logo

trugen jacn

ÇİN’İN SINIR AŞAN ZULMÜ BU KEZ HOLLANDA’DA,UYGUR AKTİVİST GHENİ SALDIRIYA UĞRADI

UYGUR HABER VEE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)
1949’da Mao’nun  Sözde Çin Halk Kurtuluş Ordusu adını verdiği ÇKP İşgal ve Sömürge  Rejimi Doğu Türkistan Türklerine yönelik baskı, zulüm ve soykırım suçları ile yetinmiyor. Çin’in insanlık   suçlarından dünyanın çeşitli ülkelerine sığınmak zorunda kalan Doğu Türkisanlılara Sınır Aşan baskı ve zulmünü uygulamaya devam ediyor. İşgalci Çin’in son sınır ötesi baskı ve zulmü  bu kez Hollanda’da kadar uzandı. Yıllardan beri Amsterdam’ın Doom Meydanında tek başına Çin’in Uygurlara karşı insanlık suçlarını protesto eden Uygur  Aktivist Abdurehim Gheni Lahey’de  Belediye Binasında Saldırıya Uğradı ve Çinli  Güvenlik Personelince(Ajanlarca) aşırı güç kullanarak  tartaklandı.
Çinli güvenlik görevlileri aktivisti odadan dışarı çıkardı.
Çinli Ajanların  Gheni’ye Sınır Aşan Saldırısı   ve kendisini Ölümle Tehdit Etmesi
Doğu Türkistanlılarca “Tek Kişilik Ordu- Yalnız Adam ”  ifadeleri ile tanımlanan Roma merkezli Acı Kış(bitterwinter.org) haber portalına açıklamalarda bulunan cesur Uygur aktivist  olayı şöyle anlattı : ” Çin Büyükelçiliğince  14 Şubat 2026 tarihinde, Lahey Belediye Binası’nda düzenlenen Çin Yeni Yılını kutlama etkinliğinde elimde Çin’in Uygur  soykırımını  protesto eden bir Pankart  olduğu halde barışçıl bir şekilde sahneye çıkmak  ve Çin’i protesto etmek istedim. Bu arada Salonda bulunan Çinli Güvenlik elemanlarınca  önüm kesildi  ve şiddetli bir saldırıya uğradım. Bu saldırı,  Çin işgal yönetiminin Avrupa topraklarında gerçekleştirilen ulusötesi baskının (transnational repression) somut bir örneğidir. Çinli Ajanlar fiziksel güç ve psikolojik yıldırma yoluyla barışçıl bir sesi susturmaya yönelik kasıtlı bir girişimde bulundular.
Protesto dövizimi tuttuğum sırada, birkaç Çinli güvenlik görevlileri tarafından etrafım sarıldı ve şiddet kullanarak beni yere yatırdılar. Nefes almamı  engelleyecek şekilde boğazımı sıktılar. Bu sırada Çinli Ajanlardan biri  ben  yerde yatarken  kulağıma eğilerek Çince ” Sen Çin tipi Toplama Kamplarına atılmayı ve orada  ölmelisin! Sen ölmeyi hak ediyorsun. Seni öldüreceğim!” (“Nǐ yīnggāi qù jìzhōngyíng. Nǐ yīnggāi sǐ. Wǒ yào shā sǐ nǐ!”  şeklinde sözlü ve psikolojik tehditte bulundu.  Çinli Ajanların bu ve benzeri  Çince tehditlerin  önceden  kurgulanmış  bir taktik idi. Çinli Ajanlar  Felemenkçe veya İngilizce konuşmayarak, çevredeki Hollandalı güvenlik memurlarının ve halkın   suç teşkil eden sözlerinin anlamamasını sağlamak istediler. Bu durum,  Hollandalı izleyicilere sanki sadece “düzeni sağlıyormuş” gibi görünürken, bana maksimum psikolojik terör uygulamasına izin verdi. Bu, beni kalabalığın ortasında izole etmeye yönelik bilinçli bir girişimdi. Saldırı sırasında sağ bacağımı aşırı güç kullanarak büktüler. Halen şiddetli ağrılar çekiyorum ve yürümekte zorluk çekiyorum.
O anda  ben kendimin demokratik Hollanda’da  yaşadığımı hissetmedim. Sanki işgal altındaki Doğu Türkistan’a geri götürülmüş ve bir Çin toplama kampına sürükleniyormuşum gibi hissettim. Bu deneyim derin bir psikolojik travmaya neden oldu ve Avrupa’nın kalbinde bile Çin devletinin “uzun kolunun” profesyonelleşmiş şiddet yoluyla bize ulaşabileceğini gösterdi.
Çinli güvenlik görevlileri Abdurehim Gheni Uygur'u etkisiz hale getirmeye çalışıyor.
Çinli Ajanlardan  Şikayetçi Oldum
Saldırıdan hemen sonra saldırıyı bildirmek için Ulusal Polis ile temasa geçtim. Raporumu resmi olarak kabul ettiler ve Hollanda yasalarına göre bir mağdur olarak haklarım konusunda bilgilendirildim. Resmi bir takip görüşmesi şimdiden planlandı. Hollanda medyası da  bu olayı ayrıntılı  olarak  haberleştirdi.
Polis ve avukatımın Belediye Binası’ndaki tüm dahili güvenlik kamerası görüntülerini alması ve incelemesi konusunda ısrarcı olacağım. Bu kayıtlar; beni nasıl kollarım ve bacaklarımdan kaldırdıklarını, bacağımı nasıl büktüklerini ve tehditler savururken beni nasıl yerde tuttuklarını açıkça gösterecektir. Çin Komünist Partisi (ÇKP) bağlantılı bu saldırganların adalete teslim edilmesi için bu videoların birincil delil olarak kullanılmasını talep ediyorum.
ÇKP’lı Ajanlar Vücudumu Yaraladılar, Ama Ruhumu  Asla. Özgürlük  Mücadeleme Devam ! 
Şu anda bacağım, boynum ve göğsümdeki yaralanmaları belgelemek için aile hekimimin gözetimi altındayım. Ayrıca, Uygur Soykırımı ile bağlantılı derin travmaları tetiklediği için saldırının psikolojik etkilerini de değerlendiriyoruz.
Babam  ülkem Doğu Türkistan’daki bir Çin Toplama kampında işkenceyle öldürüldü. Bu  ÇKP’lı saldırganlar bana benim kendilerine ait olduğumu  iddia ederek tehdit ettiler. Vücudum yaralı ama ruhum hala dimdik.  Her şeye rağmen ben Özgürlük Mücadeleme  devam etmeye kararlıyım ! Eğer sözde “Barış ve Adalet Şehri”nin içinde bile güvende değilsek, o zaman nerede güvendeyiz?
https://www.facebook.com/reel/929266356385475
Share
28501 Kez Görüntülendi.