SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan bu sözleri TBMM’de Partisi adına yaptığı konuşmasında dile getirdiği bildirildi. SP Genel Başkanı Arıkan konuşmasında mazlum Türk-İslam coğrafyalarında yaşayan Müslüman halklarını çiğnenen insan haklarını gündeme getirdiği konuşmasında şunları söyledi : “Uluslararası anlaşmaları ve dış politikayı tartıştığımız bu günlerde, tekrar tekrar ele almamız gereken önemli konular var. Hâlâ ortak bir pozisyona varamadığımız Doğu Türkistan sorunu da bunlardan biridir.”
Doğu Türkistan, tarihin derinliklerinden gelen bir toprak parçasıdır. Ancak bugün, bu coğrafyada yaşanan trajediler yürekleri parçalıyor. Bu coğrafya sadece bir yer değil, aynı zamanda geçmişten gelen insanların özgürlük mücadelelerinin, kültürlerinin ve öykülerinin de sembolüdür.
Ancak bu topraklar bugün baskı ve zulüm altında inliyor. Masum insanlar sadece inançları ve kimlikleri yüzünden acı çekiyor. Her gün biraz daha sesleri kısılarak susturuluyor ve özgürlükleri ellerinden alınıyor.
Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruşundan bu yana, Doğu Türkistan’daki 35 milyon kardeşimiz birbiri ardına katledildiği kuvvetle tahmin ediliyor.
Birleşmiş Milletler Örgütü ‘nün (BM) çalışmalarını yeterli bulmasak da, bu örgüt 31 Ağustos 2022’de açıkladığı Uygur raporunda Çin’in Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerinin ” İnsanlığa karşı işlenmiş bir insanlık suçu ve Etnik Soykırım Olabileceği varsayımının çok güçlü olabileceği” başlıklı bir rapor yayınlamıştır. Ayrıca BM, Uluslararası Af Örgütü(Aİ) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü(HRW) gibi insan hakları kuruluşlarınca çeşitli tarihlerde yayınlanan tüm raporlarda Çin Yönetiminin, devlet destekli toplama kamplar ve Uygurları Köle/İşçi olarak zorla çalıştırma , dini içerikli ibadet ve diğer tüm faaliyetlere getirilen kısıtlamalar, siyasi baskılar, Uygur kadınların zorla kısırlaştırılması, zorla doğum kontrolü ve zorla kürtaj gibi insanlık dışı uygulamalar nedeniyle “Çin Yönetiminin insanlığa karşı suç işlemekle olduğu belirtilmektedir.
Kardeşlerim! Bahsettiğimiz bütün bu trajediler işgal altında yaşayan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin başına geliyor. 18 Ekim 2023’te BM’de 50’den fazla ülke, Çin’in Uygurlara ve diğer Türk Müslümanlara karşı eylemlerini insanlığa karşı suç olarak tanıdı ve bunlara son verilmesi çağrısında bulunan ortak bir bildiri imzaladı.
Çin’in Doğu Türkistan’daki Baskı ve Zulmüne Karşı Çıkmak Bir Zorunluluktur
Biz Parti olarak her insanın temel insanı haklarının en önemlilerinden biri olan inançlarını özgürce yaşama hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Ayrıca bu inancı pratiğe dökme zamanının geldiğine de inanıyoruz. Türkiye’de, Doğu Türkistan’daki baskı ve zulme karşı sesimizi yükseltmek ve bunların durdurulması için gerekli adımları atmak bir seçenek değil, bir zorunluluktur. Doğu Türkistan’daki baskı ve zulme karşı çıkmak, aynı zamanda insan onurunu savunmak demektir.
Birlikte hareket ederek ve sesimizi birlikte yükselterek bu zulme son verebiliriz. Bu soykırım karşısında sessiz kalmak insanlığa ihanettir. Parlamentomuzun Doğu Türkistan’ın özgürlüğü için bir ses olma görevi vardır. Çünkü insanlık, anlamını yalnızca kendi özgürlüğünde değil, her bireyin özgürlüğünde bulur.
Şairin dediği gibi:
“Çeçenya’dan da, Filistin’den de kurşun yiyeceğim,
Onların ayakları acıyor, benim kalbim acıyor.
Bosna Hersek, Doğu Türkistan ve Keşmir’de,
Kısacası, nerede adaletsizlik varsa, kurşunu ben yiyeceğim.”
TBMM’de Temsil Edilen 6 Siyası Parti Olarak Mazlumların Sorunları İçin Birlikte Çalışalım
Bu vahşeti durdurmak için ilk adım olarak, Meclis’teki altı siyasi partiden oluşan bir grup olarak bir araya gelelim. Ortak bir bildiri yayınlayalım ve uluslararası toplumu harekete geçirelim. Unutmayın, altı siyasi partiden oluşan grup bunu geçmişte de yaptı. Şifa Hastanesi bombalandığında, Meclisimiz hemen harekete geçti ve bir bildiri yayınladı.
Doğu Türkistan’ın hepimiz için ortak bir hassas nokta olduğundan hiç şüphem yoktur.
İktidar partisinin milletvekillerine sesleniyorum: Cesur olun! Bu önerinin “iktidar partisinden geldiğini” söylemeyin, cesaretle “evet” deyin. Bu duyarlılığa sahip insanlar ayağa kalkıp sizi alkışlasın.
Eğer “hayır” diyecekseniz veya sessiz kalacaksanız, Alije Izetbegovic’in şu sözlerini özellikle hatırlatmak isterim:
“Her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”
“Sözlerime son verirken , Sayın Milletvekillerimizi bir kez daha Saygı ile selamlıyorum.” sözleri ile tamamladı.