Son Dakika


Çin’in yönetimindeki Uygur Bölgesinde yaşayan Uygurlar İşgal rejiminin ağır şekilde baskı ve zulümlerinden kaçarak çeşitli yollarda Türkiye’ye gelerek yerleşiyorlar. Çin yönetiminin “Azınlık” olarak tanımladığı bu Uygurların Türkiye’deki sayılarının 50 bin civarında olduğu belirtiliyor. Bu yönü ile Türkiye en büyük Uygur diasporasına ev sahipliği yapıyor. Son 10 yıldır Çin yönetimi Türkiye’deki nüfuzu ile birlikte Türkiye’deki ÇKP güdümlü medya varlığını da arttırmış bulunuyor.
Türk medyası eskiden olduğu gibi Çin’in kontrolündeki Doğu Türkistan’da, Türkiye’de ve diğer ülkelerde(Uygur diasporasında) yaşayan Uygurlara karşı Çin’in insan hakları ihlallerinin duyurulması ve Uygurların temel insanı hakları mücadelesinin desteklenmesi noktasında artık bir ana merkez olmaktan uzaklaşmış bulunuyor. Türkiye, Çin’in Uygurlara karşı insan hakları ihlallerinin duyurulması ve bu hakların mücadelesinde merkez olan ve Çin’in mazlum ve mağdurları Uygurların hayat hikayelerini duyuran ve kitaplaştıran (beyazlaştıran) ve onların hikayelerinin(anlatıların) gündeme getiren ve diğer Uygur çalışmaların merkezi olmaktan giderek hızla uzaklaşıyor. Türkiye’deki Uygur topluluğu, Çin’in sığındıkları ve kendilerini güvende hissettikleri bu ülkede günden güne artan etkisinden ve Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı insan hakları ihlalleri raporlarının susturulmamasından, kendi seslerini kamu oyunda tartışılmasından daha da uzaklaşacağından ciddi şekilde endişe ediyor.
Çin işgal rejimi özellikle 2016’dan beri sıklıkla dillendiği “Aşırıcılık ve ayrılıkçılıkla Savaş” söylemi ile toptan suçladığı Türkçe konuşan azınlık grubu olarak tanımladığı Uygurlara karşı Doğu Türkistan’da şiddetli bir baskı ve zulüm kampanyası yürütüyor. Uluslararası İnsan Hakları Kuruluşları ve bağımsız gözlemciler Çin’in insan hakları ihlallerini “Soykırım” ve Uygur bölgesindeki bu mevcut uygulamaları “İnsanlığa Karşı Suçlar” olarak tanımlayarak şiddetle tepki göstermiş ve kınamış bulunuyor.
…….. (RSF)nin son raporuna göre, Çin rejimi Doğu Türkistan’da Sakharov Ödülü sahibi İlham Tohti dahil olmak üzere 78 gazeteci ve basın özgürlüğü aktivisti tutuklu buluyor. Çin’in 2017’den beri , Uygurlara yönelik acımasız vahşet uygulamalarına yönelik uluslararası kuruluşların araştırma ve incelemenin artmasıyla, Çin devletine bağlı medya kuruluşları giderek Çin’in politikalarını terörle mücadele ve Gelişme ve kalkınma önlemleri söylemi ile bu suçlarını meşrulaştırmak suretiyle üzerini örtmeye çalışmaktadır.
Washington merkezli Uygur İnsan Hakları Projesinin açıklamalarına göre; Çin’in ülkelerindeki hak ve hukuk ihlallerinde kaçan binlerce Uygur Türkiye’ye sığınarak bu ülkede yaşamayı seçiyor. Türkiye’de 50.000 kişilik bir Uygur diasporası olduğu tahmin ediyor.
Uygur Gazeteci ve Hür Asya Radyosunun eski İstanbul Büro Şefi Dr.Şevket Nasır bu konuda şunları ifade ediyor : “Türkiye, dünyanın en büyük Uygur diaspora topluluklarından birine ev sahipliği yapıyor. Uygur Türkleri Türkiye Türkeri ile dil, inanç ve kültürel v bağlarının aynı olması nedeniyle geleneksel olarak sığınak yeri ve 2 ana vatan olarak görülüyor. Türkiye büyük bir Uygur topluluğuna ev sahipliği yapmaya devam ederken, bazı gazeteciler ve aktivistler, özellikle göçmenlik statüsüyle ilgili belirsizlik, sınır dışı edilme korkusu ve daha geniş siyasi ortam nedeniyle, on yıl öncesine göre kendilerini daha az koruma altında hissettiklerini söylüyor. İnsan Hakları Gözlem Evi( Human Rights Watch) 2025 yılının sonlarında bir açıklama yaparak Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini günden güne daha da sıkılaştırdığı için “ülkenin Türk vatandaşlığı olmayan Uygurlar için daha az güvenilir hale geldiği” vurgusu ile bu ülkeyi yönetimini uyardığı biliniyor.
Uygur Aktivist ve Uyghurnet.org Haber Portalinin yöneticisi Araştırmacı Yazar Hamit Göktürk’ün ÇKP iktidarının emrindeki Çin medyasının Türkiye’deki artan etkisi ile ilgili olarak şunları açıkladı : ” ÇKP’ne bağlı Çin medyası Türkiye’nin medya alanında ne kadar çok etkin ve hakim olursa, Türk halkına Doğu Türkistan’daki mevcut durum ile v Türkiye’deki Uygurların durumu konusunda bilgilendirmek ve Çin’in insan hakları uygulamaları konusunda uyarmak o kadar çok zorlaşıyor. Çin’in Türkiye’deki Propaganda anlatıları Türk medyasında daha fazla yer aldıkça, Çin işgal rejimine karşı eleştirel seslerin kısıtlanması ve özellikle bu ülkedeki Uygur gazeteciler ve Aktivistlerin çalışmaları ve seslerinin duyurulması giderek zorlaşabilir. Bu konudaki esas mesele Doğu Türkistan konusunda alternatif bilgi ve haber kaynaklarının hiç olmaması değil, Uygurlara baskı ve zulüm yapan Çin rejiminin anlatıları ve bu propaganda amaçlı sahte ve asılsız haberleri destekleyen kaynaklar arasındaki uçurum ve oldukça adaletsiz ve eşitsiz durumdur. ” sözleri ile değerlendirdi.
RSF Asya Pasifik Bürosu Ddirektörü Aleksandra Bielakowka’nun bu konudaki değerlendirmesi şöyle : ” Türkiye’de, Çin devlet anlatılarının(Çin resmi açıklamalarının) artan önemi, Uygur soykırımı hakkında bağımsız haberleri silme riski taşıyor. Türk halkının Doğu Türkistan’daki gerçek durum konusunda doğrudan ve kaynağından bilgi alma hakkını engelliyor. Esas Tehlike, Pekin’in resmi anlatılarının Türkiye’de daha da yayılması veya etkili olması değil, aynı zamanda Uygur gazeteciler,Aktivistler ve diğer kişilerin seslerinin tartışılmasından duyurulmasından tamamen uzaklaştırılmasıdır. Çin’in Propaganda amaçlı alıntılı bilgi ortamına hakim olduğunda, Çin’in baskı zulmünü belgeleyen ve dillendirenlerin sesleri duyulmaz ve kendilerinin de ortalıkta görünmez olma riski taşımaktadır.” sözleri ile yorumluyor.
Türkiye’nin bilgi alanında ÇKP anlatıları
ÇKP, uluslararası devlet yayıncıları, yerel ortaklıklar, sponsorlu içerik ve sosyal medya aracılığıyla Türkiye’nin bilgi alanındaki varlığını istikrarlı bir şekilde genişletmiştir. 2012 yılında, Çin’in en büyük devlet mülkiyetindeki yabancı dil iletişim kuruluşu olan China International Publishing Group, Türk cumhurbaşkanıyla bağlantılı bir medya grubu Turkuvaz ile Çin’in ekonomik gelişimini, kültürünü ve resmi anlatılarını sergileyen China Today dergisinin Türk baskısını yayımlamak üzere bir anlaşma imzaladı. 2016 yılında, devlet yayını China Radio International (CRI) Türk servisini CRI Türk olarak başlattı; bu hizmet 2023’te CGTN Türk olarak yeniden yapılandırıldı.
Aynı zamanda, Xinhua Haber Ajansı ve CRI gibi Çin devlet kurumları, Pekin yanlısı içeriklerini Türk izleyicilerine uyarlamak için ortaklıklar ve içerik paylaşım anlaşmaları geliştirdi. Örneğin, tamamen CRI tarafından finanse edilen medya grubu GB Times, 2013’te GB Times Türkiye’yi açtı; bu istasyon, yerel radyo istasyonlarıyla CRI’nin Türkçe programları için özel zaman dilimleri tahsis etmek üzere anlaşmalar imzaladı ve 2014’te CTV’nin (Çin Televizyonu) Türkçe’ye yayın servisini başlattı . Türkiye’nin devlet ulusal haber ajansı Anadolu Ajansı, 2018 yılında Xinhua Haber Ajansı ile resmi bir iş birliği anlaşması imzaladı. Aynı yıl, 2010’dan beri devlet televizyon ağı China Central Television (CCTV) ile içerik alanında iş birliği yapan Türk Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), Çin Medya Grubu (CMG) ve CGTN ile benzer ortaklıklar kurdu.
Sosyal medyada, CGTN Türk (Türkçe hesaplarında toplam 3,8 milyon takipçi), Xinhua Türkiye (103 milyon) ve Çin’in Türkiye’deki Büyükelçiliği (70,8 bin) Doğu Türkistan’ın ekonomik gelişimi hakkında aktif olarak paylaşımlar yapıyor ve “Çin dini özgürlüğe saygı gösteriyor” ve “Sincan’daki mesleki eğitim merkezlerinin gözaltı kampı olmadığını” iddialar yapıyor.” X, Facebook, Instagram, YouTube ve TikTok’ta 38 milyon takipçisi olan bu hesaplar, Batı medyasını Sincan ve Uygurlar hakkında yanlış bilgi yaymakla da eleştiriyor.
Uygur diasporası için daralan
Çin’in devlet medyası daha fazla yer kazandıkça, Doğu Türkistan hakkındaki propaganda da artıyor. CGTN Türk, Çin’in Doğu Türkistan’daki eylemlerine yönelik eleştirileri “temelsiz iddialar” olarak nitelendirdi ve Kaşgar şehrini Uygur kültürünün canlı bir merkezi olarak tasvir etti; bu duygular, Türk ziyaretçilerin Xinjiang’daki azınlıkların ayrımcılığa maruz kalmadığını iddia eden olumlu açıklamalarıyla daha da güçlendi. CRI Türk (CGTN Türk online olarak yayımlanıyor) Türkiye’deki Uygur gruplarını “Doğu Türkistan” ayrılıkçılığını teşvik ederken onların Sincan’daki baskı anlatımlarını uydurma “yalan” olarak reddediyor.
Paralel olarak, Çin rejimi Uygur diaspora gazetecilerini kendi sansürü için korkutmaya çalışıyor. “Bu taktikler arasında gözetim, çevrimiçi taciz, Doğu Türkistan’da kalan aile üyelerine baskı, kişisel bilgi toplama girişimleri ve dijital tehditler yer alabilir,” dedi Uygur gazeteci ve İstiklal Medya Grubu başkan yardımcısı Muhammed Ali Atayurt RSF’ye. Bu ulusötesi baskı, Çin devlet medyasının sadece alternatif bir bakış açısı sunmakla kalmadığını, aynı zamanda kasıtlı olarak Uygur seslerini bastırmaya çalıştığını açıkça gösteriyor.
Türkiye, 2026 RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 163. sırada yer alıyor. Çin, 178. sırada yer alıyor ve şu anda 121 gazeteci tutuklu olan dünyanın en büyük garishanecisi olmaya devam ediyor.
Bu makale, Uygur gazeteci Gulchehra Hoja’nın yardımıyla yazılmıştır. Türkiye’deki Çin propagandası, Uygur seslerini susturmak için tasarlanmıştır | RSF
KAYNAK : https://rsf.org/en/chinese-propaganda-t%C3%BCrkiye-designed-silence-uyghur-voices
BENZER HABERLER