logo

trugen jacn
27 July 2016

TÜRKİSTAN Mİ ? ORTA ASYA Mİ ?

Selçuk Bey’in babası Dukak’ın Hazar Ordusu’nda komutan olduğu, Hıristiyan ve Yahudiler’le iç içe yaşadığı için de çocuklarına İsrafil, Mikail, Musa, Yunus adlarını koyduğu tartışmasız kabul edilmektedir. Dolayısiyle bir zaman Türk Dünyası’nın bir kısmı Orta Asya, bir kısmı da Doğu Asya’da Rus ve Çinliler’in egemenliğine terk edilmiştir. Bugün gerek Rus gerekse Çin tarihçileri kendi tarihlerini ancak Türk tarihi ile açıklayabilmekdir.

 

Ali BADEMCİ ( alibademci@gmail.com – SMS:0542.311.1564)

 

Rus Çarlığı gelmeden önce, Türkistan mefhumu üzerine herhangi bir tartışma yoktu; 1552’de Kazan Hanlığı’nın ortadan kaldırılması ile biraz bunalım biraz da yeni devlet düzeninin kışkırmaları ile anayurtlu olmak münaşakalara konu olmuştur. İlginçtir ki Orda’dan giden Kıpçaklar bir anda Özbek ve Kazak oluvermiştir. Bu zamana kadar Oğuz, Kıpçak, Uygur, Tatar ve hatta Moğol bile Türk diye adlandırılıyordu. Birincil kaynaklara bakınız bu adların kesinlikte etniste ifâde etmediğini göreceksiniz. Rus tarihçisi Barthold bile eserlerinde Özbek Kazakları, Kazak Özbekleri, Kırgız Özbekler, Özbek Kırgızlar, Türk Moğolları gibi deyimleri kullanmışlardır. Cengiz Han’ın zorla ordusuna kattığı Mançurya veya Orhun Tatarları, İdil Ural’a geldikten sonra birden Tatar adı öne çıkmış, daha evvelki Hun-Göktürk bakiyeleri olan Kumanlar, İdil Bulgarları ve Hazarlar, bunun da ötesinde Kıpçak deyimi bile unutulmuştur. Tatar adına hafif bir tepki olarak Başkurt adı ortaya çıkmış, Türkistan’da Mangıt dediğimiz Türk unsurlar birden bire Nogay oluvermiştir.

Türk etnolojisinde elbette kavim ve kabile gerçeği vardır; fakat bugün bile hangi boy ve soydan, kavim ve kabileden olursa olsun, Türk dili ile bütün Türkler anlaşabilmektedir. İşte oryantalistleri asıl düşündüren de budur! Orta Avrupa’dan Mançurya’ya, Hindistan’dan Kuzey Sibirya’ya yayılmış ve yaşamakta olan kadim bir dil, yani Türkçe elbette çok dikkat çekicidir, ki dünyada başka bir lisanın bu kadar yaygın ve kadim oluşunu görmek, bu sosyal gerçeği açıklamak pek zordur. Avrupa Hunları’nın Asyalı olduğu, Göktürkler’in bünyelerine Mongoloid unsurları da alarak Hunlar’ın devamı olduğu hususunda bugün herhangi bir tereddüd bulunmamaktadır. Destanlarımız ve sözlü tarih materyellarimiz de bu hususları doğrulamaktadır. Bugün batılılar her üç Rus’dan en az birinde Türk özellikler bulunduğunu yazmaktadır. İranlılar yüzyıllardan beri Orta Asya Soğdları, yani Tacikler’i yanlarına alamamışlardır. Bunun sebebi kesinlikle Hun ve devamı olan Göktürkler devrinde Türkistan’da bulunan “Vassal” Türk kolonileridir. Kuteybe Bin Müslim Buhârâ’ya geldiği zaman karşısında hükümdar olarak Buhar-hüdad’ın dul eşi Tuğşade’yi bulmuştur! Türkler “Şaman” kalmak istiyor, Soğdlular ise Kuteybe geldiğinde “Müslüman”, gittikten sonra Tuğşade korkusu ile eski dinlerine dönüyordu! İşin sonunda Kuteybe buraya sanırım dördüncü gelişinde, Buhârâ evlerinin yarısını boşalttırmış, kovulan Türkler şehir yakınlarındaki köy ve mezralara yerleşerek sonradan “Oğuz” adını almışlar, Araplar ise bu evlere yerleştirilmişlerdir. Kuteybe Buhârâ’da açtığı ilk mescide nakit para ile “Cemaat” dâvet etmiş, böylece “Tacik” ağırlıklı ilk Buhârâ müslümanları bu şekilde ortaya çıkmıştır. Türkler’in Müslüman olması bu tarihten 350 yıl sonradır. Talas’da kadim düşman Çinliller’e karşı Araplar’ın desteklenmesi bile geçici bir hâdisedir, çünkü Türkler arasında İslâm’ın yayılması bu tarihten de 250 sene sonradır.

İlk yazılı kaynaklara göre “Türkistan” Türkler’in yaşadığı coğrafya demektir; bu konuda sadece “Şarkî-Garbî” sıfatının dışında başka bir coğrafi terim bulamazsınız. Dolayısiyle Şehname’de bile Türkistan Maçurya’dan Ural Dağları’na kadar olan alanı kapsamıştır. Doğu Avrupa’ya ise Kumaniya anlamında Deşt-i Kıpçak adı verilmiştir. İlk Müslüman Türk Devleti olan Bulgarlar bile İdil ve Tuna Bulgarları olarak ayrı ayrı adlandırılmıştır. Elbette Attila’nın Roma macerası ancak Macar ve Macaristan adları ile izah edilebilir, ki bugün bile bu coğrafyaya “Hungariya” denmektedir.

Çok yanlış olarak Bolşevikler devrinde değişik şekilde Türkistan yüzölçümü verilmiştir; bunlar bir aldatmacadan ibarettir. Çarlık istilâsından itibaren Ruslar Türkistan’ı kavim ve kabile adları ile ifâde etmeye başladılar. “Kazak-Kırgız-Özbek-Türkmen Türkistanı” deyimi bu zamanda ortaya çıktı. Tatar ve Başkurtlar’ın İdil-Ural ve Kıpçak ordası kesinlikle Türkistan diye anılmaz oldu! Böylece Rus Çarlığı bugünkü cumhuriyetlerin dışında en az o kadar daha toprak elde ettiler. Bugün Kadisiye Savaşı’ndan sonra Araplar’ın Kafkasya’nın kuzeyine geçmesini engelleyen Hazarlar’ın adı bile yoktur; halbuki bunlar Göktürkler gibi köklü “Aşina Hanedanı”ndan geliyorlardı. Selçuk Bey’in babası Dukak’ın Hazar Ordusu’nda komutan olduğu, Hıristiyan ve Yahudiler’le iç içe yaşadığı için de çocuklarına İsrafil, Mikail, Musa, Yunus adlarını koyduğu tartışmasız kabul edilmektedir. Dolayısiyle bir zaman Türk Dünyası’nın bir kısmı Orta Asya, bir kısmı da Doğu Asya’da Rus ve Çinliler’in egemenliğine terk edilmiştir. Bugün gerek Rus gerekse Çin tarihçileri kendi tarihlerini ancak Türk tarihi ile açıklayabilmekdir.

70 yıl süren Bolşevikler devrinde de özellikle Rus ve Türk aydınlar arasında Türkistan ve Türkistanlılık çok tartışılmıştır. 1917 Bolşevik İhtilâli’nden sonra Türk aydınları istiklâl talep etmek yerine “Muhtariyet” ile yetinmişlerdi. Hatta kendi aralarında topraklı veya topraksız, idarî muhtariyet bile liderler ve aydınları bölmüştür. O kadar ilginç duruma gelinmiştir ki “Muhtariyet” tam “İstiklâl”den söz eden “Basmacı” guruplarına câhil insanlar gözü ile bakılmıştır. Ne yazık ki zamanın Türk aydınları kendi ülkelerinde “Muhtariyet”i savunurken yurt dışına çıktıklarında “İstiklâl” den bahsetmeye başlamışlardır. Hatta, Cumhurbaşkanlığı yapmış Tatar Sadri Maksudi ile Başkurt Z.Velidi arasındaki en büyük sürtüşme bu durumdan kaynaklanmıştır. Mustafa Çokay bile “Bağımsız Türkistan” yerine “Hokand Muhtariyet” hükümetinin başkanlığını yapmış, fakat canını teslim ederken “Müstakil Türkistan” diye haykırmıştır. Maalasef terki diyardan sonra onlar arasındaki münakaşalar çok uzun süre devam etmiştir. Netice olarak şunu söyleyebiliriz ki Kazak-Kırgız-Özbek-Türkmen-Tatar-Nogay yok Türk var; ülke adı da Orta Asya değil Türkistan’dır; mesahası ise Türkçe konuşulan her yerdir.

                                                                                         Muhabbetle.

KAYNAK : http://www.ulkucukadro.com/2016/07/turkistan-mi-orta-asya-mi/

Etiketler: » » » »
Share
816 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ