logo

trugen jacn

BARÇIN YİNANÇ : SIRF TÜRK OLDUĞUM İÇİN ÇİN POLİSİNCE OTEL ODASINDA SORGULANDIM

Barçın Yinanç

Barçın YİNANÇ(Gazeteci-Yazar)

       “Çin’de otel odamın kapısına polis dayanınca “TRÇ” diyeymişim!”

Geçen hafta davetli olarak gittiğim Çin’de, üçüncü günümde tam yatmaya hazırlanırken  Çin polisi kapıma dayandı. Daha MHP lideri Devlet Bahçeli Türkiye-Rusya-Çin ittifakını önermemişti. Yoksa “Durun biz dostuz, TRÇ, TRÇ” derdim. Şakası bir yana, Türkiye, Çin gibi bir süper güce hak ettiği özen ve ciddiyeti göstermediği gibi, gerektiği yerde vakur durmasını da beceremiyor

türkiye çin

Bir Alman ve Çinli düşünce kuruluşunun ortak davetiyle geçen hafta gittiğim Çin’de üçüncü günümdeydim.

Akşam yemeği sonrası yaptığım bir saatlik yürüyüşten gelmiş yatmaya hazırlanıyordum. Resepsiyondan aradılar ve resepsiyon görevlisinin kırık İngilizcesinden anladığım kadarıyla bir polis memurunun benimle görüşmek üzere yukarı geleceğini söylediler.

“Yukarı gelmesin, ben aşağı iniyorum” dedikten sonra, beni davet eden ekipten birilerine ulaşmaya çalışırken bir yandan da yanlış ne yapmış olabileceğimi düşünmeye başladım. Yürüyüş sırasında hiç fotoğraf çekmemiştim, kimseyle bir diyaloğum olmamıştı. Vakit kazanmaya çalışırken, sonunda kapım çalındı ve resepsiyonist ile bir polisi karşımda buldum. Polis memuru İngilizce bilmiyordu. Resepsiyon görevlisinin tercüme desteği ile neden geldiğim sorusuna davetiye mektubunu göstererek cevap verdim. Cep numaramı not ettikten sonra polis ve otel görevlisi aşağı indiler.

Sonradan öğrendiğime göre, Türk vatandaşları için alışılmadık bir durum değilmiş. Üstelik ben şanslıymışım, zira kimi zaman Türk iş insanlarının telefonlarını ve bilgisayarlarını da alıp götürdükleri de oluyormuş. Çin’in bu türden bir muameleyi belli bazı ülkelere yaptığı söylendi.

Çin’e benimle birlikte gelen Alman, Fransız, İranlı ve Filistinli katılımcıların hiçbiri benzer bir muameleyle karşılaşmadılar. Ben vize almak zorunda kalırken Almanlar ve Fransızlar vizesiz Çin’e girdiler. İşin ilginç tarafı Çin’in espiyonaj girişimlerinden çekinildiği için ekipteki Alman parlamentosu çalışanı, parlamento yasakladığı için kendi telefonunu bile getirmemişti Çin’e.

Tezatlığa bakar mısınız? Bir tarafta Çin’e Türkiye’ye oranla daha sert ve hasmane yaklaşan Avrupalılar, diğer yanda Çin’e şirin görünmeye çalışan, ilişkileri yumuşatmaya çalışan Türkiye.

Türkiye, Çin nezdinde “sabıkalı ülke”

Avrupalılar  benim gibi vize üzerinden ya da otel odalarına   Çin polisinin ziyaretiyle(!) itilip kakılmazken, Türkiye Çin’in nezdinde “sabıkalı ülke” kategorisinden hâlâ çıkamamış görünüyor.

Çin’in Türkiye’ye bakışını doğru okumak gerekiyor.

Zira iktidar Çin’in liderliğini yaptı Şangay İşbirliği Örgütü, BRICS gibi örgütlere girmek için can atıyor. Batı’ya karşı Asya kartını oynayabileceğini sanıyor. Avrupa başkentlerine “bana yüz vermezseniz ben de alternatifsiz değilim” demeye getiriyor. Hükümet yandaşları “Batı bitti, Asya yükseliyor, biz de yüzümüzü Asya’ya dönelim” diyor da diyor.

Gelin görün ki Batı’dan göremediğimiz saygıyı görürüz, umuduyla yüzümüzü döndüğümüz Asya da kapıyı ardına kadar açmış değil. Hatta davetsiz misafirmişiz gibi kapıya Polis  dayanıp istenmeyen misafir muamelesi bile çekebiliyor.

En son MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ABD-İsrail şer ittifakına karşı Türkiye-Rusya-Çin ittifakı kurulmasını önerisini de Beijing’in ciddiye alacağını sanmıyorum. Hele de bu çağrı yapıldıktan çok kısa süre sonra, İngiliz Dış İstihbarat Servisi’nin başının Türkiye’ye gelip Çin aleyhine konuşması, Çin karşıtı faaliyette bulunmak isteyenlere yol göstermesine bir basın toplantısıyla izin verilmesi, bence Beijing’in “Bizimle dalga mı geçiyorsunuz” demesine bile yol açmıştır.

Türkiye -Çin İlişkilerine Uygur gölgesi

Açıkçası, Uygur meselesi Çin’le ilişkileri hâlâ gölgelemeye devam ediyor. Aslında iktidar son yıllarda Uygur konusunda frene basmış olsa da anladığım kadarıyla, Türkiye ne yaparsa yapsın Beijing’i tatmin etmek kolay olmuyor. Sanki, adı çıkmış dokuza inmez sekize durumu var.

Ankara çaba sarf etmek istiyor ama Çin’in beklentilerinin de çok yüksek olduğu görüşü var. Üstelik, Uygurların Çin karşıtı faaliyetlerinin çok daha fazla olduğu ülkelere yönelik Beijing’in baskısının yada taleplerinin Türkiye’yle kıyaslandığında  çok daha hafif kaldığı düşünülüyor.

Bu arada Suriye’deki rejim değişikliği de Çin’i bir hayli huzursuz etmiş durumda. İlişkilerin üzerinde ekstra bir baskı unsuru yaratacak gibi görünüyor. Çinli düşünce kuruluşu temsilcileri ile görüşürken her seferinde ben daha ağzımı açmadan Uygur meselesine dikkat çekildi. Türkiye’nin cihatçı teröristleri (siz onu Uygur okuyun) eğittiği ve Suriye’ye gönderdiği suçlaması yapıldı.

Akdeniz’deki Taliban

Gruptaki Avrupalılara “Afganistan’daki Taliban’ı tanımıyorsunuz ama Akdeniz’deki yeni Taliban’ı hemen tanıdınız, desteklemeye başladınız” eleştirisi yöneltildi.

Çin hükümeti aradan geçen dokuz aya karşın hâlâ Suriye’deki yeni rejimi tanımış değil.

Ahmet El Şara’nın CIA ajanı olabileceğini söyleyen Çinli uzmanların yanı sıra, özellikle de yabancı savaşçılara(Uygurları kastederek)ülkenin güvenlik mekanizmalarında üst düzey görevler verilmesine dikkat çekenler oldu.

Aslında Batılılar da yabancı savaşçıların varlığından tedirgin, ancak Şara’nın onları tasfiye etmesinin güç olduğunu da biliyorlar. Yabancı savaşçılar sayesinde Şam’daki iktidarı deviren Şara, onları tasfiye etmeye kalkışırsa koltuğundan hatta canında olabilir.

Çinlilerin eleştirilerinin, “sorumluluk verip maaşa bağlayıp, kontrol altında tutmak yerine, başı bozuk ortada bırakılsalar daha mı iyi olurdu,” sorusuyla yanıtlandığını varsayıyorum.

Bu arada tıpkı Trump açısından olduğu gibi, Çinliler de Şara’nın Türkiye’nin kontrolü altında olduğunu düşünüyorlar. Bu ne kadar doğru tartışılır. Her halükârda bu konuda Türkiye’yle çalışmak isteseler de tahminim iki taraf arasında bu konu hakkında tatminkar bir diyaloğun işleyemeyeceği yönünde. İki tarafın yaklaşımının örtüşmesi zor.

Çin’le ekonomik ilişkiler de sıkıntılı

Öte yandan Çin’le ilişkilerin ekonomik ayağının da sıkıntılı olduğunu teslim etmek gerekiyor. Türkiye aleyhine olan ticaret açığı konusunda fazla adım atmıyorlar. Elektrikli araba üreticisi şirketlerin yatırım vaatleri henüz hayata geçmiş değil. Türkiye’nin Çin’e koyduğu yüksek gümrük tarifeleri nedeniyle yatırımlar konusunda ayak sürüyorlar. Türkiye’yi Dünya Ticaret Örgütü’ne şikayet ettiler.

Amacım, Çin’i Karalamak Yada Eleştirmek Değil

Tüm bunları yazarken amacım özel olarak Çin’i karalamak ya da eleştirmek değil. Tersine Çin gibi bir süper güçle ilişkileri sağlıklı bir raya oturtmak için iktidarın gereken özeni göstermediği kanaatindeyim. Bırakın özen göstermeyi, iktidarın yönetim beceriksizliğinin, eşgüdüm eksikliğinin Çin’le ilişkilerde pahalıya patladığını düşünüyorum. Ankara Çin’in büyüklüğü ve önemiyle orantılı tutarlı ve ciddi bir davranış sergilemiyor.

Hatırlayın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Çin’i ziyaret ettiğinde çok büyük bir jest yapıp  Uygur ( Çinlilerin tanımı ile Sincan )bölgesine gitti. İlişkileri yumuşatmak için bundan daha ötesi olabilir mi?

Ama madem attın bir adım, hemen akabinde Çin’i kızdıracak bir adım neden atarsın? Fidan’ın dönüş uçağı neredeyse daha Türk hava sahasına girmemişken çat diye Çin arabalarına vergi kondu.

Bizim mahallemizde, yani Avrupa’da ya da Ortadoğu’da, kavga edip sonradan ‘u dönüşü’ yapmak belki biraz daha mümkün, zira değişen dengeler bazı u dönüşlerine imkan tanıyabiliyor. Çin’in değişen dengeler vs. nedeniyle Türkiye’ye ihtiyacı yok, Türkiye’yle iyi geçinme zorunluluğu hissetmiyor.

Tersine madem bana meyil ediyorsun ona göre davran, diyor.

Misal, Çinlilerin sevmediklerini açıkça belli ettikleri, daire başkanının üstünde randevu vermedikleri, bir an önce gitsin, dedikleri bir iş insanını tam beş sene Beijing’de büyükelçi olarak tutamazsın.

Çin ile ilişkileri  iktidarın yaptığı gibi tutarsın tabii de işte karşılığını otel odalarına polis baskını olarak alırsın.

Çin’e hak ettiği önemi ve ciddiyeti gösterirken vakur bir duruşu da sergilemekten imtina etmemek, Türk vatandaşları yada başka kanallardan gelen tatsız adımlara karşı gereken adımları da atmak lazım. Çin’in saygısını anca öyle kazanabilirsiniz.

Uygur meselesinde en hassas olması gereken MHP’nin, Çin’in Türkiye hakkındaki tavrını doğru dürüst okuyamadan, ittifak çağrısında bulunması, bu partideki civataların da yerinden oynadığını, balans ayarlarında bir acayiplik olduğunu gösteriyor.

Barçın Yinanç kimdir?

Barçın Yinanç, 1968 yılında doğdu, ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. 1990’da stajyer olarak başladığı Milliyet Ankara Bürosu’nda 10 yılı aşkın bir süre diplomasi muhabirliği yaptı. Ardından televizyon haberciliğine geçerek önce TV8, sonra CNN Türk Ankara Bürosu’nda çalıştı.

Türkiye-ABD, Türkiye-AB ilişkilerinin yanı sıra Kafkaslar’dan Ortadoğu’ya, geniş bir coğrafyada Türk dış politikasıyla ilgili gelişmeleri takip etti. Çok sayıda yabancı hükümet yetkilisiyle söyleşiler yaptı, BM, NATO ve AB gibi uluslararası kuruluşların zirvelerini, perde arkası gelişmeleri yerinden haberleştirdi.

2004 yılında İstanbul’a yerleşti, CNN Türk ve Referans gazetesinin ardından İngilizce yayımlanan Hürriyet Daily News’da (HDN) çalışmaya başladı. Haber koordinatörü, yorum sayfası editörü olarak çeşitli görevler aldı; 2010’dan başlayarak on yıl boyunca gazetenin pazartesi söyleşilerini gerçekleştirdi. Bu süre boyunca dış politika analizlerini yazmaya devam etti.

Pek çok uluslararası düşünce kuruluşunun toplantılarına konuşmacı, kolaylaştırıcı olarak katılıyor, yabancı yayın organlarının yayınları için yorumlar yapıyor. AtlatmaHaber adlı podcast serisini hazırlayan Yinanç, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Uluslararası Kayak Kayan Gazeteciler Derneği (Ski Club of International Journalist) ve Dış Politikada Kadınlar platformunun üyesi.

Son yayını; Women, Peace and Security Agenda in Turkey and Women in Diplomacy: How to Integrate the WPS Agenda in Turkish Foreign Policy (Türkiye’de Kadın, Barış ve Güvenlik Ajandası-Diplomaside Kadın: Türk Dış Politikası’na Kadın, Barış ve Güvenlik Ajandası nasıl dahil edilir) başlığını taşıyor.

Aralık 2020’den itibaren T24’te yazan Barçın Yinanç, T24 ekranında da, her hafta Buse Söğütlü‘yle birlikte “Dış Politika ile İçli Dışlı” adlı programları yapıyor.

Kaynak :  https://t24.com.tr/yazarlar/barcin-yinanc/cin-de-otel-odamin-kapisina-polis-dayaninca-trc-diyeymisim,51674?fbclid

 

Share
554 Kez Görüntülendi.