykırıma dönüşmüştür.  Ama ben bütün bunlara rağmen mücadelemden asla  vaz geçmeyeceğim. 

Gülçehre Hoca(Gazeteci Yazar ve İnsan Hakları Aktivisti -ABD) :  Özgür Asya radyosu Uygurca bölümünde  muhabir ve yazar olarak çalıştığım ve Çin’in  ülkem Doğu Türkistan’daki İnsanlık suçlarını ifşa ederek  uluslararası topluma duyurduğum için beni ve aile üyelerimi  “Terörist Listesine” aldı ve bazılarını tutukladı. Halbuki onların  Terörist olarak yaftalanmasını gerektirecek  hiç bir suçu veya eylemi yoktur. Sadece benim ailemin üyeleri olmalarının dışında. Uzun yıllar Çin hapishanesinde tutulan Kardeşim Kayser Hoca serbest bırakıldıktan sonra kısa bir süre sonra evinde aniden rahatsızlanarak şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti.  80’lı yaşlardaki  Tarihçi ve Arkeolog Babam ve Annem ev hapsinde . Ben halkımın özgürlüğü ve ihlal edilen insan haklarının yeniden  kendilerine iade edilmesi yolundaki mücadelemden asla vaz geçmeyeceğim. 

Abdürrahim Gani(Uygur İnsan Hakları Aktivisti Yazar Hollanda) : Ben 2018’den beri har hafta sonu başkent Amstırdam’ın Doom meydanında yaptığım  etkinlikte  İşgalci Çin’in ana vatanımda yaşayan aileme ve tüm halkıma yönelik insanlık suçları ile baskı ve zulümlerini insanlara anlatıyor ve ülkemdeki bu   acımasız ve vahşi uygulamaların sona erdirilmesi için beni  ziyaret eden insanlara İşgalci Çin rejimine baskı yapmalarını talep ediyoruum. Ayrıca,  Uygurların  Çin işgal ve sömürge rejimine karşı   yasal ve barışçıl direnişinin temel bir insan hakkı olduğunu ve   bu direşin asla  terörizm  olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Bunun için İşgalci Çin benim yaşlı babamı ve ailemden onlarca kişiyi tutuklayarak hapsetti. Benim barışçıl  ve yasal yollardan yaptığım bu protesto eylemi,   sömürgeci Çin  yönetimine karşı bir tepkidir.  Doğu Türkistan’da yaşayan halkım temel insan haklarına ve özgürlüklerine kavuşuncaya kadar ben bu eylemlerimi sürdüreceğim.

Yalkun Uluyol -İnsan Hakları İzleme Örgütü(HRW) Araştırmacısı Yalkun Uluyol : Çin’in Doğu Türkistan’da  şiddet ve baskılara dayalı bu uygulamaları ile gerçek bir barış sağlayamayacağı gibi   bölgeye  demografik asimilasyon amacı ile yerleştirdiği  etnik Çinli Göçmenler ile Uygurlar arasında da  asla bir barış ve  birlikte yaşama ortamı da temin edemeyecektir.   Çin rejimi eğer bölgede gerçek anlamda bir barış ortamı  ve  barış sağlamak istiyor  ise, öncelikle  Uygurlara kendi kimlikleriyle anavatanlarında   temel insanı haklarına sahip olarak yaşama ve kendi kaderlerini belirleme hakkı vermelidir. Bölgedeki etnik sorunlar ancak böyle  çözülebilecektir.  

Norveç’te yaşayan Uygur   eğitimci ve yazar Abdülveli   Eyup ile Landra’da yaşayan   uygur Sanatçı yazar ve aktivist Aziz Elkun ise, Uygurların Çin işgal rejimine yönelik yasal ve barışçıl eylemleri asla terör eylemi olarak tanımlanamaz. Ayrıca   Uygurların bireysel olarak yaptıkları tepkisel eylemleri  için tüm Uygur halkı  suçlanamaz. Bireysel suçların tüm bir ulusa atfedilemeyeceği  asgari bir uluslararası hukuk kuralıdır. 

Uluslararası Toplum Çin’in Uygurlara Karşı  İşlediği İnsanlık Suçlarına karşı  Acil Önlemler Almalı

Japon asıllı bağımsız Gazeteci ve insan hakları aktivisti   Patrick Poon, Makalesinin sonuç kısmını  şu çarpıcı cümleler ile n sonlandırıyor : ” Çin’in işgalindeki Uygur bölgesinde  “Güvenlik ve  Etnik Birlik” bahanesiyle Uygurlar başta tüm Türk halklarına yönelik  insanlık suçlarının durdurulması için  uluslararası toplumu   Çin’e karşı  etkili ve acil önlem almaya çağırıyorum ” sözleri ile tamamladı.