Büyük Birlik Partisi(BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Doğu Türkistan’ın Çin toprağı değil, Çin tarafından işgal edilmiş bir Türk torağı olduğunu” açıkladı. BBP genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde 28 Ekim 2026 ‘de Cumhuriyetimizin 103.yıl dönümü dolayisiyle düzenlediği basın toplantısında Cumhuriyet bayramını kutlayarak başladığı konuşmasında çeşitli iç ve dış meseleler ve Çin işgalindeki Doğu Türkistan hakkında da açıklamalarda bulundu.
Doğu Türkistan Konusunda Herkes Sussa Biz Susmayız !
Doğu Türkistan Çin Toprağı Değil, İşgale Uğramış Bir Türk Toprağıdır
BBP.Genel Başkanı Destici konuşmasına Doğu Türkistan gibi büyük bir coğrafyada yaşayan soydaşlarımızın hakları, kültürel varlıkları ve gelecekleri Türk Milleti ve Parti ortak en önemli ve duyarlı konuların başında geldiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü : ” Doğu Türkistan konusundaki duyarlılığımız bundan sonra da gündemimizde olmaya devam edecektir. Doğu Türkistan’daki soydaşlarımızın temel hak ve özgürlükleri, bağımsızlığı bizim için esastır; çünkü Doğu Türkistan ‘Kızıl Çin’ tarafından işgal edilmiş Türk toprağıdır, Türk yurdudur, Türk vatanıdır. Doğu Türkistan Çin’in toprağı değildir, Çin’in bir parçası değildir. İşgalle, zulümle, kanla, zorla el konulmuştur. ve orada Türk varlığı her türlü asimilasyona ve soykırıma maruz kalmıştır, kalmaya da devam etmektedir. Herkes sussa biz susmayız. Doğu Türkistan Türk’tür, Türk kalacaktır. ve gün gelecek, geçmişte olduğu gibi bağımsız olarak yoluna devam edecektir.
![]()
Türk Dünyasının Aynı Masada Buluşmasını Değil, Ayni Hedeflere Doğru Birlikte Yürümesini İstiyoruz.
BBP.Genel Başkanı Destici Türk Devletleri Teşkilatı(TDT)’nın 13. Ankara Zirvesi’ne de değindi ve sönları söyledi ; ” TDT 13. Zirvesinin başarısı yalnızca yayımlanacak ortak bildirilerle değil, alınacak kararların hayata ne ölçüde geçirileceği ile de ilgili olarak değerlendirilmelidir. Türkiye’nin üstleneceği dönem başkanlığının bu bakımdan önemli bir fırsat olduğuna inanıyoruz. Biz Türk dünyasının yalnızca aynı masada buluşmasını değil, ortak hedefler doğrultusunda birlikte karar alıp birlikte yürümesini istiyoruz.”







