Son Dakika



UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)
Kastamonu Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın özgürlüklerine henüz kavuşamayan e ana vatanlarındaki işgalcilerin baskı, zulüm v soykırım uygulamalarından kaçarak diasporada yaşamak zorunda kalan Türk Topluluklarının yaşadıkları ülkelerde dilleri başta olmak üzere örf adet ve gelenekleri zamanla unutarak veya sürdürmek imkanı olmadığı için zamanla etnik kimliklerini kaybederek yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunduklarını açıkladı.
Türkiye dışında yaşayan Türklere özellikle Doğu Türkistanılı mazlum Türklere olan yakın ilgisi ve bu konudaki çalışmaları ile öne çıkan Prof. Dr. Seyit Aydın bu açıklamasını Bengü Türk TV ekranlarında yayımlanan “Kızılelma” başlıklı programda dile getirdiği bildirildi. Prof. Dr. Prof.Dr.Aydın konuşmasında Estonya, Litvanya, Finlandiya ve Polonya’da yaşayan Türkler ile Pamir Platosunun Afganistan sınırları içindeki Pamir Dağları eteklerinde yaşayan Kırgiz Türkleri, Afganistan’ın Sovyet işgalinden kurtarılmasından sonra Suudi Arabistan’a göç eden Türkler ile Çin’in işgalindeki ana vatanları Doğu Türkistan’da Çin işgal rejiminin ağır baskı,zulum, soykırım ve asimilasyon uygulamalarına maruz kalan ve tehlike altındaki Uygur Türklerinin mevcut durumu üzerinde güncel ve çarpıcı değerlendirmeler ve önemli açıklamalarda bulundu.
“AFGANISTAN(PAMİR) KIRGIZLARINDA 30 YAŞINDAN İTİBAREN ÖLÜMLER BAŞLIYOR”
Bununla birlikte “dünyanın damı ” olarak tarif edilen , insan yaşamasına uygun olmayan çok soğuk iklime sahip ve 5200 rakımlı Pamir Dağları eteklerinde yaşayan Pamir Kırgızları iklimin tarıma elverişsiz olduğundan dolayı beslenme konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyorlar. Yüksek rakım,elverişsiz İklim ve tabiat şartlarından dolayı Kırgiz Türkü çocuklar, daha 12 – 13 yaşlarında iken normal yaşıtlarından çok daha yaşlı görünüyorlar. Küçük yaşta evlendiriliyorlar ve 28 -30 yaşlarında ise tedavi edilemeyen hastalıklar ve diğer olumsuz şartlar nedeneyle hayatlarını kaybetmeye başlıyorlar. Pamir Kırgizlarnın yaş ortalamasının ise 40-45 yaşları arasında olduğunu söyleyebiliriz ama genellikle e 30 yaşından itibaren ölümler başlıyor. Pamir Kırgızlarının eğitim, sağlık hizmeti ve çağdaş medeniyetin getirdiğini imkan ve nimetlerden faydalanamıyorlar. Pamir bölgesinde yaşayan Kırgiz Kardeşlerimizin sağlıklarının korunması ve tedavisi için sabit veya geçici seyyar Klinik düzeyinde dahi ayakta tedavi tesisleri ile sağlık ocakları bulunmuyor.

PAMİR TÜRKLERİNİN 15 İLA 20 YIL İÇERİSİNDE KADEMELİ OLARAK YOK OLMASI BEKLENİYOR
Pamir Kırgızlarının birçok yaygın enfeksiyona karşı bağışıklığının olmadığını dile getirerek yeni doğan 10 çocuktan 5 veya 6’sının doğum sırasında veya bebeklik döneminde hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Aydın, bu topluluğun kronik gıda yetersizliği ve vitamin ile mineral eksikliklerinden muzdarip olduğunu ve çocuklardan ancak 4 yaşında yürümeye başlayabilenlerin de bulunduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Aydın, Pamir Kırgızlarının nüfusunun yüzde 34’ünün kadın, yüzde 66’sının da erkek olduğunu belirterek nüfus azalmasında bu eşitsizliğin rolünü vurguladı. Pamir Kırgızlarının 2022 verilerine göre 2 bin civarı nüfusa sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aydın, nüfuslarında her yıl yüzde 6 ve 7 oranında azalma görüldüğünü kaydederek 15 ve 20 yıl içerisinde bu nüfusun kademeli olarak yok olacağının tahmin edildiğini belirtti.
PAMİR TÜRKLERİNİN YÜZDE 86’SININ NÜFUS CÜZDANI BİLE BULUNMUYOR!
Pamir bölgesinde Kırgız Türkçesini öğreten okulların da bulunmadığını ve okuma yazma oranının çok düşük olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, “2 bin civarında Kırgız Türkünün sadece yüzde 14’ü nüfus cüzdanına sahip, gerisinin nüfus cüzdanı bile bulunmuyor. Yurt dışına seyahat etmeleri, hatta Afganistan toprakları içerisinde bile serbest gezmeleri bu yüzden mümkün olmuyor.” dedi.
Pamir Kırgızlarının 2004 yılındaki ağır kış şartları sebebiyle tek ve en büyük servetleri olan hayvanlarının yüzde 30’unun telef olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aydın, “ Sovyet işgalınden sonra topluca Pakistan’a göç eden bir grup Pamir Türkü, 1982 yıllarda Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye’ye getirildi. Kırgiz Türklerinin Son Hanı Rahman Kul Han ve Kırgiz Aksakallar’ın Türkiye’den ilk temel talebi, kendilerine soğuk iklimde hayvancılık yapabilecekleri bir arazi isteği oldu. Çünkü ondan evvel Pakistan’a geçenlerin bir çoğu, bir anda eksi 50 dereceden artı 50 dereceye geçmeleri sebebiyle ölmüştü. İklime adapte olamamışlardı. Van’ın Erciş ilçesi Ulu Pamir köyü de bu şekilde kuruldu.” şeklinde konuştu.
SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ AFGANİSTAN MUHACİRİ TÜRKLER KİMLİĞİNİ KAYBEDİYOR
Hâlihazırda Suudi Arabistan’da yaşayan Afganistan muhaciri Türklerin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Aydın, bu topluluğun Afganistan’ın Sovyet işgalinden kurtarılmasının ardından Suudi Arabistan’a göç ettiğini dile getirdi.
Büyük kısmının Özbek Türkü, Türkmen, Uygur Türkü ve Hazaralardan oluştuğunu, aralarındaki Taciklerin de kendilerini Türk olarak tarif ettiğini ve nüfuslarının 50 bin civarında olduğunu belirtti.
Söz konusu muhacirlerin 2017 yılına kadar Suudi Arabistan’da üniversitelere alınmadığını ve sonrasında çok sınırlı sayıda öğrencinin alındığını kaydedenProf. Dr. Aydın, bu nüfusun son derece olumsuz iktisadi şartlar altında yaşadığını ifade etti.
Prof. Dr. Aydın, Suudi Arabistan’ın söz konusu Türk nüfusun artmasını önlemek için ciddi idari tedbirler ile aşırı vergiler getirdiğine de dikkat çekti. Suudi Arabistan’daki Türk nüfusunun bu şekilde azaltıldığını ve yeni nesillerin kendi ana dilini bile bilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Aydın, “Tamamen Arapça konuşuyorlar, kıyafetleri de tamamen Arap kıyafeti. Hatta Hanefilikten Hanbelîliğe dönüş var. Bu durum ise ciddi manada millî kimliklerini yetirmek demektir.” dedi.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA ÇİNLİ NÜFUS, 1949’DA YÜZDE 5 İKEN BUGÜN YÜZDE 40’LARA ULAŞTI
Doğu Türkistan’ın 1949 yılında Çin tarafından işgal edilmesinden bu yana katliam, soykırım ve asimilasyon siyasetinin devam ettiğini dile getiren Prof. Dr. Aydın, “Doğu Türkistan’da 1949 yılında Çinli nüfus yüzde 5 iken bugün yüzde 40’lara ulaştı. (Uygur Türklerini) Sistemli bir şekilde yok etme siyaseti devam ediyor. Bölgenin her türlü ekonomik imkanları ve yer altı ve üstü doğal kaynakları etnik ayırımcılık ile bölgeye yerleştirilen Çinli iş adamlarına tahsis ediliyor. Kaşgar ve Hoten gibi Tarım bölgesinde hâlâ Türk nüfusu çoğunluğu oluştursa da son zamanlarda Çin yönetiminin demografik asimilasyon amacı ile bölgeye göç ettirilen Çinlilerin sayısı ve gün geçtikçe sayıları artıyor. Bu durum ise Uygurların aleyhine işliyor. ” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki zulüm, baskı ve asimilasyon devam ettiği için hapishane, gözaltı merkezlerinin özellikle Türk nüfusunun fazla olduğu Kaşgar, Aksu, Yarkent ve Hotan gibi bölgelerde devam ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, “İşsiz olan Uygur Türkleri, Çin’in iç bölgelerinde ucuz işçi olarak çalıştırılıyor. Bu çalışmalar, asimilasyonu kolaylaştırmak için hızlandırılıyor.” dedi.
Bununla birlikte Cungarya bölgesinde Çinli nüfusun çoğunluğu oluşturmaya başladığını dile getiren ve “Nüfus artışı ve nüfustaki kompozisyon, devamlı Türkler aleyhine işliyor. Aileler parçalanıyor, kadınlar zorla kısırlaştırılıyor. Bilhassa kamplara alınan kadınlar ilaçlarla kısırlaştırılıyor, kabul etmeyenler ise cezalandırılıyor. Ebeveynleri ve aile büyükleri kampa götürülen çocuklar, Çinli ailelere veriliyor ve asimilasyon hızlandırılıyor” şeklinde konuşan Prof. Dr. Aydın, bugün yaklaşık 1 milyon 170 bin Türk çocuğunun birer Çinli olarak yetiştirildiğinin altını çizdi.
ÇİN HAPİSHANELERİNDEN ÇIKAN UYGUR TÜRKLERİ KISA SÜREDE HAYATINI KAYBEDİYOR
Çin işgal rejiminin kurduğu hapishaneler ve gözaltı merkezleri ve kamplardan da bahseden Prof. Dr. Aydın, toplamda bin 200 civarında toplama kampı bulunduğunu kaydetti.
Öte yandan Prof. Dr. Aydın, yaklaşık 627 bin Uygur Türkünün 579 hapishane ve gözaltı merkezinde tutulduğunu belirterek “Her 40 Türk’ten birisi şu anda tutuklu. Hapishanelerden serbest bırakılanlar da maruz kaldıkları şartlardan ve tatbik edilen metotlardan dolayı çıktıktan sonra uzun yaşamıyorlar.” değerlendirmesini yaptı.
Ayrıca Prof. Dr. Aydın, Çin’in Mart 2026’da çıkardığı “Etnik Birlik ve İlerleme Kanunu” ile Uygur Türklerinin millî hüviyetini tamamen ortadan kaldırılmasının hedeflendiğini de özellikle vurguladı.
BENZER HABERLER