logo

trugen jacn

PROF.DR.KARLUK :ÇİN İLE GÖRÜŞMELERDE UYGUR TÜRKLERİ MUTLAKA GÜNDEME GELECEKTİR !

Resim

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)

Ankara-HBV. Ün. Uluslararası ilişkiler  ve Siyaset Bilimi öğretim üyesi ve aynı zamanda Doğu Türkistanlı Uygur Türkü bir bilim adamı olan Prof. Dr. Abdurreşit  Celil Karluk,  Cumhurbaşkanı  Sayın Recep Tayyip Erdoğan’in Şanghay İşbirliği  Örgütü(ŞİÖ)nün Çin’in Tienjing kentinde yapılacak Zirveye katılması  ve sonrasını :” Cumhurbaşkanımız  Sayın  Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi ziyareti ve  sorasında Çin yönetimi ile yapacağı görüşmelerde Uygur  sorununu  gündeme  getireceğini   kuvvetle tahmin ediyorum. Buna rağmen, Çin tarafının  bu konuda alışılagelen  ve bilinen iddialarını  tekrar dayatacaktır. Ancak,  Türkiye’nin Çin’in Uygur  Türklerine yönelik  insanlık suçları ve etnik Soykırımı uygulamaları konusunda   hazırladığı dosyanın de  kuvvetli ve  çok güvenilir  kanıtlara dayandırıldığını ve çok da kabarık olduğunu düşünüyorum.”  sözleri ile değerlendirdi.  

Türkiye Çin İlişkileri  Daima  Aleyhimize  ve Çin’in Lehine Derinleşmektedir 

Prof. Dr. Abdurreşit Celil Karluk  bu ifadeleri Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ŞİÖ Zirvesi  nedeniyle   kişisel twetter  X hesabı üzerinden  yaptığı değerlendirmede dile getirdi. Prof. Dr. Karluk şunları paylaştı : ” Çin merkezli dünya (Tianxia)ilişkiler ve  bu bağlamda  Uygur Türkleri   sorunu başta olmak üzere  diğer tüm  konularda Çin-Türkiye ilişkileri benzeri olmayan  şekilde dengesiz ve daima Çin’in lehine ilerleyen ve derinleşen bir ilişkidir. Elbette bu dengesiz ve daima Türkiye’nin aleyhine işleyen bu ilişkilerin belirli kişi ve gurupların  büyük yararlar sağladığı düşünülebilir.  Çin ile  Ticari ve ekonomik ilişkilerin 25 yıllık geçmişine baktığımızda  en az  % 85  oranında bir rakamın Çin lehine olduğu resmi rakamlardan  kolayca  anlaşılabilmektedir.  2 ülke arasında  2024 yılında  gerçekleşen 50 milyar  $ tutarındaki  ticareti hacminin  46 milyarı Çin’in Türkiye’ye  ihracatı   sadece 4 milyarı $   ülkemizin Çin’e  ithalatı    şeklinde  gerçekleşmiştir.
Türkiye Çin  Siyasi  İlişkilerinin  Seyri 
Siyasi ilişkilere baktığımızda  Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip  Erdoğan’ın Çin’e (başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı dönemlerinde)  toplam 7 resmi ziyaret gerçekleştirmiştir.   Bu ziyaretler, 2010, 2012, 2014, 2015, 2017, 2019 ve 2025 yıllarında  olmuştur. Buna  karşılık  Çin devlet Başkanı  Xi Jinping’in Türkiye’yi sadece 2010’de devlet başkan yardımcısı iken bir kez   ve 15 yıl sonra  2025 yılının sonlarında olmak üzere toplam  2 kez da belki ziyaret edecektir.  Ancak, karşılıklı siyası ilişkiler incelendiğinde Çin Cumhurbaşkanı Xi Türkiye’yi  son 15 yılda ziyaret etmemiş olsa da  Çin tarafı siyasi olarak ilişkileri  istediği yönde kendi lehine geliştirmiş olduğu görülecektir. Örneğin 2009’da Ürümçi katliamından sonra  o zaman Başbakan  Sayın Erdoğan G20 Zirvesi için bulunduğu Roma’da “Urumçi’de olanlar adeta soykırımdır !” sert sözler ile Çin’i kınamıştı. Buna karşılık  Çin’in  2017  yılı sonrasında   Doğu Türkistan’da “Aşırılık ve Terörcülerle Savaş ”  adı ile başlattığı toplu gözaltılar ve Çin tipi toplama kamplarına hapsetme kampanyası  ile tarihin  hiç bir döneminde  benzeri görülmeyen bir Türk-İslam soykırımını  gerçekleştirmektedir. Bu kampanya  ile Türk aileler zorla dağıtılmış ebeveyinleri Toplama Kamplarında esir tutulan masum Türk yavrular  dönüştürme Kampları/Merkezlerinde  Çinliye dönüştürülmektedir.  Buna karşılık  Türkiye giderek Çin’i “rahatsız” etmeyecek  cılız söz ve  açıklamalar ile geçiştirmek istemektedir. Hatta kimi zaman  bazı etkili ve yetkili  siyasilerin Çin’in Uygurları suçlayan asılsız iddialarını   tekrarlayarak destekleyen   açıklamalar yapmıştır. Doğu Türkistanlı mazlumlar  bazı siyasetçilerin   bu haksız ve  hiç bir dayanağı olmayan bu açıklamalarından derinden  istirap duymaktadır. İşin en ilginç ve enteresan boyutu ise bu ilişkiler  derinleştikçe  Çin’in politik sınırları içinde yaşayan Uygurlar, Kazaklar ve diğer Türklerin  durumu tarihte misli görüşmemiş düzeyde kötüleşmiştir. Aslında hiçbir Doğu Türkistanlı Türk, ilişkilerin  bu şekilde olmasını  tahmin etmez ve istemez. Hatta  tam tersinin gerçekleşmesini arzu eder. Tıpkı Türkiye- Rus ilişkilerinde Ukrayna toprağı iken zorla işgal ve yasa dışı olarak ilhak edilen Kırım ve Tataristan Türklerine  yönelik ilginin   gösterilmesini  istemektedirler.  
Türkiye Çin İlişkilerinde  Çıkmazlar
Bana göre,  Doğu Türkistan konusunda her 2 taraf  bazı yanlışları hala sürdürüyor.  Çin her ne kadar büyük bir güç olsa da  ” Bir Kuşak-Bir Yol” başta olmak üzere birçok küresel projelerine gerçekleştirebilmek ve bunun sürdürülebilir  durumda tutmak için    kilit ülke Türkiye ve Türkler Dünyasına çok  daha fazla ihtiyacı olduğunun pekala farkındadır.  Çin Doğu Türkistan’da  19 .yüz yılda  Batılılarca  Afrika ve Arap ülkelerinde denenmiş  acımasız ve vahşi sömürgeci yöntemlere başvuruyor. Çin kültür ve medeniyetinin en  olumsuz   örneğini ; Şövenist, farklılıkları hasım görme, dışlama  ve etnik ayırımcılık yönünü daha fazla öne çıkartıyor, farklılıkları tehdit olarak  görüyor,   kendinden(Çinli) olmayan ulusları  acımasız ve vahşice yok ediyor.
Türkiye ,Türkler dünyasının  İlhamı,Umudu ve Lokomotifi  
Türkiye Türkler dünyasının kendisine olan  ilham, umut, güven muhtaçlığını henüz tam olarak algılayabilmiş  değil. Çünkü devletin Çin ile ilgili siyaset stratejisi Çin’i ve Türkler dünyasını çok iyi bilen uzmanlardan yoksun. olduğunu düşünüyorum. Uygulanacak politikalar ve stratejiler  daha kısa vadeli, kimi zaman duygusal veya kimilerine göre  kişisel ve amatörce  zihniyet  ile  oluşturuluyor.  Oysa, Türkiye daha uzun vadeli, sürdürülebilir bir Çin ve Uygur politikasını jeokültürel  sahadan  aldığı güç ve güven ile  çok daha ileriye taşıyabilir, geliştirebilir ve uygulayabilir. Bu politikalar geçmişte oluşturularak uygulanabilse  idi, Uygurlar bu  kadar  son derece kötü bir soykırım sürecini yaşamamış, Türkiye başta Türkler Dünyası Çin ile daha dengeli ve sürdürülebilir ilişki geliştirmiş olurdu. Ancak  bu sosyokültürel  gücünün farkında olan Türkiye öncülüğünde yanına  tüm Türkleri  da yanına alarak Çin’in bu soykırım uygulamalarını durdurabilir. Başkaları asla değil.    
Günümüzde  Her Şeye Rağmen Hiç Bir Şey Geç Kalmış Değil
Günümüzde bu olumsuzlukları müsbete dönüştürmek için  tamamen geç kalınmış  değildir ve asla da sayılmaz. Bu konuda Türk Atalarımız ” Zararın  neresinden dönersen kardır.” hikmetini bize nasihat olarak miras bırakmıştır. Aksi halde, Türklerin dünyasında ve Çin’de  Türkiye ve Türk dünyası ile hesabi  olan  güçler farklı icraatlara girişebilir, Bence onlar buna başladılar bile. Uygurlar da  Soydaş ve kandaşlarının kendilerinden  artık vaz geçtiklerini  ve yalnız bırakıldıkları  düşüncesinden kurtulabilir.   Aksi takdirde  herkesin  kendi göbeğini kendileri kesecekleri bir  sonuç   kaçınılmaz olabilecektir.
Ben Çin’de  öğrenim görmüş ve yıllarca kalmış Doğu Türkistanlı bir Akademisyen olarak; Cumhurbaşkanımız Sayın  Recep Tayyip Erdoğan’ın   Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi   sonrasında  Çin Liderliği ile yapacağı  görüşmelerde  Uygur  sorununu   mutlaka gündeme  getireceğini   kuvvetle tahmin ediyorum.  Fakat bütün bunlara rağmen, Çin tarafının  Uygur Türkleri sorunu  konusunda alışılagelen  ve bilinen iddialarını  tekrar dayatacaktır. Ancak,  Türkiye’nin Çin’in Uygur  Türklerine yönelik  insanlık suçları ve etnik Soykırımı uygulamaları konusunda   hazırladığı dosyanın de  kuvvetli ve  çok güvenilir  kanıtlara dayandırıldığını ve çok da kabarık olduğunu düşünüyorum.
Share
608 Kez Görüntülendi.