logo

trugen jacn

ÇİN’İN TOPLAMA KAMPLARINDA KADINLARA CİNSEL İSTİSMAR VE TECAVÜZDE TİBET ÖRNEĞİ

Doğu Türkistan’a atanmadan önce Tibet bölgesel ÇKP Genel Sekreteri olan Çin Quenggou Çin tıpı Nazı kamplarını Tibette de kurmuştu.Yüzbinlerce Tibetli’ye bu kamplarda hapsetmiş ve Budist Rahibelere çinsel istismar ve tecavüzü “Eğitim İçin Araç ” olarak kullanmıştı. Şimdi aynı cinayeti Uygur bölgesinde işliyor. Toplama kamplarından kurtulan Uygur ve Kazakların kamplardaki Cinsel istismara ilişkin anlattıkları çok inandırıcı ve Tibet’tekiler ile bire bir örtüşüyor. İtalyalı Din Sosyologu Massimo İntrovegne Çin’in Doğu Türkistan’daki Nazi Kamplarındaki bu insanlık dışı aşağılık cinayetlerini görgü şahitlerinin anlatımları ile diğer kanıtlara göre kaleme alarak Bitter Winter(Acı Kış) adlı dergi’de yayınlamış bulunuyor.
Tibet rahibesi, fotoğraf Luca Galuzzi

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (UYHAM)

Ocak 2020’de Alman Dışişleri Bakanlığı Uygur bölgesindeki Toplama kampları ile ilgili bir gizli rapor hazırladı.Daha sonra bu rapor medeyaya sızdırıldı.Raporda Çin’in toplama kamplarından kurtulan Kampzedelerin ifadeleri yer alıyordu. Müslüman Uygur ve Kazakların dinsel,kültürel olarak birer etnik Han Çinlisine dönüştürülmesi amaçlanan bu kampları ÇKP yönetimi da tarafından  sadece “meslek okulları” olduğunu iddia ederken, aslında işkence ve yargı dışı öldürmeye ek olarak kadın mahkumların cinsel istismarının sistemli ve düzenli olarak uygulandığı korkunç Hapishaneler olduğunu ortaya koydu.

Birkaç gün önce, New York Times  gazetesinin Muhabirlerinin Çin Toplama kamplarından kurtularak Kazakastan’a gelebilen bazı Uygur ve Kazaklarla yapılan bir raportaji yayınlandı. Kamptan kurulanların ifadelerine göre ÇKP yönetiminin iddia ettikleri gibi kaldıkları bu ” Mesleki Eğitim Merkezlerinin ” beyaz badanalı birer Meslek Okulları söyleminden çok çok uzakta idi. Kampzedelerin ifadasine göre “ Tutuklanarak bu Kamplara getirelen insanlar önce Polis Merkezlerinin bodrumlarından hücrelere kafesleniyorlar, daha sonra ise Kamplara naklediliyorlardı. Karakolda kafeslenen bir tutuklu işitme duyusunu kaybedene kadar dövülüyorlar ve işkence ediliyordu. Müslüman tutukluların ise el ve ayakları zincirleniyor ve çarmıha gerilmiş gibi sürekli ayakta durmaya zorlanıyordu. Mahkumları “kaplan Koltuğu ” adı verilen çelikten banklara” el ayak ve bilekelerine kadar kıpırdayamayacak şekilde bağlanarak sürekli sorgulanıyorlar uykusuz bırakılarak fiziksel işkence yapılıyordu. Bu işkence türü tutukluların tamamı için yaygın olarak uygulanıyordu.  Müslüman mahkumlar “dinlerinden ve inançlarından feragat etmeye zorlanıyor onuun yerine ÇKP,Mao Zedong ve Başkan Xi [Jinping] teşekkür etmeye zorlanıyordu.Bunları da Çince olarak yüksek sesle dafalarca tekrar ettiriliyordu. Gazete muhabiri genç Kadın tutukluların her gece sistemli ve yaygın şekilde tecavüze tabi tutulduğunu ve ayrıca diğer her türlü cinsel istismar raporlarıyla karşılaştı.

gÜLBAHAR cELİLOVA RESİMLERİ ile ilgili görsel sonucu

Bütün bu anlatılanlar inandırıcı mıydı ? 

Geçen hafta, New York’taki Columbia Üniversitesi‘nden bir öğrenci, Çin’in Uygur bölgesindeki Toplama kamplarındaki Müslüman tutuklulara işkence edildiğini kadınlara cinsel tecavüz raporlarının göz ardı edildiğini belirten bir makale yayınladı.Öğrenci ayrıca toplama kampları hakkındaki bu makalesinde kadın tutuklulara tecavüz ve cinsel istismarı kınamaya çok hevesli olan dergisini de eleştirmekten kaçınmadı.

Tartışmada bir şekilde eksik olan şey şu olmuştur ; ÇKP’nin “yeniden eğitimi” nin bir parçası olarak kadın tutuklulara tecavüzün ve cinsel istismar uygulamasının yeni bir şey olmamasıdır. Tibetliler uzun zamandır Tibet’teki “eğitim kampları aracılığıyla dönüşüme zorlandıklarından” şikayet ettiler. Evet, aynı kamplar Tibet’te ve aynı isimle var olmuştur.  Tibetçe’de, normalde “eğitim yoluyla dönüşüm” kampları olarak tercüme edilen jiaoyu zhuanhua’ya (教育 转化) eşdeğer olan lobso yosang teyney khang (སློབ་ གསོ་ ཡོ་ བསྲང་ ལྟེ་ གནས་ ཁང་) ‘dir . Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, aynı korkunç baskı,zulüm,işkence ve kadınlara cinsel istismar ve tecavüz hesaplar Tibet’ten Uygur bölgesinde aynen devam ettiriliyor.

2018 yılında Diasporada faaliyet gösteren Tibet İnsan Hakları Merkezi yayınladığı bir raporda Tibet’te insan hakları ve demokrasinin çiğnendiğini   Budist Rahip ve Rahibelerin   gözaltına alınarak birer etnik Çinliye dönüşmeleri için “Eğitime ” tabi tutulduklarını açıkladı. Ayrıca bu kampların (Çince, Suo olarak) Sog içinde County , Nagchu bölge , Tibet Özerk Bölgesi olarak tanımlandığını bildirdi. BU kamplarda halk katamanalarından başka   Budist keşişler ve rahibeler de bu kamplara hapsedildi. Bunlar bu kamplarda sıkıcı ve çok Yorucu askeri eğitim ve tatbikatlara katılmaya mecbur edildiler. Aynı zamanda Dalai Lama’yı kınamak ve ÇKP söylem ve şarkılarını Çince olarak söylemeye zorlandılar.

gÜLBAHAR cELİLOVA RESİMLERİ ile ilgili görsel sonucu

Kamplarda kalan ve raha sonra kurtulan Budist Keşişler askeri eğitim ve tatbikatlardan sonra kadınların, özellikle Budist rahibelerin, yorgunluklarından yararlanarak istismar edildiğini ve onlara sistematik olarak tecavüz edildiğini bildirdi. Bu tecavüzler sonucu birçok rahibenin tatbikatlar sırasında bilincini kaybettikleri bilgisine de yer verdiler.ÇKP Asker ve Kamp görevlilerinin rahibelerin göğüslerini ve bedenlerinin her tarafını okşadıklarını bizzat şahit olduklarını ifade ettiler. Yorgun ve bilinçsiz duruma getirilen rahibelerin daha sonra geceyi Gardiyanların hücrelerinde geçirirdiklerini,  Rahibelerin diğer kadın mahkumlar tarafından Gardiyanların yatak odalarına götürüldüklerini tecavüz ve cinsel konusunda onlara yardımcı olmaya zorlandıklarını de bildirdiler.

Bu durumu protesto etmeye çalışan diğer erkek ve kadın mahkumlar ağır şekilde cezalandırıldı. Keşişler, elektrikli coplarla o kadar kötü vuruluyorlardı ki onların bazıları bilinçlerini kaybediyorlardı. Bayılan bu Tutuklu Keşişlerin yüzlerine su sıçratarak bilinçsiz mahkumları canlandırıyorlardı. Bilincini kaybetme ve canlandırma döngüsü bir süre daha devam edecek ve sonunda memurlar vücudun tüm bölgelerine su dökmek ve siyah bir plastik boru kullanacak ve daha sonra biraz daha dövmek için elektrikli coplar kullanacaklardı. Yakında kurbanın vücudunda siyah ve mavi lekeler belirecek ve bu işkenceler daha sonra onları yarı ölü yapacaktı. ”

Ömir bekali resimleri ile ilgili görsel sonucu

Tecavüz sadece hapishane gardiyanlarının şehvetini tatmin etmenin bir yolu değildir. Katolik gazetesi La Croix International’ın bildirdiği gibi , tecavüz kendi başına yeniden eğitim için bir araçtı. Çünkü bu Eğitim Merkezlerin”lerinden tecavüz,işkence ve zülme uğrayan bu “başarısız” Budist rahibeler manastırlara bir daha geri dönebileceklerini ve manastır hayatlarına devam edebileceklerini biliyorlardı. Onlar için Rahiplik ve Rahibelik kamplarda bu dönüşüm ve cinsel istismar ile son buluyordu.  Tibet’teki rahibelerin günlük olarak bildirilen sistematik tecavüzü onlarca yıldır devam ediyor.

Yasaklanan dini gruplardan diğer vicdan tutukluları da tecavüze uğradı. Falun Gong müritileri bunların başında geliyordu.  Çin hapishanelerindeki kadın tutukluların sistematik ve yayğın olarak cinsel istismara maruz kaldıkları bir gerçekti.

Bu durum ve anıyı  Benim de içinde (üyesi) bulunduğum (Yüce Allah hakkında kitabında , kendime Kardeş edinidiğim Falonggo müridi Jiang Guizhi anlatmıştı. Kanıtlar ve belgeler ile de desteklenen bu hikaye, (1966-2013), tutuklu iken ÇKP. polisleri tarafından yapılan tecavüz,işkence ve kötü muamele sonucu ölen bu kilisenin bir üyesi anlattı

Uygur bölgesi  Sincan’daki Çin Toplama kamplarında tutulan Müslüman kadınların de aynı politikanın bir sonraki kurbanları haline geldiğine dair inandırıcı belge ve kanıtlara sahip bulunmaktayız.

Massimo Introvigne

Makale Yazarı Massimo Introvigne

14 Haziran 1955’te Roma’da doğdu. İtalyan din sosyoloğudur. Yeni din hareketleri üzerine çalışan uluslararası bir akademisyen ağı olan Yeni Dinler Araştırmaları Merkezi’nin ( CESNUR ) kurucusu ve genel müdürüdür . Introvigne, din sosyolojisi alanında yaklaşık 70 kitabın ve 100’den fazla makalenin yazarıdır. İtalya’daki Enciclopedia delle religiousun ana yazarıydı (   İtalya Dinler Ansiklopedisi). Disiplinlerarası Din Araştırmaları Dergisi’nin yayın kurulu üyesi   ve California Üniversitesi Basın ‘ Nova Religio Üniversitesi yönetim kurulu  üyesidir . 

31 Aralık 2011’den beri “Hıristiyan ve diğer din mensuplarına karşı ayrımcılık uygulamalarına odaklanarak, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılıkla mücadele üzerinde Temsilcisi” olarak görev yapmaktadır .

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı  ( AGİT). 2012-2015 yılları arasında, İtalya Dışişleri Bakanlığı tarafından dünya çapında dini özgürlük sorunlarını izlemek amacıyla kurulan Dini Özgürlük Gözlemevi başkanlığı yapmıştır. www.cesnur.org/

Kaynak : https://bitterwinter.org/rape-in-xinjiang-camps-the-tibetan-precedent/?fbclid=IwA

Share
1093 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ