Ömer KANAT( Uygur İnsan Hakları Projesi Direktörü -ABD)
Hatırlanacağı üzere ABD.Dışişleri Bakanlığı 12 Ağustos’ta yaptığı yeni bir açıklama ile Çini yönetiminin Uygur bölgesinde(Doğu Türkistan’da) yaşayan Uygurlar başta diğer Türk halklarına karşı işlediği vahşet derecesindeki insanlık suçlarının sürdürdüğünü teyit ve Çin’i işlediği bu insanlık suçlarından dolayı kınadığını açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığının Yıllık İnsan Hakları raporunda Çin ile ilgili maddeler şu ifade çok önemli olarak öne çıkmaktadır : ” Çin yönetimi Uygur bölgesinde azınlık olarak tanımladığı Uygurlar başta olmak üzere diğer Müslüman Türk halklarına yönelik insanlık suçları ile etnik soykırım uygulamalarını yıl boyunca aynı şekilde sürdürmüştür. “
ABD yönetiminin Uygur bölgesinde yaşayan Uygurlar için ifade ettiği bu tanımlama çok önemli olup, bu tesbitler ABD başta batı dünyasının Uygurları ve onların çektiği acılarını unutmadığını gösteriyor ve bize gerçekten bir umut veriyor. Çin’in Uygurlara yönelik insanlık suçları ve Soykırım bulgusu, 2021’den beri hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti yönetimler tarafından aynı doğru anlayış ve kriterle kabul edilmekte ve bu son raporla bu tesbit yeniden tekrar doğrulanmış olmaktadır.
Uygurların geleceği için olumsuzluklar ve riskler daha artarak devam etmektedir. Bu risklerin eğer gerekli tepki ve önlem alınmaması halinde Çin’in bu suçlarını daha da arttırarak sürdürüleceğinden endişe edilmektedir. Çin hükümetinin Uygurlara karşı devam eden acımasız baskı ve zulüm kampanyası “Toplu tutuklama- Toplama Kamplarına Hapsetme_ Uygurların Köle/İşçi olarak zorla çalıştırılması – Baskı ve işkenceler – Sistematik cinsel şiddet, ve saldırılar- Uygur Kadınlarının Zorla kısırlaştırılması -Uygur kültürünü tamamen silerek yok etme dahil bu insanlık suçları çağımızın belli başlı ve en ciddi insan hakları krizlerindendir.
ABD, Çin’in Uygur Soykırımı Suçlarına Karşı Daha Güçlü Şekilde Tepki Vermelidir
Washington Yönetimi Ocak/2022’de Çin’in Uygurlara karşı hak ve hukuk ihallerini İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç ve Etnik soykırım suçu olarak dünyaya ilan etti. Bundan sonra diğer 10 batılı ülke de ABD’yi izledi. Sonrasına baktığımızda bunun Çin’in bu suçlarına son vermesi için yeterli olmadığı görüldü. Şimdi ABD yönetiminin Pekin’e soykırım politikalarını sonlandırması için sadece sert sözlerle tepki vermesinden daha öte, Çin’e daha etkin, caydırıcı ve bu insanlık suçlarını sonlandırmaya yönelik daha sert önlemlerin alınmasının zamanının geldiğini düşünüyorum.
Çin, Uygurlara karşı bu insanlık suçlarını işlemeye devam ederken, Çin buna rağmen ABD yönetiminin bu yöndeki taleplerini resmen ve açıkça reddettiği görüldü. Geçtiğimiz 15 Ocak’taki konu ile ilgili Kongredeki müzakerelerde Senato Adalet Komitesi Başkanı Dışişleri Bakanı adayı Marco Rubio’dan, Tayland hükümetinin 40 Uygur’u Çin’e geri göndermesini durdurmak için kararlı bir ABD politikası izlemesini ve Tayland yönetimi nezdinde daha etkin bir yol önermesini istedi . Bu 48 Uygur’un Çin’e teslim edilmesi halinde bu kişiler Çin’de toplama kamplarına hapsedilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklarını belirtti. İki gün sonra ise, Çin Komünist Partisi başkanı, NATO üyesi olmayan önemli bir müttefik olan Tayland Kraliyet hükümetine sert bir dille uyarıda bulunarak, Rubio’nun kararlı tutumunu boşa çıkardığı görüldü.
Ancak ABD’nin uyarıları bu 48 Uygur’un Çin’e teslim edilmesini önlemeye ve Uygurları kurtarmaya yetmedi. Sadece bir ay sonra, Çin hükümeti yine de harekete geçti ve Tayland’ı Uygurları Çin’e göndermeye zorladı. Buna karşılık, Bay Rubio, Çin’in vahşetine bu insanlık dışı suç ortaklığından sorumlu tüm Taylandlı yetkililere kapsamlı bir vize yasağı getirdi .
Mevcut yaptırımların, Çin’in II. Dünya Savaşı sonrası düzene karşı saldırganca meydan okumasını caydırmak için yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Başkan Trump, beş yıl önce (Ocak/1992’de) dönemin Senatörü Marcio Rubio’nun hazırladığı Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası’nı imzalamıştı. Yasa, Senato’da oybirliğiyle, Temsilciler Meclisi’nde ise 413’e karşı 1 oyla, iki partiden de büyük destek görerek kabul edilmişti. Yasa, vahşete karışan tüm Çinli yetkililere ve polis teşkilatına Küresel Magnitsky yaptırımları uygulanmasını zorunlu kılıyor.
İnanılmaz bir şekilde, o zamandan beri sadece 12 yetkili, devam eden vahşetlerdeki rolleri nedeniyle mal varlığı dondurulmasına ve vize yasağına tabi tutuldu. Çok daha fazla yetkili, milyonlarca Uygur’un zorla çalıştırılmasına, gözaltına alınmasına, işkenceye ve ölüme sürüklenmesinde suç ortağı. Adrian Zenz tarafından analiz edilen resmi Çin hükümet rakamları, yalnızca 2023 yılında 3 milyon işçi transferini gösteriyor.
Çin’in temel özgürlüklere yönelik saldırısına karşı verilen ezici iki partili destek , Kongre’nin harekete geçmesini kolaylaştırmalı. Temsilci Young Kim’in Uygur Politikası Yasası, suçlarla mücadele için daha fazla araç öngörerek, Ağustos tatilinin ardından yasama çalışmalarının ilk gününde Temsilciler Meclisi’nden geçti. Yasa tasarısı, 117. ve 118. Kongrelerde de Temsilciler Meclisi’nden geçmiş, ancak Senato harekete geçmemişti. Şimdi sıra, Utah Cumhuriyetçi Senatörü John Curtis tarafından sunulan yasa tasarısını Senato’dan geçirip başkanın masasına göndermeye geldi.
Sırada, geçen ay Arkansas Senatörü Dan Sullivan ve Oregon Senatörü Jeff Merkley’in güçlü iki partili liderliğiyle, Temsilciler Meclisi’nde ise New Jersey Senatörü Chris Smith ve Tom Suozzi ile Michigan Senatörü ve Çin Komünist Partisi Meclis Seçme Komitesi Başkanı John Moolenaar’ın sunduğu Uygur Soykırımı Sorumluluk ve Yaptırımlar Yasası (UGASA) yer alıyor.
Çin’in ABD topraklarındaki etki operasyonları ve sivil hakları ihlalleri de dahil olmak üzere hesap verebilirlikten kaçınma taktikleriyle mücadele etmek için Kongre’de bekleyen 20 diğer yasa tasarısını takip ediyoruz .
Bu yasa tasarıları, ABD’nin ABD topraklarındaki gizli Çin polis karakollarını ve diğer ulusötesi baskıları sona erdirme çabalarını artıracak, Uygurların zorla çalıştırılmasıyla üretilen mallar için ABD vergi mükelleflerinin paralarının devlet alımlarında kullanılmasına son verecek ve ABD emeklilik fonlarının ÇKP gözetimi ve baskısından kâr sağlayan Çinli şirketlere yaptığı yatırımları durduracaktır. Uygur mağdurlarının korunması ve Çin’in hesap vermesinin sağlanmasında anlamlı bir fark yaratacaktır .
Kongre ve yönetimin, Çin’in milyarlarca dolarlık propaganda kampanyalarına karşı koymak için bağımsız gazeteciliği desteklemek üzere birlikte çalışması gerekiyor . Çin’in Uygur entelektüel ve kültürel liderlerini ömür boyu hapse attığı bir dönemde, ABD, dünyanın tek bağımsız Uygurca haber kaynağı olan Radio Free Asia’nın Uygur Servisi gibi bağımsız Uygurca gazeteciliği desteklemek için fon sağlamayı yeniden sağlamalıdır.
Trump yönetimi, soykırım yapan bir devletle “her zamanki gibi” iş yapmaya son vermeli. Çin’in bu yılki Dışişleri Bakanlığı raporunda soykırım olarak nitelendirilmesi doğru bir başlangıç noktası. Ancak tarih bizi beyanlarımızla değil, sözlerimizi eyleme nasıl döktüğümüzle yargılayacak.
KAYNAK : https://uhrp.org/news/china-continues-its-crimes-against-uyghurs/







