Prof. Dr. Jan Svec (Çekyalı Siyaset Bilimci ve Analist)
Çekyali siyaset belimci ve Analist Jan Svec, Çin yönetimi son zamanlarda Doğu Türkistan’daki Toplama Kampları ve diğer insanlık suçları ile ilgili ayrıntılı bir araştırması The Diplomat dergisinde yayınladı. Dr,Svec bu araştırmasında Çin’in toplama kamplarını kapattığı ve eğitimlerini tamamlayan Kursiyerleri(!) serbest bıraktığı yolundaki açıklamaları için Çin yönetiminin bu açıklamalarının hiç biri Doğu Türkistan’daki uygulamaları ile asla uyuşmuyor. Aslında Çin yönetimi Toplama kamplarını kapatmadı, bu kampları sessizce Tasfiye Etti. Sadece Türklere yönelik insan hakları ihlalleri ile baskı ve zulmünün şeklini değiştirdiğini bildirdi.
Çek analist Jan Švec,Çin’in Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ile ilgili yaptığı araştırması, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri ve diğer Müslümanlara yönelik yürüttüğü toplama kampı politikasını, uluslararası baskılar ve sert eleştirilere üzerine geri adım atarak kademeli biçimde tasfiye etmek zorunda kaldığını ortaya koyuyor.
Pekin yönetimi, “mesleki eğitim ve öğretim merkezleri” adı altında yürüttüğü kitlesel gözaltı sistemini önce inkâr etti, ardından sınırlı biçimde kabul etmek zorunda kaldı; son aşamada ise bu yapıları geriye dönük düzenlemelerle meşrulaştırmaya çalışarak sessizce kapattı. Araştırma, bu sürecin tamamen uluslararası tepkilerin artmasıyla paralel ilerlediğini vurguluyor.
Çin Komünist Partisine bağlı olarak yayın yaptığı bilinen Global Times, Kasım 2019’da Batı’nın Pekin üzerinde etkili olamayacağını iddia ederken, yalnızca günler sonra Çinli yetkililerin kampların kapatıldığını açıklaması, rejimin söylem ile pratik uygulamaları arasındaki derin çelişkisini gözler önüne sermıştir.
İnsan hakları kuruluşlarının açıklamalarına göre 2017–2018 yılları arasında bir milyondan fazla Uygur ve Müslüman, hiçbir yargı süreci olmaksızın bu kamplarda hapsedildi. Zorla ideolojik telkin, dini pratiklerin yasaklanması ve ağır psikolojik baskılar, sistemin temel unsurlarıydı. Çin yönetimi ise bu uygulamaları “terörle mücadele” ve “eğitim” kılıfı altında savunarak, kitlesel özgürlük ihlallerini meşrulaştırmaya çalıştı.
Modern China dergisinde yayımlanan hakemli akademik çalışmalara atıf yapan araştırma, Pekin’in politika değişikliğinin Batı medyasındaki ifşalar, BM gündemindeki sert eleştiriler ve uluslararası kamuoyunun artan baskısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Çin, Ağustos 2018’de BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi’nde kampların varlığını ilk kez resmen kabul etmiş, Ekim 2018’de ise hukuksuz uygulamaları geriye dönük düzenlemelerle “yasal” göstermeye çalışmıştı.
2019’un sonunda yetkililer, tüm tutukluların “ Çin yönetimine göre Kursiyerler ve öğrencilerin) programları tamamladığını ve merkezlerin kapatıldığını ilan etti. Ancak araştırmalar Çin’in bu açıklamalarının gerçeklerle örtmeye yetmediğini vurguluyor.
Çin’in Doğu Türkistan’daki İşgal,baskı ve Sömürge rejimi ;
- Doğu Türkistan’daki Toplama Kamplarını Uygurların Köle/İşçi olarak zorla çalıştırıldığı Çalışma Kamplarına dönüştürdü
- Doğu Türkistan’da genelinde Çinli olmayan tüm Müslüman Türklerin günlük yaşamları 7/24 saat sürekli olarak yaygın elektronik kontrol, takip ve gözetim sistemi ile izlenmektedir.
- Haksız ve hukuksuz olarak gözaltına alınan Türkler toplu cezalandırmalar ile uzun süreli ağır hapis çezalarına çarptırılıyor.
- Çin rejiminin Doğu Türkistan’da daha önce son verdiğini açıkladığı baskı ve zulüm uygulamaları ve diğer cezalandırma politikalarıyla farklı isimler altında aynı şekilde sürdürülüyor.
Çekyalı Araştırmacı Jan Araştırmasının temel sonuçlarını şöyle açıklıyor ;
- Çin’in Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ile baskı ve zulmünü karşı Uluslararası toplumun baskıları güçlü, tutarlı ve koordineli olduğunda, Çin gibi kapalı diktatöryal ve otoriter rejimler mutlaka geri adım atma zorunda kalacaklardır.
- Çin işgal rejiminin Doğu Türkistan’da sona erdirdiğini, etnik baskı ve zulmünü sona erdirdiğini iddia ettiği bu geri adım, Çin baskı ve zulmünün sona erdiğini değil, bu baskı ve zulmünün sadece daha az görünür ve daha sofistike yöntemlerle devam ettiğini gösteriyor.