logo

trugen jacn

YAZAR İLHAN KARAÇAY’IN YAZISI : ÇİN’İN İŞGALİNDEKİ DOĞU TÜRKİSTAN VE UYGUR TÜRKLERİ

İLHAN KARAÇAY’IN KUŞBAKIŞINDAN: Çin’in Uygur Türkleri

İlhan KARAÇAY(Gazeteci -Yazar)
 Çin’in Uygur Türklerine yönelik politikaları ve sessiz bırakılan bir halk…

Bir sabah oturdum ve düşündüm. Bu yaştan sonra ben, niye yola çıkarım?
Para için değil. Şöhret için değil. Gezmiş olmak için hiç değil.
Ben dünyayı gezmeye, insanı yerinde anlamak için çıktım.
Bu yolculuğa çıkarken aklımda turistik fotoğraflar yoktu.
Ne Eyfel’in önünde poz verme derdim vardı, ne de “şurada da bulunmuştum” demek gibi bir hevesim. Zira geçmişte bunların hepsini görmüş ve yaşamıştım.

Ben dünyayı kartpostallardan değil, yüzlerden okumak istedim.
Çünkü artık şunu fark ettim: Dünya, masa başından anlaşılmıyor. Dünya, stüdyodan anlatılamıyor. Dünya, koltukta oturarak yorumlanamıyor. Dünya, yerinde görülerek anlaşılır.

Hangi ülkeye gittiysem kendime şunu sordum: ‘Burada insanlar sadece hayatta mı kalmaya çalışıyor yoksa hâlâ yaşamaya mı çalışıyor?’

Aradığım aslında manzara değildi, insandı.
Ve hemen şunu gördüm: Dünya büyük bir televizyon yalanı değil, ama televizyon dünyayı çok küçük ve çok çarpık gösteriyor.

ÇİN VE UYGUR SORUNU: SESSİZLİĞE MAHKÛM EDİLEN BİR HALK

Gezi notlarıma Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da yaşayan Türklere yönelik etnik politikaları üzerine aldığım  notlardan başlamak istiyorum ;  Çin, dışarıdan bakılınca kusursuz bir makine gibi ve dev bir güç. Aynı zamanda kendi sergilediği imajın esiridir. Teknoloji üreten, fabrikalarıyla dünyayı dolduran, limanlara hükmeden bu dev ülke. Ekonomisiyle, teknolojisiyle, disipliniyle dünyaya meydan okuyor gibi.Her şey sistemli, her şey düzenli, her şey kontrol altında.

Ama konu ‘Uygurlar’ olduğunda, gücünü korkuya dönüştüren bir devlete dönüşüyor.
O dev güç, bir halktan korkuyor.

Sorunun kökü, sadece azınlık politikası değildir. Bu mesele, Çin’in kültürel homojenleştirme takıntısından kaynaklanıyor. Pekin yönetimi şunu istiyor: ‘Tek dil, tek kimlik, tek resmi tarih.’

Ama Uygurlar bu kötülüğü kabul etmiyor. Çünkü Uygurlar sadece bir etnik grup değil, bin yıllık bir kültürdür. Dilleri, müzikleri, yemekleri, inançları. Hepsi bir hafızadır.
Ve işte tam da bu yüzden Çin, onları sadece susturmuyor. Onları unutmak zorunda bırakmak istiyor.
Toplama kampları, yeniden eğitim merkezleri adı altında kurulan sistemler. Ama gerçekte olan şu: Bir halkın kimliği törpüleniyor.
Uygur bölgesine vardığınızda şunu hissediyorsunuz: Binalar modern, yollar geniş, her şey var. Ama ruh eksik.
İnsanlar konuşurken etrafına bakıyor. Sohbet ederken sesi kısılıyor. Bazı kelimeler yarım kalıyor.

Bir Uygur şöyle dedi: “Burada sözler serbest değil, sadece nefes almak serbest.”

Ama buna rağmen, bir şey hâlâ yaşıyor orada: Kültür.
Bir anne çocuğunun kulağına gizlice Uygurca bir ninni fısıldıyor.
Bir yaşlı, evinde yasak olduğu halde eski bir türkü mırıldanıyor.
Bir genç, telefonunda gizli gizli kendi tarihini okuyor.

Şunu anladım: Baskı suskunluk yaratır ama hafızayı öldüremez.

Ve tüm dünya ve hatta Türkiye Ucuz Çin mallarından vazgeçmemek için vicdanını taksitle susturuyor.

Kaynak : https://www.mirathaber.com/ilhan-karacayin-kusbakisindan-cinin-uygur-turkleri/

Share
2662 Kez Görüntülendi.