logo

trugen jacn

İŞGALCİ ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’A GÖTÜRDÜĞÜ GAZETECİLER ÇİN PROPAGANDASI YAPIYOR!

Gazetecilik bu mu? İşgalci Çin’in davetiyle Doğu Türkistan’a giden Türk(!) gazetecilerden Çin propagandası - Haber Nida

Sencer BUĞRAHAN

 Gazetecilik bu mu? İşgalci Çin’in davetiyle Doğu Türkistan’a giden Türk(!) gazetecilerden Çin propagandası

İşgalci Çin’in resmi davetlisi olarak Doğu Türkistan’a götürülen Türk(!) gazeteciler, gittikleri yerde dikkat çekici bir sakinlik, hatta alkışlanacak bir “başarı” hikâyesiyle karşılaşmış görünüyor. Ne var ki bu “rahat klişe”, aslında işgalci Çin’in standart medya operasyonunun seyirlik sahnelerinden başka bir şey değil.

Serbestiyet’in aktardığına göre, heyette bulunan işgalci Çin ajanı gazeteci kılıklı Erkin Öncan sözde yol ve rota dışına çıkıp yüz tanıma sistemleriyle donatılmış, turnike kontrollü mahallelere girerek görüntüler almış. Sözde muhtarlıklarda “online asistanlar”, “iyi iş puanlarına” göre hediye veren düzenekler ve TikTok tarzı stüdyo alanları bizi yanıltmasın: Bu, bir gerçeklik sahnesi mi, yoksa propaganda kuşağı mı, açıkçası ayırt etmek zor.

Bu gezinin dikkat çeken “eksikleri” de var: En belirgin olanı, “toplama kampları” iddialarına dair herhangi bir sahaya yapılan ziyaret ya da bu konuda yapılmış bir değerlendirme. Gazeteciler, en büyük tepki toplayan o suçlamayı ne ziyaret etti ne de sorguladı. Bunun yerine güzelleme pozuna girdi; dans eden Uygurlar, mutlu insanlar, mutlu sahneler… Çin propagandasının klasiklerine uygun bir sinema seti kurulmuş adeta.

Sözde gazeteciler, Doğu Türkistan’daki Uygurların “dilediği camide ibadet ettiğini”, “dans ettiğini” vurgularken, halkın günlük yaşamını sorgulamaktan uzak durdular. Alkışlanan görüntüler üzerine rahatlıkla resimler çizildi. Gittiğiniz yerin gerçek hikâyesini aktarmak yerine, sunulan sahnenin fotoğrafını çekmekle yetinmek gazeteciliğin neresinde duruyor, orası tartışılır.

Hikâyenin merkezine oturtulan Merdan Yanardağ ve Mehmet Ali Güller’in sosyal medyadaki paylaşımları da bu “görsel sevincin” ana taşlarını oluşturuyor. “Sıradan insanlar müzik eşliğinde dans ediyor” denerek bir “mutluluk tablosu” çizilmeye çalışılıyor. Ne var ki bu bir uzman gözüyle “doğal” mı, yoksa hevesle çekilmiş bir gösteri mi, net değil.

Elbette “gördükleriniz uzaktan mutlu görünebilir”. Lakin bir soru mutlaka sorulmalı: Gördüklerinizin dışında ne var? Bu bölge haberciliğini sadece görsel memnuniyet üzerinden yürütmek, küresel bir baskı iddiasını sahne dışında tutmak; gazeteciliğimizin yazılı herhangi bir misyonuna ne kadar hizmet ediyor?

Sonuçta, bu tür bir gezi, ziyareti tertipleyen tarafın ne kadar kontrol sağladığını ölçmek; “turistik” gösteriden gerçeklik kırıntılarına uzanmak ister. Bu gezide, ne yazık ki o kırıntılara ulaşan yok. Siyah-beyaz aptallıktan dönüş yoluna geçilmiş: Bazı projeksiyonlar gösterilmiş, bazı örtüler çekilmiş; sorgulama yerine, “rahatlık sahneleri” tercih edilmiş.

Bu durumda asıl olan soru şudur: Gazeteciliğin gösteri değil, soru üzerine kurulu olduğu yerde—bu gezi, gerçek gazetecilik adına ne kadar anlam taşıyabilir?

Kaynak : habernida.com

Share
501 Kez Görüntülendi.