ÇİN TÜRKİYE’Yİ YAKINDAN İZLİYOR: 1,5 milyarlık istihbarat ağı nasıl çalışıyor?
Çin üzerine kapsamlı akademik çalışmaları bulunan Dr. Nurettin Akçay, Pekin yönetiminin Türkiye’ye yönelik ilgisinden Çin’in istihbarat yapılanmasına kadar dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Akçay, Çin’de Türkiye üzerine çalışan araştırma merkezlerinin bulunduğuna işaret ederken, 2017 tarihli Ulusal İstihbarat Kanunu’nun vatandaşlara ve kuruluşlara yüklediği yükümlülüklere dikkat çekti.
Çin Türkiye’yi sistematik biçimde araştırıyor
Çin üzerine çalışmaları bulunan Dr. Nurettin Akçay, Çin’in Türkiye’yi siyasi, ekonomik ve tarihî yönleriyle yakından takip ettiğini belirtti.
Akçay, Türkiye’nin Çin açısından küresel ölçekte büyük bir ülke olarak görülmemesine rağmen Pekin yönetiminin Türkiye’ye ciddi bir ilgi gösterdiğini ifade ederek, Çin’de Türkiye üzerine çalışan 5 araştırma merkezi bulunduğunu söyledi.
Bu merkezlerin Türkiye’nin tarihi, ekonomisi, siyasi sistemi ve dış politikası hakkında düzenli çalışmalar yürüttüğünü belirten Akçay, iki ülkenin birbirini tanıma düzeyinde önemli bir dengesizlik bulunduğuna dikkat çekti:
“Çin, Türkiye’ye bu kadar yakından ilgi duyarken Türkiye’nin Çin’e ilgisi ne yazık ki çok kısıtlı.”
Akçay’ın verdiği “5 merkez” bilgisi akademik çalışmalarla da örtüşüyor. 2023 yılında yayımlanan bir araştırmada Çin’de 5 üniversitede Türkiye Araştırma Merkezi, 12 üniversitede ise Türkoloji bölümü bulunduğu belirtiliyor. Aynı çalışma, Türkiye araştırmaları merkezlerindeki Çinli akademisyenlerin bir konsorsiyum oluşturduğunu ve multidisipliner çalışmaların raporlaştırıldığını aktarıyor.
Şanghay Üniversitesi bünyesindeki Türkiye Araştırmaları Merkezi de çalışma alanlarını Türkiye’nin ekonomisi, toplumsal yapısı, siyasi partileri, tarihi, kültürü, dini ve dış politikası olarak tanımlıyor.
Çin’in 2017 tarihli istihbarat kanunu dikkat çekiyor
Akçay’ın üzerinde durduğu en önemli konulardan biri ise Çin’in 2017 yılında yürürlüğe koyduğu Ulusal İstihbarat Kanunu oldu.
Kanunun 7. maddesi, Çin’de istihbarat ile vatandaş ve kuruluşlar arasındaki ilişki açısından oldukça geniş bir yükümlülük getiriyor.
Maddenin resmî metninde özetle, bütün kuruluşların ve vatandaşların yasaya uygun şekilde devletin istihbarat çalışmalarını desteklemesi, yardım etmesi ve bu çalışmalarla iş birliği yapması; öğrendikleri devlet istihbaratı sırlarını da koruması gerektiği belirtiliyor.
Dolayısıyla Akçay’ın dikkat çektiği noktanın hukuki bir dayanağı bulunuyor. Bununla birlikte, kanunun lafzı doğrudan “her Çin vatandaşı her istihbaratçının istediği her bilgiyi vermek zorundadır” şeklinde değil; yükümlülüğü “yasaya uygun şekilde destekleme, yardım etme ve iş birliği yapma” biçiminde düzenliyor.
1,5 milyara yaklaşan nüfus ne anlama geliyor?
Akçay, bu düzenlemenin Çin’in istihbarat kapasitesini değerlendirirken göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.
Çin vatandaşlarının dünyanın farklı ülkelerinde ticaret, akademi, teknoloji ve diğer sektörlerde faaliyet gösterdiğini hatırlatan Akçay, böyle bir yasal çerçevenin Pekin’e çok geniş bir potansiyel insan kaynağı sunduğunu ifade etti.
Çin Ulusal İstihbarat Kanunu yalnızca 7. maddeyle de sınırlı değil. Kanunun 14. maddesi, devlet istihbarat kurumlarının görevlerini yerine getirirken ilgili kurum, kuruluş ve vatandaşlardan gerekli destek, yardım ve iş birliğini talep edebileceğini düzenliyor.
“En tepede Ulusal Güvenlik Komisyonu bulunuyor”
Akçay, Çin’in güvenlik ve istihbarat mimarisinin merkezi bir yapı içerisinde çalıştığını belirterek, Ulusal Güvenlik Komisyonu’nun sistemdeki kritik konumuna dikkat çekti.
Bu yapılanmanın Çin’in sadece askerî veya klasik istihbarat faaliyetlerini değil; ekonomi, teknoloji, akademi, dış politika ve toplumsal güvenlik gibi geniş bir alanı “ulusal güvenlik” perspektifiyle değerlendirmesine imkân verdiğini ifade etti.
LinkedIn üzerinden “ajan devşirme” uyarısı
Akçay’ın dikkat çektiği bir başka başlık ise profesyonel sosyal ağlar.
Akçay, LinkedIn’in Çin istihbaratının yoğun biçimde kullandığı eleman kazanma ve temas kurma mecralarından biri olduğunu belirtti.
Bu konuda Batılı güvenlik kurumlarının da uzun süredir uyarıları bulunuyor. Özellikle istihbarat değeri taşıyan sektörlerde çalışan kişilerle profesyonel bağlantı veya iş teklifi görüntüsü altında temas kurulması, Batılı karşı istihbarat kurumlarının Çin’e ilişkin risk değerlendirmelerinde yer alıyor.
Çin’in Türkiye ilgisi neden önemli?
Akçay’ın değerlendirmelerindeki en çarpıcı tablo ise Türkiye ile Çin arasındaki bilgi ve uzmanlık asimetrisi.
Çin’de Türkiye’nin siyasi sistemi, ekonomisi, tarihi, toplumsal yapısı ve dış politikası üzerine kurumsallaşmış akademik çalışmalar yürütülürken Türkiye’de Çin uzmanlığının aynı ölçekte gelişmemiş olması stratejik bir sorun olarak öne çıkıyor.
2025 yılında yayımlanan bir başka akademik çalışma da Çin’de Türkiye araştırmalarının son on yılda hızla geliştiğini; çalışmaların dil ve tarih alanlarından çıkarak siyaset, ekonomi, uluslararası ilişkiler ve kültürel çalışmalara yayıldığını ortaya koyuyor.
Dr. Nurettin Akçay’ın değerlendirmeleri bu nedenle yalnızca Çin istihbaratının kapasitesine ilişkin bir tartışmayı değil, Türkiye açısından daha temel bir soruyu da gündeme taşıyor:
Çin Türkiye’yi bu kadar ayrıntılı biçimde araştırırken Türkiye Çin’i ne kadar tanıyor?
Daha azını gör