logo

trugen jacn

ULUSLARARASI TOPLUM ÇİN’İN İNSANLIK SUÇLARINI GİZLEMESİNE ASLA İZİN VERMEMELİ

‎şunu diyen bir yazı '‎U جم C* u CiC C* UYGHUR C C*‎'‎ görseli olabilir

Asiye Uygur (Doğu Türkistanlı Uygur  Yazar ve Aktivist-Hollanda)

Çin yönetimi 26 Ağustos’ 2025’de  işgalindeki Doğu Türkistan’in başkenti  Urumçi’de  “3.Uluslararası Terörle Mücadele Sempozyumu” düzenlendi. Yapılan açıklamalarda  bu konferansın “terörle mücadele konusunda fikir birliği oluşturmayı” amaçladığını ve “Uygur bölgesinde terörle  savaş ve aşırılıkla mücadeledeki  başarılı deneyimlerden”  övgüyle söz edildiği  öne sürüldü.  Ancak, bu süslü   açıklamalar ile  diplomatik söylemler kaçınılmaz bir gerçeği  asla gizleyemediği açıktır. ÇKP İşgal rejimi  Uygur bölgesindeki sistematik baskı  ve zulmü ile  etnik  soykırımını meşrulaştırmak için  bu “Terörle Mücadele”  sürekli kullanageldiği tüm dünya biliyor.  

1. Çin’in Siyasallaştırılmış ” Terörle Mücadelesi ” : Uygurları ” Üç Kötü Güç ” ün Bir Parçası Olarak Etiketlemek

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Uygurları ve onların dini ve kültürel  ve temel insan hak  taleplerini ve özlemlerini uzun zamandır terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılıktan oluşan sözde “üç kötü güç”  olarak haksızca suçluyor.  Uygurların özerklik,  ana dil hakları ve din özgürlüğü gibi temel taleplerinin “terörle mücadele” olarak  niteliyor. ÇKP  yönetimi bu hiç bir dayanağı olmayan bu şekilde haksız suçlamalarda , uluslararası alanda tanınan “terörle mücadele çerçevesini”  Uygurların  temel insanı ve siyasi haklarını istisman ederek baltalamak için  bu ” Sözde 3 Kötü  Gücü” bir araç olarak kullanıyor.  

2. Sızdırılan ÇKP  Üst Düzey Yönetiminin Gizli  belgeleri, sözde ” Terörle Mücadele ” kampanyasının ardındaki gerçekleri  ortaya koyuyor

Geçtiğimiz yıllarda  ÇKP üst yönetiminin  çok gizli toplantı tutanak ve söylemlerini  içeren  çok sayıda belgeler ile  Çin yönetiminin Doğu Türkistan’daki uygulamalarına ait Karakaş  ve Kaşgar Bölgeleri başta   bir  kaç  soruşturma  raporları Doğu Türkistan’daki  ÇKP gerçeklerini ortaya koşmuştur . Bunlara ek olarak ;

  • BM İnsan Hakları  Yüksek Komiserliğinin  31.08.2022 tarihli raporu  : Çin’in  Uygur bölgesindeki ağır insan hakları ihlallerinin “İnsanlığa karşı  işlenmiş suç  ve Etnik Soykırım”   suçu olabileceğinin  güçlü kanıtları olduğuna  dikkat çekiyor.
  • ” ÇKP üst düzey toplantı Tutanakları – Sincan Polis Belgeleri  :  Uygur bölgesinde Büyük çaplı gözaltılar,  tutuklulara çeşitli işkenceler ve ideolojik  baskı ve dayatmalar ve diğerlerinin  ayrıntılarını ortaya koymuştur. Ayrıca, Çin’in bölge genelinde  “Yeniden eğitim  Merkezleri” olarak açtıkları Çin tipi Toplama kamplarının ” sadece terörle mücadele önlemleri olmadığını, bununla birlikte daha çok  bölgede yaşayan Uygur, Kazak ve diğer Türk halklarına karşı  sistematik bir gözetim ve baskı olduğunu kanıtlıyor.
  • ” Karakaş  Gizli Polis  Belgeleri : Sızdırılan bu belgelerde   Uygurların dini inançlarından ötürü  “uzun elbise giymek”, “Kuran okumak” veya “yurt dışına  dini veya başka amaçla seyahat etmek” gibi  suçlamalarla  gözaltına alınan binlerce tutuklunun kişisel bilgilerini sergiliyor.
  • “ Sızdırılmış Nankai Üniversitesi Gizli  Raporu  : Şanghay merkezli Nankai Üniversitesince  Uygurların nasıl  çabuk ve hızlıca yok edilebileceği konusunda bilimsel olarak hazırlanmış  bu raporda  Çin yönetiminin bölgede uyguladığı toptan  Gözaltı  ve Toplama kamplarında eğitilmesi ve diğer  uygulamalar ve  tedbirlerinin “Etnik Müslüman Uygur  kimliği zayıflatmayı ve  bunun yerine Çin ulusal kimliği güçlendirmek” için  uygulanacak tedbirler sıralanıyor ve bu amaca ulaşmak için bu tavsiyelerin   derhal   uygulanması gerektiği  belirtiliyor.   

 Tüm bu  kanıtlar, ÇKP’nin  işgalindeki Uygur bölgesinde yaptıklarının  terör tehdidine karşı mücadele  olmadığı,  gerçekte ise terör tehdidi istismar edilerek   bölgede yaşayan Uygur, Kazar ve diğer Türk  halklarının  toplu  olarak cezalandırılmak istendiğini   ortaya koymaktadır.  

III.  Uygur Soykırımın “ Güvenlik Söylemi ” ile Uygulanması   

ÇKP işgal rejimi, uluslararası  platformlarda  bölgedeki uygulamalarını  sürekli olarak “Önleyici  Tedbirler ve Karşı saldırılar” ve “terörizmin kökünü kurutma”  olduğunu iddia ediyor ve bunu sürekli vurguluyor. Bu iddialar aslında , Uygurları temel özgürlüklerinden -dini inanç, dil, üreme hakları ve hatta günlük yaşam tarzları-  ve diğer dini ve milli kimliklerinden  ayırmak ve  yasaklarla mahrum bırakmak  ve bunun  için ÇKP devlet aygıtının gücünü kullanarak sonuçlandırmayı amaçlıyor. Bölge ile çalışan Akademisyenlerin de belirttiği gibi,  Çin’in bu  uygulamaları Çin’in klasik bir soykırım örneği olup, soykırımı sadece fiziksel yıkımla değil, aynı zamanda kültür ve kimliğin de yok edilmesi ile gerçekleştirmek istiyor. . Çin işgal rejiminin  bu Sözde “terörle mücadele deneyimi” aslında  Uygur soykırımından hemen sonuç alabilmek için  onlara karşı    kontrol, gözetim, asimilasyon ve yüksek baskı  deneyimlerinin bir örneğidir. 

IV. Uygurların Siyasi Haklarından Yoksun Bırakılması 

Çin’in resmi söylemlerinde, Uygurların etnik bir grup olarak  sözde Özerk Bölge yönetim sisteminden   nasıl tamamen dışlandığından hiçbir zaman  söz etmez. Aslında sözde bu Özerk Bölge yönetiminde  tüm siyasi güç büyük ölçüde Han  Çinlisi kadrolarının elinde  toplanmıştır. Buna karşılık Uygurların sadece  temel insan hakları  ifade ve hareket özgürlükleri yasaklanmakla ğü değil, nden değil, aynı zamanda anavatanlarında siyasi ve toplumsal karar alma süreçlerine katılma olanağından da mahrum bırakmaktadır. “Terörle mücadele politikasının” gerçek bağlamı budur: Uygur öznelliğini tamamen ortadan kaldırmak için “güvenlik” anlatısını kullanmak.

V. Sonuç

ÇKP işgal rejiminin  Uygur Bölgesinde yaşayan Türklere yönelik devlet destekli   soykırım ve terör  uygulamalarının   üzerini örtmek ve uluslararası toplumdan gizlemek    amacı ile  başkent Urumçi’de  “Uluslararası Terörle Mücadele Konferansları” düzenlemesi bu sinsi emellerini uluslararası arenaya taşıma hamlesi olarak  kabul edilmektedir.  Çin yönetiminin bu girişimden  gerçek   amacı   Terörle Mücadele konusunda  küresel iş birliği arayışından ziyade, Uygur bölgesindeki soykırımını ve insanlığa karşı işlediği suçları örtbas etmek için meşru bir söylem inşa etmekten ibarettir. Uluslararası toplum, bu söylemi kabul edip  ortaya çıkan bu kadar açık   belge ve bilgileri görmezden gelirse, bu,  tavır,”Güvenlik” adına  Çin’in baskı  zulümleri ile bunları açıkça gizleme  hedeflerini onaylamak anlamına gelecektir.  Uluslararası toplum eğer gerçekten terörle mücadele edecek ise, Çin’in  Uygur halkına yönelik  bastırma ve bu suçlarını gizleme amaçlarını asla siyasi bir araca indirgenmemelidir.

Kaynak :  https://chinese.uhrp.org/insights/%E5%8F%8D%E6%81%90%E8%AF%9D%E8%AF%AD%EF%BC%8C

Share
905 Kez Görüntülendi.