Prof.Dr. Rahile DAVUT : Urumçi Üniversitesi Halk Bilimleri ve Folklor Enstitüsünde öğretim üyesi ve aynı zamanda dünyaca tanınmış bir Antropolog ve halk bilimci iken, başkent Pekin’e gitmek üzere Aralık/2017’de tren ile yola çıktığını ABD’de yaşayan kızı Akide Polat’a haber verdi. Ancak 2023’e kadar 5 yıl kendisinden hiç bir haber alınamadı ve kayıp olduğu düşünüldü. uzun süre kendisinden haber alınamadı. Kaybolduktan Beş yıl sonra, Çin işgal rejimi 2023’te kendisinin “Çin devletinin güvenliğini tehlikeye atmak” suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığını açıkladı. Kendisi 7 yıldır Çin zindanlarında esir olarak tutuluyor. ABD’de yaşayan kızı Akide Polat Annesinin nerede tutulduğunu bilmediğini kendisinin hayatı hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadığını ve bu durumdan çok büyük acı ve istırap duyduğunu belirtiyor.
Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP) olarak; Rahile Dawut’un kızı Akida Polat ve önde gelen Uygur bilim adamı İlham Tohti’nin kızı Jewher Ilham, ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Babaları hakkındaki acı ve istıraplarını yaplaşmaya ve onların dramatik durumlarını sürekli dile getirmeye ve gündemde tutma çabası içinde olmaya devam ediyoruz. Ayrıca, esaretteki diğer Uygur entelektüellerinin Çin Komünist Partisi (ÇKP) tarafından yıllarca süren soykırımın bir parçası olarak vahşice susturulduğu gerçeğini bunun ise, bütün Uygur halkın derin bir acısı ve kaybı olduğunu ve halkımızın de bu bilinci taşıdığına yürekten inanıyoruz.
Çin’in Uygurlara Yönelik Kültürel Soykırımı, İnsanlığın Ortak Kültür Değerlerini de Yok Etmektir
Çin işgal rejimi, tarihimizin, edebiyatımızın ve geleneklerimizin bilim adamlarını ve tercümanlarını hedef alarak Uygur kimliğinin özüne saldırmaktadır. Bu Uygur entelektüeller, Avrasya uygarlıklarının kavşağında bin yıldan fazla bir süredir büyük bir ilerleme ve gelişim gösteren bir halkın ; Uygurların yaşayan canlı hatıralarıdır. Uygur şiiri, folkloru ve edebiyatı, tamamen kendimize ait tüm değerlere yenilerini katmak, yaşamak, korumak ve gelecek nesillere aktarmak yaratmak için Türk sözlü şiirinden, Fars edebiyatından, Arap dünyasından etkilerden ve Doğu Asya ve Avrupa’dan gelen unsurlardan yararlana gelmiştir. ÇKP Rejiminin Uygur kültürünü tamamen silmek ve yok etmesi sadece Uygur halkı için değil, aynı zamanda insanlığın ortak kültürel mirası için de çok derin ve büyük bir bir kayıp olacaktır. Çin yönetimi Uygurların entellektüellerini, yetenekli ve yaratıcı sanatçıları ve yazarlarını hapse atarak yok etmekten vaz geçerse Uygurların gelecekteki yaşam kültürü ile birlikte insanlığın ortak değerlerine de saygı göstermiş olacaktır.
İşgalci Pekin yönetimi , Uygur soykırımında gelenek ve geleneklerinin yok edilmesinde Potemkin versiyonunu kullanıyor ve buna paralel olarak kendisinin Uygur soykırımını inkar eden güçlü bir propaganda kampanyası yürütüyor. Çin’in kültürel soykırım amaçlı yıkımlarından geriye kalan bir kaç camimiz hala ayakta duruyor. Ama günümüzde bu Camiler ibadete kapalı ve içi boş. Uygur Çocuklarımız, kendi ana dilimizi konuştukları için cezalandırılıyor. Ana ve babalarından ve ailelerinden zorla koparılan Uygur çocukları Çin işgal rejiminin kontrolündeki yatılı okullarda zorla Çinliye dönüştürülüyor. Onların İsimleri bile Çinceye değiştiriliyor ve kendi ana dilleri ile konuşmaları yasaklanıyor. Camiler, Medreseler ve kadim mezarlıklarımız iş makinaları ile acımasızca yok ediliyor. Kurani Kerim başta dini kitaplarımız ile Uygurların tarih ve edebiyatını ve geçmişini anlatan her türlü kitaplar da toplatılarak meydanlarda topluca yakılıyor.
Prof.Dr. Rahile Dawut gibi mabetlerimizi mezarlıklarımızı ve geleneksel hayatımızı kayıt altına alarak belgeleyen Alimlerimi, Dr.İlham Tohti i gibi Uygurların temel insanı hakları ile Çin anayasası ve sözde Özerk bölge yasalarında verildiği iddia edilen haklarının uygulamada da verilmesini talep eden İnsan Hakları Savunuları, Yalkun Ruzi gibi Uygur edeebiyatina ait literatürümüzü derleyen, Hüseyincan Asgar gibi dilimizi araştıran ve bu konuda önemli çalışmalar yapan dilcilerimiz ve benzer diğer bilim insanlarımız şu anda Çin tipi toplama kamplarında esir tutuluyor veya Çin zindanlarında çile dolduruyor. Doğu Türkistanlı bu bilim adamları olmadan , dilimizi ve kültürümüzü canlı tutmak mümkün değildir. Onlar olmadan dilimiz, kültürümüz ve diğer tüm milli değerlerimiz ileride Müzelerde sergilenmek üzere korunan bir fosil haline gelme riskiyle karşı karşıyadır.
ABD Yönetimi kendi vatandaşı veya yasal olarak kendi vatandaşlarının Doğu Türkistan’da yaşayan ve daimi ikamet eden akrabaları söz konusu olduğunda, harekete geçme gücüne ve ahlaki yükümlülüğüne sahiptir. Hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat yönetimler, Çin’in Uygurlara yönelik zulmünü soykırım ve insanlığa karşı suç olarak kabul etmiştir.
Uygur İnsan hakları Projesi olarak(Uyghur Human Riagh Project) olarak; ABD. Dışişleri Bakanlığına şu çağrıda bulunuyoruz :
- Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da tutuklu Uygur aydınlarının serbest bırakılması için Çin yönetimi ve kamuoyu önünde baskı yapmaya,
- Tutuklu Uygur aydınlarının durumları hakkında bilgi talep etmeye
- Uluslararası toplumun ve ülkelerin Pekin üzerindeki tepki ve baskılarını koordine etmek için uluslararası ortaklarla birlikte çalışmaya
- ABD başta batı dünyası Çin’e yönelik Uygur Soykırımını durdurması için harekete geçmesi çok önemlidir ve diğer başka hiçbir ulus ve devletin Çin’i Uygur soykırımından sorumlu tutma gücüne sahip değildir.
- Uluslararası toplum ve özellikle ABD başta batı dünyası harekete geçmediği taktirde , dünya biz Uygurları tamamen unutacaktır !

Çin Yönetimi Özgür Dünyanın Uygur Soykırımını ve insanlık suçlarını Unutmasını İstiyor
Çin, dünyanın kendisinin Uygur soykırım politikalarını kabul etmesini ve Uygur aydınları, entellektüelleri ile alimlerine yönelik cinayetlerini tümden unutmasını istiyor. Bizler insanlık aleminin onurlu insanları olarak buna asla izin veremeyiz. Hükümetlerin ve küresel akademik toplulukların tutuklu Uygur bilim insanları Aydınları,Sanatçıları ve Sporcularının isimlerini bir kez daha tek tek dillendirerek haykırmalarını söylemeleri, onların serbest bırakılmalarını talep etmelerini talep ediyoruz. Uygur soykırımı için ve Çin’e tepki göstermek ve bu insanlık suçlarına son vermelerini ivedilikle ve aciliyetine binaen talep etmek insanı, vicdani ve ahlaki bir sorumluluk olduğunu bir kaz daha hatırlatmak isterim.
Uluslararası Toplum ile Batı Dünyasının Çin’e Yönelik Girişimleri Çok Önemlidir
Uluslararası toplumun özellikle ABD başta batı dünyasının Çin’in Uygur soykırımını durdurmak için yapacakları girişimler ve bu konuda yapacakları eylemler sadece sembolik düzeyde kalmamalıdır. Bunun için ;
- Çin işgal rejiminin tutukladığı tüm Uygur aydın ve entellektüellerinin isimlerinin tesbit edilerek listelenmesi çok önemlidir.
- Çin yönetimi ABD başta batılı ülkelerin ve Uluslararası toplumun Çin’in Uygur bölgesindeki inisan hakları ihlallerini dikkatle izlediğini göstererek, Çin’in bu muamelelerini iyileştirmesini sağlayabilir.
- Çin yönetimi ABD başta batılı ülkelerin ve Uluslararası toplumun bu konudaki duyarlılığı ve atacağı adımlar Çin’in Uygurlara karşı baskı, zulüm ve işkencelerini önleyebilir ve Uygur tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmalarını sağlayabilir.
- Ülkelerin ve uluslararası toplumun Çin’in Uygur soykırımı karşısındaki duyarsızlık ve sessizliği Uygurların Çin toplama kamplarında ve Çin zindanlarında kalıcı olmasına yol açar ve onların zaman içerisinde yok edilmesine neden olabilir.