ÇKP’nin resmi yayın organı “Xinjiang Gazetesi”nde bu yıl yayımlanan “Kaynaşma ve bir arada var olma, Xinjiang’daki dinî ilişkilerin ana akımıdır” başlıklı başyazı(¹), iki resmî yayını tanıtmanın ötesinde, tarihin hangi çerçevede okunacağını belirleyen bir program sunmaktadır. Metin tarihsel bir açıklamadan ziyade söylemsel bir çerçeveleme pratiği niteliğinde olduğu için, ona karşı bir karşı-anlatı kurmak yerine işleyişini görünür kılmak analitik açıdan daha verimlidir.
Tarihsel Çerçeveleme: Geriye Dönük Kategoriler
Metnin ilk hamlesi, Doğu Türkistan tarihini “Çin medeniyetinin tarihsel çerçevesi” içine yerleştirmek ve “Xinjiang kadim zamanlardan beri” formülüyle bugünkü idari-coğrafi kategoriyi geçmişe yansıtmaktır. Bu, modern bir birimin tarihsel bir önkoşul olarak sunulması anlamına gelir. Resmî tarihyazımının Han, Tang ve Qing dönemlerini geriye dönük biçimde birleştirerek Doğu Türkistan üzerindeki iddiayı tarihsel olarak meşrulaştırdığı; “Çin ulusunun doğru tarihsel perspektifi” kavramının ise bu anlatıya aykırı yaklaşımları “Batı kültürel hegemonyasının etkisi altındaki dışsal tarihyazımları” olarak nitelendirdiği belgelenmiştir . Tarihin devlet için bir meşruiyet aracı olarak işlev gördüğü, Tibet çalışmaları örneğinde ve Doğu Türkistan’daki resmî müze anlatılarında aynı mantıkla gösterilmiştir. Doğu Türkistan’da tarihin parti yönetimini meşrulaştırmak üzere araçsallaştırıldığı ve milliyetçi amaçlarla kullanıldığı da kaydedilmiştir (Rippa, 2021).
Bu çerçeveleme, kimin tarihsel aktör sayıldığını da belirlemektedir: metinde Doğu Türkistan’daki siyasi oluşumlar bağımsız özneler olarak değil, merkezî hanedanın yönetimi altındaki unsurlar olarak görünür. Bu durum, teleolojik bir tarih anlayışının tipik işleyişidir; zira geçmiş, bugünkü sonuca doğru ilerleyen tek bir çizgi olarak kurgulanmaktadır (Clark, 2018). Ders kitapları üzerine yapılan çalışmalar da aynı eğilimi ortaya koymuştur: 2017 civarında yayımlanan tarih ders kitaplarında çokkültürlü ve kapsayıcı söylem ile tekçi, Han-merkezli anlatı arasında artan bir gerilim oluşmuş, Han dışı milletlerin konumu marjinalleşmiştir (Yan & Vickers, 2023)(Yan & Vickers, 2019). Daha erken bir dönemde Han dışı halklar, “her zaman Çinli oldukları” iddiasıyla Çin’in tarihsel benliğine dâhil edilmiştir (Baranovitch, 2010); 2023 baskısı kitaplarda ise Doğu Türkistan’a ilişkin toprak iddialarının pekiştirildiği saptanmıştır (Woo, 2025). Kısacası “beş bin yıllık Çin medeniyeti” ile bugünkü devlet arasında kurulan dolaysız süreklilik, metodolojik milliyetçiliğin bilinen bir işleyiş biçimidir (Vasilev, 2018).
“Uyum Ana Akımı” Tezi Ve Seçici Kanıt Kullanımı
Metnin merkezî iddiası, “uyum içinde bir arada yaşama ve kaynaşarak var olma”nın Doğu Türkistan’daki dinî ilişkilerin “ana akımı” olduğudur. Kanıt olarak yaklaşık 4000 yıllık “geyik taşları”, “Mor Tapınağı”, Turfan’da bulunan Hırıstiyan/Nasturi belgeleri, Hotan “Damagou” Budist duvar resimlerindeki ejder-anka bulut motifleri ve Urumçi’deki “Şaanksi Büyük Camii” örnekleri sunulmaktadır. Bu örnekler, farklı dinlerin bölgede var olduğunu göstermekle birlikte, “bir arada bulunma” ile “eşit koşullarda barışçıl birlikte yaşama” aynı olgular değildir. Arkeolojik kalıntıların yan yana bulunması, dinler arası ilişkilerin niteliği hakkında tek başına bir şey söylemez.
Tarihsel kayıt ise daha karmaşık bir tablo sunmaktadır. 9.–13. yüzyıllarda İdikut-Uygur devletinde Budizm, Maniheizm, Nasturilik, İslam, Zerdüştlük ve Şamanizmin bir arada bulunduğu; bunun nedenleri arasında coğrafi konum, inanç değişimi, komşu krallıklarla dinî-kültürel alışveriş, ana dinin hoşgörüsü ve dinî siyasetin yer aldığı belirtilmektedir (Sheng-qi, 2009). Ancak bu “uyum” rekabetten arınmış değildi: Maniheizm bir dönem Uygur yönetici sınıflarınca desteklenmiş, fakat yöneticilerin ilgisi Budistlere kaydıkça Maniheistler, manastırlarının yeni Budist yapılara yer açmak için yıkılmasıyla karşılaşmıştır; yöneticiler bir süre iki cemaat arasında denge kurmaya çalışsa da durum Maniheistler açısından giderek güçleşmiştir (Kasai, 2023). Bu durum, “uyum”un içinde patronaj kayması ve kurumsal tahribatın bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca İslamlaşma, Karahanlıların (840–1212) dönüşümüyle başlayan ve hâlâ Budist olan komşu krallıklara yönelik fetihlerle ilerleyen bir süreç olarak tanımlanmakta; bölgenin o sırada Budizm, Maniheizm ve Nasturi Hristiyanlığın etkisi altında olduğu belirtilmektedir (Castets, 2004). İslam öncesi Doğu Türkistan’ın Maniheizm, Budizm ve Nasturi Hristiyanlıkla karşılaştığı, bölgenin hem İslamî yayılmanın hedefi hem de bu dinin Çin’in iç bölgelerine taşıyıcısı olduğu kaydedilmiştir (Bellér‐Hann, 2008). Dolayısıyla “ana akım” kavramı, çatışmayı, rekabeti ve dönüşümü dışarıda bırakan bir seçme işlemiyle kurulmaktadır. Resmî temsillerin “uyumu ve ulusal bütünleşmeyi destekleyecek biçimde seçici” olduğu ve anlatıların iktidarı meşrulaştırma amacıyla kullanıldığı literatürde belgelenmiştir (Zhao & Postiglione, 2010)(Bellér‐Hann et al., 2021).
Dinin Çinlileştirilmesi Politikasının Sınırlarını Kim Çiziyor?
Dinin Çinlileştirilmesi politikası, resmî söylemde dinlerin Çin toplumuna “uyum sağlaması” olarak sunulsa da, uygulamada uyumun ölçütünü ve sınırını tek taraflı olarak devletin belirlediği bir denetim mekanizması niteliği taşımaktadır. Politikanın başlangıçta “dış kaynaklı” sayılan dinleri hedef alıp sonradan tüm dinlere yayılması, kavramın kültürel bir adaptasyondan çok siyasi sadakat talebine dayandığını düşündürmektedir. Dinî İşler Devlet İdaresi’nin 2018’de doğrudan Parti’nin Birleşik Cephe İşleri Dairesi’ne bağlanması, dinî alanın idari bir mesele olmaktan çıkarılıp partinin ideolojik denetimine alındığını göstermektedir. Kavramın tanımsızlığı da sorunludur: “Çinlileştirme”nin hangi noktada meşru bir yerelleşme, hangi noktada zorunlu asimilasyon sayılacağı belirsiz bırakıldığından, kavram idarenin takdirine göre genişletilebilmektedir. Nitekim Doğu Türkistan’da mimari biçimlerin, giyim pratiklerinin ve kamusal dindarlık işaretlerinin “yabancı” olarak kodlanması, politikanın inanç içeriğinden ziyade dinin görünürlüğünü ve toplumsal özerkliğini hedeflediğine işaret etmektedir. Bu bağlamda doğru yorum ile inananların yorumu çatıştığında devletin yorumunun üstün tutulması, dinî özerklik ve vicdan hürriyeti bakımından temel bir normatif sorun doğurmaktadır.
Bununla birlikte, politikanın tek yönlü bir baskı aracına indirgenmesi analitik açıdan eksik kalabilir. Çin’deki dinî tarihin “devlet öncülüğünde, din takipçi” kalıbı Han dönemine kadar geriye götürülebilmekte; dolayısıyla devlet–din ilişkisindeki hiyerarşi tümüyle yeni bir icat değildir. Ayrıca dinî toplulukların kimi zaman bu çerçeveye stratejik biçimde uyum sağladığı, doktrin, ibadet düzeni ve din görevlisi eğitimi düzeylerinde farklı müzakere biçimlerinin ortaya çıktığı da dikkate alınmalıdır. Yine de bu ayrıntılandırma, politikanın eleştirel değerlendirmesini ortadan kaldırmamakta; aksine eleştirinin hedefini netleştirmektedir. Asıl sorun, tarihsel sürekliliğin bir meşruiyet gerekçesi olarak kullanılması ve bağımsız bulguların, özellikle Doğu Türkistan’daki cami yıkımlarına ilişkin uydu görüntüsü temelli araştırmaların, politikanın değerlendirilmesinde dışarıda bırakılmasıdır. Dolayısıyla Çinlileştirme, kavramsal olarak belirsiz, kurumsal olarak merkezî ve uygulamada dinî çeşitliliği daraltıcı etkileri belgelenmiş bir politika olarak ele alınmalı; bu değerlendirme, politikanın iç çeşitliliğini görmezden gelmeden yapılmalıdır.
Metnin “devletin önde, dinin takipçi olması” ilkesini tarihsel bir gelenek olarak sunması ise kısmen akademik destek bulmaktadır: Han Hanedanı’ndan bu yana “devlet öncülüğünde, kilise takipçisi” bir modelin oluştuğu ve dinî işlerin ulusal yönetime dâhil edildiği belirtilmiştir (Changgang & Feng-mei, 2015). Ne var ki bu betimleyici gözlem, normatif soruyu çözmemektedir: Çinlileştirmenin sınırlarını kim belirlemektedir ve devletin belirlediği “doğru” yorum ile inananların yorumu çatıştığında hangisi meşru sayılmaktadır? Çin devletinin imparatorluk, Cumhuriyet ve komünist dönemler boyunca kendisini bütün dinî aktörlerin üzerinde konumlandırdığı ve 2018’de Dinî İşler Devlet İdaresi’nin doğrudan Parti’nin Birleşik Cephe İşleri Dairesi’ne bağlandığı göz önünde bulundurulduğunda, sınırı belirleyen merciin devlet olduğu açıktır (Vala, 2012, Lavička & Chen, 2023).
Kavramlar, Kanıt Ve Dışarıda Bırakılanlar
Metnin kavram dağarcığında “kaynaşma”, “bütünleşme”, “özdeşleşme” ve “uyum sağlama” olumlu; “bölücülük”, “aşırılaşma” ve “dış kaynaklı saldırı” ise olumsuz kutupta yer almaktadır. Bu karşıtlıkta “entegrasyon” ile “asimilasyon”, “kültürel bütünleşme” ile “farklılıkların ortadan kaldırılması” arasındaki sınır tanımlanmamaktadır. Oysa resmî metinlerde “kaynaşma” ve “ulusların sönümlenmesi” kavramlarının, azınlık kimliklerinin kayboluşunu teleolojik bir ilerleme olarak anlatmak için kullanıldığı gösterilmiştir (Tobin, 2020). Bu tanımsızlık, kavramların işlevsel olarak birbirinin yerine geçebilmesine yol açmaktadır.
Metin, “tarihsel olgular bunu yeterince doğrulamaktadır” diyerek iddiasının yeterli kanıta dayandığını ileri sürmektedir; ancak sunduğu örnekler yalnızca dinî çoğulluğun varlığını göstermektedir. Buna karşılık dinî mekânların akıbetine ilişkin bağımsız araştırmalar, metnin kapsamı dışında kalmaktadır. Kaşgar’da 2016 sonrasında yürütülen bir “düzeltme” uygulamasıyla kentteki camilerin yaklaşık %70’inin yıkıldığı, Karghalik ve Keriya’nın en önemli camilerinin de yıkımlar arasında bulunduğu bildirilmiştir (Thum, 2020). 2017’den bu yana Doğu Türkistan camilerinin üçte ikisinin hasar gördüğü ya da yıkıldığı, bunların yaklaşık yarısının tamamen yıkıldığı kaydedilmiştir (Schaack & Wang, 2021). 533 cami üzerinde uydu görüntüleriyle gerçekleştirilen bir taramada camilerin %31,9’unun yıkıldığı, %32,8’inin hasar gördüğü, yalnızca %35,3’ünün hasarsız kaldığı; bu oran bölgeye genellendiğinde 2017’den bu yana yaklaşık 16.000 caminin hasar gördüğü veya yıkıldığı, 8.450’sinin ise tamamen yıkılmış olabileceği hesaplanmıştır (Tüysüzoğlu & Kurt, 2022). Uyghur Tribunal kararında ise yaklaşık 16.000 caminin, yani bölgedeki toplamın %65’inin yıkıldığı ya da hasar gördüğü ifade edilmiştir (Drieu, 2022). Bu bulgular bağımsız araştırmalara ait olup resmî anlatıyla çelişmektedir; bir tarih metninin “dinî ilişkilerin ana akımı”nı tartışırken bu bulguları tümüyle dışarıda bırakması, kanıt seçiminin kendisinin bir argümana dönüştüğünü göstermektedir.
Sonuç
İncelenen metin, iki resmî yayının içeriğini değil, o içeriğin hangi çerçevede okunacağını sunmaktadır. Bu nedenle en temel soru şudur: Bu metin Doğu Türkistan’ın dinler tarihini mi açıklamaktadır, yoksa çoğul bir geçmişi bugünkü “Çin Milleti Topluluğu” ve “dinlerin Çinlileştirilmesi” politikalarını meşrulaştıracak biçimde mi yeniden çerçevelemektedir? Mevcut kanıtlar ikinci yöne işaret etmektedir. Ancak bu yargıya varılırken bir sınırın da gözetilmesi gerekir: değerlendirilen şey iki kitabın kendisi değil, bir parti gazetesi başyazısının onları tanıtma biçimidir; başyazı bir akademik monografi değil, siyasal bir çerçeveleme metnidir. Dolayısıyla asıl analitik görev, çoğul bir geçmişi tekil bir bugünün ön tarihi olarak kuran bu işlemi görünür kılmaktır.
Dipnot:
1. 新疆日报评论员, “交融共存是新疆宗教关系的主流——五论学好用好《中国新疆地区历史》《中国新疆地区宗教史》,” 新疆日报, 6 Ekim 2026, A01, https://xjrb.ts.cn/xjrb/20261006/263652.html.
Kaynakça
- Baranovitch, N. (2010). Others No More: The Changing Representation of Non-Han Peoples in Chinese History Textbooks, 1951–2003. The Journal of Asian Studies, 69(1), 85–122. https://doi.org/10.1017/s0021911809991598
- Bellér‐Hann, I. (2008). Chapter Six. Religion, Islamic Institutions And Dealing With The Supernatural (pp. 303–422). https://doi.org/10.1163/ej.9789004166752.i-477.40
- Bellér‐Hann, I., Steenberg, R., & Mirsultan, A. (2021). Introduction. Narratives from Xinjiang: social and political significance. Asian Ethnicity, 22(1), 1–10. https://doi.org/10.1080/14631369.2020.1833706
- Castets, R. (2004). Political Opposition, Nationalism and Islam among the Uygurs in Xinjiang. In HAL (Le Centre pour la Communication Scientifique Directe). Centre National de la Recherche Scientifique. https://sciencespo.hal.science/hal-03458789
- Chang, K. (2018). New Wine in Old Bottles. China Perspectives, 2018, 37–44. https://doi.org/10.4000/chinaperspectives.7636
- Changgang, G., & Feng-mei, Z. (2015). Religion and social stability: China’s religious policies in the Age of Reform. Third World Quarterly, 36(11), 2183–2195. https://doi.org/10.1080/01436597.2015.1067862
- Çin Devletinin Türkoloji Anlayışı. (n.d.).
- Çin Devletinin Türkoloji Anlayışı ve Uygur Kimliğinin Yeniden Şekillendirilmesi: Felsefi ve İdeolojik Katmanlar. (n.d.).
- Clark, H. R. (2018). What’s the Matter with “China”? A Critique of Teleological History. The Journal of Asian Studies, 77(2), 295–314. https://doi.org/10.1017/s0021911817001358
- Drieu, C. (2022). Uyghur Tribunal. Judgment. In HAL (Le Centre pour la Communication Scientifique Directe). Centre National de la Recherche Scientifique. https://hal.science/hal-03921442
- Ji, Z., & Xuan, F. (2024). The “Sinicization” of Religion: Culture as Political Rhetoric. Review of Religion and Chinese Society, 10(1), 78–101. https://doi.org/10.1163/22143955-12340016
- Kasai, Y. (2023). Manichaeism and Buddhism in Contact: The Significance of the Uyghur History and Its Literary Tradition. Entangled Religions, 14(2). https://doi.org/10.46586/er.14.2023.9645
- Lavička, M., & Chen, Y.-W. (2023). New Measures for Governing Religions in Xi’s China. China Report, 59(3), 259–274. https://doi.org/10.1177/00094455231187046
- Lomanov, A. V. (2021). Adaptation and Sinicization: Contemporary Religious Policy of the CPC Leadership. Journal of International Analytics, 12(4), 88–105. https://doi.org/10.46272/2587-8476-2021-12-4-88-105
- Mahmut, D. (2019). Controlling Religious Knowledge and Education for Countering Religious Extremism – Case study of the Uyghur Muslims in China. FIRE Forum for International Research in Education, 5(1), 22–43. https://doi.org/10.32865/fire201951142
- McCarthy, S. K. (2024). Sinicizing China’s World Muslim City: Spatial Politics, National Narratives, and Ethnoreligious Assimilation in the PRC. Comparative Studies in Society and History, 67(1), 62–89. https://doi.org/10.1017/s0010417524000276
- Mok, C. W. J. (2024). (En)countering State-led Sinicization: Critical Discursive Responses from Roman Catholics in China. The China Quarterly, 261, 162–182. https://doi.org/10.1017/s030574102400078x
- Rippa, A. (2021). Borderland Infrastructures. https://doi.org/10.5117/9789463725606
- Schaack, B. V., & Wang, M. Z. (2021). “Break their lineage, break their roots:” China’s crimes against humanity targeting Uyghurs and other Turkic Muslims. Florida International University Digital Commons (Florida International University). https://digitalcommons.fiu.edu/srhreports/human-security/human-security/1
- Sheng-qi, Y. (2009). The Reasons for the Coexistence of Multi-Religions in Gaochang—Ouigour. Journal of Lvliang Higher College. https://en.cnki.com.cn/Article_en/CJFDTOTAL-LLXK200904010.htm
- Thum, R. (2020). The Spatial Cleansing of Xinjiang: Mazar Desecration in Context. Made in China Journal, 5(2), 48–61. https://doi.org/10.22459/mic.05.02.2020.04
- Tobin, D. (2020). Mass Education as an Identity-Security Practice. In Cambridge University Press eBooks (pp. 59–86). Cambridge University Press. https://doi.org/10.1017/9781108770408.003
- Tüysüzoğlu, G., & Kurt, S. (2022). The Belt Road Project as A Triggering Element of the Securitization of the Uyghur Issue. DergiPark (Istanbul University). https://dergipark.org.tr/tr/pub/siyasal/issue/69445/1020705
- Vala, C. T. (2012). Protestant Christianity and Civil Society in Authoritarian China. China Perspectives, 2012(3), 43–52.https://doi.org/10.4000/chinaperspectives.5949
- Vasilev, G. (2018). Methodological nationalism and the politics of history‐writing: how imaginary scholarship perpetuates the nation. Nations and Nationalism, 25(2), 499–522. https://doi.org/10.1111/nana.12432
- Woo, S. M. (2025). Narrative Changes in the 2023 Edition of Chinese Secondary School History Textbooks and Their Educational Implications. CHUNGGUKSA YONGU (The Journal of Chinese Historical Researches), 153(0), 119–160. https://doi.org/10.24161/chr.153.119
- Yan, F., & Vickers, E. (2019). Portraying “minorities” in Chinese history textbooks of the 1990s and 2000s: the advance and retreat of ethnocultural inclusivity. Asia Pacific Journal of Education, 39(2), 190–208. https://doi.org/10.1080/02188791.2019.1621800
- Yan, F., & Vickers, E. (2023). Balancing unity and diversity? Shifting state policies and the curricular portrayal of China’s minority nationalities. Comparative Education, 60(1), 39–58. https://doi.org/10.1080/03050068.2023.2213139
- Zhao, Z., & Postiglione, G. A. (2010). Representations of ethnic minorities in China’s university media. Discourse Studies in the Cultural Politics of Education, 31(3), 319–334. https://doi.org/10.1080/01596301003786928
Kaynak : Habernida.com








