ABD.lı Yazar Hsiao-Hung Pai ve yeni kitabı : “Uygur Diasporasının Sürgün Yolculuğu
Çin asıllı ABD’lı yazar Hsiao-Hung Pai’nin son kaleme aldığı “Uygur Diasporasının Sürgün Yolculuğu Cambridge yayınlarından(Ethics International Press, 2026) kitabı geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Bu kitap Uygur diasporasının yaşadıkları ülkelerdeki sosyal uyumsuzluklar ile onların tüm aile bireyleri ile birlikte nesiller boyu süren ağır travmasını ele alıyor . Uygurların Sürgündeki hayata uyum sağlamak için gösterdikleri cesur girişimlerini ama bu girişimlerinin çoğu zaman sonuçsuz kaldığına dair gerçekleri de içeriyor. Uygurların ana vatanlarından binlerce km. uzaktaki ana vatanlarına karşı asla dinmeyecek bir ana yurt hasret ve özlemiyle nasıl boğuştuklarını gözler önüne sürüyor.
- Diasporada sürgün hayatı yaşayan Uygurların bir çocuğuna asla memleketlerini bir daha asla ziyaret edemeyeceğini veya bir kez olsun orada yaşayan büyükanne ve büyükbabasına sarılamayacağını ne zaman söylersiniz?
- Onlara, kuzenleriyle, teyzeleriyle ve amcalarıyla ana dillerini bir daha asla konuşamayabileceklerini ve hatta tamamen kaybedebileceklerini ne zaman haber vereceksiniz ?
- Onlara Uygur kültürü örf adet, gelenek ve göreneklerinin Çin yönetimince nasıl yavaş yavaş yok edildiğini, ana vatanlarında yaşayan halklarının nasıl silinerek yok edildiklerini ve onların topraklarının nasıl el değiştirildiğini ülkesinin zengin doğal kaynaklarının nasıl sömürgeleştirildiğini ne zaman ve nasıl anlatacaklar ?
- Toplama kamplarında esir tutulan Kardeşlerinin, Amca, Dayı ve kuzenlerinin Köle/İşçi olarak zorla nasıl çalıştırıldıklarını Çin yönetiminin Onların köle işçiliği üzerinden acımasızca nasıl sömürüldüğünü ve onların diğer hür Uluslara ucuz mal üreten küresel tedarik Firmalarına nasıl ucuza satıldığını söylemenin doğru zamanının ne zamanın ne olduğunu nasıl anlatacaklar ?
Bir ülke ve toplumdaki sosyal krizlerin asıl mağduru masum çocuklardır ve bu krizlerde Çocukları daima arada kalırlar. Kimisi sorunsuz bir şekilde uyum sağlar; kimisi ise iki dünya arasında parçalanır. Sıklıkla, ebeveyn sürgünü kalıtsal bir durum haline gelir.
Uygur Kadın Kahramanları : Kaşgarlı ve Kazakistanlı Nazuğumlar
Yazar Pai’in Kitabının ana çerçevesini Uygurların Kahraman Kadınlarından 18.yüzyılda yaşayan Kaşgarlı Nazuğum ile 21.yüzyılda Kazakistan’da yaşayan iki Nazugum oluşturuyor.
Kaşgarlı Nazugum : 1800’lı yılların başında kaşgar’da dünyaya geldi. Uygur kadınlarının vatan sevgisinin unutulmaz örneği ve Uygur kadınlarının cesaretinin ulusal bir sembolüdür. Kaşgarlı Nazuğum ülkesine işgal eden Çin/Mancu İstila Ordusuna karışı 1826’da Kaşgar’da meydana gelen özgürlük savaşına (Mançu İmparatorluğu’na karşı isyana) katılmıştır. İsyanın bastırılması sonucunda erkek kardeşiyle birlikte yakalanmış ve zincire vurularak Kaşgar’ın 1200 km kuzeyindeki İli Bölgesinin merkezi Gulca’ya sürgün edilmiştir. Daha sonra burada İşgalci Mançur/Çin Ordusunun bir Komutanı ile evlenmeye zorlandı. Ülkesini işgal ve kendisini esir eden Bir Çinli Subayla zorla evlendirilmesi fikri ve teklifinden tiksinen ve nefret eden Nazugum, düğün gecesinde zorla evlendirildiği Çinli kocasını öldürür ve komşu Kazakistan’a kaçar. Kazakistan’ın Yettisu( Semireçye) bölgesindeki bir sazlıkta saklanır. Çinli işgalciler kendisini saklandığı bu sazlıkta yakalar ve 1830 yılında şehit ederler.
Kazakistanlı Nazugum : Ülkesindeki Çin baskı ve zulmünden kaçarak Kazakistan’a sığınan bir Uygur ailenin kızı olup, 2003 yılında Kazakistan’da doğdu.Daha sonra ailesi ile birlikte Norveç’e göç etti. Çocukluğunun büyük bir bölümünü Norveç’in Bergen şehrinde geçirdi ve 2016’dan beri İngiltere’de yaşıyor. Sürgünde birlikte yaşadığı babasının kendisine ikaz olarak sürekli tekrarladığı “duvarların kulakları vardı” ve ” Uygurlar sürekli kaçış halindeyiz.” sözleri ile hayatının koruması telkini için büyüdü. Bu ikazlar içinde hayatı korunan Nazugum, kaçınılmaz olarak sonunda Uygur gerçekleri ile yüzleşti ve ailesinin dramatik hayatını öğrendi ve gerçeğini ortaya çıkarıyor. 2016’da büyükannesi Sincan’dan aramayı bıraktı . Babasının ailesi sosyal medyadan kayboldu. Londra’daki Çin Büyükelçiliği, onları bulmak için yapılan çağrıya yanıt olarak varlıklarını reddetti. Daha sonra 2014’ten beri hapiste olduklarını öğrendi. Siyasi olarak aktif olmaya mecbur hissetti.
Kazakistanlı Nazugum, yaşadığı Norveç ve İngiltere’de huzurlu ve başarılı bir hayat yaşamasına rağmen, sürekli olarak kendisini hep yabancı hissetti ve kendisini kim olduğunu öğrenmeye çalıştı. Uygur anavatanına dönemeyen kadın, çocukluğunun geçtiği bu toprakları reddederek doğduğu yer olan Kazakistan’a dönmeyi planlıyor ve yeniden evinde hissetmek için Çin’in uzun kolunu göze almaya hazır.
Tayvanlı Yazar Pai Kitabında Uygur Diasporasının Hikayesini Uygurların Bakışı İle Anlatıyor
Tayvanlı Yazar Pai, dünyanın dört bir yanında yaşayan Uygur sığınmacılar ile yaptığı röportajlarla harmanlanan kitabında Uygurların dramatik hikâyeyi bilinçli olarak onların bakış açısı ile anlatıyor. Manşetler dramatik ama hikayeler kişisel olmayan bir üsluba sahip ve hikâye haberlerden çıktıktan sonra mülteci yaşamına dair çok az şey söyleniyor . Okuyucuları, bağımsız bir cumhuriyet kurma girişimlerinin başarısızlığından Çin devletinin giderek sıkılaşan baskısına kadar yüzyıllar süren Uygur tarihine hızlı bir yolculuğa çıkarıyor.
Çin’in Modern Çağdaki Baskıları Başlıyor
Çin yönetimi Uygur bölgesinde Uygurlara karşı 2016’dan itibaren şiddetli bir şekilde baskılarını tırmandırdı.
Bu baskılar :
- Modern programlı baskılar-
- kitlesel Tutuklamalar- Onların yeniden eğitim Merkezleri adı ile açtığı Çin Tipi toplama Kamplarına hapsedilmesi
- Uygur Kadınlarının zorla kısırlaştırmalar
- Tutuklulara sistematik baskı, zulüm ve işkenceler
- Uygurların Köle/İşçi olarak zorla çalıştırılmaları
- Diğer insan hakları ihlallerinin günlük bireysel yaşamlarının içine işlenmesi/uygulanması
- Kültürel soykırım, sadece okullarda Uygur dilinin yasaklanmasıyla değil, eski köy isimlerinin ve yer işaretlerinin ortadan kaldırılması ve yerlerine Çince isimlerin dayatılması
- Dini ve kültürel hafızanın tüm izlerinin silinmesine ve yok edilmesine yönelik uygulamalar
Diaspora Uygurları Ülkelerindeki Aile ve Yakınlarına Baskıya Sebep Olmaması İçin Temkinli
Çin’in işgalindeki Uygur bölgesinden kaçmayı başaran ve diasporada yaşayan Uygurlar ülkelerindeki durum hakkındaki sözlerinin aile, yakınları ve sevdiklerini tehlikeye atacağı korkusuyla temkinli konuşuyorlar. Çin’in sınır aşan baskıları ÇKP’nin tüm dünyada hissedilen uzun kolu, diaspora Uygurlarının günlük yaşamlarının iyi belgelenmiş birer gerçeğidir.

Norveç’te Yaşayan Eyyup’un Anlattıkları
Dilbilimci Abdülveli Ayup, Urumçi’de anadili anaokulu açma “suçu” nedeniyle 15 ay gözaltında kaldı. Hapishanede baskı zulüm ve işkencelere maruz kaldı. gördü. tecavüze uğradı. 2015’te Türkiye’ye geldi. Ankara’daki Çin Büyükelçiliği pasaportunu yeilemeyi reddettiği için iki yıl boyunca Türkiye’de mahsur ve vatansız kaldı.Ardından Norveç’e gitti ve oradan sürgünde ana dilinin korunması için aralıksız mücadele veriyor. En büyük üzüntüsü, 2019’da ebeveynlerine bakma bahanesiyle Japonya’dan Kaşgar’a geri çağrılan yeğeni Mihray Erkin’i kurtaramamış olmasıdır. Mihray Erkin’in Kaşgar’a çağırılması Çin’in onu tutuklamak için sinsi bir hilesiydi. Mihray döndükten aylar sonra 2020’de Yanbulak’taki bir Toplama kampında hayatını kaybetti. Eyup’un Norveç’te kendisi ile birlikite yaşayan eşi de ülkesindeki annesini çok özlüyor, ancak kocasının savunduğu mücadele bunu çok tehlikeli hale getiriyor. Avrupa’da kendini “yabancı gibi” hissediyor. İki kızı ise Uygur ve Norveçli kimlikleri arasında gidip geliyor.
49 yaşındaki etnik Kazak Yerbaht Mayıs 2017’de Uygur bölgesindeki yakınlarını ziyaret için Uygur bölgesine gitti. Çin yönetimi bir süre sonra kendisini WhatsApp kullandığı gerekçesiyle gözaltına alındı. 98 gün boyunca kelepçeli bir şekilde hapiste tutuldu, kendisini haşlanmış yapraklarla beslediler. Sigara içmeyi bıraktığı ve düğünlerde dans etmemesi başta diğer “aşırıcılığın 75 işareti/eylemini ezberlemeye zorlandı. Daha sonra yapılan sınavdan geçemedi ve yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı,O kampta hapiste iken bir üretim tesisinde pantolon dikme işinde zorla çalıştırıldı. 2019’da İslam’ı reddettiğini beyan ettikten sonra beklenmedik bir şekilde serbest bırakıldı.Daha sonra Dubai üzerinden Londra’ya kaçtı ve 2021’de sığınma hakkı kazandı. Yarbaht o dönemde dönemde Çin’in baskı ve zulmüne açıkça tanıklık eden dünyadaki sadece beş Kazaktan biriydi. Mülteci olmanın yalnızlığı ona çok zor ve ağır oldu.
Sığınmacı Uygurların Yaşadığı Ülkeler Çıkarları için Çin’in Taleplerine Boyun Eğiyor
Tayvanlı Yazar Pai’nin Uygurlara yönelik en önemli ve temel sorusu onlara göre Çin’in küresel etkisi arttıkça sürgünün ne anlama geldiği sorusudur. Bir zamanlar Uygurlar için güvenli bir sığınak olan birçok ülke artık Pekin’e ağır borç içinde ve Çin’in taleplerine boyun eğiyor. Tarihsel olarak Türk kökenli insanlara tek sığınak olan Türkiye, Çin ile yapılan İade anlaşması yaptı. Çin ile yapılan Uygurların İade(geri dönüş) anlaşması Parlamento’da onaylamanın eşiğinde ve bu durum, Türk pasaportu olmayan binlerce Türk uyruklu olamayan ve bu ülkede yaşayan binlerce Uygur’u savunmasız ve çaresiz bırakıyor.
Eğitimci Lokman : Uygur Kültürü Yaşatmak İstiyor
İstanbul merkezli eğitimci Loqman, 2009’daki Urumçi katliamından kurtulduktan sonra Türkiye’ye geldi ve İstanbul’a yerleşti. Uygur dil ve kültürü canlı tutmaya ve Türkiye’deki sürgündeki Uygur gençlerinin devlet sistemi içinde rekabet edebilmelerini sağlamak amacı ile Hira Teknoloji ve Kalkınma Vakfını kurdu. Pekin kendisini terörist olmakla suçlayana kadar işleri iyi gidiyordu. Daha sonra Kendisine tahsis edilen kamu binası “artık kullanılamaz” tanımlaması ile kendisinden geri alındı ve öğretim faaliyetleri ve okul kayıtları çöktü.

Semercan Palvan : Çin Bizi Çok Yüksek Düzeyde İzliyor ve Gözetiyor
İstanbul Sefaköy’deki Palwan Gençlik Merkezi’ni yöneten Uygur Samarcan, Uygurlar için nesiller arası köprü kurmak için Danimarka’dan geldi ve bu gençlik Merkezini kurdu. Semercan bize : “Şu bir gerçektir ki Çinli yetkililer bizim faaliyetlerimizi çok yüksek düzeyde takip ve kontrol ediyor ve gözetim uyguluyor.Uygur örgütlerini %100’ü izleniyor.” Çin Ajanlarları, Çin’de kullanılması yasak ve suç olan WhatsApp, WeChat ve Telegram aracılığıyla bir şekilde Türkiye’deki Uygurlara ulaşıyorlar ve faaliyetlerini sonandırması için ülkesinde yaşayan aile ve yakınlaları üzerinden onlara tehdit ve şantaj yapıyorlar. 2022’de, muhtaç Uygurlar için bağış toplayan bir kadın , telefonunun hacklenmesinin ardından Çin’de havaalanında durduruldu ve Samarcan ve diğer Uygur aktivistler hakkında bilgi vermesi için sorgulandı.
Tayvanlı yazar Pai kitabında sığınmacı Uygurlar için kesin çözüm ve sonuçlar sunmuyor. Sürgün yolunu seçmenin , çoğu zaman tek seçenek olsa da, zulümden kaçanlar için kusurlu bir çözümdür ve kabul eden ülkeler bunu her zaman iyi karşılamıyorlar zaten. Özellikle batılı ülkelerde İslamofobi korkusu ile Müslüman Uygur sığınmacılar pek sıcak karşılanmaz. Bu durum batılı ülkelerde sık sık kendini gösterir ve Uygur sığınmacıların geri gönderme yönündeki siyasi baskı giderek artmaktadır.
Birinci Nesil İçin Sürgünün Acısı Devam Eder Onların Çocukları ise 2 Dünya Arasında Bocalar
İtalyan Yazar İngman Yazar Pai’nin kitabı hakkındaki yorumunu şu çarpıcı cümlelerle sonlandırıyor :
- Birinci nesil Uygur diaspora mensupları sürgünün acısını asla unutamazlar. Ancak, onların çocukları iki dünya arasında kalıyor ve hayatı boyunca bocalıyorlar
- “Sürgün”, kültürel yok oluşun sonucunu doğurur.
- Çin’in Uygurları ülke genelinde açtığı Çin tipi toplama kamplarına kapatması ve onların uzun vadede uluslararası baskının Uygur kimliğini nasıl bir direniş eylemine dönüştürdüğü açıkça görülmektedir.
- Tayvanlı Pain’in bu kitabı Diasporada sürgün hayatı yaşayan Uygurlardan Uygur etnik kimliğini canlı tutmaya kararlı olanlar tarafından ne kadar kusurlu olursa olsun nasıl korunduğunu anlatan belgesel nitelikte ve titizlikle belgelenmiş bir eser olmaktadır.







