Uygur Araştırmaları Merkezi Müdürü olan Abdulhakim Idris önceki yıllarda Çin’in Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini yazdığı “Kızıl Kıyamet” adı ile İngilizce ve Türkçe başta olmak üzere yayınlamıştı. İdris yazdığı bu eserini tanıtmak ve lansmanını yapmak ve hazırladığı çeşitli raporları Malezyalı yetkililer ve STK.larına sunmak için bu ülkeye gelmişti. Bindiği uçak Hava alanında indikten hemen sonra kendisini Malezya Polisi gözaltına bir süre gözlem altında tutarak sorgulamıştır.

Uygur Hareketi Lideri Abbas : Giriş Yasağı Kararı ile Zorla Deport’un Esas Kaynağı Pekin
ABD.merkezli Uygur Hareketi kurucusu ve İcra Direktörü ve aynı zamanda Abdulhekim İdris’in de eşi olan Ruşen Abbas Hanım Freedom House(Özgürlükler Evi)’ye yaptığı açıklamada Uygur Araştırmaları Merkezi Müdürü Abdulhekim İdris’in geçerli giriş izni olmasına rağmen tutuklanması ve zorla sınır dışı edilmesini Çin’in Diplomatik Baskıları Sonucunda olduğunu belirterek şöyle konuştu : ” Uygur Araştırmaları Merkezi Müdürü Eşim Abdulhekim İdris’in ABD pasaportuna el konulması ve 4 polis nezaretinde zorla sınır dışı edilmesini, Çin’in sınır tanımayan baskı politikasının pervasız bir örneği olarak görüyor ve şiddetle kınıyorum. Malezya’daki partnerim İdris’in sınır dışı edilmesi olayını nin kendisine, Pekin’den gelen baskılar sonucu olduğunu bildirdi.
ÇKP Saklayacak Hiç Bir Şeyi Olmadığı iddiasında Ama Gerçeklerden Bu Kadar Korkuyor ?
Uygur Hareketi Lideri Ruşen Abbas Abdulhekim İdris’in sınır dışı olayı ile uluslararası topluma şöyle seslendi : Eğer Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) saklayacak hiçbir şeyi yoksa, neden Abdulhakim İdris gibi Doğu Türkistan’daki gerçekleri konuşan insanlardan neden bu kadar korkuyor? Pekin, bir üçüncü ülkeye; Malezya’ya baskı yaparak bir ABD vatandaşını gözaltına alıp sınır dışı ettiriyor? Çin’in bu tutumu Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar ve diğer Türklerin ne kadar baskı ve zulüm altında olduklarını bunun çok daha ötesinde ileride tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Çin’in Abdulhakim’e Malezya’ya baskı ile yaptırdığı , uluslararası toplum için bir uyanış çağrısı olmalıdır. Çin, egemen ülkelerin vatandaşlarına yönelik yasal savunuculuk faaliyetlerini engelleme çabalarını arttırmakta olduğu bu son olaydan kolayca anlaşılabilmektedir.
İnsan Hakları Örgütleri İdris’in sınır Dışı Olayından Sonra Çin’in Sınır aşan Baskılarına Yoğunlaşmalı
Uygur Hareketi Lideri Ruşen Abbas, Eşi İdris’in Malezya’ya gitmesi ve havaalanına inişinde Malezya Polisi tarafından gözaltına alınması ve 21 saat gözaltında tutularak sınır dışı edilmesi olayı konusunda İnsan Hakları Örgütleri ve Uluslararası topluma yönelik şu çağrıda da bulundu : “Eşim Abdulhekim Idris hukuki in, herhangi bir hukuki gerekçe sunulmadan 21 saat boyunca göz altında tutulmuş ve özgürlüğü kısıtlanmıştır. Bu son olay da bize şu gerçekleri bir kez daha hatırlatmıştır. Diasporada kendi ülkesi ve halkının temel insanı haklarını dillendiren ve bunun için faaliyet gösteren ve hiçbir Aktivist veya araştırmacı Pekin’in sınır ötesi baskı ve zulmünün kapsama alanı dışında olmadığını kanıtlamıştır. Demokrasi ve insan haklarına bağlı olduklarını ifade eden hükümetler ve sivil toplum kuruluşlarını ÇKP’nin insan hakları ihlallerinin “İnsanlığa Karşı İşlenmiş İnsanlık Suçu ve Etnik Soykırım” olarak resmen tanımaya davet ediyorum. Çin’in bu ve benzeri sınır ötesi baskılarına karşı acil yasal önlemler alınması ve bağımsız ülkelerin ulusal egemenliklerini korunmalarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyorum.” şeklinde konuştu.

İdris ,Çin’in Uygurları Sistematik Takip Ve Baskıları ile Kayıp Uygur Aileler Hakkında Bir Uzmandı
Abdulhekim İdris, Çin’in İşgalindeki Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Türkler ve onların gizlice yok edilen(Kayıp ettirilen) uygulamaları konusunda deneyimli ve uzman konumunda bir Aktivist idi. Kendisi 2024 ve 2025 yıllarında yine Çin’in bu ülkeye yönelik baskıları sebebiyle Endonezya’da da benzer engellemelerle karşı karşıya kalmıştı. Kişisel hayatında Uygurların çiğnenen insan haklarının duyurulması noktasında da çok ağır bedeller ödemiştir. İdris’in ailesi ve yakınlarından toplam 24 aile üyesi 2017’de tutuklanmış olup kendileri hakkında hiç bir bilgi veya haber alamamaktadır. Ayrıca eşi Ruşen Abbas’ın Ablası Dr. Gülşen Abbas baldızı Dr. Gülşen an Abbas ise 2018’den beri sekiz yıldır Çin’de tutuklu bulunuyor.








