Turguncan Alaaddin : Dünya Uygur Kongresi Başkanı
Çin işgal yönetimi Doğu Türkistan’da “2016 yılında başlattığı toptan gözaltılarla Toplama Kamplarına kapatma sisteminin yasal gerekçesi olarak kullanılan Terörle Mücadele Yasası ile birlikte bu yeni mevzuat, Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik baskıyı, özellikle dil, kültür ve din özgürlükleri açısından daha da derinleştirecektir. ÇKP İşgal rejimi Son on yılda, zorla asimilasyon ve Çinlileştirme politikaları, Uygur kültürel ve dini kimliğine yönelik kalıcı ve ciddi baskılar uygulamaktadır. DUK olarak bu yasanın kabul edilmesinin Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar başta diğer tüm Türk ve Çinli olmayan halkların geleceğinden ciddi olarak endişelerini duyuyoruz. Çin işgal rejimi Evrensel İnan Hakları Bildirgesine tamamen aykırı bu insanlık dışı uygulamalarına bir an önce son vermelidir.” açıklamasında bulundu.

Ruşen Abbas : Uygur Hareketi Lideri ve Uygur İnsan Hakları Aktivisti
Çin Yönetimi ÇKP iktidarının emir ve güdümündeki Sözde Parlamentosunun kabul ederek yasalaştırdığı bu Etnik Birlik yasasının esas amacı Çin’de yaşayan ve etnik Çinli olmayan Uygurlar,Tibetliler ve diğer Çin olmayan halkların bir an önce toptan yok edilmesine yönelik olduğu açıktır. Çin, resmi platformlarında,çeşitli toplantılarda ve ÇKP’nin güdümündeki devlet medyası yayınlarında Uygurları, Tibetlileri ve diğer Çinli olmayan Ulusları geleneksel kıyafetleri içerisinde milli ve geleneksel oyun ve ritüellerini sürekli göstermek suretiyle etnik soykırım ve asimilasyon uygulamalarını gizlemektedir. Bütün bunlar önceden hazırlanmış ÇKP Tiyatrosu sahneleridir ve çeşitli bir ulusların uyumlu ve kardeşçe yaşadığına uluslararası toplumu kandırarak inandırmak olduğu bilenen bir gerçektir.”
Dini ve Kültürel Asimilasyondan Sonra Şimdi de Fiziksel Soykırım
Uygur Hareketi Lideri Abbas açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı : ” Çin işgal Yönetimi işgal ettiği 1949’dan beri Doğu Türkistan’da dini ve kültürel Asimilasyon ve soykırım uygulamaktadır. ÇKP İşgal rejimi şimdiye kadar Doğu Türkistan’da 16.000’den fazla camiyi yıkarak yok etmiştir. ÇKP rejiminden başta hiç kimse bu yıkımların uyum olduğunu inanmaz ve asla kabul etmez. Ramazan ayında oruç tutmayı suç saydığınızda, çocukların ibadet yerlerine girmesini yasakladığınızda ve ebeveynlerden çocuklarına her şeyden önce Komünist Partiyi sevmeyi öğretmelerini istediğinizde buna uyum diyemezsiniz. Bir milyondan fazla insanı sadece Türk ve Müslüman oldukları için 2017’den beri Çin tipi toplama Kamplarında esir tutulmaktadır. Siz Çin’in bu toptan gözaltı ile milyonlarca Uygur, Kazak,Kırgiz ve diğer Çinli olmayan Ulusları Çin tipi Toplama kamplarına hapsettiğinizde buna asla uyum diyemezsiniz.” şeklinde konuştu.
Mehmet Tohti : Kanada Uygur İnsan Hakları Projesi Direktörü
ÇKP iktidarının emri ve güdümündeki sözde Çin Halk Kurultayının kabul ve yasalaştırdığı bu yeni Etnik Birlik Yasası Çin işgalinin başladığı 1949’dan beri devam eden asimilasyon ve soykırım politikalarının doruk noktası olduğu açıktır. Bu sözde “Etnik Birlik Yasası ” Uygurların, Tibetlilerin ve Moğolların Han kültürüne entegre edilerek yok edilmesi, silinmesi ve Çinlileştirilmesi, kollektif gözaltılar ve Çin tipi toplama kampları, soykırım ve kitlesel kısırlaştırma yoluyla gerçekleştirilen sömürgeleştirme ve yok etmenin son aşamasıdır. Bizler Doğu Türkistanlılar ve Uygurlar bu yasanın ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz.” sözleri ile tepki gösterdi.

Dr. Reyhan Esat : Harvard Ün. Öğr.Üyesi ve U.arası Hukuk uzmanı ve Uygur İnsan hakları Aktivisti
Çin rejimi çıkardığı bu son yasa ile yıllardan beri Çinli olmayan uluslara karşı sürdürdüğü Hukuksuz ve haksız baskıyı kurumsallaştırmak ve kendilerince yasal bir kılıf bulmak ve çerçeve oluşturmak istemektedir. Çin’in Uygur Bölgesi Tibet ve Güney Moğolistan’daki acımasız ve vahşet içerikli uygulamalarının bu ve benzeri sözde yasalarla uluslararası toplumdan gizlemek istediği açıktır. Çin tipi Toplama Kamplarında esir tutulan milyonlarca tutuklu bu kamplarda sistematik olarak baskı, zulüm ve çeşitli Çin işkencelere maruz kalmaktadır. Çin rejimi işlediği bu insanlık suçları için ileride ” Cezalandırılmamak için otoriter hukukçuluk tarzında” bu ve benzeri yeni yasalar çıkarmaktadır. Çin işgal rejimi Yeni bu yasa ile hak ve hukuk ihlallerini kurumsallaştırmak gibi stratejik bir amaca hizmet amacı taşıdığına inanıyorum.” şeklinde konuştu.
Yalkun Uluyol HRW. Çin Araştırmacısı ve Koç Ün. Doktorantı
” Çin Yönetimi diasporada yaşayan Uygurlar başta Çinli olmayan diğer Tüm Çin’in mağdurlara yönelik baskı ve zulmünü ideolojik tekdüze olarak sadece kendi topraklarında değil, yurt dışında yaşayanlara karşı de sınır aşan Baskı şeklinde sürdürmeye devam ediyor. Çin’in bu yaptıkları açık ve net şekilde uluslararası baskı olarak tanımlanabilir. deniyor. Çin’in insan hakları politikalarını izleyen araştırmacılar, bu yasanın aynı zamanda Pekin’in nüfuzunu sınırlarının ötesine sınır ötesi olarak genişletme çabalarının bir yansımasıdır. Çin bu sözde ” Etnik Birlik Yasası” ile Çinli olmayan ve azınlık olarak tanımladığı halklara karşı dayattığı asimilasyon politikalarını daha da pekiştirme niyetinde olduğunu ortaya koşmuştur. Çin yönetiminin bu “Etnik Birlik Yasası ” ile Çinli olmayan ulusların kültürel ve dini özgürlüklerinin daha da kötüleşeceği endişesini arttırmıştır. ” şeklinde değerlendirdi.

Dr.Mehmet Emin Ala Uygur İnsan Hakları Aktivisti – Avustralya
Çin işgal rejimi ne zaman “birlik” terimini kullansa, Uygur başta diğer Çinli olmayan halklara karşı daha fazla baskı ve güç yoğunlaşması uyguluyor. Onlardan ÇKP rejimine karşı daha yaygın ve daha kayıtsız uyum ve taslimiyet talep ediyor. Bu yasanın çıkarılması ile Çin’den daha köklü bir baskı ve zulüm beklemek gerekir. İdeolojik olarak, bu “Birlik” terimı, çeşitliliğin ve farklılığın yokluğunu ifade etmektedir. Bu yasa ÇKP’ye mutlak itaat ve uyum gerektiren, gizlenmiş distopik bir gerçekliği temsil eder. Bunun birçok çeşidi vardır ve hepsi aynı anlama gelmektedir. Örneğin:
- Düşünce birliği (emredici, sınırlı ve kontrollü düşünce ve öz sansür faaliyetleri)
- Etnik birlik (Çinli olmayanların kademeli olarak Çinlilere asimilasyonu
- Dinlerin/inançların birliği : komünist ateizmin sunağında tüm inançların öldürülerek yok edilmesi
- Etnik Han Çin ulusunun büyük birliği : doğası gereği dışlayıcı ve asimilasyoncu, daha geniş toplumsal yabancı düşmanlığına ve Han üstünlüğüne mutlak itaat
- Dünyanın birliği : ÇKP rejiminin hegemonik emellerini daha ileriye taşıyarak bir an önce gerçekleştirmek
- ÇKP Yönetimi bütün bunları : resmi olarak “insanlık için ortak bir geleceğe sahip topluluk Yaratmak ” olarak kullanacaktır.









