logo

trugen jacn

EGE ÜNİVERSİTESİ’NDE DOĞU TÜRKİSTAN’İN SESİ YANKILANDI VE GÖKBAYRAK DALGALANDI

UYGUR HABER VE ARAŞTİRMA MERKEZİ(UYHAM)

 İzmir Ege Üniversitesi(EÜ)’de Türk Dünyası Akademik Araştırmalar (TDAA) Topluluğunun düzenlediği “Doğu Türkistan’da Asimilasyon ve Soykırım” başlıklı panelde  şanlı Al bayrağımızın Kardeşi Doğu Türkistan’in mahzun Gökbayrağı özgürce dalgalandırıldı  ve kısılan Doğu Türkistan Türklerinin  Sesi  dillendirilerek  yankılandırıldı.  Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü ev sahipliğinde gerçekleştirilen panelde, Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlalleri ve diasporanın bağımsızlık mücadelesi uzman isimler tarafından tüm boyutlarıyla ele alındı.

TDAA Topluluğu Başkanı Turgut : Doğu Türkistan Türk Dünyasının kızıl Elmasıdır

“Doğu Türkistan’da Asimilasyon ve Soykırım” paneli  Ege Ün.Türk Dünyası Enstitüsü Müdürü Sayın  ile Ege Ün. Türk Dünyası akademik Araştırmalar Topluluğu Başkanı Muharrem Turgut’un açılış konuşmaları ile başladı. TDAA Başkanı konuşmasında  günümüzde Doğu Türkistan’da yaşayan Soydaşlarımıza reva görülenler insanlığın yüz karasıdır. Çok iyi biliyoruz ki kendi tarihini bilmeyen bir nesil, başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olur. Eğer güçlü bir gelecek inşa etmek istiyorsak köklerimizi sağlam tutmak, gençliğimizi milli şuurla yetiştirmek zorundayız. Doğu Türkistan meselesi de bu şuurun ayrılmaz bir parçasıdır. Doğu Türkistan günümüzde Türk dünyasının kızıl elması olmalıdır.” şeklinde konuştu. ”

Prof. Dr. Alimcan İnayet, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ve soykırımın, bölgede uygulanan sistematik asimilasyon politikalarının kaçınılmaz bir sonucu olduğunu vurguladı.

Ege Üniversitesi (EÜ) Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü (TDAE) ile Türk Dünyası Akademik Araştırmalar Topluluğu iş birliğinde düzenlenen “Doğu Türkistan’da Asimilasyon ve Soykırım” paneli gerçekleştirildi. Etkinliğe, EÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Hanefi Palabıyık ve EÜ TDAE Müdürü Prof. Dr. Atıf Akgün akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alimcan İnayet’in oturum başkanlığını yaptığı panele; Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkin Emet, Araştırmacı-Yazar Hamit Göktürk, Eğitimci-Yazar Gazi Karabulut konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, Doğu Türkistan’da yaşanan güncel sorunlar, tarihi süreç ve bölgedeki Türk varlığına yönelik politikalar bilimsel bir perspektifle ele alındı.


 “Doğu Türkistan Türk kültürünün derin köküdür”

Prof. Dr. Alimcan İnayet, Doğu Türkistan meselesinin Türk dünyasının kanayan yarası olduğunu ifade etti. Meselenin doğru anlaşılması için sağlam bir bakış açısının şart olduğunu dile getiren Prof. Dr. İnayet, “Doğu Türkistan meselesi gerçekten çok derin boyutları olan bir mesele. Böyle bir meselenin daha iyi anlaşılması için öncelikle bizim şu bakış açısına sahip olmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Birincisi, Doğu Türkistan adı üstünde bir Türk toprağıdır. İkincisi, Doğu Türkistan Türk kültürünün derin köklerinin bulunduğu topraklardır. Üçüncüsü, Doğu Türkistan Çin tarafından işgal edilmiş topraklardır. Dördüncüsü, işgalden sonra Doğu Türkistan Çin yönetimi tarafından asimilasyon ve soykırım uygulanan topraklardır. Ayrıca bugün Doğu Türkistan’da yaşanan pek çok sorun, insan hakları ihlalleri, vahşet, soykırım dediğimiz bütün bu olaylar, bu soykırım ve asimilasyon politikasının doğal sonuçlarıdır. Dolayısıyla Doğu Türkistan meselesini anlamak istiyorsak öncelikle sağlam bir bakış açısına sahip olmak zorundayız” dedi.

Diaspora mücadelesi ve jeostratejik önem

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkin Emet, Doğu Türkistan’ın jeostratejik önemine ve diasporadaki teşkilatlanma sürecine değindi. “Bir Kuşak Bir Yol” projesinin merkezinde yer alan bölgenin Çin için stratejik bir üs olduğunu belirten Prof. Dr. Erkin Emet, “Dünyanın çeşitli yerlerinde kendi kimliğimizi koruyabilmek için okullar açıyoruz. Yurt dışında yaşayan Uygurlar kendi toplumsal, kültürel ve tarihi miraslarını korumakta etkin çabalar sürdürmektedir. Birçok Uygur Türkü,  işletme sahibi olmanın yanı sıra bilim, teknoloji, tıp, ekonomi, hukuk gibi birçok farklı dalda nitelikler kazanmıştır. Diasporadaki Uygurların bulundukları toplumlardaki kuvvet ve görünürlükleri bu Uygurların kurdukları okullar ve derneklerle görülebilir. Bunların vasıtasıyla memleketlerindeki ve dünya çapındaki Uygurlarla ailevi ve sosyoekonomik ağları muhafaza edebilmektedir. Diasporada başlattığı milli mücadelenin yakın tarihi incelendiğinde, milli mücadelenin yokluktan varlığa ulaştığını ve küçükten büyüyerek güçlendiğini, uluslararası platforma taşındığını söylemek mümkündür” diye konuştu.

 “Bir milleti yok etmek istiyorsanız işe diliyle başlayın”

Doğu Türkistan davasının Türkiye’deki önemli isimlerinden Araştırmacı-Yazar Hamit Göktürk ise bölgedeki güncel duruma ve Çin’in uyguladığı politikalara dikkat çekti. Göktürk, “Konfüçyus diyor ki: ‘Bir milleti yok etmek için önce onun diliyle, dilini yok etmekten başlayın’. Çin’in yaptığı aynen budur. Bu Konfüçyüs’ten sonra gelen Çin yöneticileri tamamı bu sözünü günün şartlarına göre güncellemiştir. Doğu Türkistan’daki Türk soykırımı 1949’daki işgaliyle birlikte başlamıştır. Bu uygulamalar devrim düşmanlarını yani milliyetçi ve vatanseverleri yok etme, toprak reformu, kiraları azaltma, zorla kooperatifleşme, demir-çelik üretiminde Amerika’ya ulaşma, çalışma yoluyla dönüştürme kampları, kültür devrimi başta olmak üzere onlarca kampanyanın amacı Türkleri sindirme, baskıyla, işkenceyle yok etme projeleridir. Bütün bu kampanyaların amacı Türkleri sistematik olarak sindirmek suretiyle baskı kurarak çaresizlik ve ümitsizliğe mahkum ederek toptan yok etme uygulamasıdır” dedi.

Küresel adaletsizliğe karşı “Türk Birliği” vurgusu

Eğitimci-Yazar Gazi Karabulut, dünyadaki mevcut güç dengelerini ve doktrinleri eleştirerek küresel adaletsizliğe karşı tek çözümün Türk dünyasının birleşmesi olduğunu vurguladı. Karabulut, “Şu anda dünya üzerinde bir kanun var, o kanunun adı hak haklının değil, hak kuvvetlinindir. Öyleyse hakkımızı alabilmemiz için bize düşen üçüncü bir yola ihtiyacımız var. Şimdi bir yanda Rusya, Çin, İran yandaşlarıyla birlikte bir grup oluşturuyor; bir yanda Amerika, İngiltere, İsrail bir grup oluşturuyor. Peki bir üçüncü yol ne olmalıdır? Açık ifade ediyorum, üçüncü yol şudur: Güçlü, müreffeh bir Türkiye ve Türk birliği. Bu olmadığı müddetçe dünya gözyaşı dökmeye devam edecektir. O üçüncü yolu kuracak olanlar da siz gençlersiniz” ifadelerini kullandı.

Türk Dünyası Akademik Araştırmalar Topluluğu Başkanı Muharrem Turgut ise “Çok iyi biliyoruz ki kendi tarihini bilmeyen bir nesil, başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olur. Eğer güçlü bir gelecek inşa etmek istiyorsak köklerimizi sağlam tutmak, gençliğimizi milli şuurla yetiştirmek zorundayız. Doğu Türkistan meselesi de bu şuurun ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.

Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından konuşmacılara “Teşekkür Belgesi” ve “Plaket” takdim edilmesiyle sona erdi.

Share
25 Kez Görüntülendi.