Son Dakika



İhsan UMUN( Uygur Araştırmacı- Yazar Fransa)
Çin işgal yönetimi dünyaya 2016’da kapattığı Doğu Türkistan’ı(Uygur Bölgesini) 2024 ve 2025 yıllarında kısmen de olsa ziyarete açtı. Çin’in 2016-2024 arası dönemde hiç bin Türk heyetlerini Doğu Türkistan’ı ziyaretine izin vermediği hatta engellediği yönünde Türk tarafının resmi açıklamaları vardır. Dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 2022 yılında Çin’in son 5 yıldır Türk büyükelçisinin Urumçi ziyaretine izin vermediğini açıklamıştı. Yine benzer şekilde, 2019’da planlanan çeşitli kurumlara mensup 10 kişilik resmi bir Türk heyetinin Urumçi ziyareti gezisi Çin’in ertelemeleri nedeniyle gerçekleşmemişti.
Batılı Ülkelerin Çin’i Uygurlar konusunda ısrarlı bir şekilde eleştirerek sürekli kınaması üzerine Çin bu kez kendisine yakın olarak gördüğü Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya’dan heyetleri davet etmiş yaklaşık 100’den fazla resmi ziyaretler organize etmesine rağmen bunların arasında tek de olsa Türk temsilci yoktu.
2012’den beri ilk kez Doğu Türkistan’ı ziyaret eden resmi ve en üst düzey yetkili Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Haziran/2024’te bölgeyi ziyaret etmiştir.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ziyareti sonrası Çin yönetimi özellikle kendisine meyilli ve Çin’in Uygurlara yönelik baskı,zulüm ve diğer insanlık dışı uygulamalarının yanında yer alan ve bunu savunan gazetecileri planlı ve programlı bir şekilde Doğu Türkistan ziyaretine götürmeye başladı.

Türk Gazeteciler Çin’in Uygur Zulmünde Propaganda Aracı
Ağustos 2024’te Çin, Türk gazeteciler için özel olarak organize ettiği medya turu kapsamında Uygur bölgesine ilk grup ziyaretini düzenledi. Bu ziyaret, Çin’in “Xinjiang hikayesini iyi anlatma” (讲好新疆故事) stratejisinin bir parçasıydı. Çin Dışişleri Bakanlığı’na bağlı kamu diplomasisi ve propaganda birimleri tarafından finanse edilen tur kapsamında Cumhuriyet internet sitesinden Mustafa Birol Güger, BirGün gazetesinden İbrahim Varlı, Yön Radyo’dan Erdal Emre, Harici dergisinden Tunç Akkoç, ANKA Haber’den Adnan Bulut gibi isimlerin oluşan bir grup gazeteci, Urumçi ve Kaşgar gibi kentler ziyaret ettirildi. Katılımcıların Çin’in resmi rehberleri eşliğinde sınırlı bir alanı ziyaret etti ve bu gezilerde önceden belirlenmiş “örnek okullar”, “model fabrikalar” ve “kültür merkezleri” gösterildi. Bu grup, gezinin ardından Çin lehine olumlu içerikler yayımlayarak “soykırım iddialarının temelsiz” olduğu yönünde açıklamalarda bulundu.
Eylül–Ekim 2025 döneminde Çin’in davetiyle bu kez yine sol eğilimli Türk gazetecilerden oluşan bir grup bölgeyi ziyaret etti. Bu grupta Merdan Yanardağ, Ümit Zileli, Mehmet Ali Güller, Yavuz Selim Demirağ, Erkin Öncan, Haluk Hepkon, Yavuz Alogan ve Zeynep Gürcanlı gibi isimler bulunuyordu. Çin’in hedef kitlesi bu kez yine “seküler, ulusalcı ve sol çevreler”di. Ziyaret sonrası paylaşılan rapor ve videolarda “Çin’in terörle mücadelede başarılı olduğu”, “Uygurların ekonomik refahtan yararlandığı” ve “bölgenin güvenli hale geldiği” gibi gerçeklere aykırı söylemler ön plana çıkarıldı.
Çin yönetimi en son geçtiğimiz ekim ayının sonunda CNN Türk Tv.’dan muhabiri Büşra Arslantaş ve Kameraman Caner Kınacı,’ye Doğu Türkistan’ı ziyaret ettirdi. Çin’in Ankara Büyükelçiliği davetiyle geçtiğimiz Ekim ayı sonunda tek günlük bir Urumçi gezisi gerçekleştiren Muhabir Büşra Arslantaş yayınladığı Urumçi ve Uygurlar ile ilgili haberlerinde daha gerçekçi ve daha dengeli bir tutum sergiledi. Çin’in Doğu Türkistan’da yaşayan Türk halklarına yönelik baskıcı politikalarına atıflarda bulundu ve izleyicilere çarpıcı soru işaretleri bırakan cümleler kullanması takdir topladı.

AK Parti Gençlik Kolları Başkanlığı Heyetinin Çin Ziyareti
Çin’in en son Türkiye’den Kasım 2025’te düzenlediği çok çarpıcı bir diğer ziyaret ise AK Parti Gençlik Kolları üyelerinden oluşan bir grubun Çin’e götürülmesiydi. Bu, Çin’in Türkiye’deki muhafazakâr gençlik tabanına yönelik “yumuşak güç” stratejisinin bir uzantısıydı. Resmî açıklamalarda ziyaretin “dostluk ve kültürel etkileşim amacıyla” yapıldığı belirtilse de, AK Parti Gençlik Kolları Heyetinin bu ziyareti de Uygur meselesi tamamen göz ardı edilen, Çin propagandasını devam ettiren diğer ziyaretlerin devamı niteliğindeydi.
Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal Urumçi’de
Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal 5-9 Kasım 2025, tarihleri arasında yanında Dış Ticaret Başmşavirliği ve Pekin Yunus Emre Enstitüsü yetkilerinin de içinde bulunduğu bir Heyetle Uygur Bölgesinin merkezi Urumçi’yi ziyaret etti. Bu ziyarette ÇKP Bölgesel Sekreteri Chen Xiaojiang ve sözde ÖzerkBölge Başkanı Erken Tuniyaz ile Urumçi’de görüştü. Büyükelçi Ünal ziyaret ile ilgili yaptığı açıklamalarında “Xinjiang’ın ekonomik ve sosyal kalkınma başarılarını” öne çıkararak Türkiye’nin ve Çin’in resmi tezlerini destekleyen nitelikte açıklamalar yaptı. Ünal, bölgedeki güvenlik işbirliği ve terörle mücadele konularını da gündeme getirerek, Çin’in “Uygur meselesi” ve bölgedeki politikalarını meşrulaştıran bir çerçeveye uyum sağladığını gösterdi. Ayrıca, ticaret ve yatırımı artırma, ekonomik işbirliği üzerinden Çin’in söylemlerini destekler biçimde açıklamalar yaptı.
Heyetlerin açıklamalarının büyük çoğunluğu Çin lehine gibi idi. Çoğu, açıklamalarda Çin’in “soykırım yok, eğitim ve kalkınma var” söylemlerini destekler mahiyette idi. Çin, bu tür açıklamalar ve içerikleri kendi medyasında yayımlayarak iç ve dış kamuoyuna yeterli mesajı göndermiş oldu. Uygurlar bölgedeki soykırımın araştırılması için Türkiye’den bağımsız bir heyet beklerken, Çin’in propagandasına malzeme işlevi gören onlarca gezi gerçekleşti.

Uygur meselesi, iktidarın tabanını etkilemek, milliyetçi ve siyasal İslamcı ideolojik çelişkilerini görünür kılmak açısından önemli bir konum taşımasına rağmen, muhalif gazetecilerin bu konuda iktidara karşı kapsamlı bir eleştiri yönelttiği söylenemez. Türk solunda konu genellikle bu açıdan algılanmıyor. hatta bazı kesimlerin Uygur konusunda iktidara uyum sağlama eğilimi göstermesi, Çin’in Türk sol çevreleri üzerindeki etkisinin beklenenden daha güçlü olabileceğine dair şüpheleri doğruluyor.
Türk solu genelde Uygur meselesini sağcı bir mesele olarak görmeye alışkın. Batıdaki sol çevrelerin aksine, Türk solu Uygur meselesini siyasal İslam ve milliyetçilikle ilişkilendirerek meseleye daha önyargılı bir şekilde yaklaşabiliyor.
Ayrıca, mantıklı bir çerçeveye oturtmak kolay olmasa da, ulusalcı kesimdeki Batı karşıtlığı garip bir şekilde Çin’e karşı bir sempati geliştiriyor.
Sanırım ulusalcı sol kesim Çin’i yeterince överse Batı emperyalizmine karşı sağlam pozisyonda olduklarına ilişkin algıyı daha iyi pekiştirebileceklerini zannediyorlar; hatta Batı’dan nefret etmek için Çin’i sevmelerinin şart olduğuna ve gerektiğine bile inanıyorlar.
Türkiye’de sürekli olarak yüksek sesle insan hakları, demokrasi ve basın özgürlüğü talep eden isimler, Uygur bölgesine gidince dünyanın en katı totaliter rejimlerinden birinin propagandasını birebir ezberleyip geri döndüler.
Demokrasi ve İnsan hakları konusunda geçerli ortak bir standarta göre , hangi ideolojiden olursa olsun diktatörlük diktatörlüktür. Soykırım ve Hak ve Hukuk ihlali kim tarafında yapılırsa yapılsın ihlaldir ve soykırımdır.
Çin’in misafiri olarak Doğu Türkistan’a ziyarete giden solcu gazetecilerin ziyaretten önce ya da sonra, aileleri toplama kamplarında olan Uygurlarla, Uygur Aktivistleri ya da Uygur entelektüelleriyle görüştüklerini hiç zannetmiyorum.
Soykırıma uğrayanlara değil, soykırımı yapanlara konuşma hakkı tanıdılar ve onların propagandasını yapmayı seçtiler. Toplama kamplarını gezmediler, Çinliler’in gözetimi olmadan Uygurlarla konuşmadılar, kaybolan Uygur gazeteciler ve kamplara kapatılan Uygur entelektüeller hakkında soru sormadılar, Uygurca eğitim yasaklanan okullara gitmediler, kürtaja ya da Çinlilerle evliliğe zorlanan Uygur kadınlarıyla konuşmadılar.
Çin’in bölgedeki ekonomik angajmanını övdüler, ama bu ekonomik yükselişten Uygurların ne kadar pay aldığına ilişkin hiçbir şey söylemediler. Ya gitmeden önce hiç hazırlık yapmadılar, ya da gerçek verileri kontrol etmek istemediler.
Çin’in daveti ile Doğu Türkistan’a götürüler ve önceden seçilerek belirlenmiş yer ve mekanlar özellikle gösterilmiş/ziyaret ettirilmiş Gazeteciler toplumu doğru ve gerçek bilgi ve haberlerle aydınlatmak olan onurlu gazetecilik mesleğini ayaklar altına alarak çiğnediler. ÇKP diktatoryasındaki Çin gibi bir totaliter rejimin propagandasını yaptılar. Ayrıca Çin’in Uygur Soykırımını görmeyerek duymayarak bu insanlık suçlarını normalleştirmek için Çin’in propaganda aracı olarak kutsal gazetecilik mesleğini ayaklar altına aldılar. Bu sözde Gazetecilere Ne kadar gazeteci(!) denilebilir ki ? Bunu de siz değerli okuyucuların vicdanına havale ediyorum.
Kaynak : https://medyascope.tv/2025/11/12/ihsan-umun-yazdi-cinin-propaganda-araci-olarak-turk-heyetleri/
BENZER HABERLER