logo

trugen jacn

DOĞU TÜRKİSTANLI UYGURLARIN AFGANİSTAN ÜZERİNDEN KAYSERİ’YE GÖÇLERİNİN 60.YILI

Fotoğraf açıklaması yok.

Dr. Recep KANALGA (Erciyes Ün. Kayseri Araştırma Merkezi(KAYHAM) Uzmanı)

Doğu Türkistan Türklerinin  20.yüzyılın 2. yarısında  Afganistan üzerinden Türkiye’ye göç etmeleri, asırlar öncesinde Türklerin dünyaya yayılması/açılması anlamına gelen göçlerin 20. yüzyıldaki  bir yansıması olmuştur. Sebepler farklı  olsa da  bin yıl önce Anadolu’ya akan Türkler 1900’lu yılların ikinci yarısında yeniden Batı Asya’ya gelmişlerdir. Bu kez göç, Çin işgaline direnişin sembolü olarak tarih sayfalarına kaydedilecektir. Dayanılmaz Çin zulmü, özgürlüklerine  düşkün Doğu Türkistan Türklerini Doğu Türkistan Liderlerinden Merhum Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin’lerin  ifadesi ile  ” Vatan için vatandan ayrılmışlardır”. Bu ayrılış, şahsi ikbal uğruna değil, vatanın bağımsızlığı için yaşanmıştır. Askerî, siyasî ve iktisadî anlamda  güçlü olan ve işgal ve istilacı nitelikteki ezici nüfus çoğunluğuna sahip olan Çin karşısında hemen her özgürlük  direnişi  katliamlarla  sonuçlanmıştır. Bu durum  Doğu Türkistanlıları  son çözüm  olarak ülkelerini terk etmek  zorunda kalmışlardır. Zira yakın dönemde yaşanan yüzlerce ayaklanmanın büyük kısmı Çin kuvvetlerince insanlık dışı yöntemlerle bastırılmış, binlerce soydaşımız şehit  edilmiş ve on binlercesi  komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır.

İşgalci Çin yönetimlerine karşı gerçekleştirilen  bu özgürlük ayaklanmalarından sadece  ikisi başarıya ulaşmış,  12 Kasım 1933 yılında  Kaşgar’da Şarkî Türkistan İslam Cumhuriyeti,  11 yıl sonra 1944 yılında Gulca kentinde  Şarkî Türkistan Cumhuriyeti kurulmuştur. Birincisi 4 yıl ikincisi ise 6 yıl bağımsız kalabilen bu devletler Çin ve Rus işbirliği sonucunda  ortadan kaldırılmıştır. Hürriyete âşık olan Doğu Türkistanlıların imkân bulabilenleri esaret altında yaşamaktansa muhacerete çıkmayı tercih etmişlerdir.
İlk olarak 1934 yılında  Altay ve Tarbağatay bölgesinde yaşayan  Kazak Türklerinin başlattığı bu  göç hareketleri, bir süre Doğu Türkistan içinde ve  bu ülkeye doğudan  komşu Kansu eyaletine  gerçekleştirilmiştir. Kafileler halinde yürütülen göç hareketi sık sık Çin askerlerinin saldırıları altında devam etmiş, binlerce Doğu Türkistanlı bu süreçte şehit düşmüştür.   Çinliler ile savaşa savaşa  göç eden Kazak Türklerinin  büyük bir bölümü   Hindistan’in Keşmir  bölgesine az bir kısmı ise Pakistan’a  gelmeyi başarmışlardır. On binlerce kişinin katıldığı göç kafileleri Pakistan ve  Keşmir’e ulaştığında sınırı geçebilen kişi sayısı üç bin civarında olmuştur. Sadece bir yıl sonra hastalıktan kaynaklanan ölümler neticesinde göçmen sayısı bin iki yüze düşmüş, 1943 senesinde ise hayatta kalan Doğu Türkistanlı göçmen sayısı bine düşmüştür.

Çin’de yaşanan iç savaşı 1949 yılında komünist Çinlilerin kazanması  ile  Doğu Türkistan’dan yeni bir göç hareketi başlamiştir.  Doğu Türkistan Liderleri Dr.Mesut Sabri Boykuzu, Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin(3 Efendiler)  ve Kazak Türklerinin ileri gelen önderleri uzun istişarelerden sonra Doğu Türkistan’in özgürlük mücadelesini yurt dışında sürdürme kararı almışlardır. Dr.Mesut Sabri Baykuzu ülkede kalmayı tercih etmiş diğer 2 Milli Lider  1946 yılında başlattıkları   yeniden öze dönüş ve Türkçülük  kampanyasının  önde gelen faaliyetlerinin de içinde bulunduğu 1.850 kişi ile beraber  Hindistan üzerinden Türkiye’ye gitmek üzere an Doğu Türkistan’dan ayrılmışlardır. Altay’da yaşayan Kazak Türklerinin Önderlerinden Ali Bek Hakim de Kazak Türklerinden teşkil eden bir kafile ile aynı yolu takip ederek Hindistan’a ulaşmışlardır.  Komünist Çin Kuvvetlerinin işgali öncesinden çok kısa bir süre önce Urumçi’den ayrılan Göç Kafilesi    yollarda zayiatlar vererek 1949 yılının sonlarında Keşmir bölgesine  gelmeyi başarmışlardır. ulaşmışlardır.

Doğu Türkistan Liderleri Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin  1951 yılında Doğu Türkistanlı bu sığınmacıların Türkiye alınabilmesi için  ülkemize gelmişlerdir. Devlet ve hükümet nezdinde yaptıkları  girişimler neticesinde dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından 13 Mart 1952 tarihinde Bakanlar Kurulunda aldığı karar ile 1850 Doğu Türkistanlının Türkiye’ye iskanlı Göçmen olarak  kabulü kararlaştırılmıştır. Doğu Türkistanlı   bu göçmenler 1952-1954 yıllarında peyderpey  Hindistan ve Pakistan’dan gemi ile Irak’in basra kentine oradan da trenle Türkiye’ye gelmişler ve aralarında Kayseri’nin de olduğu çeşitli şehirlere iskân edilmişlerdir. Kayseri’ye iskan edilen Kazak Türkü göçmenler  Develi, Yahyalı ilçelerinin Musahacılı, Sindelhöyük, Kocahacılı, Karacaviran, Kocu ve İlyaslı köylerine yerleştirilmişlerdir.

Vahan Koridoru < Bilimdili.com

Afganistan Üzerinden Kayseri’ye Göç Eden Doğu Türkistanlılar  

1949’da Çin’deki iç Savaşı kazanan Çin Komünist Partisi  rejimi ilk  olarak Stalin’in de yardımı ile  Doğu Türkistan’ı işgal etmiştir. ÇKP İşgal yönetiminde de Doğu Türkistan’da  yeni bir göç hareketi yaşanmıştır. Komünist Çin yönetiminin uyguladığı  baskı, zulüm ve etnik soykırıma varan politikalar nedeniyle ülkelerinden  göç edenlerin bir bölümü Afganistan’a  sığınmışlardır. 1960’lı yılların başlarında Afganistan ile Çin arasında  yeni bir göç anlaşması imzalanmıştır.  Bu anlaşmadan  haberdar olan  Yarkent, Kaşgar ve Gulca kentlerinde yaşayan bazı  Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri  söz konusu anlaşmadan yararlanarak Afganistan’a göç etme talebini   Pekin’deki Afganistan Büyükelçiliğine  başvurmuşlardır.  Çin yönetimi  kendisini son tanıyan Afganistan Krallığının Pekin   Büyükelçisinin Afganistan’a göç edenlere izin verilmesi talebini hemen kabul etmiş 1961 yılının Mayıs, Haziran  ve Temmuz  aylarında  toplamda yaklaşık  bin  kişi   Afganistan’a göç etmişlerdir.

Kayseri’deki Doğu Türkistan Cemaatinin  önderlerinden,  Kaşgar’daki Hanlık Medresedeki uzun tahsil  hayatında   Farsça ve Arapça dillerini çok iyi  öğrenen ve   aynı zamanda bir din adamı olan Mehmet Cantürk Hoca  Afganistan’a göç etmek isteyenlerin  bir çoğunun  Afganistan Büyükelçiliğine  göç  talebini  bildiren  dilekçelerini  Farsça kaleme alarak  onlara yardımcı  olmuştur. Afganistan Büyükelçiliğinin  Pekin yönetimi nezdindeki girişimleri ile  Afganistan’a göç etme  talepleri kabul edilen Doğu Türkistanlılar  toplam 3 kafile 1961 yılındaki bu  göçte Doğu Türkistanlılar dört kafile halinde  Kaşgar’a ve oradan da   çok önemli ve stratajik bir Sınır  noktası olan  Pamir dağlarının zirvelerinde yer alan Taşkurgan’a Kamyonlarla ve oradan Çin Polis ve askerlerinin gözetiminde sürekli  gün batımından sonra   Kotuz(Yak Öküzü) Esek ve atlarla  5 gün süren zorlu ve maşakkatlı bir yolculuktan sonra Afganistan  sınır noktasında  son bulmuştur. İnsan ayağının değmediği  tarihi ipek yolunun pek kullanılmayan  350 Km. uzunluğundaki  Vahan Koridorunu  doğu batı doğrultusunda  boydan boya kat ederek yaklaşık 2 ay süren zorlu bir yolculuktan sonra Afganistan’in Feyizabat İli’nin  merkezi Bedahşan   kentine ulaşmışlardır. Yaklaşık  50 ay( 4 yıl kadar)  Afganistan’da kalan Doğu Türkistanlıların  bir  kısmı  Bedahşan, Kunduz(Hanabat)  büyük bölümü ise Kabil’e yerleşmişlerdir.

8 kişi ve yazı görseli olabilir

Sığınmacı Doğu Türkistanlıların Çin’e  Geri Teslim  Tehlikesi ve Türkiye’nin Girişimleri  

Komünist rejiminin  çok tehlikeli sayıldığı ve bu rejimden kaçanların de şüpheli olarak algılandığı  bu yıllarda  Doğu Türkistanlı bu göçmenlerin Çin’e  iadesi  söz konusu olmuştur. Doğu Türkistanlı göçmenlerin Çin’e iade  edilme haberlerinin Türkiye’ye yansıması üzerine konu Milletvekili Ahmet Nihat Akay  tarafından  TBMM.’de  gündeme getirilmiş ve  basında  geniş yer almıştır.  Bunun üzerine   Türkçülük hareketinin lider isimlerinden  Türkçüler Derneği  Genel Başkanı Hüseyin Nihal Atsız  ile birlikte Türkçüler Derneğinin Kayseri Ocağı başkanı olan  Av. Nevzat Türkten  Afganistan yönetiminin Çin’in iade  etmek istediği Uygur sığınmacıların  geri gönderilmemesi için Dışişleri Bakanlığına ortak bir mektup göndermiştir. Dışişleri Bakanlığı Türkcüler Derneğinin bu mektuba  cevabı yazıda bu konuda  Kabil Büyükelçiliğine   Doğu Türkistanlı Sığınmacıların Çin’e geri gönderilmemesi için  Afganistan makamları nezdinde gerekli girişimlerde bulunulması için  talimat verildiği bildirmiştir. Afganistan’a sığınan   Cemaat Önderlerimizin Afganistan yönetimi nezdindeki itirazları ve Türkiye’mizin etkin girişimleri   sonucu bu iade kararından vaz geçilmiştir. Bu olay sonrası   zaten nihai hedeflerin  Türkiye’ye gelme niyetinde olan Doğu Türkistanlılar  bu yöndeki girişimlerini hızlandırmışlardır.  Afganistan’a  göç eden Uygurların   Cemaat  önderlerinden   Mehmet Cantürk başta  Seyit Abdülveli  Efendigil, Abdülhalil Türkmen, Mansur Can Halife gibi bir gurup dava arkadaşları ile birlikte önce Birleşmiş Milletler Kabil temsilciliğine müracaat etmiştir.   Birleşmiş Milletler temsilciliğine müracaatları ile birlikte  Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliğine  de Türkiye’ye kabul edilmeleri talebi ile başvurmuşlardır. Bu arada Türkiye’de yaşayan  Doğu Türkistan Liderleri Mehmet Emin Buğra ve İsi Yusuf Alptekin ile iletişim kurulmuş  ve  Türkiye’ye göçmen olarak kabul edilmeleri  ile ilgili  talepleri hakkında bilgi verilmiş ve bu konuda T.C. Devleti nezdinde girişimlerde bulunmaları yolunda yardımları talep edilmiştir.  Yıllar süren çalışmalar sonucunda zamanın Kabil Büyükelçi Talat Benler ve büyükelçilik genel sekreteri Kaya Toperi başta Kabil Büyükelçiliği yetkilerinin  yakın ilgisi ve yardımları  ve  Doğu Türkistan Liderleri Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin Beylerin devlet nezdindeki etkili girişimleri   sonucunda  dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti göçmenlerin kabulü kararını almıştır. Afganistan’daki göçmenlerin içinde bulundukları durum o yıllarda Türkiye kamuoyunda da gündeme gelmiştir.  Başta Nevzat Türkten olmak üzere Kayseri’nin önde gelen  Türkçü- Milliyetçi aydınları  Av.Nevzat Türkten başta olmak üzere  Afganistan’daki bu sığınmacı  Doğu Türkistanlı göçmenlerin Kayseri’ye yerleştirilmeleri için  hükümet nezdinde büyük çabalar sarf etmiştir. Yapılan  tüm  bu girişimler sonucunda  1865 yılının 8-10 ve 13 Ekim tarihlerinde  BM. Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından adlarına  düzenlenen Mülteci Pasaportları/Belgeleri ile  3 kafile halinde  toplam 234 kişi yine BM.lerin kiraladığı uçaklarla Türkiye’ye getirilmişlerdir. Ankara Esenboğa Hava alanında Hükümet Yetkilileri ve Türkiye’ye daha önce gelip yerleşen Türkistanlar tarafından karşılanmışlardır. Resmi işlemlerden sonra aynı gün geç saatlerde otobüslerle Kayseri’ye gelmişlerdir. Devlet tarafından kendileri için yapımına başlanan evler tamamlanamadığı için  Düven önündeki  Sivas ve Meydan Otelleri ile Cami kebir  civarındaki  Sakarya ve Vatan Otellerinde  yaklaşık 5 ay süre ile misafir edilmişlerdir. Afganistan’da kalan Uygurlardan 74  Doğu Türkistanlı   ise  Kasım 1967 yılında Kayseri’ye yerleştirilmiştir.

Kayseri  Halkı Doğu Türkistanlı Kardeşlerini Bağrına Basıyor 

Kayseri’nin  duyarlı şafkat ve merhamet abidesi halkı kentlerine getirilen bu  Doğu Türkistanlı Soydaşlarını   kucaklamış ve bağırlarına   basmış ve  Çin zulmünden kurtulmak için ülkelerini terk eden soydaşlarına sahip çıkmıştır. Doğu Türkistanlıların Kayseri’yi tanıması, intibaklarının sağlanması  hayatı ihtiyaçlarının karşılanması ve  diğer hususlarda Devlet, Belediye  ve Kayseri halkı birlikte hareket etmiş ve adeta seferber olmuşlardır. Dönemin Kayseri Valisi ve özellikle  dönemin Vali Yardımcısı Osman Gümrükçüoğlu, Belediye Başkanı Mehmet Çalık, İl Müftüsü Abdullah Saraçoğlu, Toprak ve İskân Müdürü Cemil Nakipler  başta  Kayseri ‘nin ileri gelen kanaat önderlerinden Kültür Derneği Başkanı de olan  Av. Nevzat Türkten’in girişimleri ile Göçmenlere Yardım  Derneği adıyla bir dernek kurulmuştur. Göçmenler hem otellerde kalırlarken hem de kendileri için yaptırılan evlere taşındıktan sonra bahsi geçen dernek vasıtasıyla yardım görmüşlerdir. Ekim 1965’de Kayseri’ye gelen göçmenlere, üç ay gibi kısa bir süre sonra, 1966 yılının  Şubat ayında kırk altı ev teslim edilmiştir. Kalan evler de yakın zamanda bitirilerek teslim edilmiştir. Halk arasında “Göçmen evleri, Türkistan mahallesi” gibi ifadelerle tarif edilen evler   At Yarışı, Koruçayırı mevki olarak da tanımlanan bu  bölgede eskiden Anadolu Fuarının düzenlendiği, şimdi ise Dünya Ticaret Merkezi ve kültür parkı olarak hizmet veren alanın yakınında inşa edilmiştir. Bu evlerin bulunduğu mahalle günümüzde Hoca Ahmet Yesevî ismini taşımaktadır.

Fotoğraf açıklaması yok.

Doğu Türkistan’in Anlatılması, Kültürünün Tanıtılması  İçin Yapılan Çalışmalar 

Ülkelerinde yaşanan zulmü dünyaya duyurmak amacıyla vatanlarından ayrılan Doğu Türkistanlı göçmenler Kayseri’ye yerleştikten hemen sonra çalışmalara başlamışlardır. İlk yapılan faaliyetlerden biri folklor/halk oyunu ekibi kurmak olmuştur. Genç yaştaki erkek ve  kız göçmenlerden kurulan ekip, Doğu Türkistan’ın geleneksel halk oyunlarını  sahnelemişlerdir. Müzik icrası için de geleneksel çalgı aletlerinin temini sağlanmış, temin  edilemeyenler ise yaptırılmıştır. Ülke genelinde gösteriler düzenleyen halk oyunları ekibi Kayseri dışında  Nevşehir, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Çankırı gibi vilayetlerde sahne alarak büyük ilgi görmüşlerdir. 1966-1969 yılları arasında yaklaşık üç sene faaliyet gösteren ekip, mensuplarının evlenmeleri ile zamanla dağılmıştır. Doğu Türkistan kültürünü tanıtma ve yaşatma çabalarının ürünü olan halk oyunları çalışmaları 1980’li yıllarda yeniden başlamıştır. Bu sefer ilk ve ortaokul öğrencilerinden oluşturulan halk oyunları ekibi, gerek Kayseri’de gerekse başka şehirlerde düzenlenen programlara katılarak Uygur Türk kültürünü tanıtmıştır.
Türkistan’ın zulüm altında inleyen insanlarının avazını Kayseri’den Türkiye’ye hatta dünyaya duyurmaya çalışan göçmenler 1974 yılında dernek kurarak çalışmalarına kurumsal kimlik kazandırmışlardır. Mehmet Cantürk’ün başkanlığını üstlendiği Doğu Türkistan Göçmenleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Türkiye’deki Doğu Türkistan diasporasının önemli  kurumlarından biri olmuştur. 1980 askerî müdahalesinden sonra ülke genelinde askıya alınan
sivil toplum kuruluşu faaliyetleri, Doğu Türkistanlı göçmenleri de etkilemiştir. Bugün halen
faaliyetini devam ettiren Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği ise yine Mehmet Cantürk’ün başkanlığında 1989 yılında kurulmuştur.  Ellerindeki kısıtlı imkânlarla Doğu Türkistan için hizmette bulunan göçmenler Kayseri’de ellerine geçen her fırsatı değerlendirme gayretinde olmuşlardır. Bu doğrultuda yapılan
çalışmalardan bir diğeri Anadolu Fuarında yürütülmüştür. Kayseri’nin sanayi üretiminin tanıtılması amacıyla kurulmuş olan Anadolu Fuarı, ilk olarak Mehmet Çalık’ın belediye başkanlığı döneminde 1967 faaliyete geçmiştir. Her yıl yaz mevsiminde bir ay boyunca açı kalan fuarda sanayi ürünlerinin tanıtılmasının yanı sıra çeşitli etkinlikler de hayata geçirilmiştir. Fuar alanında oluşturulan sergi alanlarından biri de Doğu Türkistan göçmenlerine tahsis edilmiştir. Sergi alanının tahsisinde Anadolu Fuarı müdürlerinden İsmail Göver ve Şaban Canbazoğlu’nun ciddi destekleri olmuştur. Şehrimizdeki göçmenler, kendilerine ayrılan alanda Doğu Türkistan’ın geleneksel mutfak, kıyafet, müzik kültürleri ile ilgili tanıtımlar yapmışlar, açtıkları sergilerle Çin zulmünü gözler önüne sermişlerdir. Doğu Türkistan Türkleri için Kayseri adeta ikinci bir vatan olmuştur. Öyle ki hasret kaldıkları Tengri/Tanrı Dağlarının yerine Erciyes’i koymuşlardır. Erciyes onlara Tanrı Dağlarını hatırlatır olmuştur. Belki de bundan dolayı kader onlara vatanları için vatanlarından uzakta Erciyes’in eteklerinde hizmet etme imkânı vermiştir. Dünyanın en büyük açık hava toplantılarından olan Erciyes Zafer Kurultayı, yüz binlerce kişinin katılımı ile her yılın Ağustos ayında düzenlenmiştir. Kurultay tertip heyetinin daveti üzerine Kayseri’de yaşayan Doğu Türkistanlılar düzenli olarak Kurultay’a katılmışlardır. Kurultay için özel olarak yaptırılan yüz kişi kapasiteli otağ ile Doğu Türkistanlı göçmenler Tekir Yaylasında yerlerini almışlardır.
Artan ihtiyaca binaen sonraki yıllarda otağ sayısı ikiye çıkarılmıştır. Doğu Türkistan göçmenleri kurdukları otağda memleketlerinin kültürünü yansıtan çalışmalar yürütmüşlerdir. Kurulan yer sofralarında binlerce kişi ağırlanırken Uygur Türklerinin mutfak kültüründen örnekler sunulmuştur. Sergilenen geleneksel kıyafetler ile giyim kuşam kültürü tanıtılmıştır. Resim sergileri, kitap stantları ile de Doğu Türkistan’da yaşanan zulme dikkat çekilmiştir. Alparslan Türkeş’in kurultay alanını dolaşırken ilk ziyaret ettiği yer olan Doğu Türkistan otağı, Doğu Türkistan’ın hem Türkiye’ye hem de Türk dünyasına tanıtılmasında önemli işlev görmüştür. Doğu Türkistan Türklerinin 1965-67 yıllarında yerleşmeleri ile Kayseri, ülkemizde oluşan Doğu Türkistan diasporasının İstanbul’dan sonra en önemli merkezi olmuştur. Millî duruşları ve dinî hassasiyetleri ile dikkat çeken Doğu Türkistan göçmenleri Anadolu Türk kültürüne kısa sürede uyum sağlamışlardır. Zaten membaı Türkistan olan Anadolu Türk kültürü ile ata diyarı Doğu Türkistan Türk kültürü Kayseri’de altmış yıldan beri yan yana iç içe yaşaya gelmiştir. Halen bağırlarında vatan hasretini taşıyan göçmenler, Doğu Türkistan’dan getirdikleri geleneklerini koruyarak Kayseri’de küçük bir Türkistan kurmuşlardır. Kayseri de onlar sayesinde ciğerlerine Türkistan esintilerini doyasıya çekmektedir. Vatanlarından binlerce kilometre uzakta bir başka Türk yurdunda, Kayseri’de çalışmalar yapan göçmenlerin amaçları eğlenmek veya eğlendirmek olmamıştır. Halk oyunları ekipleri geleneksel Uygur müzikleri eşliğinde halk oyunlarını sergilerken Doğu Türkistan’ın Türklerin vatanı olduğunu anlatmaya çalışmışlardır. Anadolu Fuarında açtıkları sergilerde Doğu Türkistan’ın gözyaşını gösterme çabasında olmuşlardır. Erciyes’te otağ kurarken zulme lanet okumuşlardır. Zira Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye yapılan göçü hicret olarak görmüşlerdir.
Doğu Türkistan Türklerinin Bir gün ana vatanlarına  geri dönmek   niyeti ile  yapılan   ve  yaklaşık 5 yıl süren bu uzun ve meşekkatlı hicret  Hz.Peygamber  Efendimiz (SAV)’in  hicret etmek zorunda kaldığı Medine’den Mekke’ye   vakar ve büyük bir zafer vakarla dönmesi  örneği,  onların ana vatan hasreti ile yanıp tutuşan   gönüllerini  teselli ederek ferahlatan  onlara güç ve  moral veren bir örnek olarak  hafızalarına kazınmıştır.

Share
790 Kez Görüntülendi.