Doğu Türkistan’da 270 Yıllık Sessiz Çığlık
Bir milletin tarihini anlamak için bazen bir haritaya, bazen de birkaç tarihe bakmak yeterlidir. Doğu Türkistan’ın yakın tarihine baktığımızda karşımıza yalnızca savaşlar ve siyasi değişimler değil; bir milletin toprağıyla, kimliğiyle ve hafızasıyla verdiği uzun bir mücadele çıkar.
Bu hikâyenin yakın dönemindeki en önemli kırılma noktası 1755 yılıdır.
1755’te Mançu-Çing İmparatorluğu, Cungar Hanlığı’nı ortadan kaldırmak amacıyla Doğu Türkistan’a yönelik askerî harekât başlattı. Mücadele 1757–1759 yıllarında devam etti ve Çing orduları bölgenin önemli merkezlerini kontrol altına aldı. Böylece Doğu Türkistan’da Çin-Mançu hâkimiyetinin yeni dönemi başladı.
Fakat bu hâkimiyet, Türkistan coğrafyasında hiçbir zaman kolayca kabul edilmedi. 1760’lardan itibaren çeşitli ayaklanmalar ve direniş hareketleri ortaya çıktı. Doğu Türkistan Türklerinin bağımsızlık arayışı, sonraki yüzyıl boyunca farklı biçimlerde devam etti.
1860’lı yıllar, bu mücadelenin yeniden güç kazandığı dönemdi. 1865’te Yakup Han, Kaşgar merkezli siyasi yapının başına geçti. Kısa sürede Kaşgar, Yarkent, Hoten ve Aksu gibi önemli merkezleri kontrol eden bir devlet teşkilatı oluşturdu. Yakup Han’ın yönetimindeki yapı, dış dünyayla diplomatik ilişkiler kurarak bağımsızlığını güçlendirmeye çalıştı.
Ancak bu dönem uzun sürmedi. 1877’de Yakup Han’ın ölümü, devletin zayıflamasına yol açtı. Çin kuvvetleri bölgeyi yeniden ele geçirdi.
Ve ardından önemli bir tarih geldi: 1884.
Çing yönetimi Doğu Türkistan’ı doğrudan bir eyalet hâline getirdi ve bölge için “Xinjiang/Sincan” adını kullanmaya başladı. Çincede “yeni topraklar” anlamına gelen bu ad, bölgenin Çin idarî sistemi içerisine daha sıkı biçimde dâhil edilmesinin simgesi oldu.
Fakat Doğu Türkistan’da bağımsızlık düşüncesi hiçbir zaman ölmedi.
12 Kasım 1933’te Kaşgar’da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ilan edildi. Ömrü kısa oldu. Fakat 1933, Doğu Türkistan Türklerinin modern dönemdeki bağımsızlık mücadelesinin en önemli tarihlerinden biri olarak tarihe geçti.
12 Kasım 1944’te bu defa İli bölgesinde Doğu Türkistan Cumhuriyeti ilan edildi. İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti olarak bilinen bu yapı da uzun ömürlü olmadı.
1949 yılı ise Çin tarihinde olduğu kadar Doğu Türkistan tarihinde de yeni bir dönemin başlangıcıydı. Çin Komünist Partisi’nin Çin ana karasında iktidarı ele geçirmesinin ardından Doğu Türkistan da yeni Çin yönetiminin kontrolüne girdi.
Ve 1 Ekim 1955’te, bölgenin idarî statüsü değiştirilerek Sincan Uygur Özerk Bölgesi kuruldu.
Bugün Doğu Türkistan dediğimizde yalnızca siyasi sınırları konuşmuyoruz. Kaşgar’ı, Hoten’i, Aksu’yu, Turfan’ı, Yarkent’i, Kumul’u, Gulca’yı, Urumçi’yi; binlerce yıllık Türk kültürünü ve Uygur Türklerinin tarihî hafızasını konuşuyoruz.
1755’ten 1955’e uzanan iki asırlık süreç, Doğu Türkistan tarihinin en büyük kırılmalarını oluşturdu. 1955’ten bugüne ise 71 yıl geçti.
Fakat tarih, takvim yapraklarının eskimesiyle ortadan kalkmaz.
Çünkü Doğu Türkistan bir isimden ibaret değildir; Türkistan’ın doğudaki hafızasıdır.
Ve tarih bize şunu öğretir: Bir milletin toprağına sınır çizilebilir; fakat tarihine, diline ve hafızasına kolay kolay sınır çizilemez.
Yaşasın Doğu Türkistan