logo

trugen jacn
14 Kasım 2025

ÇİN’İN PROPAGANDA ARACI OLARAK DOĞU TÜRKİSTAN’A GÖTÜRDÜĞÜ TÜRK GAZETECİLER

İhsan UMUN(  Uygur Araştırmacı- Yazar Fransa)

Çin işgal yönetimi  dünyaya 2016’da kapattığı Doğu Türkistan’ı(Uygur Bölgesini) 2024 ve 2025 yıllarında kısmen de olsa ziyarete  açtı. Çin’in 2016-2024 arası dönemde  hiç bin  Türk heyetlerini Doğu Türkistan’ı ziyaretine izin vermediği  hatta engellediği  yönünde Türk tarafının resmi açıklamaları vardır. Dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 2022  yılında  Çin’in  son 5 yıldır Türk büyükelçisinin  Urumçi ziyaretine izin vermediğini açıklamıştı. Yine benzer şekilde, 2019’da planlanan   çeşitli kurumlara mensup 10 kişilik resmi bir Türk heyetinin Urumçi ziyareti  gezisi  Çin’in ertelemeleri nedeniyle gerçekleşmemişti.

Batılı Ülkelerin Çin’i Uygurlar  konusunda  ısrarlı bir şekilde eleştirerek  sürekli kınaması üzerine Çin bu kez  kendisine yakın  olarak gördüğü  Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya’dan heyetleri davet etmiş  yaklaşık 100’den fazla  resmi ziyaretler organize  etmesine rağmen  bunların arasında tek de olsa  Türk temsilci  yoktu.

2012’den beri  ilk kez Doğu Türkistan’ı ziyaret  eden resmi ve en üst düzey yetkili Dışişleri Bakanı  Hakan Fidan  Haziran/2024’te  bölgeyi ziyaret etmiştir.

Dışişleri Bakanı  Hakan Fidan’ın  ziyareti sonrası Çin yönetimi özellikle kendisine meyilli ve Çin’in Uygurlara yönelik baskı,zulüm ve diğer insanlık dışı uygulamalarının yanında yer alan ve bunu savunan gazetecileri  planlı ve programlı bir şekilde Doğu Türkistan ziyaretine götürmeye başladı.

Türk Gazeteciler  Çin’in Uygur   Zulmünde  Propaganda Aracı

Ağustos 2024’te Çin, Türk gazeteciler için özel olarak organize ettiği medya turu kapsamında Uygur bölgesine ilk grup ziyaretini düzenledi. Bu ziyaret, Çin’in “Xinjiang hikayesini iyi anlatma” (讲好新疆故事) stratejisinin bir parçasıydı. Çin Dışişleri Bakanlığı’na bağlı kamu diplomasisi ve propaganda birimleri tarafından finanse edilen tur kapsamında Cumhuriyet internet sitesinden Mustafa Birol Güger, BirGün gazetesinden İbrahim Varlı, Yön Radyo’dan Erdal Emre, Harici dergisinden Tunç Akkoç, ANKA Haber’den Adnan Bulut gibi isimlerin oluşan bir grup gazeteci, Urumçi ve Kaşgar gibi  kentler  ziyaret ettirildi.   Katılımcıların Çin’in resmi rehberleri eşliğinde sınırlı bir alanı ziyaret etti ve bu gezilerde önceden belirlenmiş “örnek okullar”, “model fabrikalar” ve “kültür merkezleri” gösterildi. Bu grup, gezinin ardından Çin lehine olumlu içerikler yayımlayarak “soykırım iddialarının temelsiz” olduğu yönünde açıklamalarda bulundu.

Eylül–Ekim 2025 döneminde Çin’in davetiyle bu kez yine sol eğilimli Türk gazetecilerden oluşan bir grup bölgeyi ziyaret etti. Bu grupta Merdan Yanardağ, Ümit Zileli, Mehmet Ali Güller, Yavuz Selim Demirağ, Erkin Öncan, Haluk Hepkon, Yavuz Alogan ve Zeynep Gürcanlı gibi isimler bulunuyordu. Çin’in hedef kitlesi bu kez yine “seküler, ulusalcı ve sol çevreler”di. Ziyaret sonrası paylaşılan rapor ve videolarda “Çin’in terörle mücadelede başarılı olduğu”, “Uygurların ekonomik refahtan yararlandığı” ve “bölgenin güvenli hale geldiği” gibi  gerçeklere aykırı söylemler ön plana çıkarıldı.

CNN - CNN TÜRK ekibi Urumçi'de: Çin Uygur Türkleri için hangi adımları atıyor? https://buff.ly/PLh4eTp | Facebook

CNN Türk Tv.Uygurlar konusunda Daha Dengeli Bir Tutum Sergiledi

Çin yönetimi en son geçtiğimiz ekim ayının sonunda CNN Türk  Tv.’dan muhabiri Büşra Arslantaş ve Kameraman Caner Kınacı,’ye Doğu Türkistan’ı ziyaret ettirdi.  Çin’in Ankara Büyükelçiliği davetiyle  geçtiğimiz Ekim  ayı sonunda tek günlük bir Urumçi gezisi gerçekleştiren  Muhabir  Büşra Arslantaş   yayınladığı  Urumçi  ve Uygurlar ile ilgili haberlerinde daha gerçekçi ve daha  dengeli bir tutum sergiledi. Çin’in  Doğu Türkistan’da yaşayan Türk halklarına yönelik baskıcı politikalarına atıflarda bulundu ve   izleyicilere çarpıcı soru işaretleri bırakan  cümleler kullanması takdir topladı.

Foto - AK Parti’den, "Hiç yakışmadı" dedirten Çin hamlesi: Gerçekten yazık

AK Parti Gençlik Kolları Başkanlığı Heyetinin  Çin Ziyareti 

Çin’in  en son Türkiye’den Kasım 2025’te düzenlediği  çok çarpıcı  bir diğer ziyaret ise AK Parti Gençlik Kolları üyelerinden oluşan bir grubun Çin’e götürülmesiydi. Bu, Çin’in Türkiye’deki muhafazakâr gençlik tabanına yönelik “yumuşak güç” stratejisinin bir uzantısıydı. Resmî açıklamalarda ziyaretin “dostluk ve kültürel etkileşim amacıyla” yapıldığı belirtilse de, AK Parti Gençlik Kolları Heyetinin bu ziyareti de Uygur meselesi tamamen göz ardı edilen, Çin propagandasını devam ettiren diğer ziyaretlerin devamı niteliğindeydi.

Türkiye - Türkiye Cumhuriyeti'nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal, 1 Ağustos günü Güven Mektubu'nun örneğini Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Protokol Genel Müdürü Hong Lei'ye takdim etmiştir. H.E. Selçuk Ünal, Ambassador

Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi  Selçuk Ünal Urumçi’de 

Türkiye’nin Pekin  Büyükelçisi Selçuk Ünal 5-9  Kasım 2025, tarihleri arasında yanında Dış Ticaret  Başmşavirliği ve Pekin Yunus Emre Enstitüsü yetkilerinin de içinde bulunduğu bir Heyetle Uygur Bölgesinin merkezi Urumçi’yi ziyaret etti. Bu ziyarette ÇKP Bölgesel Sekreteri Chen Xiaojiang ve  sözde ÖzerkBölge Başkanı Erken Tuniyaz ile Urumçi’de görüştü. Büyükelçi Ünal ziyaret ile ilgili yaptığı açıklamalarında  “Xinjiang’ın ekonomik ve sosyal kalkınma başarılarını” öne çıkararak Türkiye’nin  ve Çin’in  resmi tezlerini  destekleyen nitelikte açıklamalar yaptı. Ünal, bölgedeki güvenlik işbirliği ve terörle mücadele konularını da gündeme getirerek, Çin’in “Uygur meselesi” ve bölgedeki politikalarını meşrulaştıran bir çerçeveye uyum sağladığını gösterdi. Ayrıca, ticaret ve yatırımı artırma, ekonomik işbirliği üzerinden Çin’in söylemlerini  destekler biçimde  açıklamalar yaptı.

Heyetlerin açıklamalarının büyük çoğunluğu Çin lehine  gibi idi. Çoğu, açıklamalarda Çin’in “soykırım yok, eğitim ve kalkınma var” söylemlerini  destekler mahiyette idi. Çin, bu tür  açıklamalar ve içerikleri kendi medyasında yayımlayarak iç ve dış kamuoyuna yeterli mesajı göndermiş oldu. Uygurlar bölgedeki soykırımın araştırılması için Türkiye’den bağımsız bir heyet beklerken, Çin’in propagandasına malzeme işlevi gören onlarca gezi gerçekleşti.

Giden Bazı Gazeteiler  Uygurlar konusundaki  Dürüstlük sınavdan geçemedi

Uygur meselesi, iktidarın tabanını etkilemek, milliyetçi ve siyasal İslamcı ideolojik çelişkilerini görünür kılmak açısından önemli bir konum taşımasına rağmen, muhalif gazetecilerin  bu konuda iktidara karşı kapsamlı bir eleştiri yönelttiği söylenemez. Türk solunda konu genellikle bu açıdan algılanmıyor. hatta bazı kesimlerin Uygur konusunda iktidara uyum sağlama eğilimi göstermesi, Çin’in Türk sol çevreleri üzerindeki etkisinin beklenenden daha güçlü olabileceğine dair şüpheleri doğruluyor.

Türk solu genelde Uygur meselesini sağcı bir mesele olarak görmeye alışkın. Batıdaki sol çevrelerin aksine, Türk solu Uygur meselesini siyasal İslam ve milliyetçilikle ilişkilendirerek meseleye daha önyargılı bir şekilde yaklaşabiliyor.

Ayrıca, mantıklı bir çerçeveye oturtmak kolay olmasa da, ulusalcı kesimdeki Batı karşıtlığı garip bir şekilde Çin’e karşı bir sempati geliştiriyor.

Sanırım ulusalcı sol kesim Çin’i yeterince överse Batı emperyalizmine karşı sağlam pozisyonda olduklarına ilişkin algıyı daha iyi pekiştirebileceklerini zannediyorlar; hatta Batı’dan nefret etmek için Çin’i sevmelerinin şart olduğuna ve  gerektiğine bile inanıyorlar.

Türkiye’de  sürekli olarak yüksek sesle  insan hakları, demokrasi ve basın özgürlüğü talep eden isimler, Uygur bölgesine gidince dünyanın en katı totaliter rejimlerinden birinin propagandasını birebir ezberleyip geri döndüler.

Demokrasi ve İnsan hakları konusunda geçerli  ortak bir standarta  göre , hangi ideolojiden olursa olsun diktatörlük diktatörlüktür. Soykırım ve  Hak ve Hukuk ihlali kim tarafında yapılırsa yapılsın ihlaldir ve  soykırımdır.

Çin’in misafiri olarak Doğu Türkistan’a  ziyarete giden solcu gazetecilerin ziyaretten önce ya da sonra, aileleri toplama kamplarında olan Uygurlarla, Uygur Aktivistleri ya da Uygur entelektüelleriyle görüştüklerini hiç zannetmiyorum.

Soykırıma uğrayanlara değil, soykırımı yapanlara konuşma hakkı tanıdılar ve onların propagandasını yapmayı seçtiler. Toplama kamplarını gezmediler, Çinliler’in gözetimi olmadan Uygurlarla konuşmadılar, kaybolan Uygur gazeteciler ve kamplara kapatılan Uygur entelektüeller hakkında soru sormadılar, Uygurca eğitim yasaklanan okullara gitmediler, kürtaja ya da Çinlilerle evliliğe zorlanan Uygur kadınlarıyla konuşmadılar.

Çin’in bölgedeki ekonomik angajmanını övdüler, ama bu ekonomik yükselişten Uygurların ne kadar pay aldığına ilişkin hiçbir şey söylemediler. Ya gitmeden önce hiç hazırlık yapmadılar, ya da gerçek verileri kontrol etmek istemediler.

Çin’in daveti ile Doğu Türkistan’a götürüler ve önceden  seçilerek belirlenmiş yer ve mekanlar özellikle  gösterilmiş/ziyaret ettirilmiş  Gazeteciler toplumu  doğru ve gerçek bilgi  ve haberlerle aydınlatmak olan onurlu gazetecilik mesleğini ayaklar altına alarak  çiğnediler.   ÇKP diktatoryasındaki  Çin gibi bir totaliter rejimin propagandasını  yaptılar. Ayrıca Çin’in Uygur Soykırımını görmeyerek duymayarak bu insanlık suçlarını  normalleştirmek  için  Çin’in propaganda aracı olarak kutsal gazetecilik mesleğini ayaklar altına aldılar. Bu sözde Gazetecilere Ne kadar gazeteci(!) denilebilir ki ? Bunu de siz değerli okuyucuların vicdanına havale ediyorum.

Kaynak : https://medyascope.tv/2025/11/12/ihsan-umun-yazdi-cinin-propaganda-araci-olarak-turk-heyetleri/

Share
1698 Kez Görüntülendi.