logo

trugen jacn
15 Mart 2015

ÇİN ÇÖKÜYOR. UYGURLAR NE YAPMALI ? (3.BÖLÜM)

indir1

Ahmet Muhammet / Uygur Haber ve Araştıma Merkezi(UYHAM)

                                      Çin ve Uygurlar-3

Doğu Türkistan’in yüzölçümü, komşuları Pakistan, Afganistan,Tacikistan ve Kırgızistan’ın yüz ölçümlerinin toplamından daha büyüktür.
Özbekistan,Tacikistan,Kırgızistan ekonomisinin toplam büyüklüğü, Ancak Doğu Türkistan ekonomisinin 1/3’ne tekabül etmektedir.Yanı,Doğu Türkistan ekonomisi bu 3 Türk Cumhuriyeti ekonomisinin toplamından 3 misli daha büyüktür.
Çin Tabii Kaynaklar İdaresi’nın açıkladığı verilerine göre, Doğu Türkistan’ın kömür rezervi 2.19 trilyon ton olup, bu rezerv tek başına Bölgenin toplam milli gelirini tek başına 2700 kat daha yükseltebileceğini Çin medyası ortaya koymaktadır.

2013’te Doğu Türkistan’da üretilen ham petrol miktarı 40.23 milyon ton,doğal gaz miktarı ise, 9.75 milyar M3. olarak açıklanmıştır.
Doğu Türkistan’dan elde edilen bu zengin petrol ve doğal gaz, boru hatları ile Çin’e taşınmaktadır.Kazakistan’dan gelen 20 milyon ton ham petrol,Türkmenistan ve Özbekistan’dan gelen 30 milyar metre küp doğal gaz ile birlikte Doğu Türkistan’dan ve Doğu Türkistan özerinden Çine taşınmakta olan enerji kaynakları Çin’in toplam enerji ihtiyacının %60 ‘nı karşılamaktadır.
Doğu Türkistan’dan elde edilen ve Çin’in imalat sanayii için ham madde olarak kullanılan ve tamamı Çin’e taşınan 148 çeşit maden bulunmaktadır.

2014’de Doğu Türkistan’da üretilen pamuk 3.4 milyon tondur. Bu miktar Türkiye’mizin toplam pamuk üretiminin 6-7 katı demektir. Enerjide olduğu gibi Çin tekstilinin nefes borusu yanı ham maddesi da Doğu Türkistan’a bağlıdır.Çin,Japonya ve Uzak Doğu ülkelerine tekstil ve hazır giyim pazarlarken ,mamullerinin üzerine “Şincang pamuğundan imal edilmiştir.” Etiketini yapıştırmayı ihmal etmemektedir.

Doğu Türkistan’da bütün sektörlere Çin yatırımları olağan üstü miktarda ve büyük hızla devam ediyor. Kazakistan sınırındaki İli Vilayetine bağlı ve Asya’nın İsviçre’si diye adlandırılan Nilka İlçesinin dağlarında 500 Bir tamamı etnik Çinli göçmenlerden oluşan işçi çalışmakta olup, 138 maden bölgesinden çıkardıkları madenleri hammadde halinde Çin’e taşımaktadırlar. İli Vilayetine bağlı Nilka Nahiyesinin yüzölçümü ise, Avrupa ülkeleri ; İsviçre,Hollanda ve Belçika’nın toplam yüz ölcümleri kadardır. Doğu Türkistan’da Nilka büyüklüğünde 84 İlçe bulunmaktadır.
Doğu Türkistan’daki bu zenginliklerden ve ekonomik kaynaklardan ve bu iktisadi gelişmelerden Uygurlar ne kadar yararlanabiliyorlar ? veya bu zenginlek ve ekonomik gelişmelerden Uygurların payına düşen miktar ne kadardır ?
Bunu bir inceleyelim ;
Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurların % 80’i kasaba ve köylerde yanı kırsal bölgelerde yaşamaktadırlar. Çin işgalinin başladığı 1949’dan beri ülkenin verimli tarım arazileri ve su kaynakları Bingtuan adı verilen Sözde “Üretim ve İnşaa Ordusu” denilen ordu statüsündeki Çin sivil silahlı birimler tarafından gasp edilmiş ve edilmeye de devam edilmektedir. Bu gayninizamı Paramiliter Çin Sivil Ordusunun sayısı resmi verilere göre 3 milyon olarak açıklanmıştır. Bu Ordu, Doğu Türkistan’ın Müslüman Uygurların çoğunlukta bulunduğu güney bölgelerindeki sulu ve verimli topraklara yerleşmiştir.Bu toprakların tarihi ve gerçek sahibi olan Uygur Türkleri yeterli suyu bulunmayan, verimsiz topraklara  adeta hapsedilmiştir.

05 Temmuz 2009 Urumçi olayından sonra, güney bölgelerden gelerek Urumçi’ye yerleşen esnaf, küçük tüccar,gündelikçi ve vasıfsız işçiler Çin işgal Ordusu ve Polislerince tehdit edilerek evleri ve işyeri başlarına yıkılarak silah zoruyla geldikleri köylere sürüldüler. Urumçi’nın varoşlarında gecekondu olarak halkın kendilerinin inşa ettikleri ve tamamen Müslüman Uygurların oturduğu bir çok Uygur mahalleri tamamen yıkılarak yok edildi ve tamamen ortadan kaldırıldı.

22 Mayıs 2014 .Urumçi Sebze Hali(Köktat Bazarı) intihar saldırısından sonra bugüne kadar Urumçi’ den sürülen Uygurların sayısı 60 bin olarak tahmin edilmektedir. Çin’deki en ünlü Üniversiteleri bin bir zorlukla tamamlayarak Doğu Türkistan’a dönen .Üniversite mezunlarına iş verilmemektedir.Üniveresite mezunları dahil şehir ve kasabalarda yaşayan Uygurların % 85’i işsizdirler.Bunların tarım yaparak geçimlerini sağlayabilmeleri için ekebilecek toprakları yoktur.Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurların % 85’nin düzenli bir işi ve geliri bulunmamaktadır.
Günümüzde Çin yönetiminin Doğu Türkistan hapishanelerine kapattığı tutuklu ve hükümlü Müslüman Uygurların toplam sayısı
Kazakistan,Özbekistan,Kırgızistan ve Tacikistan’ın mevcut toplam askeri sayısından daha fazladır.
Çin’in resmi verilerine göre Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur nüfusun toplam sayısı 10 milyon’dur.
Bunlardan ;
• 200 bin Uygur tutuklu.
• 200 bin Uygur AİDS hastası.
Çin Sağlık Bakanlığının verilerine göre Kayıt altına alınabilmiş AIDS’li hasta sayısı 63 bin’dir. Kayıt altına alınamayalar de bu rakama eklendiğinde toplam sayının 200 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Uygurlara bu ADIS illeti nasıl bulaştırıldı ? Bu konu, ayrı bir makale ve hatta kitap konusudur.
• 200 bin Uygur sokak çocuğu
Çin’de Organ ticareti, uyuşturucu,fuhuş,hırsızlık ,mafya vb. yasa dışı çetelerinin tuzağına düşen 30-40 bin civarında tahmin edilen 18 yaşından küçük çocuklar bulunmaktadır.
• 120 bin dul kadın. Kocaları şehit edilen,öldürülen, eşleri tutuklu veya hükümlü olan veya kendisinden haber alınamayan ve kayıp olanlar

 Uygur Türkleri 21.Yüz yılda kendi ana vatanlarında yokluğa ve açlığa mahkum edilmiştir. Halk bilinçli olarak yoksul bırakılmıştır. Müslüman Uygurlar yönetimince etnik olarak dışlanmıştır. Bu şekilde onurları kırılan Uygurlar, Toplum olarak çaresizlik, şaşkınlık ve geleceklerinden ümitsizlik içindedirler.Toplum olarak büyük travma geçiriyorlar.Uygur  gençler cinnet haline sokulmuştur.

22 Mayıs 2014’te Urumçie intihar saldırısını   gerçekleştirirken,hayatlarını kaybeden 5 Uygur genci Hoten Vilayetinin Guma İlçesinden idi. Bir süre önce bir Çinli Gazeteci Guma İlçesine gitmiş ve gözlem ve intibalarını bir Çin gazetesinde yayınılamıştır.Bu yazıyı ben okudum.Çinli gazeteci şunları yazmaktadır ; “ Urumçi Sebze Pazarı saldırısını gerçekleştiren ve hayatlarını kaybeden bu Teröristlerin yaşadığı köylerine gittim. Köy genel olarak çok yoksuldu. Bunlardan birisinin ailesini ziyaret ettim. Bu aileden 9,11 ve 13 yaş
Larında 3 çocuk Oukula devam ediyor.Bu 3 Çocuk aynı ayakakabıyı nöbetleşe ve sıra ile giyerek Okullarına gidebiliyorlar. Her çocuğa 3 günde bir okul sırası geliyor.Okul sırası gelen o aynı ayakkabıyı giyerek okula gidiyor.Diğerleri ise,evlerinde Ayakkabı sırasının kendilerine gelmesini bekliyorlar. Bu köyde yaşayan Uygur ailelerin bebekler,çocuklar beslenme yetersizliğinden ve yeterli sağlık hizmeti alamadıklarından sürekli hastalanıyorlar. Bir çoğu ise, ölüp gidiyorlar.”

Hoten’in Guma İlçesi ile,Kaşgar’a bağlı Kargalık İlçesi Kökyar Nnefitliği(Gökyar Petrol Bölgesi) yer alamaktadır.Burası adeta modern bir petrol şehridir. Petrol bulunmadan önce yanı 35-40 yıl öncesi birkaç on ailenin yaşadığı şehirden uzak ıssız bir çorak köy idi. Günümüzde ise,Kökyar Petrol şehrinde 100 binilerce Çinli petrol işçisi yaşamaktadır ve sürekli de bu bölgeye etnik Çinli göçmen yerleştirilmektedir. Ancak, burada yaşayan bu toprakların ve çıkan zenginliklerin esas sahibi olan Uygurlardan bu Petro-Kimya  tesislerde o kadar çalışmak istemelerine rağmen,basit işlerde örneğin,temizlik ve ağır hizmetlerde çalışmak şansına bile sahip değildirler.Sırf Müslüman ve Uygur oldukları için bu tesislere istihdam edilmiyorlar.

  Çin’ in son 30 yıllık ekonomik kalkınmasından Uygurlar hiç yararlanmadılar mi ? acaba sorusu ile karşılaşabiliriz.Haklı olarak. Bir söz vardır; “Yağmur,Çöle yağdıği gibi ,Kır’a de yağar.”
Doğu Türkistan’da girişimci Uygurlar içinde fabrika,İşletme ve şirket sahibi olan yüzlerce Uygur kardeşlerine iş imkanı sağlayan Uygurlar da bulunmaktadır.Ancak,bunların sayısı “denizde damladır.” Yanı sayıları çok azdır.
Dünyaca ünlü ekonomi dergisi Forbes 2013 yılında Doğu Türkistan’da mevcut Dolar milyarderlerinin listesini açıkladı.Doğu Türkistan’da toplam 14 dolar Milyarderinin ismi açıklandı. Bunların tamamı 1990 yılından sonra Doğu Türkistan’a gelerek yerleşen etnik Çinlilerdir.Bu milyarderlerin içinde bir tek Uygur bulunmamaktadır.

Doğu Türkistan’ın günümüzde Sözde bölgesel Özerk yönetim olarak toplam 167 ülke ile ticari ilişkisi bulunmaktadır.Ancak, Müslüman Uygurların ülkesinde bu ticaretin tamamı etnik Çinliler tarafından yapılmakta olup ,Müslüman Uygur’suz olarak gerçekleşmektedir.
Doğu Türkistan’a sınırı olan ve komşu 8 ülke’ye açılan toplam 27 gümrük kapısı bulunmaktadır.2008’de bu Gümrük Kapıları kullanılarak yapılan bölgenin toplam dış ticaret hamcı 22.2 milyar dolardır.
1980’den sonra Urumçi’ deki Sözde Özerk bölge yönetimi, dış ülkelerle yapılan ticaretı koordine ve idare etmek maksadı ile Sözde “Ö zerk Bölge Dış Ticaret idaresi” adı altında devlete ait ilk İthalat ve İhracaat şirketini kurmuştur. 2009’da sözde Özerk Bölge Ticaret Bakanlığının verilerine göre Doğu Türkistan’da dış ticaret ile iştigal eden toplam 6 bin 758 şirket bulunmaktadır. Doğu Türkistan’daki bu 27 gümrük kapısından sadece ve sadeci etnik Çinli iş adamları yararlanabilmektedir. Müslüman Uygurlar ise, değil dış ticaret,yurt dışına çıkmak için pasaport dahi alamamaktadır.Uygur T iş adamları gerekli pasaport ve sermaye ve devlet desteğine sahip olamadığı ve sırf Müslüman ve Uygur oldukları için çeşitli bürokratik engeller karşılaşmaktadırlar.Uygurların dış ticaretteki payı hemen hemen % 0 mertebesindedir.Yanı hiç yoktur.

Doğu Türkistan’daki işgalci Çin yönetimi Uygurlar için bir tek şeye yatırım yapmaktadır; o da çok sayıda Ceza evi, Uygurlar için zorla dayatılan ve Çince eğitim veren Çin Okullarıdır.Günümüzde Uygurlara Çince eğitim vermede yaş sınırı 3 yaşına kadar indirilmiştir. 3-4 yaşlarındaki Uygur Ailelerin çocukları zorla ailelerinden alınarak Çince eğitim veren bu okullara toplanmaktadır.Bu Okullarda tamamen Çinli öğretmenler tarafından idare edilen ve ders verilen bu Okullarda Çince öğrenmeye zorlanmaktadırlar. Günümüzde Müslüman Uygurlara etnik asimilasyon daha 3 yaşında iken,başlamaktadır.İlk ,Orta,Lise ve Üniversite öğrenimi zaten Çincedir. Çin Eğitim Bakanlığı,2014 yılında Çince eğitime tabi tutulan Uygur öğrenci sayısını 2.83milyon olarak açıklamıştır. Anne-babalarından ayrı kalan ve onlarla iletişim kurmada zorlanan çocuklarımız büyük bir kişilik ve kimlik arayışı ve depresyon içerisindedir.

Müslüman Uygur toplumu bütün bu baskı,zulüm ve etnik asimilasyon uygulamalarına  katlanarak kimliklerini korumaya çalışmaktadır. İşgalci Çin yönetimi, bütün medya’yı kitle iletişim araçlarını işe salarak, propaganda araçlarını seferber ederek  ve silahlı güçlerni de kullanarak Uygurların olmaz ise olmazı  olan kutsal İslam dinine karşı acımasızca saldırmayı sürdürmektedir. Müslüman Uygurların dini inançlarına karşı baskılarının şiddetini gün geçtikçe arttırmaktadır. Çin’in bu yasak ve engellemelei Sadece Kuran-İ Kerim okumak,öğrenmek,namaz kılmak Oruç tutmakla sınırlı değildir. Müslüman Uygur kadınlarının eşarp takması,dini emirlere uygun tesettürlü ve hicaplı giyenmeleri, erkeklerin sakal,bıyık bırakması,hatta normal hayatta yüksek sesle “amin” diyerek dua etmeleri dahi bu yasak ve suçların kapsamına alınmıştır.

Sözde Uygur özerk bölge Başsavcılığı, 2014’da siyasi suç isnadı ile tutuklanan şüpheli sayısını  27 bin 164 kişi olarak açıkladı. Bu şekilde tutuklananların 2013 yılına göre % 95 arttığını bildirdi. Açıklanan bu rakamların hiç birisi gerçekleri yansıtmamaktadır. Sadece,  28 Temmuz 2014 Yarket-İlişku olaylarında bir tek İlişku ve bağlı yerleşim birimlerinde ilk  bir ay içerisinde tutuklanan Uygurların sayısı 30 bin kişiden fazladır. Sözde Uygur özerk bölge, ÇKP genel sekreteri Jiang Cünşen 10 Mart 2015’te Pekin’de düzenlediği basın toplantısında, 2014’te Doğu Türkistan’da ”Uygur Teröristler” tarafından öldürülen Çinli güvenlik kuvvetleri elemanlarının sayısının 230 kişi olduğunu açıkladı ve “bu kayıp, Çin ortalamasından 5,4 kat fazladır” dedi. Açıklanan bu sayı üzerinde asker-Polis üniforması ve elinde silahı olan Çinli polis ve askerlerdir. Öldürülen sivil Çinli zalimler ve işbirlikçi Uygur Vatan hainleri ile Çin’e satılmış Uygur ve diğer ajanlar bu rakamın dışındadır.

Çin yönetimi 2014’te Doğu Türkistan bütçesinin %40’ ni bölgenin güvenliğini temin için ayırdığını belirtmiştir. Doğu Türkistan’ın sadece şehir,kasabaları değil, ,Köy ve en ücra köşeleri bile barut fıçısına dönüşmüş durumdadır. .Bu konuda yüzlerce,binlerce örnek gösterebilirim.Benim değil bir batılı yabancının gözleminden birkaç cümle naklen aktarıyorum ; James Leibold Avustralyalı bir araştırmacı.Pekin Üniversitesinde 2 sene tahsil yapmış.2014 yılı yazında memleketine döner dönmez New York Times gazetesine verdiği söyleyişte şöyle diyor: “ Hoten’e gittim.(Hoten Uygur bölgesining güneyindeki bir şehir) durum çok gergindi.Bir gün sabah gezmek için sokağa çıktım. Şehir merkezinde bir meydan vardı. orada garip bir olaya şahit oldum.100 civarında etnik Çinli meydanda dans ediyordu.Meydan çitlerle çevrili idi. Burada dans eden etnik bu Çinlileri ellerinde coplar ve makineli tüfekler taşıyan askerler nöbet tutarak koruyorlardı. Askerlerin bazıları eğitilmiş köpekle geziyordu.Ben birkaç fotoğraf çekmek için giriş kapısına yaklaştım.Silahlı askerlerden biri bana doğru geldi ve elimdeki fotoğraf makinesine el koydu.Bir saniye içinde 5 polis beni ortalarına alarak kuşattı. Beni gözaltına alarak Karakola götürdüler.Ben ifademde ” Ben gazeteci değil.Turistim.” dedim pasaport, ve diğer evraklarımı gösterdim. Benim gazeteci olmadığıma inandıkları halde,Fotoğraf  makinemin içindeki filmleri çıkartarak el koydular ve fotoğraf makinesini iade ettiler.Daha sonra ; “ Burası çok tehlikeli bir yer. Çok dikkat etmelisin.” diyerek beni serbest bıraktılar.Bu şehrin ahalisinin %90’dan fazlası Müslüman Uygurlardan oluşuyor. Bu kentte yaşayan bir avuç Çinli’yi Çin ordusu ne zamana kadar Müslüman Uygurlar’dan böyle koruyabilecekler ? “

Ezilen ve uyuyan toplumların ve Milletlerin kamçısı zulümdür. Uygurlar tarihin hiçbir döneminde bugünkü gibi toplumsal kriz içine düşmemiş ve toptan yok olma tehlikesini bu kadar güçlü his etmemiştir.Geleneksel dini ve Milli varlığını koruyabilmek için tarihin hiçbir devresinde günümüzdeki gibi kutsal dini değerlerine,milli kültürüne,gelenek ve göreneklerine bu kadar sıkı sarılmamıştır.Uygurlar kendilerini korumak için her aile’yi bir kale olarak kullanmaktadır.Bu kale’de anne var,baba var,çocuklar var.din,kültür,örf-adet,benlik,yaşam,onur,irade vebenzeri bütün değerler mevcut. Tüm Doğu Türkistan’ın en ücra köşelerine kadar ele geçirdiğini ve işgal ve kontrol edebildiğini iddia eden ve sanan Çin işgal yönetimi, temeli Uygur ailelerinden oluşan bu Koruganları ve kaleleri ve bu korugan ve o kalelerin içinde yaşayan saf ve temiz gönülleri daha ele geçirememiştir. Çinli işgalciler sonsuz güç ve kahir nüfus üstünlüğüne dayanarak Uygur ana yurdunu ele geçirmiş ve işgal etmiştir. Ancak,gönülleri ele geçirmek için hiçbir çaba göstermemiştir.Hakimi olduğu Müslüman Uygurlara hoş görülü olmayı 0 onların milli ve manevi değerlerine saygı göstermeyi ve bazı temel değerleri paylaşan insanlar ve toplumlar olarak onları kucaklayan ve değer veren hiçbir iyi niyeti şimdiye kadar göstermemiş ve gösterme ihtiyacı da duymamıştır.

Doğu Türkistan’a demografik assimilasyon amacı ile getirilen etnik Çinli göçmenler Müslüman Uygurların her şeylerini ellerinden alarak ve onların kaybettiklerine zorla sahip olarak bu ülke’de ayıracaklı insanlar olarak refah içinde yaşamaktadırlar. Çinliler Uygurların kaybettiklerinin bedeline bu imkanlara kavuştular. Artık, Uygurların kaybedecek bir şeyleri kalmadı. Ancak,etnik olarak kayırılan, ayrıcaklı olarak ülkeye yerleştirilen Çinli göçmenlerin kaybedecekleri çok şeyleri bulunmaktadır. Bugün Doğu Türkistan’ın şehirlerinde,kentlerinde ,kasabalarda,köylerinde Müslüman Uygurların özerine tanklar, toplar, makineli tüfekler, zırhlı araçlar,savaş Uçak ve helikopterleri, İnsansız hava araçları ile saldıran baskın yapan Çin askerine karşı, mutfaklarındaki bıçaklarla karşı koyarak,kendilerini yok etmek ve öldürmeye gelenlere karşı koyan,kendilerini bu kesici aletlerle korumaya çalışan ve bu uğurda şehitlik mertebesine yükselen sayısız ve isimsiz kahraman Uygur Kız-yiğitler bulunmaktadır.Dünya pek çok savaş kahramanı görmüştür.Ancak,ateş püsküren otomatik tüfeklere,tanklara karşı bıçakla koşan kahramanlar tek Müslüman Uygurlarda görülmüştür.Askeri eğitim görme imkanı bulunmayan,silahsız Uygurların,Çin işgal kuvvetleri karşısında verdiği zayiat gerçekten çok büyüktür. Ama,aradakı mesafe ZAMANLA  kapanacak ve denge bulunacaktır.Zalimlere boyun eğmek ve onların karşısında susmak, Allahın emirlerine uymamak ve insanın kendisine de yapılmış olan en büyük ihanettir.Dünya’da Savaşlar sonucunda tamamen yok olmuş ve soyu tükenmiş Millet yoktur. Afganistan’a Sovyet ordusu girdiği 1979’da Afganistan nüfusu 21 milyon idi. Savaşsız bir günü bile geçmeyen bu ülkenin 2015’teki nüfusu ise 32 milyondur.Doğu Türkistan’da “ Tek çocuk Politikası” uygulaması ve diğer kısıtlamalar olmasına rağmen,kahraman Uygur analar tüm zorlukları aşarak çoğalmayı ve hatta 7-8 çocuk doğurmayı başarmaktadır. İşgalci Çin’in Doğu Türkistan’ı Uygurlara cehennem, göçmen etnik Çinlilere cennet yapma projesi gerçekleşmeyecektir.
Türk kardeşlerimizden ve diğer dostlarımıdan bazıları “ Madem siz çok aciz ve çaresizseniz, Çin çok güçlü ve yenilmez durumda..Neden o topraklarda Çinli’lerle karşılıklı anlaşarak barış içinde yaşama yoluna gitmiyorsunuz?” diyenlere rastlıyoruz. Bu sorulara Cevabımız şudur ; “ O topraklarda Çinlilerle barış içinde beraber yaşamak istemeyen biz Uygurlar değil,Çinli’lerdir.Çin yönetimi, bu topraklarda bizi ve bize ait her canlıyı imha ederek,bu toprakların yer üstü ve yer altı kaynaklarına ebedi sahip olmak istiyorlar.Biz susarsak da,boyun eğersek de,kitle halinde köle olmaya razı olsak da Çin yönetiminin bu tutum,kararlığında ve  niyetinde  değişiklik olmayacaktır. Çünkü geçmiş 65 yıllık işgal sürecinde bu gerçek kanıtlamıştır.
Çin halk Kongresi tarafından 1955’ta kabul edilen ve 1984’de tekrar düzeltip yürürlüğe konacağı ilan edilen “Özerk bölge Kanunu”nun uygulanmasını ifade özgürlüğü çerçevesinde ve barışçıl yollarla talep eden Uygur bilim adamı ve Uygurların Vicdanı olan Doç. Dr. İlham Tohtı geçen yıl Ocak ayında tutuklandı ve 23 Eylül’de Ömür boyu hapis cezasına mahkum edildi. Dr.Tohtı çalıştığı Pekin’de  Uygurların temel haklarını ve Çin anayasası ve Özerk bölge yasalarında kabul edilen yasal haklarını elde  etmek için tutuklanan kadar 20 yıl uğraş verdi.”Doğu Türkistan”kelimesini kesinlikle kullanmadı. Şinjiang terimini kullandı. “Şincang, Çin’in toprak bütünlüğü içinde ve onun bir bir parçasıdır” dedi. Ama “ Yasa her ülkenin namusudur.Çin devleti kendi yasalarını çiğnememeli.Kendi yasalarını çiğneyen devlet,öz kızına tecavüz eden babadan farksızdır.”dedi. Pekin çıldırdı.İlham Tohti, Son olarak 15Ocak 2014’de Pekin’deki evinde tutuklanarak Urumçiye getirildi . 23 Eylül 2014’te ise, “bölücülük” ile suçlanıp muhabbet hapis cezasına çarptırıldı.İlham Tohti Çin komünist parti üyesi idi.Dr.Tohtı, ÇKP ‘ne ve ÇKP’nın çıkardığı yasalara güveniyordu.Dr.İlham Tohti şuan,ben bu yazıyı yazarken bile ayağında 10 kilo,elinde 6 kilo ağırlıktaki zincirle Urumçi ceza evinde işkence görmektedir..
Dr. İlham Tohti,Uygurları sürekli sakin olmaya ve yasalara uymaya ve sabırlı olmalarını istiyordu. Çin elitleri ve demokrat aydınlar içinde onlarca samimi arkadaşı vardı.Onlarla beraber Çin’deki etnik gruplar arasında iletişim köprüsü olmaya hayatını adamıştı. Akibeti ne oldu ?

İlham Tohti eğer bir Çin kökenli akademisyen olsaydı,yaptığı bu olumlu ve hayırlı hizmetleri için Çin devlet başkanlarından madalya alırdı.fakat Uygur kökenli olduğu için ceza evine konuldu.Uygurların sonu İlham Tohti’nin sonundan farksız olmayacaktır.
Ben bu yazıyı yazarken,arada dinlenirken Çince internet sitelerine baktım ve Çinli sosyolog Çinbokung‘un “Sevilmeyen Çinliler”başlıklı kitabı Çince ve Japonca neşredilmiş olduğunu okudum. .Yazar ,batıda icat edilen Marksizm’i benimseyip,Batı uygarlığı ve demokrasiyi ret eden Çin kültürünün tarihi köklerini irdelemiş. O,kitabın ön sözünde Çinlilerin karakterini şöyle tarif ediyor; “ Bugünkü Çinlilerin özelliğini Dünyanın bilmesini önemsiyorum. Çinliler Şöyle bir karaktere sahiptir;Adalet ve Ahlak yoksunu,nankör,kirli ve Pis evini temizlemek yerine onu bırakıp sokağı süsleyen, güler yüzünün arkasında art niyet ve kötülüğünü gizleyen,Parayı gördüğünde hırsını kontrol edemeyen,yol haritasını kendi çıkarı için çizen,risk almamayı hayat felsefesi sayan,acımasız,iç çatışmaya hevesli,aciz’i ezen,güçlüye ezilen,Aç göz ve korkak,köle karakterine sahiptir.”

         Çinili Yazar kitabında  dünyayı şöyle uyarıyor; “Çin hiç zayıflamak istemeyen  tarihi diktatörlük rejimidir.Çin, kibirli, inatçı ,kalitesiz milli karakteri ile kısır döngü içinden çıkmadan dünya kültürüne şeytanı yüzünü gizleyen bir pranga olarak başını sokmayı sürdürecektir. ”
Fransa’nın18.yüz yılda yaşayan ünlü  düşünürü ve  sosyolog Charles Montesquieu , Çin karakterini bir cümleyle şöyle ifade etmiştir ;

      “ Çinliler, çalışkanlık ile kurnazlığın karışımı olan özgün Çinli karakterini yaratmıştır.

     İspanyol’ların milli karakterinin,  dürüstlük  ile tembelliğinin karışımından oluştuğu gibi… ”

Biz Müslüman Uygurlar, İŞTE böyle bir Milletin tutsaklarıyız.
(Devam edecektir.)

Kaynaklar:
1- 研究报告称新疆2.19万亿吨煤储将带动GDP增长2700倍 中石油6年内将在新疆投资3400亿 年产油气6千万吨
2.-2013年新疆棉花种植总面积2538万亩 总产量340万吨
中央新疆工作会召开在即:站在大发展的历史节点

3.-Uyghur élida «qosh til» maaripida terbiyiliniwatqan ottura-Bashlanghuch, yesli baliliri 3 milyongha yéqinlashqan
4.- 450人死于2014年新疆暴力镇压
南疆维稳开支占公共财政收入1/4
5.- Uyghur élide 2014-Yili qolgha élinghanlar ‏bir hesse köpeygen
中国高官:有新疆人越境参加IS后回流
6.- Uyghur aptonom rayoni rehberlirining béyjingda bergen ziddiyetlik bayanatliri soal belgisige duch keldi
7.-James Leibold on Ethnic Policies in China
不受欢迎的中国人

( 15.03,2015   42 Okuma)

Etiketler: » » » » »
Share
1530 Kez Görüntülendi.