logo

trugen jacn

GAZETECİ-YAZAR ARSLAN KÜÇÜKYILDIZ YAZDI : KIZIL ÇİN İLE NASIL TANIŞTIM ?

Arslan Küçükyıldız
Arslan Küçükyıldız( Gazeteci-Yazar TRT Emekli  Program Yapımcısı)
Dün Facebook’ta aşağıdaki fotoğrafı görmüş, paylaşmıştım; Doğu Türkistan’da Çinli görevliler Uygur hanımlarının eteklerini ellerindeki makasla kesiyorlardı.
bir veya daha fazla kişi ve şunu diyen bir yazı 'ン STRLALItNSÇE Sessiz Kalma! Kalma! Yolda Yürüyen Uygur Kadınlar, Memur Tarafından Durdurulup Kıyafetleri Kesiliyor... istiqlalTurkce' görseli olabilir
Bugün de karşıma Çin büyükelçiliğinin bir duyurusu çıktı: “Çin-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 55. yıldönümü vesilesiyle, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği tarafından Çin ile Tanıştım Haber Ödülleri düzenlenecektir. Çin’i farklı bakış açılarından objektif bir şekilde ele alan özgün ve kaliteli medya çalışmalarını bekliyoruz.”(*)
Buram buram rüşvet kokan bu duyuru bana uzun yıllar önce Kızıl Çin’le nasıl tanıştığımı hatırlattı.
1990’lı yılarda TRT’de, İnt-Avrasya kanalında yapımcı yönetmen olarak çalışıyor, Türk dünyası müzikleri ile ilgili Asya’dan Müzikli Esintiler” adlı bir program yapıyordum. Türkiye’yi Türk dünyasından gelen sanatçıları yakından takip ediyor, konserlerini çekmeye çalışıyordum. Doğu Türkistan Kazak Türklerinin bir müzik topluluğunun Türkiye’ye geldiğini öğrendim. Topluluğun yetkilileri izin için Çin büyükelçiliğini adres gösterdiler. Elçilikteki yetkilileri zorla ikna ettim. Acele ile boş stüdyo ve teknik ekip arayıp buldum. Topluluğu TRT’ye, stüdyoya getirmeyi başardım. Çinliler Bu arada boş durmamış, son dakikada topluluğun programına bir elçilik kokteyli programı ekleyip bize çekim için çok kısa bir süre bırakmış ve topluluk üyelerini neredeyse zil zurna sarhoş ederek göndermişlerdi. Çekim teknik hazırlıkları olağanüstü gayretle kısa sürede bitirildi. Neyse zar zor çekimleri yaptık, kurguladık, denetim aşamasından geçti ve programı yayına hazırladık.
Kavaklıdere’de TRT binasının dördüncü katındaki odamda oturuyordum. Ziyaretçilerin var dediler. Baktım Çin büyükelçiliğinden iki görevli. Meraktayım. Geldiler, yüzlerinde Çinlilere has yılışık gülücükler. Onlara çay kahve ikram ettik. Çin’in güzelliğinden Türkiye ile Çin’in dostluğundan filan sohbet gidiyor. Ne için geldiklerini anlamaya çalışıyorum. Sonunda biri baklayı ağzından çıkardı. “Çekimlerini yaptığınız konser programının adı ne olacak?” dedi. Anlaşılan programın yayınını adım adım takip etmişlerdi. Konuyu anlamıştım. Bu kez ben yüzümde bir gülümseme ile onlara programın adını söyledim: “Doğu Türkistan Kazak Türkleri Konseri” bir anda yüzleri soldu.
Biri sazı aldı: “Ama efendim bu bölgenin resmî adı ‘Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ Siz de bu adı kullansanız!” Sonra diğeri devam etti. İki ülkenin dostluğundan, TRT’nin devlet yayın kurumu olduğu için bu dostluğa katkısı olması gerektiğinden, Uygurların mutlu mesut yaşadığından, Sincan’ın cennet gibi bir yer olduğundan söz etti. (O günlerde Doğu Türkistan’da yapılan nükleer denemelerin sakat bıraktığı soydaşlarımızla ilgili fotoğraflar dünya basınında idi.) Üstüne de “Çekim ekibinizle gelin, gezin, orada program hazırlayın” diyerek örtülü rüşvet teklif etti. Ben nazikçe “Doğu Türkistan”ın siyasi bir ad olmadığını, bin yıldır bölgenin coğrafî adının bu olduğunu, Çin’de yaşayan Uygur, Kazak Kırgız ve diğer Türklerin Çin devletinin sadık vatandaşları olduğunu, bizim de onların mutlu olmasından başka arzumuz olmadığını; TRT’nin özerk bir kurum, yapımcıların bağımsız olduğunu, program adını değiştiremiyeceğimi söyledim. Bir süre lafı döndürüp dolaştırdılar. Dostluktan, işbirliğinden dem vurdular. Israrla Çin’e davet ettiler. Kimi yöneticilerimizle tanıştıklarını söyleyerek örtülü tehdit bile ettiler. Geri adım atmayacağımı anlayınca kalktılar, arkalarına bakmadan gittiler.
Gittiklerini sanıyordum ama sonraki bir gelişmeden yöneticimize uğradıklarını öğrendim. O yönetici Kızıl Çin’den bir davet aldı ve çekim ekibiyle Çin’e gezmeye gitti.
İhtimal “Doğu Türkistan” sözü kullanılmasın diye korkularından Türkiye’ye bir daha Doğu Türkistan Türklerinden bir müzik topluluğu göndermediler. (Bu konuda ne yazık ki çok ağır bir sorumluluk taşıyorum.)
Kızıl Çin yetkilileriyle görüşmemizden ben üç sonuç çıkardım: 1. Haber ve programlarımıza ısrarla Doğu Türkistan sözünü kullanmalı, her vesileyle Doğu Türkistan’ı, kardeşlerimizi hatırlamalı, hatırlatmalıyız. 2. Türkiye’yi dışarda temsil edenler en az Kızıl Çin elçiliği gibi millî sorunlarımızı, yansımalarını, gelişmeleri takip etmelidir. Etmiyorsa temsil görevini bırakmalıdır. 3. Başta basın mensupları olmak üzere Kızıl Çin veya başka devletlerin uyarı, ikna, tehdit, şantaj, rüşvet vb. aşağılık tekliflerine kesinlikle kapılmamak gerekir.
İşte Kızıl Çin’le ben böyle tanıştım.
Son söz: Doğu Türkistan elbet bir gün özgürlüğüne kavuşacaktır. Ancak Çin Büyükelçiliğinden rüşvet alanlar da unutulmayacaktır.
ARSLAN KÜÇÜKYILDIZ KİMDİR ?
11 Mayıs 1961 tarihinde Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde doğdu. 1978 yılında Kastamonu Göl Öğretmen Lisesi’ni bitirdi. 1982’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü’nden mezun oldu. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sinema Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. ‘Türk Sinemasında Edebiyattan Yararlanma’ adlı tezi hazırladı. 1985 yılında Telsiz Genel Müdürlüğü’nde memuriyete başladı. 1987 yılında TRT’nin açtığı yardımcı prodüktörlük imtihanını kazandı.
Bir Cumartesi Gecesi, Pazar Konseri, Mehter Musıkisi, Meşk Zamanı, Asya’dan Müzikli Esintiler, Avrasya Sanat, Toy, Köprü, Bizden Sesler gibi programlarda yapımcı-yönetmen olarak çalıştı.
2000 yılında Türkmenistan Devlet Başkanı Sefermurad Türkmenbaşı’na sunulan ‘Altın Asra Girerken Türkmenistan’ adlı kitabı hazırladı.
2004-2009 tarihleri arasında Televizyon Dairesi Başkanlığı Yurtdışı Yayınlar Müdürlüğü görevini yürüttü. TRT’de prodüktör olarak görev yaptı ve emekli oldu.  Çeşitli konulardaki makaleleri değişik dergi ve gazetelerde yayınlandı. Evli ve iki çocuk babasıdır.
ESERLERİ:
  1. Altın Asra Girerken Türkmenistan,
    Ankara, Anar, 2000
    (Türkmenistan Devlet Başkanı Safarmurad Türkmenbaşı’na sunulmuştur)
  2. .Çapandaz Ergeş Uçkun / Şiirleri / Makaleleri / Mektupları / Hakkında Yazılanlar
    Ankara, Bengü Yayınevi, 2012, 496 sf.
  3. Kitab-ı Öküz -Öküz Şakaları-
    Ankara, Sarkaç Yayınları, 2012, 206 sf.
  4. Türk Zeka Oyunları: 1 Köçürme / Mangala.
    Ankara, Delta Kültür Yayınevi, 2016, 304 sf.
Share
99 Kez Görüntülendi.