logo

trugen jacn
07 Mayıs 2026

ÇİN’İN İŞGALİNDEKİ DOĞU TÜRKİSTAN’DA UYGULADIĞI UYGUR SOYKIRIMININ SİYASİ MANTIĞI

Asiye UYGUR ( Araştırmacı-Yazar-Hollanda) 

 Uygur  Eğitimci-Yazar Abdulveli   Eyyüp’ün “Uygurluğumuz ve İnsanlığımız” Kitabı Üzerine Düşündüklerim  

Uygur halkında şu anda yaşanan korkunç trajedi, dünya medyasında sıklıkla “dini baskı” veya “inanç özgürlüğünün bastırılması” olarak tanımlanmaktadır. Ancak, gerçekliğe daha derinlemesine baktığımızda, Çin rejiminin hedefinin sadece bir inanç değil, bir ulus – Uygurlar – olduğunu görebiliriz. Bu sadece dini bir kısıtlama değil, toprak mülkiyetini ortadan kaldırmayı amaçlayan sistematik bir soykırımdır.
Aynı Petrol, İki Kader: Kimlik Seçimi
Çin’in Uygur halkına yönelik politikası, bir nesnenin veya sembolün “suç” mu yoksa “kültür” mü olarak kabul edilmesinin dini niteliğine değil, onu kimin giydiğine bağlı olduğunu açıkça göstermektedir.
Kültürel Miras: Tacik kadınlarının yüz örtüsü, Çin tarafından “somut olmayan kültürel miras” olarak tescil edilmiştir. Kazak, Tunguz ve Kırgız kadınlarının beyaz saçları “ulusal bir gelenek” olarak korunmakta ve saygı görmektedir. Tunguzların başındaki hilal ve yıldız, merkezi televizyon kanallarında “Müslüman sadakati” olarak tanıtılmaktadır.

Terörist sembolü: Ancak aynı saç veya aynı hilal ve yıldız sembolü bir Uygur kadınının başında veya bir Uygur gencinin şapkasında görünürse, hemen “radikalizm, aşırıcılık ve terörizm” kanıtı olarak cezalandırılır.
Bu karşılaştırma bir gerçeği ortaya koymaktadır: Çin, saçtan veya hilal ve yıldızdan değil, bu semboller aracılığıyla kimliklerini, tarihlerini ve toprak iradelerini gösteren Uygurlardan korkmaktadır. Diğer milletlerin saçları Çin için siyasi bir tehdit değilken, Uygur saçları asimilasyona karşı bir ulusun siyasi kalesidir.
Sorunun özü: dini özgürlük değil, toprak mülkiyeti
Uygurların katliamının temel nedeni, dua etmeleri veya oruç tutmaları değildir. Çin, Uygurları şimdiye kadar “Müslüman olmayanlar” olarak reddetmedi, aksine onları bu toprakların yerli ve meşru sahipleri, devlet tarafından kurulmuş siyasi bir ulus olarak gördü.
Soykırımın siyasi motivasyonu: Çin için Uygur sorunu dini bir sorun değil, “toprağın tamamen işgal edilmesi” meselesidir. Çin dili, kültürü ve ırkından tamamen farklı olan ve kendi bağımsız siyasi kaderini seçme iradesine sahip Uygur ulusu, Çin’in Uygur bölgesindeki sömürgeci planının önündeki en büyük engeldir.
Hedefin netliği: Eğer bu baskı sadece dine yönelik olsaydı, Çin içindeki diğer Müslüman etnik gruplar da aynı soykırımın hedefi olmalıydı. Ancak baskının hedefi sadece Uygurlardır. Çünkü bu toprakların tarihsel, yasal ve meşru sahipleri sadece Uygurlardır.
Kısacası, Uygur bölgesinde yaşanan trajedileri sadece dini bir soykırım olarak görmek yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz felaket, inançlarımızı ve kimliğimizi, tarihimizi ve topraklarımızı birleştiren ulusal varlığımız için bir hedeftir. Çin rejimi, Uygurları sadece Müslüman oldukları için değil, aynı zamanda bu inanç ve inançlarıyla topraklarının meşru sahipleri olduklarını ve kimliklerini savunan bir halk olduklarını gösterdikleri için de yok ediyor.
Bugün ödenen bedel, Uygurların hem inançlarını hem de ulusal kimliklerini korumak için verdikleri tarihi mücadelenin bedelidir. Bizim için inanç özgürlüğü ulusal özgürlüğümüzden ayrılamaz ve ulusal kimliğimiz topraklarımızdan ayrılamaz. Bugün Uygurlar sadece hayatta kalmak için değil, aynı zamanda topraklarının meşru sahipleri olarak dinlerini ve ulusal kimliklerini korumak için de mücadele ediyorlar.

Share
81 Kez Görüntülendi.