logo

trugen jacn

ÇİN’İN İŞGALİNDEKİ DOĞU TÜRKİSTAN’DA GİZLEDİĞİ TÜRKLER YÖNELİK TOPLAMA KAMPLARI

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)

 Çin yönetimi işgalindeki Doğu Türkistan’da  yaşayan milyonlarca  Türkü, yüksek teknolojili polis rejimi altında kimliksizleştirerek dönüştürmek istiyor. Hitler Faşizminden ilham ve örnek alarak ülke genelinde kurduğu Çin tipi Toplama kamplarında  esir tuttuğu 1-3 milyon arasında olduğu tahmin edilen Türkler işkence, cinsel saldırı ve zorla asimilasyonla karşı karşıya bulunuyor. Müslüman Türklerin; erkek, kadın, yaşlı genç ve çocuk genç demeden  her  Müslüman Türkü  dini Kurani Kerim öğrenme, okuma, namaz kılma ve oruç tutma başta olmak üzere dini ibadetlerini yapmalarını engelliyor. Onların tüm temel insani haklarından mahrum bırakılıyor. Çin işgal yönetimi bütün bu insanlık ve etnik soykırım suçlarını  “Mesleki ve Yeniden Eğitim Merkezleri”  maskesi ve aldatmaları ile  aklınca  dünyadan  gizlemeye çalışıyor.  

Doğu Türkistan’da son yirmi yılda din, dil ve kültür eksenli baskılar hızla kurumsallaştı. “Güvenlik” bahanesiyle cami ve mezarlıklara müdahale edildi, pasaportlara el konuldu, kitle gözetimi hayatın her noktasına yayıldı. Dijital takip ile fiziki denetim iç içe geçti; kontrol noktalarında telefon teslimi dayatıldı, evlerin kapılarına QR kodları yapıştırılarak hane hane fişleme yapıldı. Bu süreç, “yeniden eğitim” başlığı altında kamplara kapatmalarla derinleşti; aileler parçalandı, Uygurca eğitim daraltıldı, kadınların giyisilerine müdahale edildi.

Türk youtuber Ruhi Çenet videoda Sincan’ın “anbean kontrol edilen” bir polis eyaletine dönüştürüldüğünü anlatıyor. Tahminen 1-3 milyon Uygur Türkünün “meslekî eğitim” adı verilen tesislerde alıkonulduğunu, kampların son bir yılda üç kat büyüdüğünü belirtiyor. Uluslararası baskı artınca Pekin’in BBC ve başka ekipleri seçilmiş merkezlere götürerek “okul” imajı vermeye çalıştığı; bu ziyaretler öncesinde gözetleme kulelerinin ve parmaklıkların kaldırıldığı, boş alanların spor sahasına çevrilerek vitrin hazırlandığı vurgulanıyor. Tesislerde yetişkin erkeklerin üniforma giydiği, gün sonunda evlerine dönemedikleri; sınıflarda “Çin Komünist Partisi’ni seviyorum” gibi cümlelerin yazdırıldığı ve haftalık Çince marşlarla sadakat telkini yapıldığı aktarılıyor.

Doğu Türkistan’da gizlenen soykırım ve kamplar

İşkence, cinsel saldırı, zulüm

Videoda kamplardan sağ kurtulan veya yakınlarını kaybeden mağdurların ifadeleri yer alıyor. Gülbahar Celilova’nın anlatımı; çıplak aramalar, ağır kelepçeler, uzun sorgular, susuz ve uykusuz bırakma, zorla imza attırma, kameralarla sürekli izleme gibi uygulamaları ortaya seriyor. 14 yaşından 80 yaşına kadar kadınların aynı koğuşlarda tutulduğu, iğneler ve ilaçlardan sonra adetlerin kesildiği, cinsel saldırıların yaşandığı, aklî dengenin bozulmasına varan travmaların görüldüğü ifade ediliyor. Uygurca konuşmanın yasaklanması, koğuşların sık değiştirilmesi ve “birbirinizle anlaşmayın” talimatları, kimlik ve dayanışmayı kırmaya dönük zihnî işkencenin parçası olarak anlatılıyor.

İsrail ordusunda savaşmayı reddeden askerlerin sayısı artıyor

İnanca saldırı

Tanıklıklarda kadınların camiye girişinin yasaklandığı; mavi zemin üzerine beyaz ay-yıldız ya da kırmızı üzerine beyaz hilal gibi kimlik sembollerinin kullanımının engellendiği aktarılıyor. Bu yasaklar, ibadetin ötesinde, Türk-Uygur varlığının sembolik hafızasını silmeye dönük bir stratejinin parçası…

Uluslararası tablo ve Türkiye’ye dair vurgular

Videoda, 8 Temmuz 2019 tarihli mektupla 23 ülkenin kampların kapatılması ve bağımsız heyetlere tam erişim talep ettiğine değiniliyor; Çin’i destekler yönde imza atan 42 ülkenin karşı bildirisinden söz ediliyor. Çenet, Türkiye’nin ortak mektuba imza atmadığını fakat Müslüman ülkeler içinde Çin’i açıkça eleştiren ilk ülke olduğunu vurguluyor. Bu çerçeve, diplomatik ilişkiler ve ekonomik bağımlılıklar arasındaki gerilimi hatırlatıyor.

Kaynaklar ve Kuşak-Yol hattı

Sincan’ın zengin petrol, doğalgaz, uranyum ve kömür rezervlerine sahip olması; ayrıca Kuşak ve Yol projesinin ana koridorlarından birinin buradan geçmesi, Pekin’in bölgeyi “olmazsa olmaz” görmesinin başlıca sebepleri olarak işaret ediliyor. Videoda, ekonomik/lojistik hesapların güvenlik politikalarını keskinleştirdiği belirtiliyor.

Bir Doğu Türkistanlının sesi: “İki kişi kalsak da varız”

Görüşmelerde, “iki Uygur kalsak da varız” cümlesine yansıyan irade öne çıkıyor. Genç tanıklar, yazılım okumak, güçlenmek ve zulme karşı hukukî-siyasi mücadele yürütmek istediklerini söylüyor; Türkiye’den ve İslam dünyasından destek talep ediyor. Kampların kapatılması, kayıpların akıbetinin açıklanması, ailelerin birleştirilmesi ve kimliğin serbestçe yaşanması isteniyor.

Kaynak : https://www.barandergisi.net/dogu-turkistanda-gizlenen-soykirim-ve-kamplar 

Share
600 Kez Görüntülendi.