logo

trugen jacn

ÇİN,DİASPORADA YAŞAYAN UYGURLARI TEHDİT VE ŞANTAJLARLA SİNDİRMEYE ÇALIŞIYOR

Dünyanın önde gelen Ajanslarından Fransız AFP,diasporada yaşayan Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri ile ilgili kapsamlı bir araştırma yaptı ve bu araştırma sonuçlarını haber-analiz şeklinde yayınladı.Medyascope Tv.haber sitesinde Gülçin Karabağ tarafından Türkçeye aktarılan bu çarpıcı yazıyı aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.(UYHAM)

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi (UYHAM)

Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’nden göç eden ve Diasporada yaşayan

Çin devletinin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi dışında yaşayan Uygur Türkleri’ni telefonlarına mesaj ya da sesli mesaj atarak ya da bölgede bulunan akrabaları üzerinden tehdit ettiği öne sürülüyor. Haberde, Çin’in yurtdışına gidebilmiş kişilerin de peşini bırakmamasının yarattığı korkuyla Uygur Türkleri’nin haklarını savunan aktivistleri susturma ve muhbirliği artırma amacı taşıdığı belirtiliyor.

Uygur Türkü ve diğer Müslüman azınlık gruplara mensup yaklaşık bir milyon insanın Çin’in “eğitim merkezleri” adını verdiği kamplarda zorla tutulduğuna dair birçok haber yapıldı. Çin devleti bu kamplarda Çince eğitimi, meslek edindirme ve İslami aşırılıkla mücadeleye yönelik eğitimler verdiği iddiasında ama kampların eğitim merkezinden ziyade insanların zorla tutulduğu çalışma kampı ya da cezaevi benzeri yerler olduğu iddiası çok daha kuvvetli.

Uygur Türkleri hâlâ korku içerisinde.

AFP’de yer alan haberde Çin’in dışında yaşamaya başlamış ve hatta Batı ülkelerinin pasaportuna sahip olan Uygur Türkleri hâlâ “Çin devletinin sürdürdüğü küresel sindirme ve korkutma politikasından” korunamadıklarını düşünüyor ve endişe duyuyor.

Çin devletinin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi dışında yaşayan Uygur Türkleri’ni telefonlarına mesaj ya da sesli mesaj atarak ya da bölgede bulunan akrabaları üzerinden tehdit ettiği öne sürülüyor. Haberde, Çin’in yurtdışına gidebilmiş kişilerin de peşini bırakmamasının yarattığı korkuyla Uygur Türkleri’nin haklarını savunan aktivistleri susturma ve muhbirliği artırma amacı taşıdığı belirtiliyor.

Uygur Türkü ve diğer Müslüman azınlık gruplara mensup yaklaşık bir milyon insanın Çin’in “eğitim merkezleri” adını verdiği kamplarda zorla tutulduğuna dair birçok haber yapıldı. Çin devleti bu kamplarda Çince eğitimi, meslek edindirme ve İslami aşırılıkla mücadeleye yönelik eğitimler verdiği iddiasında ama kampların eğitim merkezinden ziyade insanların zorla tutulduğu çalışma kampı ya da cezaevi benzeri yerler olduğu iddiası çok daha kuvvetli.

Bölgenin dışına çıkmayı başaran hatta denizaşırı yerlere gidip güvenli ülkelere yerleşen Uygur Türkleri dahi, kendilerinin ve ailelerinin uzaktan rahatsız edildiklerini anlatıyor.

“Akrabaların ve ailen için bir talihsizlik kaynağı olma”

Kanada’da yaşayan Guly Mahsut, Sincan polisi tarafından yollanan, Sincan’daki ailesinin tehdit edildiğiyle ilgili mesaj bombardımanından sonra intihara meyilli bir psikolojik duruma geldiğini ve hastaneye yatırıldığını söyledi. Mahsut’a yollanan mesajlardan biri şöyle: “Daha fazla işbirliğine yatkın olmalısın. Toksun’daki akrabaların ve ailen için bir talihsizlik kaynağı olma. Ailenle ilgili daha düşünceli olmalısın.”

37 yaşındaki kadın, çevrimiçi ortamlarda Çin otoritesine karşı açıkça konuştuğu ve yurtdışında yardım arayan devletsiz Uygur Türkleri’ne yardım ettiği için hedefte olduğunu düşünüyor. Bu süreçte kendisine, akrabalarından da Çin devlet otoritesiyle işbirliği yapması yönünde mesajlar gelmiş.

Mahsut, AFP’nin röportaj yaptığı çok sayıda sürgün Uygur Türkü’nden yalnızca biri. Bu kişiler dört farklı kıtada yaşıyor ve Çin devletinin kendilerini yazılı ya da sesli mesajla rahatsız ettiğini ve tehditte bulunduğunu söylüypr.

Çin devleti bu sistematik çabayla Uygur Türkleri diyasporasına gizlice girmeyi, topluluk içerisinde muhbirlik faaliyetlerini arttırmayı, güvensizlik yaymayı ve Çin rejimine yönelik eleştirileri bastırmayı amaçladığı düşünülüyor.

2017 yılında Avustralya’ya gidip mülteci statüsü alan Shir Muhammad Hasan, kendisini güvende hissediyordu. Avustralya’da bir yıldan biraz fazla süre geçirmişti ki, telefonuna mesajlar gelmeye başladı. Hasan’ın söylediğine göre, ilk mesaj  “Ailenin zaten seni araştırdığımızı söylediğini varsayıyorum” şeklindeydi.

Bu mesajı diğerleri takip etti. Mesajlar altı ay boyunca sürdü ve sonra mesajların tekrar ne zaman başlayacağını bilmeyen Hasan’ı endişe içerisinde bırakarak birdenbire sona erdi.

AFP, bu ya da benzeri mesajları kimin yolladığını doğrulamanın herhangi bir yolunu bulamadı. Mesajlar Hong Kong’tan aktif olmayan şifreli WhatsApp hesaplarından ya da kaynakları saklanmış sahte numaralardan atılmış.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hua Chunying, gözleri korkutulmuş sürgün Uygur Türkleri’nin iddialarının temelsiz olduğunu ve Çin’i lekelemeye ve iftira atmaya çalışan “profesyonel eleştirilerle” bağlantılı kanıtlara dayandığını söyledi. Fakat dikkat çekici bir biçimde, yurtdışındaki Uygur Türkleri’nin çoğu konuyla ilgili benzer kanıtlar sunuyor. Anlatılanlara göre, ülke dışındaki Uygur Türkleri’nin Sincan’daki ailelerine ulaşılıyor ve güvenlik güçlerinden olduğunu iddia eden kişiler ailelerden alışılmadık taleplerde bulunuyor.

Muhbirler ağı

İstanbul’da yaşayan Uygur Türkü Arslan Hidayat direkt hedef alınmadı ama Facebook sayfası Çin ulusalcıları tarafından bombardımana tutuldu.

Çin’in muhbirler ağı yaratma çabası da diaspora Uygur Türkleri arasında uyuşmazlık ve güvensizlik yarattı.

“Sizi bulabiliriz”

Çin’deki etnik gruplar arasındaki ilişkiler uzmanı, Melbourne La Trobe Üniversitesi Profesörü James Leibold, bu korkutmanın sistematik ve metodolojik olduğunu belirtti ve “Çin parti devleti bazı durumlarda diğer ülke vatandaşlarının ilişkilerine müdahale ederek devletlerin egemenliğini ihlal ediyor” dedi. Leibold, denizaşırı bağlantıları olan Uygur Türkleri’nin Çin tarafından potansiyel risk olarak görüldüğünü de sözlerine ekledi.

Çin otoritesinin yurtdışına çıkanlardan beklentisi, gittikleri yerlerde Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve azınlıklarla ilgili diğer meselelerde sessiz kalmaları, lobi faaliyetlerine katılmamaları ve açıklama yapmamaları, Çin büyükelçilikleri ya da konsoloslukları için sorun teşkil etmemeleri.

Haberde benzer olayların yalnızca Uygur Türkleri’nin başına gelmediği, Tibetliler’in, politik muhaliflerin, Tayvanlı aktivistlerin de benzer olaylar yaşadığı kaydedildi.

Uygur Türkleri hiçbir yerin güvenli olmadığını düşünüyor

Son beş yılda Tayland ve Mısır, Uygur Türkleri’ni Çin’e geri yolladı. Ama Yeni Zelanda ve Finlandiya gibi demokratik ülkelerde durum farklı.

Shawudun Abdughupur, Yeni Zelanda vatandaşı olmasına rağmen, Sincan’da kampta olduğunu düşündüğü 78 yaşındaki annesi için endişeli ve bu yüzden AFP’ye açıkça konuşmaktan çekindi.

43 yaşındaki bir diğer Uygur Türkü ise, AFP’yle röportajında Yeni Zelanda hükümetinin kendisini koruyup koruyamayacağını bilmediğini söylerken, diğer Uygur Türkleri ile nasıl bir araya geldiklerinin detaylarını vermek istemedi ve kendisine gelen mesajı gösterdi: “Seni bulabiliriz. Biz Yeni Zelanda’dayız.”

Helsinki’de yaşayan 35 yaşındaki Halmurat Uyghur ise, kendisine gelen mesajlarla ilgili Finlandiya polisine defalarca başvurduğunu ve hiçbir sonuç alamadığını söyledi. Uyghur “Kendimi güvende hissetmiyorum. Daha sonra ne olacağını kim bilebilir” dedi.

Kaynak : medyascope.tv/2019/07/26/iddia-diyaspora-uygur-turkleri-cinden-tehdit-mesajlari-aliyor/?

Share
1604 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ