Son Dakika



İsrail, Filistinlilere ne yapıyorsa, Çin benzerini Doğu Türkistanlılara, belki daha fazlasını yapıyor; birbirleriyle adeta yarışıyorlar.
Bizi Anadolu’nun kapılarını manen açan Fatihler’den biri Hasanül Harakani, dergâhını açtığında “Geleni, ekmeğini, suyunu, yiyeceğini verin; dinini, mezhebini sormayın.” diyor. Medeniyetimiz böylesi bir incelik ve merhametle kurulmuş, Orta Avrupa’ya kadar götürmüş; bundan saptığımızda dağılmış, küçülmüş, Anadolu’ya sıkışmışız!
Son zamanlarda bunu yeniden hatırlamış, Suriyelilere kucak açmış; mazlum olduklarından yardım etmişizdir, ediyoruz da, edeceğiz de… İçimizdeki çatlak seslere rağmen…
Dün Sırplar, Boşnaklara yapmıştı!
Asya’da Hint Müslümanlarına yapılanlar unutulacak gibi değil, keza Arakan’da.
Gönül olarak, fikir olarak, zihin olarak karşı durmak; karınca adımlarla da olsa bu yolda yürümek, devletin gücü nispetinde mücadele etmesi… Yarın bizi var kılacak bugünkü ödevimiz, vazifemiz.
“Yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.”e ne kadar imanımız varsa, o kadar yapabiliriz bunu. Bu bağlamda Hasanül Harakani kimdir, öğretisi nedir; aynı şekilde Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlânâ, Hacı Bayram Veli, Emir Sultan…
Hangi ruhla İstanbul’u fethettik, Çanakkale’de kendimizi savunduk, Kurtuluş Savaşı’nı verdik; zedelenen ruhu yeniden diriltmek, kendimize gelmek, yeniden yükselmek… Yukarıda saydığımız ve daha nicelerini iyi bilmek, bellemek; fikriyat, hissiyat ve yaşantıları bugüne taşımak…
Evet, buna çok ihtiyacımız var; kendimizi madden, manen muhafaza etmek, mazlum milletlere el uzatmak, zalimlere tokat vurmak, dünyayı yaşanır kılmak, insan onurunu korumak için…
“Sen ne söylüyorsun, sokakları görmüyor musun, sosyal sarsıntıları, aile sarsıntılarını fark etmiyor musun?” denirse; iyi ya, daha fazla duyarlılık, daha fazla gayret denir. Pes eder, ümitsizliğe kapılırsak yok oluruz.
Ümit dergâhı hep açık, hep açık kalacak; şartlar, şunlar, bunlar ne olursa olsun, isterse bütün dünya karşımızda olsun!
Büyük güne (ölüm, kıyamet) her an yaklaşıyoruz, “Hesap Günü”ne de. Semâvat ve arz oyuncak olsun diye yaratılmadı; insan da başıboş bırakılmış değil. Onun için “emanetin” farkındalığıyla, bütün boyutları geride bırakarak yaşamalıyız, vesselâm.
Kaynak : https://www.bursahayat.com.tr/yazarlar/huseyin-eren-32/farkindalikla-yasamak-11059
BENZER HABERLER