logo

trugen jacn

ÇİN MEDYASININ TÜRKİYE’DEKİ PROPAGANDALARININ AMACI UYGURLARI SUSTURMAK İÇİNDİR!

ÇİN’İN “GÜVENLİK”SÖYLEMİ İLE DOĞU TÜRKİSTAN’DA MEŞRULAŞTIRDIĞI ÇKP DEVLET TERÖRÜUYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü(RSF) Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da  yaşayan Türklere yönelik baskı, zulüm ve soykırım uygulamalarından kaçarak Türkiye’ye sığınan Uygur Türklerine yönelik sınır aşan baskıları ile ilgili bir araştırma sonucunu ” Çin’in Türkiye’de Yürüttüğü Propagandalarının Esas  amacı  Uygurları Susturmaktır.” başlığı ile yayınladı. Bu raporu aşağıda bilgilerinize sunuyor ve RSF Örgütüne teşekkür ediyoruz.(UYHAM) 

RSF logo. RSF letter. RSF letter logo design. Initials RSF logo linked with circle and uppercase monogram logo. RSF typography for technology, business and real estate brand. Rsf logo vectors

Çin’in yönetimindeki Uygur Bölgesinde yaşayan Uygurlar   İşgal rejiminin  ağır şekilde baskı  ve zulümlerinden kaçarak  çeşitli yollarda Türkiye’ye gelerek yerleşiyorlar.  Çin yönetiminin “Azınlık” olarak tanımladığı bu  Uygurların Türkiye’deki sayılarının 50 bin civarında olduğu belirtiliyor. Bu yönü ile Türkiye  en  büyük  Uygur diasporasına ev sahipliği yapıyor.  Son 10 yıldır Çin yönetimi Türkiye’de artan nüfuzu  ile birlikte  Türkiye’deki  ÇKP güdümlü medya varlığını  da arttırmış bulunuyor.

Türk  medyası  eskiden olduğu gibi  Çin’in kontrolündeki Doğu Türkistan’da, Türkiye’de   ve  diğer ülkelerde(Uygur diasporasında) yaşayan  Uygurlara karşı Çin’in insan hakları ihlallerinin duyurulması  ve Uygurların temel insanı hakları  mücadelesinin desteklenmesi  noktasında artık  bir ana merkez  olmaktan uzaklaşmış bulunuyor.  Türkiye,  Çin’in  Uygurlara karşı insan hakları ihlallerinin duyurulması ve bu hakların mücadelesinde merkez  olma konumunda olan ve Çin’in  mazlum ve mağdurları Uygurların hayat  hikayelerini  duyuran ve kitaplaştıran (beyazlaştıran)  ve  onların   hikayelerinin(anlatıların) gündeme getiren    ve diğer Uygur çalışmalarının  merkezi olmaktan giderek hızla uzaklaşıyor. Türkiye’deki Uygur topluluğu, sığındıkları ve kendilerini güvende hissettikleri bu ülkede Çin’in günden güne  artan etkisinden ve Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı  insan hakları ihlalleri  raporlarının  susturulmasından, kendi  seslerini kamu  oyunda tartışılmasından  daha da uzaklaşacağından ciddi şekilde   endişe ediyor.

Çin işgal rejimi özellikle 2016’dan beri  sıklıkla dillendiği  “Aşırıcılık ve ayrılıkçılıkla Savaş” söylemi  ile   toptan suçladığı Türkçe konuşan  azınlık grubu  olarak tanımladığı Uygurlara karşı Doğu Türkistan’da şiddetli bir baskı ve zulüm kampanyası yürütüyor.   Uluslararası  İnsan Hakları Kuruluşları ve  bağımsız gözlemciler Çin’in insan hakları ihlallerini  “Soykırım” ve  Uygur bölgesindeki bu mevcut  uygulamaları  “İnsanlığa Karşı Suçlar” olarak tanımlayarak  şiddetle  tepki göstermiş ve kınamış bulunuyor.CRI Türk FM'de İnternet Reklamlarının İşletmelere ...

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF)nin son  raporuna  göre,  Çin rejimi Doğu Türkistan’da Sakharov Ödülü sahibi İlham Tohti dahil olmak üzere 78 gazeteci ve basın özgürlüğü aktivisti  tutuklu buluyor.  Çin’in 2017’den beri , Uygurlara yönelik   acımasız vahşet  uygulamalarına  yönelik uluslararası  kuruluşların araştırma ve incelemenin artmasıyla, Çin devletine bağlı medya kuruluşları giderek Çin’in politikalarını terörle mücadele ve  Gelişme ve kalkınma önlemleri  söylemi ile bu suçlarını meşrulaştırmak suretiyle üzerini örtmeye  çalışmaktadır.

Washington merkezli Uygur İnsan Hakları  Projesinin açıklamalarına göre; Çin’in ülkelerindeki  hak ve hukuk ihlallerinde kaçan binlerce  Uygur Türkiye’ye sığınarak bu ülkede yaşamayı seçiyor. Türkiye’de   50.000 kişilik bir  Uygur diasporası olduğu tahmin ediyor.

Uygur Aktivistlerin Değerlendirmeleri

  1. Uygur Gazeteci ve Hür Asya Radyosunun eski İstanbul Büro Şefi Dr.Şevket Nasır  bu konuda şunları ifade  ediyor : “Türkiye, dünyanın en büyük Uygur diaspora topluluklarından birine ev sahipliği yapıyor.  Uygur Türkleri Türkiye Türkeri ile   dil, inanç ve  kültürel v bağlarının aynı olması  nedeniyle geleneksel olarak sığınak yeri ve 2 ana vatan  olarak görülüyor. Türkiye büyük bir Uygur topluluğuna ev sahipliği yapmaya devam ederken, bazı gazeteciler ve aktivistler, özellikle göçmenlik statüsüyle ilgili belirsizlik, sınır dışı edilme korkusu ve daha geniş siyasi ortam nedeniyle, on yıl öncesine göre kendilerini daha az koruma altında hissettiklerini söylüyor.  İnsan Hakları Gözlem Evi( Human Rights Watch)  2025 yılının sonlarında bir açıklama yaparak Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini  günden güne daha da sıkılaştırdığı için “ülkenin Türk vatandaşlığı olmayan Uygurlar için daha az güvenilir  hale geldiği”   vurgusu ile bu ülkeyi yönetimini uyardığı biliniyor.
  2. Uygur Aktivist ve Uyghurnet.org Haber Portalinin yöneticisi  Araştırmacı Yazar Hamit Göktürk’ün ÇKP iktidarının emrindeki Çin medyasının Türkiye’deki artan etkisi ile ilgili olarak şunları  ifade ediyor : ”  ÇKP’ne bağlı Çin medyası son yıllarda  çok yaygın hale geldi ve çok da  güçlendi.   Çin Yönetimi Türkiye’nin medya alanında ne kadar çok  etkin  ve hakim olursa, Türk  halkına  Doğu Türkistan’daki mevcut  durum ile    Türkiye’deki Uygurların  yaşamları  konusunda bilgilendirmek ve Çin’i insan hakları uygulamaları konusunda uyarmak o kadar  çok zorlaşıyor. Çin’in Türkiye’deki  Propaganda  anlatıları Türk medyasında daha fazla yer aldıkça,  Çin işgal rejimine karşı eleştirel seslerin   kısıtlanması ve  özellikle bu ülkedeki Uygur gazeteciler ve Aktivistlerin çalışmaları  ve seslerinin    duyurulması giderek zorlaşabilir. Bu konudaki esas mesele  Doğu Türkistan konusunda alternatif bilgi ve haber kaynaklarının   mevcut  olmaması değil,  Uygurlara baskı ve zulüm yapan  Çin rejiminin  anlatıları ve bu  propaganda amaçlı   sahte ve asılsız haberleri destekleyen  kaynaklar arasındaki  derin uçurum  ve  oldukça  adaletsiz ve eşit olmayan bu   durumdur. ” sözleri ile değerlendirdi.
  3. RSF Asya Pasifik Bürosu Direktörü Aleksandra Bielakowka’nun bu konudaki değerlendirmesi şöyle : ” Türkiye’de, Çin devlet anlatılarının(Çin resmi açıklamalarının)  artan önemi, Uygur soykırımı hakkında bağımsız haberleri silme riski taşıyor. Türk halkının Doğu Türkistan’daki gerçek durum konusunda doğrudan ve kaynağından bilgi alma hakkını  engelliyor.    Esas   Tehlike, Pekin’in   resmi anlatılarının Türkiye’de daha da  yayılması veya etkili olması  değil, aynı zamanda Uygur gazeteciler,Aktivistler ve diğer kişilerin  seslerinin tartışılmasından duyurulmasından  tamamen uzaklaştırılmasıdır.  Çin’in Propaganda amaçlı alıntılı  bilgi ortamına hakim olduğunda,  Çin’in baskı  zulmünü   belgeleyen ve dillendirenlerin sesleri duyulmaz ve kendilerinin de ortalıkta  görünmez olma riski taşımaktadır.” sözleri ile  yorumluyor.
  4. Uygur gazeteci ve İstiklal Medya Grubu başkan yardımcısı Muhammed Ali Atayurt Çin’in  bu girişimleri için : “Bu taktikler arasında gözetim, çevrimiçi taciz, Doğu Türkistan’da kalan aile üyeleri üzerinden şantaj ve baskı, kişisel bilgi toplama girişimleri ve dijital tehditlerin yer aldığını ” söylüyor.

CGTN Türk (@cgtnturk) • Facebook

Türkiye’nin bilgi alanında ÇKP anlatıları

ÇKP rejimine bağlı uluslararası devlet  medyası bu ülkede  yerel ortaklıklar, sponsorlu içerik ve sosyal medya aracılığıyla Türkiye’nin bilgi alanındaki varlığını istikrarlı bir şekilde genişletmeyi sürdürüyor.  Şöyle ki ;

  1. 2012 yılında, Çin’in en büyük devlet mülkiyetindeki yabancı dil iletişim kuruluşu olan China International Publishing Group, Türk cumhurbaşkanıyla bağlantılı bir medya grubu  olan Turkuvaz ile Çin’in ekonomik gelişimini, kültürünü ve resmi anlatılarının propagandasını yapan  ve sergileyen China Today dergisinin Türkçe nüshasını yayınlamak  üzere  bir anlaşma imzaladı.
  2. 2016 yılında, devlet yayını China Radio International (CRI)(Uluslararası Çin Radyosunun)  Türkçe servisini  kurarak  Türkçe yayına başladı.  Bu yayın  2023’te CGTN Türk adı ile  yeniden yapılandırıldı.
  3. ÇKP rejiminin resmi  devlet (Xinhua) Ajansı aynı  zamanda, Xinhua Haber Ajansı ve CRI gibi Çin devlet kurumları, Pekin yanlısı içeriklerini( ÇKP’nin resmi Propaganda içeriklerini) Türk izleyicilerine uyarlamak için  bir çok ortaklıklar kurdu ve bu ortakları ile  içerik paylaşım anlaşmaları geliştirdi. Örneğin, tamamen CRI tarafından finanse edilen medya grubu GB Times, 2013’te GB Times Türkiye’yi açtı; bu istasyon, yerel radyo istasyonlarıyla CRI’nin Türkçe programları için özel zaman dilimleri tahsis etmek üzere anlaşmalar imzaladı.
  4. 2014’te  ÇKP rejimine bağlı Çin Merkez Tv.(CCTV ) Türkiye’de  Türkçe  yayın servisini başlattı .
  5. 2018 yılında Türkiye’nin devlet ulusal haber ajansı Anadolu Ajansı, Çin’in Yeni Çin( Xinhua) Haber Ajansı ile resmi bir iş birliği anlaşması imzaladı.
  6. Aynı yıl, 2010’dan beri devlet televizyon ağı China Central Television (CCTV) ile içerik alanında iş birliği yapan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), Çin Medya Grubu (CMG) ve CGTN ile benzer ortaklıklar kurdu.
  7. Sosyal medyada, CGTN Türk (Türkçe hesaplarında toplam 3,8 milyon takipçi), Xinhua Türkiye (103 milyon) ve Çin’in Türkiye’deki Büyükelçiliği (70,8 bin) Doğu Türkistan’ın ekonomik gelişimi hakkında aktif olarak paylaşımlar yapıyor ve “Çin dini özgürlüğe saygı gösteriyor” ve “Sincan’daki mesleki eğitim merkezlerinin gözaltı kampı olmadığını” iddialar yapıyor. Ayrıca, bu hesapların ” X, Facebook, Instagram, YouTube ve TikTok’ta 38 milyon takipçisi olduğu bildiriliyor. Bu hesaplar, Batı medyasını  Uygur bölgesi  ve uygurlar hakkında  asılsızı ve yanlış bilgiler yaymakla eleştiriyor.

Türkiye’deki Uygur diasporası için daralan İmkanlar 

Çin’in devlet medyası Türkiye’de  daha çok etkin ve  fazla  zemin  kazandıkça, Çin’in Doğu Türkistan hakkındaki asılsız ve yalan  propaganları  da buna paralel olarak artıyor. ÇKP Rejiminin Türkiye’de Türkçe yayın yapan CGTN Türk,  Uygur Aktivist ve gazetecilerin Çin’in Doğu Türkistan’daki eylemlerine yönelik eleştirilerini “temelsiz iddialar” olarak niteliyor. Ayrıca Kaşgar kentini Uygur Kültürünün canlı bir merkezi olarak tanımlayarak bunun propagandasını yapıyor.  Çin’in bu  asılsız propagandaları  ve  kamu oyunun yanıltmaya yönelik  iddiaları  Uygurlara  duygusal olarak yaklaşan  Türk ziyaretçilerin  Çin’in Xinjiang’daki azınlıkların ayrımcılığa maruz kalmadığını iddia eden olumlu açıklamalarıyla daha da güçlendiriyor.

Çin’in Türkiye’deki Propaganda medyası CRI Türk,CGTN Türk( online olarak yayımlanıyor) ve diğerleri  Türkiye’deki Uygur gruplarını “Doğu Türkistan” ayrılıkçıları  olarak tanımlıyor ve onların ayrılıkçılığı teşvik eden unsurlar  olarak yaftalıyor. Ayrıca onların  Çin’in  Uygur bölgesindeki  baskı ve zulüm yaptığı yolundaki  anlatımlarını uydurma “yalan” olarak reddediyor.

Bütün bunlara ek olarak ;  Çin rejimi Uygur diaspora gazetecilerini kendi  iddialarını desteklemeye ve Doğu Türkistan gerçeklerine  sansür uygulayarak onları tehdit ve şantajla korkutmaya çalışıyor.

RSF’nın bu yeni açıklamaları ve diğer anlatımlar ve raporlar  Çin’in sınır ötesi  baskısı konusunda  Çin devlet medyasının sadece alternatif bir bakış açısı sunmakla kalmadığını, aynı zamanda kasıtlı olarak Uygurların  seslerini bastırmaya çalıştığını açıkça gösteriyor.

 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksine göre Türkiye, 180 ülke arasında 163. sırada yer alıyor. Çin ise  178. sırada yer alıyor. Endekse göre  şu anda   Türkiye’de 121 gazeteci tutuklu bulunuyor.

Bu makale,  ABD’de yaşayan Uygur gazeteci  Gülçehre Hoca’nın katkıları ile hazırlanmıştır. 

KAYNAK : https://rsf.org/en/chinese-propaganda-t%C3%BCrkiye-designed-silence-uyghur-voices

Share
6207 Kez Görüntülendi.