Uygur dilbilimci Abdülveli Ayup’un paylaştığı bir gönderiye yanıt veren internet kullanıcıları, değişikliğin yakın zamanda yapılmış gibi göründüğünü belirterek, 2025’te Yarkant’a yaptıkları ziyarette orijinal tabelanın hala yerinde olduğunu kaydettiler.
İnsan hakları grupları ve araştırmacılar, yasanın azınlık dillerinin ve kimliklerinin marjinalleştirilmesi de dahil olmak üzere daha derin bir kültürel asimilasyona yasal zemin sağladığı konusunda uyarıyor.
Aynı zamanda, türbeler ve yeniden inşa edilmiş kültürel yapılar gibi bazı tarihi yerler korunmaya devam ediyor ve genellikle turizm amacıyla tanıtılıyor. Eleştirmenler, bu yerlerin Uygur kültürünün özenle seçilmiş bir görüntüsünü sunduğunu, günlük dilsel ve kültürel ifadenin ise giderek azaldığını savunuyor.
Son haberlerde ayrıca, dini ve tarihi mekanların yıkılması veya değiştirilmesi ve kültürel sembollerin kamusal hayattan kaldırılması da dahil olmak üzere, daha geniş bir kültürel yok etme örüntüsüne dikkat çekiliyor.
Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, gözlemciler Uygur yazısının kamusal alanlardan kaybolmasının daha da yaygınlaşabileceğini ve bunun da dilin anavatanındaki uzun vadeli varlığı konusunda endişelere yol açabileceğini söylüyor.








