logo

trugen jacn

DR.ZENZ. UYGUR KADINLARININ DOĞUMLARININ ENGELLENMESİ BİR SOYKIRIM KRİTERİDİR

Alman Araştırmacı Dr.Adrian Zenz,kendisinin ortaya çıkardığı ve belgelenen Çin’in Uygur Kadınlarının zorla kısırlaştırılması uygulaması , nihayet Pekin’in müttefik ve taraftarlarını de tepki vermeye itebileceğini belirtti ve Bu insanlık dışı soykırım uygulaması olan bu cinayetlerin ÇKP Yönetimi için bir soykırım kriteri olarak kabul görebileceğini bildirdi.
Eylül 2018'de Pekin tarafından "mesleki eğitim merkezi" olarak sunulan Sincan Uygur bölgesinde.

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (UYHAM

 Uygurlar Kadınlarnın Doğumların engellenmesi, bir soykırım kriteridir !

2018 yılında, Çin’de kurulu Doğum Kontrol ve Kısırlaştırma Kliniklerinin % 80’i, nüfusun yalnızca% 1,8’in yaşadığı Uygur Bölgesinde faaliyet gösteriyordu. Çin yönetimi  2019’da bölgedeki , doğurganlık çağındaki kadınların% 34’ünün bir yıl içinde kısırlaştırılmasını planlıyordu. Aynı yıl, dört vilayette iki hafta içerisinde peş peşe Uygur kadınları için hamilelik testini zorunlu hale getirdi ,Bu zorla kısırlaştırma uygulamasını kabul etmeyen ve itiraz eden yanı Çin yönetimine göre  “yasadışı bir hamileliği” sonlandırmayı reddeden kadınların  Toplama kamplarına gönderilmesine karar verildi.

Uygur Kadın : Bir Doğu Kontrol ve Kısırlaştırma Merkezine zorla getirildim ve operasyona tabi tutuldum

Alman araştırmacı Dr. Adrian Zenz, 28 sayfadan oluşan raporunda Çin’in resmi verilerinden yararlandığını belirterek ” ÇKP. Parti-Devlet’in bir etnik grubun doğumunu önlemek için bir kampanya yürüttüğünü göstermektedir (1) sözleri dikkat çekmektedir.  Çin’in bu uygulaması Birleşmiş Milletler üyeleri Çin dahil tüm ülkelerin kabul ettiği 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme’de tanımlanan beş soykırım kriterinden biridir.

Beyin Yıkama

Batı Çin’in bir bölgesi olan Sincan, yarısı Müslüman etnik azınlıklardan olmak üzere yaklaşık 25 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Bununla birlikte, 2016’dan beri Uygur çoğunluk arasında doğum oranı çarpıcı bir şekilde düşerken, etnik göçmen Han çoğunluk arasında (Çin’deki çoğunluk etnik grup) doğum oranının sekiz kat daha arttığı görülmüştür.

Çin yönetiminin Uygur bölgesinde  Nisan 2017 yılından bu yana rehabilitasyon kampları adı ile başlattıkıları bu Çin tipi toplama kamplarında en az 1,5 milyon Uygurun yargısız olarak hapiste tutulduğu bilinmektedir.  Çin yönetimi “aşırılık” “ayrılıkçılık” ve “terörizm” ile mücadele etmek ve önlemek için bu Toplama kampı uygulamasına başvurduğunu iddia etmektedir. Pekin , ilk zamanlarda kampların varlığını inkar ettikten sonra Ekim 2018’de onları “mesleki eğitim merkezleri” olduğunu öne sürmeye başladı.

ÇKP’nin bu kamp uygulaması 1934’te Naziler tarafından Dachau’da düzenlenenlere benzer bir çok propaganda ve tiyatro sahnelemesi ile kamufle edilerek kamu oyuna sunulduğu görüldü.

Pekin’de en üst düzeyde pilot bir uygulama olarak uygulanan  Müslüman Türk azınlıklara karşı doğumların sıfıra indirilmesi  “ulusal kimliği ve  tek Çin ulusu-ırkı ” politikası  ile özdeşleşmeyi hedeflemektedir. Bundan esas amaç  Uygurların nüfuslarını ve sayısını azaltmayı hedefliyor Önceleri, ücretsiz konut.hazır iş ve istediği kadar toprak verileceği teşviki ile bölgeye transfer edilerek yerleştirilen etnik Han Çinlisi göçmenler bu imkanların cazibesi ile kitlesel olarak bölgeye gelmeye başladılar.

Çinli bir tarihçi, isminin gizli kalması koşuluyla. ÇKP.yönetiminin bu uygulamasını şöyle analiz ediyor ; bu demografik soykırımı “ÇKP yönetimi Bölgeyi barışçıl bir şekilde dizayın etmek ve azınlık halkları bir daha suç ve günah işleyemeyecekleri bir duruma indirgemek istiyor. Daha sonra ise, Komünist sınıf mücadelesi ideolojisinde entelektüellerinin yapısal dökümünü gözlemledikten sonra, rejimin olası bir çöküşüne takıntılı olan ÇKP iktidarı, etnik baskı ve zulüm gibi faşist yöntemler kullanmaya başladı. Hatta bu icraat, etnik azınlıkların kitlesel olarak ortadan kaldırılarak yok edilmeleri uygulaması ” olarak kabul edilebilir.” şeklinde analiz ediyor.

Ebeveyinleri Kamplara hapsedilen Uygur Çocukları ailelerinden ayrılarak Son derece güvenli yatılı okullarda beyinleri yıkanıyor.Çince ve Han adetleri öğretildikten sonra  yüz binlerce olduğu tahmin edilen bu Uygur Müslüman Çocukları  “Aile ol” kampanyası ile Çinli ailelere evlatlık olarak teslim ediliyorlar.

Bu uygulamalara  paralel olarak Uygurlara yönelik doğum kontrolü, kısırlaştırma ve zorla kürtaj gerçekleştiriliyor. Onlara domuz eti yemelerini, alkol içmelerini ve etnik Çinlilerin Uygur ailelerin evlerinde kalmalarını yasal zorunluluk olarak dayatıyor.

 CNRS araştırmacısı tarihçi Hélène Dumas’nun bu konudaki yorumu ise şöyle ; ” ÇKP’nin Uygur Kadınları ve çocuklarına böylesine spesifik bir şekilde baskı ve dayatmayı hedefleyen şiddet politikaları bana son derece endişe verici görünüyor.Çünkü tüm soykırımların temel amacı aileyi bireylerini bir birlerinden koparmayı aileyi ortadan kaldırmayı hedefliyor,” 

Pekin kendi belgelerine saldıramaz”

“2018’in sonundan bu yana bölge’de kamplar için yoğun bir tutuklama olmadı. Binlerce Uygur gurbetçinin yer aldığı Xinjiang Mağdurları Veritabanının yaratıcısı Gene Bunin bu konuda şunları ifade ediyor ; ” Serbest bırakılanların çoğunun işe gönderildiklerini , ev hapsine alındığını veya hapsedildiklerini kanıtlama eğiliminde. Uygurlar, sevdikleri birinin ortadan kaybolmasına tanıklık ediyor. En az 300.000 kişinin uzun hapis cezasına çarptırılmış olması da çok ciddi bir ve çarpıcı bir durumdur. “ cümleleri ile dikkat çekiyor.

Çin’in Uygu Bölgesi üzerindeki son derece güçlü ve yüksek teknoloji polis kontrolüne rağmen  bölgeden gelen bilgiler artarak devam ediyor.

Montreal Soykırım Araştırmaları Enstitüsü’nden Marie Lamensch, “Ruanda soykırımı için elimizde çok fazla yazılı kanıtımız yoktu. Uygur bölgesindeki Sorun hakkındaki belgeler ve kanıtlar yeterince mevcut. Bu belge ve kanıtlar ve BM kurumlarının calışmaları bu konuda Çin’e karşı tepkilerin daha fazla artmasına yol açıyor. Bu konuda ekonomik ve politik olarak kontrol ettiği ve Müslümanlar ülkeler dahil olmak üzere birçok ülkenin desteğini alan Çin’in gücü konu üzerinde daha fazla ses çıkarılmasını engelliyor.Halbuki bunun önölenmesi için Çin’e yönelik  Ekonomik yaptırımların bir etkisi olabilirdi. Buna rağmen yine de Çin’e karşı muhtemel yaptırımlar ve uluslararası yasal işlemler için bilgi ve kanıtlar toplamalı ve Çin’in insanlığa karşı suçlar işlediğini açıkça belirtmeliyiz. “

Gözleri Kör

Nabila Massrali, Avrupa diplomasisinin başkanı Josep Borrell sözcüsü için  şunları söylüyor ;  “ Çin’in Uygurlara soykırımı iddialarınına ait unsurlarının tanımlanması AB’nin işi değildir. Bu suçları tanımlamak uluslararası mahkemelerin görevidir. Ancak bu bilgi ve kanıtlar doğrulanırsa, Uygur bölgesinde ciddi insan hakları ihlalleri teşkil edecek bu korkunç uygulamalar mevcut demektir. Çin yönetimi derhal bu uygulamalara son vermeli ve bu insanlık suçu işleyen sorumlular hesaba çekilmelidir. Ayıca , Pekin’in “Sincan’a AB büyükelçilerinin anlamlı ve şeffaf ziyaretini” “yetkilendirdiğini ve kolaylaştırdığını”  da iddia ediyor 

Bu konuda konuşan ve temasa geçilen  Fransız yetkili Quai d’Orsay  bu konudaki endişelerini şöyle ifade ediyor ; ” Bay Zenz’in raporunun büyük bir dikkatle incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Elysee Sarayı (Fransız Hükümeti, bizi buna yönlendiriyor.” diyor.

Bu arada, Uygurların içinde bulunduğu mevcut kötü ve dramatik durum dünya’da giderek daha fazla yankı topluyor:

BBC Tv.da yapılan canlı bir yayında, Çin büyükelçisine kafaları  traşlı, elleri ve gözleri bağlıve diz çöktürülmüş tutuklu Uygurları gösteren bir video izletiliyor ve 2019 yılına ait bu videosu hakkında görüşü soruluyor.Ancak,Çin’in Londra Büyükelçisi bu soruyu pişkince inkar ederek geçiştirmeye çalışıyor. Çin Büyükelçisi ile yapılan bu programın videosu yayınlandığı hafta içerisinde 6 milyondan fazla görüntülendiği açıklanıyor.

Siyasi açıdan, 5 Haziran 2020’de başlatılan Parlamentolar Arası İttifak (IPAC) 16 ülkeden uzman kişilerden oluşan 160’tan fazla seçilmiş yetkiliyi bir araya getiriyor. Ipac’ın eş başkanı ve LREM senatörü André Gattolin,  Hükümetlerimiz, diplomatik ve ticari nedenlerden ötürü Pekin konusunda çok ihtiyatlı davranıyor. Hareketimiz, siyasi ve ulusal bölünmeler arasında koordineli bir yanıt almayı düşünüyor. Toplu kısırlaştırma, soykırım sürecinin özelliklerinden biridir. Şu anda ülkelerimizin bu uygulamaya karşı uluslararası kovuşturma başlatma olasılığını araştırıyoruz. “ ifadeseni kullanıyor.

NOT : Kısırlaştırma Merkezleri (RİA) ve zorunlu doğum kontrolü, ÇKP’nin Sincan’daki Uygur doğum oranlarını bastırma kampanyasını yürütüyor. ”, Jamestown Vakfı.Laurence Defranoux

https://www.liberation.fr/planete/2020/07/20/l-entrave-aux-naissances-un-critere-de-genocide_1794804
Share
361 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ