logo

trugen jacn

ÇİN İŞGALİNDEKİ KADİM TÜRK YURDU DOĞU TÜRKİSTAN’DA YAŞAYAN TÜRKLERİN DURUMU

Dursun Aksoy - Günışığı Gazetesi

Dursun AKSOY

Filistin dersin hakaret ederler, Doğu Türkistan dersin yalan derler, Afrika dersin sanki nasırlı parmaklarına basmışsın gibi haykırırlar. Zulüm dersin “Sadece zulüm bize ediliyor.” diye feryat koparırlar. Oysa zalimler birdir. Acımasızlıkta aynıdırlar, işkencede de. Biz mazlumdan yanayız, adı her ne olursa olsun, coğrafyası…

Mazlumlar bir olmadıkça, sesler onlar için tek çıkmadıkça dünyanın hangi köşesinde olursa olsun zalimler muktedir olmaya devam edecek ve tahakkümlerini mazlumların üzerinde eksik etmeyecektir.

Çin, Sınır Ötesi Baskılarını Dünyanın Her Yerinde Kayıtsızca Sürdürüyor  !

Uygur Türkleri dünyanın neresine giderlerse gitsinler Çinli ajanlar peşlerindedir. Çocukları ellerinde alınmış anne babalar, anne babaları ellerinden alınmış çocuklar… Üzerlerinde ilaç denemeleri yapılmışları ve ağır hastalığa maruz kalmışları…

Sahur yasak, iftar, oruç, teravih, Kuran… Sahur için mutfak lambalarını dahi yakamazlar çünkü gece devriyeleri nöbettedir. Bu yüzden evlerinin banyolarında sahur yapıyorlar.

Türkiye’de bile yaşıyor olsa da hiçbir Doğu Türkistanlı ağzını açamaz. Çünkü Çinli ajanlarca takip ediliyorlar ve nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar eğer aleyhte konuştukları tespit edilirse geride bıraktıkları aileleri öldürülmekle tehdit ediliyorlar. Korku imparatorluğu tıpkı Hasan Sabah’ın fedaileri gibi dünyanın dört bir yanında Uygur Türklerini takip ediyor.

Bir sabah uyandığınızda yanı başınızda Çinli bir adam duruyor. Film değil bu hakikat… Daha önce hiç görmediğiniz, bilmediğiniz, tanımadığınız… Düşmanınız olan biriyle evlendirilmişsiniz ama haberiniz yok. Tahayyül edin. Sizi düşmanınızla evlendiriyorlar ama bundan haberiniz yok. Olsa da itirazınız para etmez.

GÜN MÜSLÜMANA ZULM EDENİ MAĞLUP EDECEK MİLLİ TAKIMA DUA ETME GÜNÜDÜR

Bir yere gitmek için evden çıktınız diyelim. Eve döndüğünüzde çocuklarınızı evde bulamayabilirsiniz. Ne biri var ortalıkta ne de bir ses… Gidip de kime soracaksınız? Zaten biliyorsunuz kimin götürdüğünü. Derin bir sessizlik ve çaresizlik içinde gözyaşlarınızı içinize dökersiniz. Evlat özlemi bir anne babanın dağ dağ olur yüreklerinde, anne baba şefkati çığ çığ olur evlatların özlerinde.

Evinizde mutluyken eşiniz ve çocuklarınızla bunun çok uzun sürmeyeceğini iyi bilin Doğu Türkistan’da. Yine tanımadığınız ama Çinli biri “devlet görevi” adı altında evinize yerleştiriliyor ve sizinle birlikte yaşamaya başlıyor. Özel alanınız kontrollü bir şekilde işgal ediliyor. “Evinizdeki yabancı” ailenizden biri olarak yeni görevine başlıyor.

1100 tane toplama kampında akla hayale gelmeyecek envai işkenceler yapılıyor Doğu Türkistanlılara. Bu kamplarda yüz binlerce kişi tutuluyor. Organları canlı canlı alınanlardan tutun da tırnaklarının altına iğne batırılanlara kadar. Sol eli masaya metal çiviyle çakılıp sağ eliyle de hazırlanan itirafnameler imzalatılıyor. İstedikleri gibi yargılıyorlar Uygur Türklerini.

Cengiz Aytmatov Gün Uzar Yüzyıl Olur’ da “Mankurtlaştırma” dan bahseder. Kafası kazılan esir, kazılan kafasına geçirilen deve derisiyle çölde elleri kolları bağlı bir şekilde kızgın güneş altında kurumaya bırakılır. Kurudukça kafayı sıkan ve çıkan saçları geriye doğru iten deri; sonunda tutsağı köklerinden habersiz, adını dahi hatırlamayan sadece basit şeyleri anlayıp yapan bir köle haline getirir. Çinliler de bundan ilhamla Uygur Türklerinin kafasını çemberle bir mengene gibi sıkıştırma işkencesi uyguluyor. Yetmedi mi esirlerin çıplak bedenlerine kızdırılmış yağ döküyor.

Şimdi kalkıp da “Onlardan bize ne?” deyin. Yeryüzünde iki milyar Müslüman var. Nasıl da her biri kaderine terk edilmiş ve kendi aralarında bir olan zalimlerin kucağına itilmiş. Bu ayıp yeter geri kalana. İki milyar “tek” Müslüman!

GÜN MÜSLÜMANA ZULM EDENİ MAĞLUP EDECEK MİLLİ TAKIMA DUA ETME GÜNÜDÜR

Peki ya insanlık? Nasıl bir dünyada yaşadığımızı görün. Sekiz milyarlık dünyada teksiniz. Muazzam bir yalnızlık ve bir o kadar da çaresizlik… Size yapılan zulüm, verilen eziyet insanlığa sığmıyor ama kimse görmüyor. İşkencelerin en akla gelmezi üzerinizde icra ediliyor lakin insanım diyen hiçbir kimse bunu umursamıyor bile.

Çin’in Uygur Türklerine karşı uyguladığı; esirlerin aşık kemiğini ezmeden tutun da aşil tendonunu kesmeye, onları boğazına kadar soğuk suya koymadan tutun da telle kamçılamaya kadar işkencelerinden habersiz bir şekilde yaşayıp gidelim bizler de.

Evrenin en büyük işkencehanesine dönen bu dünyada huzur da yok artık hiçbir insana. Kâh salgınlar kâh yapay ve biyolojik silahlar kâh doğal afetler kâh savaşlar ardı ardına musallat olacak bu dünyanın başına. Bekleyin görün.

Mazlumların göğe ulaşan ahları ve feryatları yağmur olarak üzerimize düşsün. Bu kahır ve bela sağanağında ıslanmadan kalmak mümkün mü? Yarın sıranın geri kalan insanlara gelmeyeceğinin garantisini var mı?

Kaynak : https://www.gunisigigazetesi.net/makale/27732512/dursun-aksoy/gun-muslumana-zulm-edeni-maglup-edecek-milli-takima-dua-etme-gunudur

Share
91 Kez Görüntülendi.