Fırınlar yine somun çıkarmayı bırakarak sadece pide çıkarmaya başlamış, akşam ezanının sevinci haneleri doldurmuştur. Selaları süsleyen “merhaba” karşılamalarını duyan halkımız, çoluk çocuk, kadın, genç, ihtiyar coşku içinde camilere akmaya ve teravih namazı için mabetlerimizi şenlendirmeye başlamıştır. Teravih sonrasında aile toplantıları, yaren meclisleri, dost muhabbetleri bir başka manevi hazzın lezzeti ile ölümsüzleşirken sahur vakti hanelerimiz aydınlanmaya başlamıştır.
Sahur vaktinin dinginliğinin bahşettiği zihin duruluğu, insanı ister istemez dünyanın başka yerlerindeki Müslümanların bu kutsal ayı nasıl idrak ettiklerini düşünmeye sevk etmektedir. Artık günümüzde dünyanın her köşesinde yaşayan Müslümanlar, Ramazan sevincini de dünyanın her köşesine taşımış durumdadır.
Bu yıl, Hollanda’nın Utrecht kentinde Kanal Caddesi’nin hilal temalı süslemeler ve “Fijne Ramadan” yani “Hayırlı Ramazanlar” yazılarıyla aydınlatılması, Müslümanların bu yeni yurtlara taşıdıkları Ramazan sevicinin ekranlara düşen en dikkat çekici misali olmuştur. Yeni yurtlarda bu coşku tecrübe edilirken İslam’ın kadim yurtlarının bazı köşelerinde Müslümanlar kan kusmaktadır. Filistinli kardeşlerimiz, bu yıl da bombalar altında oruç tutup bombalar altında iftar etmektedirler.
Ancak öyle bir yer var ki burada yaşayan kardeşlerimiz, Filistinli kardeşlerimizin bombalar altında da olsa sahip oldukları oruç tutma hürriyetine bile sahip değiller. Kan kusup gamlarını dışarıya atma, dünyaya duyurma lüksü bile ellerinden alınmıştır. Tek yapabildikleri, yüzlerine hatta gözlerine bile aksettirmeden için için ağlamaktır. Elbette bu yer, bize mesafe olarak uzak olsa da kalbimizde sahip olduğu yerle manevi dünyamızda, hemen yanı başımızda taht kurmuş olan, adını her işittiğimizde kalbimizi ısıtan ama aynı derecede acıtan Doğu Türkistan’ımızdır.
Doğu Türkistan Türk-İslam Medeniyetinin Şekillendiği ve Yayıldığı Kadim Bir Ülkedir
Türk- İslam medeniyetinin kadim beldeleri olan Kâşgar’ı, Hoten’i, Opal’i, Artuş’u, Turfan’ı, Yarkent’i ve daha nicelerini barındıran Doğu Türkistan’ıımız, bu sene de Ramazan’ı esaret altında geçirmektedir. İlk Müslüman atamız Abdülkerim Satuk Buğra Han’ın, Divanu Lügati’t-Türk’ün müellifi Kâşgarlı Mahmud’un, Kutadgu Bilig’in yazarı Yusuf Has Hacib’in türbeleri, Azizane Kâşgar’ın şanına şan katan Eyiddgâh Camii bu sene de zincire vuruludur. Sadece Eyidgâh Camii değil, Doğu Türkistan’da Çinliler tarafından tamamen yıkılmaktan kurtulmuş bütün camilere zincir vurulmuştur. Kimilerinin kapısına zincir vurulmuştur; kimilerinin minareleri, kubbeleri tıraşlanıp kafeye, dans salonuna, meyhaneye çevrilerek cemaatinin kalbine, zihnine, diline zincir vurulmuştur. Bu sene de milyonlarca Doğu Türkistanlı kardeşimiz Ramazan’ı esir kamplarında türlü insanlık dışı zulümler altında geçirmektedir. Sırf iftar vakti evlerinden çatal bıçak sesi geldiği veya sahur vakti evlerinin ışığı yandığı için binlercesi daha esir kamplarına götürülecektir.
Evlerin erkekleri esir kamplarına götürülürken “Kardeş Aile Projesi” altında Çinli erkekler gelip Müslüman Türk evlerine, erkeksiz kalmış Müslüman Türk evlerine yerleşecek, kadınlarımıza tasallut edecek ve daha kim bilir kaç kadınımız, genç kızımız bu utancı taşıyamayıp bu mübarek ayda canına kıyacaktır. Bu tasalluta itiraz eden kızlarımız, tüm aileleriyle birlikte esir kamplarına götürülecek ve orada akla hayale sığmaz zulümlere maruz kalacaktır. Allah bilir annesi babası esir kampına götürülmüş daha kaç Doğu Türkistanlı sabi, Çin’in içeri bölgelerindeki yetiştirme yurtlarına götürülüp Çinli olarak yetiştirilecektir. Kara da olsa bir bahta sahip olanlar Çinli olarak yetiştirilecek, bahtsız olanların organları, “helal organ” adı altında Müslüman Körfez Ülkelerine satılacaktır.
Ey Türk Milleti! Ey İslam Ümmeti! Allah oruçlarınız kabul eylesin!
Kaynak : https://www.kayseritelgraf.com/yazarlar/prof-dr-gokce-yukselen-peler/bir-sahur-vakti-dogu-turkistan-i-dusunurken/59/?








