logo

trugen jacn

TAYVANLI YAZAR PAİ’NİN YENİ KİTABI : ” UYGUR DİASPORASININ SÜRGÜNDEKİ YOLCULUĞU”

Hsiao-Hung Pai ve yeni kitabı.

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MEREKEZİ(UYHAM)

Roma merkezli BitterWinter.org(Acı Kış) haber Sitesi yazarı Ruth ingram   Tayvan  asıllı ABD’lı yazar Hsiao-Hung Pai’nin  son  yazdığı “Sürgünde  Yaşayan Uygur Diasporasının Yolculuğu” adlı kitabına dair bir inceleme yazısı kaleme alarak yayınladı. Yazar ve eleştirmen İngman  kitap tanıtım yazısında Çin’in  işgalindeki Doğu Türkistan’daki baskı, zulüm  etnik ayırımcılık ve soykırım uygulamalarından kaçarak dünyanın dört bir yanına  dağılan Uygur sığınmacıların  dramatik hayatını  gözler önüne seriyor. Yazar İngram  sürgündeki   bazı  Uygur Aydınları ile  raportajlar yaparak hazırladığı kitabı için  : ”  Yazar Pai’nin bu kitabı Sürgündeki Uygur diasporasının ülkelerindeki Kardeşlerinin kültürel  olarak yok edilişini, onların toptan göz altına alınarak Çin tipi toplama kamplarına  hapsedilmesi başta bir çok insanlık dışı uygulamaların  ileriye dönük ve  uzun vadeli bir Uygur kimliğinin yok edilmesi   olduğunun   çok iyi şekilde farkındalar ve biliyorlar. Ayrıca, BM. başta uluslararası  toplumun Çin’e karşı baskılarının  Uygur kimliğinin korunması noktasında  nasıl  bir  değerli hazineye dönüştürdüğünü titizlikle belgeleyen bir anlatımla ortaya koyuyor.” çarpıcı sözleri ile yorumluyor.

ABD.lı Yazar Hsiao-Hung Pai ve yeni kitabı : “Uygur Diasporasının Sürgün Yolculuğu 

Çin asıllı ABD’lı yazar Hsiao-Hung Pai’nin  son kaleme aldığı “Uygur Diasporasının Sürgün Yolculuğu Cambridge yayınlarından(Ethics International Press, 2026)   kitabı geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Bu kitap Uygur diasporasının  yaşadıkları ülkelerdeki  sosyal uyumsuzluklar  ile onların tüm aile bireyleri ile birlikte nesiller boyu süren  ağır travmasını ele alıyor . Uygurların  Sürgündeki hayata uyum sağlamak için  gösterdikleri cesur  girişimlerini ama  bu girişimlerinin çoğu zaman sonuçsuz  kaldığına dair   gerçekleri de  içeriyor.  Uygurların ana vatanlarından binlerce km. uzaktaki ana vatanlarına karşı  asla dinmeyecek bir ana yurt   hasret ve özlemiyle  nasıl boğuştuklarını gözler önüne sürüyor.  

  • Diasporada sürgün hayatı yaşayan Uygurların bir çocuğuna asla memleketlerini bir daha asla ziyaret edemeyeceğini veya bir kez olsun orada yaşayan  büyükanne ve büyükbabasına sarılamayacağını ne zaman söylersiniz?
  • Onlara, kuzenleriyle, teyzeleriyle ve amcalarıyla ana dillerini bir daha asla konuşamayabileceklerini ve hatta tamamen kaybedebileceklerini ne zaman  haber vereceksiniz ?  
  • Onlara  Uygur kültürü örf adet, gelenek ve göreneklerinin Çin yönetimince  nasıl  yavaş yavaş yok edildiğini,  ana vatanlarında yaşayan halklarının nasıl  silinerek yok edildiklerini  ve  onların topraklarının  nasıl el değiştirildiğini  ülkesinin zengin doğal kaynaklarının nasıl  sömürgeleştirildiğini   ne zaman ve nasıl anlatacaklar ? 
  •  Toplama kamplarında esir tutulan   Kardeşlerinin, Amca, Dayı ve kuzenlerinin  Köle/İşçi olarak  zorla nasıl  çalıştırıldıklarını  Çin yönetiminin Onların  köle işçiliği  üzerinden  acımasızca nasıl   sömürüldüğünü ve onların  diğer hür  Uluslara ucuz mal üreten küresel tedarik Firmalarına  nasıl  ucuza satıldığını söylemenin doğru zamanının  ne zamanın ne olduğunu nasıl anlatacaklar  ?

Bir ülke ve  toplumdaki sosyal krizlerin asıl mağduru masum çocuklardır ve bu krizlerde  Çocukları  daima arada kalırlar. Kimisi sorunsuz bir şekilde uyum sağlar; kimisi ise iki dünya arasında parçalanır. Sıklıkla, ebeveyn sürgünü kalıtsal bir durum haline gelir.

 Uygur Kadın Kahramanları  : Kaşgarlı ve Kazakistanlı Nazuğumlar

Yazar Pai’in Kitabının ana  çerçevesini  Uygurların Kahraman Kadınlarından  18.yüzyılda yaşayan Kaşgarlı Nazuğum ile 21.yüzyılda Kazakistan’da yaşayan  iki Nazugum oluşturuyor.  

Kaşgarlı Nazugum  :  1800’lı yılların başında  kaşgar’da dünyaya geldi. Uygur kadınlarının  vatan sevgisinin unutulmaz örneği  ve  Uygur kadınlarının cesaretinin ulusal bir sembolüdür.  Kaşgarlı Nazuğum ülkesine işgal eden Çin/Mancu İstila Ordusuna karışı 1826’da  Kaşgar’da   meydana gelen  özgürlük savaşına (Mançu İmparatorluğu’na karşı isyana) katılmıştır. İsyanın bastırılması sonucunda erkek kardeşiyle birlikte yakalanmış  ve zincire vurularak Kaşgar’ın 1200 km kuzeyindeki İli Bölgesinin merkezi Gulca’ya sürgün edilmiştir. Daha sonra  burada İşgalci Mançur/Çin Ordusunun  bir Komutanı ile  evlenmeye zorlandı.   Ülkesini işgal  ve kendisini esir eden Bir Çinli Subayla zorla evlendirilmesi   fikri ve teklifinden   tiksinen  ve nefret eden Nazugum, düğün gecesinde  zorla evlendirildiği Çinli kocasını öldürür ve komşu Kazakistan’a kaçar. Kazakistan’ın Yettisu( Semireçye) bölgesindeki  bir sazlıkta saklanır. Çinli işgalciler kendisini  saklandığı bu sazlıkta yakalar ve  1830 yılında şehit ederler.   

Kazakistanlı Nazugum  :   Ülkesindeki Çin baskı ve zulmünden kaçarak Kazakistan’a sığınan  bir Uygur ailenin kızı olup, 2003 yılında Kazakistan’da doğdu.Daha sonra ailesi ile birlikte Norveç’e göç etti. Çocukluğunun büyük bir bölümünü Norveç’in Bergen şehrinde geçirdi ve 2016’dan beri İngiltere’de yaşıyor. Sürgünde birlikte yaşadığı  babasının  kendisine ikaz olarak sürekli tekrarladığı   “duvarların kulakları vardı” ve  ” Uygurlar sürekli kaçış halindeyiz.” sözleri ile hayatının koruması telkini için büyüdü.  Bu ikazlar içinde   hayatı  korunan Nazugum, kaçınılmaz olarak  sonunda Uygur gerçekleri ile yüzleşti ve ailesinin dramatik hayatını öğrendi ve  gerçeğini ortaya çıkarıyor. 2016’da büyükannesi Sincan’dan aramayı bıraktı . Babasının ailesi sosyal medyadan kayboldu. Londra’daki Çin Büyükelçiliği, onları bulmak için yapılan çağrıya yanıt olarak varlıklarını reddetti. Daha sonra 2014’ten beri hapiste olduklarını öğrendi. Siyasi olarak aktif olmaya mecbur hissetti.

Kazakistanlı Nazugum, yaşadığı Norveç ve İngiltere’de  huzurlu ve başarılı  bir hayat yaşamasına rağmen, sürekli olarak kendisini  hep yabancı hissetti ve kendisini kim olduğunu  öğrenmeye çalıştı. Uygur anavatanına dönemeyen kadın, çocukluğunun geçtiği bu toprakları reddederek doğduğu yer olan Kazakistan’a dönmeyi planlıyor ve yeniden evinde hissetmek için Çin’in uzun kolunu göze almaya hazır.

Tayvanlı Yazar Pai Kitabında Uygur Diasporasının Hikayesini Uygurların Bakışı İle Anlatıyor

Tayvanlı Yazar Pai, dünyanın dört bir yanında yaşayan Uygur sığınmacılar ile yaptığı  röportajlarla harmanlanan  kitabında Uygurların  dramatik  hikâyeyi bilinçli olarak  onların  bakış açısı ile  anlatıyor. Manşetler dramatik ama  hikayeler kişisel olmayan bir üsluba sahip ve hikâye haberlerden çıktıktan sonra mülteci yaşamına dair çok az şey söyleniyor . Okuyucuları, bağımsız bir cumhuriyet kurma girişimlerinin başarısızlığından Çin devletinin giderek sıkılaşan baskısına kadar yüzyıllar süren Uygur tarihine hızlı bir yolculuğa çıkarıyor.

Çin’in Modern Çağdaki Baskıları Başlıyor 

Çin yönetimi Uygur bölgesinde   Uygurlara karşı 2016’dan itibaren  şiddetli bir şekilde  baskılarını tırmandırdı.

Bu baskılar : 

  1. Modern programlı baskılar-
  2. kitlesel Tutuklamalar- Onların yeniden eğitim Merkezleri adı ile açtığı Çin Tipi toplama Kamplarına  hapsedilmesi
  3. Uygur Kadınlarının zorla  kısırlaştırmalar
  4. Tutuklulara  sistematik baskı, zulüm ve işkenceler   
  5. Uygurların Köle/İşçi olarak zorla çalıştırılmaları
  6. Diğer  insan hakları ihlallerinin  günlük bireysel yaşamlarının  içine işlenmesi/uygulanması
  7. Kültürel soykırım, sadece okullarda Uygur dilinin yasaklanmasıyla değil, eski köy isimlerinin ve yer işaretlerinin ortadan kaldırılması ve yerlerine  Çince isimlerin dayatılması
  8. Dini  ve kültürel hafızanın tüm izlerinin silinmesine ve yok edilmesine yönelik uygulamalar  

Diaspora Uygurları Ülkelerindeki Aile ve Yakınlarına Baskıya Sebep Olmaması İçin  Temkinli 

 Çin’in işgalindeki Uygur bölgesinden kaçmayı  başaran ve diasporada yaşayan Uygurlar ülkelerindeki durum hakkındaki sözlerinin  aile, yakınları ve sevdiklerini tehlikeye atacağı korkusuyla temkinli konuşuyorlar. Çin’in sınır aşan baskıları  ÇKP’nin tüm dünyada hissedilen  uzun kolu,  diaspora Uygurlarının günlük yaşamlarının  iyi belgelenmiş birer gerçeğidir.

Abdülveli Ayup. Kaynak.

Norveç’te Yaşayan Eyyup’un Anlattıkları

Dilbilimci Abdülveli Ayup,  Urumçi’de anadili anaokulu açma “suçu” nedeniyle 15 ay gözaltında kaldı. Hapishanede baskı  zulüm  ve işkencelere maruz kaldı. gördü. tecavüze uğradı. 2015’te Türkiye’ye geldi. Ankara’daki Çin Büyükelçiliği pasaportunu  yeilemeyi  reddettiği için iki yıl boyunca Türkiye’de mahsur ve vatansız kaldı.Ardından Norveç’e gitti ve oradan sürgünde  ana dilinin korunması için aralıksız mücadele veriyor. En büyük üzüntüsü, 2019’da ebeveynlerine bakma bahanesiyle Japonya’dan Kaşgar’a geri çağrılan yeğeni Mihray Erkin’i kurtaramamış olmasıdır. Mihray Erkin’in Kaşgar’a çağırılması  Çin’in  onu tutuklamak için  sinsi bir hilesiydi. Mihray döndükten  aylar sonra 2020’de Yanbulak’taki bir Toplama kampında  hayatını kaybetti. Eyup’un Norveç’te kendisi ile birlikite yaşayan eşi de ülkesindeki  annesini  çok özlüyor, ancak kocasının savunduğu mücadele bunu çok tehlikeli hale getiriyor. Avrupa’da kendini “yabancı gibi” hissediyor.  İki kızı ise Uygur ve Norveçli kimlikleri arasında gidip geliyor.

 Doğu Türkistanlı Kazak Yarbaht  7 Yıl  Hapis Cezasına Çarptırıldı  

 49 yaşındaki etnik Kazak Yerbaht Mayıs 2017’de Uygur bölgesindeki yakınlarını ziyaret için Uygur bölgesine gitti. Çin yönetimi bir süre sonra  kendisini WhatsApp kullandığı gerekçesiyle  gözaltına alındı. 98 gün boyunca kelepçeli bir şekilde hapiste tutuldu, kendisini haşlanmış yapraklarla beslediler. Sigara içmeyi bıraktığı ve düğünlerde dans etmemesi  başta diğer  “aşırıcılığın 75 işareti/eylemini ezberlemeye zorlandı. Daha sonra yapılan sınavdan geçemedi  ve yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı,O kampta hapiste iken  bir üretim tesisinde  pantolon dikme işinde zorla çalıştırıldı. 2019’da İslam’ı reddettiğini beyan ettikten sonra beklenmedik bir şekilde serbest bırakıldı.Daha sonra  Dubai üzerinden Londra’ya kaçtı ve 2021’de sığınma hakkı kazandı. Yarbaht o dönemde  dönemde Çin’in baskı ve zulmüne açıkça tanıklık eden dünyadaki sadece beş Kazaktan biriydi. Mülteci olmanın yalnızlığı  ona çok  zor ve ağır oldu.

Sığınmacı Uygurların Yaşadığı Ülkeler  Çıkarları için Çin’in Taleplerine Boyun Eğiyor

Tayvanlı Yazar Pai’nin  Uygurlara yönelik en önemli ve temel sorusu onlara göre Çin’in küresel etkisi arttıkça sürgünün ne anlama geldiği sorusudur.  Bir zamanlar Uygurlar için güvenli bir sığınak olan birçok ülke artık Pekin’e ağır borç içinde ve  Çin’in taleplerine boyun eğiyor. Tarihsel olarak Türk kökenli insanlara  tek sığınak olan Türkiye, Çin ile yapılan İade anlaşması  yaptı. Çin ile yapılan Uygurların  İade(geri dönüş) anlaşması Parlamento’da  onaylamanın eşiğinde ve bu durum, Türk pasaportu olmayan binlerce  Türk uyruklu olamayan   ve bu ülkede yaşayan binlerce Uygur’u savunmasız ve çaresiz bırakıyor.  

  Eğitimci Lokman :  Uygur Kültürü Yaşatmak İstiyor

İstanbul merkezli eğitimci Loqman, 2009’daki Urumçi katliamından kurtulduktan sonra Türkiye’ye geldi ve İstanbul’a yerleşti.  Uygur  dil ve kültürü canlı tutmaya ve Türkiye’deki sürgündeki Uygur gençlerinin devlet sistemi içinde rekabet edebilmelerini sağlamak amacı ile Hira Teknoloji ve Kalkınma Vakfını kurdu. Pekin kendisini  terörist olmakla suçlayana kadar  işleri iyi gidiyordu. Daha sonra Kendisine tahsis edilen kamu  binası “artık kullanılamaz” tanımlaması ile kendisinden geri alındı ve  öğretim faaliyetleri ve  okul kayıtları çöktü.

Samarjan, Palwan Gençlik Merkezi'nde. X'ten.

Semercan Palvan : Çin Bizi Çok Yüksek Düzeyde İzliyor ve Gözetiyor

İstanbul Sefaköy’deki  Palwan Gençlik Merkezi’ni yöneten Uygur Samarcan,  Uygurlar için nesiller arası köprü kurmak için Danimarka’dan geldi ve bu gençlik Merkezini kurdu. Semercan bize : “Şu bir gerçektir ki Çinli yetkililer  bizim faaliyetlerimizi çok yüksek düzeyde  takip ve kontrol ediyor ve gözetim uyguluyor.Uygur  örgütlerini %100’ü izleniyor.” Çin Ajanlarları, Çin’de  kullanılması yasak ve suç olan  WhatsApp, WeChat ve Telegram aracılığıyla bir şekilde Türkiye’deki Uygurlara ulaşıyorlar ve faaliyetlerini sonandırması için ülkesinde yaşayan aile ve yakınlaları üzerinden onlara tehdit ve şantaj yapıyorlar.   2022’de,  muhtaç Uygurlar için bağış toplayan bir  kadın , telefonunun hacklenmesinin ardından  Çin’de  havaalanında durduruldu ve Samarcan ve diğer Uygur aktivistler hakkında bilgi vermesi için sorgulandı. 

 Sürgün Zulümden Kaçanlar İçin  Kusurlu Bir  Çözüm Yoludur

 Tayvanlı yazar Pai kitabında  sığınmacı  Uygurlar için kesin  çözüm ve sonuçlar sunmuyor. Sürgün yolunu seçmenin , çoğu zaman tek seçenek olsa da, zulümden kaçanlar için kusurlu bir çözümdür ve kabul eden ülkeler bunu her zaman iyi karşılamıyorlar zaten. Özellikle batılı ülkelerde  İslamofobi  korkusu ile Müslüman Uygur sığınmacılar pek sıcak karşılanmaz. Bu durum  batılı  ülkelerde  sık sık kendini gösterir ve  Uygur sığınmacıların geri gönderme yönündeki siyasi baskı giderek artmaktadır.

Birinci Nesil İçin Sürgünün Acısı  Devam Eder Onların Çocukları ise 2 Dünya Arasında Bocalar 

İtalyan Yazar İngman Yazar Pai’nin kitabı hakkındaki yorumunu  şu çarpıcı cümlelerle sonlandırıyor :

  1. Birinci nesil  Uygur diaspora mensupları sürgünün acısını asla unutamazlar. Ancak, onların  çocukları iki dünya arasında kalıyor ve  hayatı boyunca bocalıyorlar 
  2. “Sürgün”, kültürel yok oluşun sonucunu doğurur.
  3.  Çin’in  Uygurları ülke genelinde açtığı Çin tipi toplama kamplarına kapatması  ve onların  uzun vadede  uluslararası baskının Uygur kimliğini nasıl bir direniş eylemine dönüştürdüğü açıkça görülmektedir.
  4. Tayvanlı Pain’in bu kitabı Diasporada sürgün hayatı yaşayan Uygurlardan  Uygur etnik  kimliğini canlı tutmaya kararlı olanlar tarafından ne kadar kusurlu olursa olsun nasıl korunduğunu anlatan belgesel nitelikte ve  titizlikle belgelenmiş bir eser olmaktadır.
Share
10236 Kez Görüntülendi.