Bedrettin KELEŞTİMUR
ATA YURDUMUZ DOĞU TÜRKİSTAN’A AĞITIMDIR !
Ata yurdunda, okunur hamiyetim
Hunları, Göktürkleri, Uygurları…
Dokuz Oğuzları, On Uygurları…
Bir ulu mazim, köklü, soylu milletim
Kürşadları, Osman Baturları…
Kan ağlar şimdi, ulu yatırları…
Türkistan, tarihim, medeniyetim;
İçindedir, Kırgız, Özbek, Kazak’ı…
Turan’dır, en asil, soylu niyetim;
Sindiremem asla puslu tuzağı…
Kanar içinde, esaret azığı…
Yüreğim kâh Ötüken, kâh Urumçi…
Gözyaşlarım dökülür İli nehrine…
Kaşgar’da ezan, ‘sükûtun isyanı’
Öz kardeşin dayanamaz zehrine…
Diyar diyar, zebun düşer kahrına
Altaylarda soğuk, beni üşütür
Bunca zulüm, işkence korkutur!
Turfan, Kumul, Aksu, Hoten canımdır;
Can içre yaralarım ürkütür…
Ay yıldızlı, Gök Bayrağın altında;
Hesap sorulacak, Hakkın katında…
İbni Sina, Farabi, Yakup Hanı;
Narçiçeği, Türkistan’ın bahtında…
Satuk Buğra, Bilge Kağan tahtında…
Düşündükçe düşlerim alev alev…
Bir ufka bakarım, nerdesin yârim?
İnim inim inler, “ata mezarım!”
Âleme nizam götüren mahşerim
Veyl Nehri, Kürşat’ça yürür çerim!
Yıldırımlar gibi düşen nazarım
İnşallah, “baht güneşini!” yazarım
DÜNYA BİR HANDIR…
Dünya bir handır,
Dolar, dolar boşalır
Solar, solar savrulur
Yanar, yanar kavrulur
İçinde, ateşi, yakıtı, mahşeri
İçinde, kemal vakti, zeval vakti
İçinde cennet, cehennem hasatı
AĞAÇ OL…
Gölgesi, meyvesi olan bir ağaç!
Diyar diyar ilme, marifete aç
Zarafete ışık yayan bir fanus!
Söz deryasında gönüllere ilaç
Yürek adımında, gölgesi uzun…
” Eşrefü’l mahlûkat sırrına mazhar”
DÜNYANIN FERYADI
Dünyanın feryadı, âlameti
Bekler dört gözle selâmeti
Ümitler, içinde bahar çelengi
O renklerdedir gönlümün ahengi
Dünya semazen, mevsimden mevsime
Dönüşüyle, ağıt düşer nefsime!
Merhamet derim, günün beş vaktine
Bağlı kalırım, Resul’ün akdine
NİYET, AMEL…
Niyet, amel, istikâmet
Ömür yolu sana zimmet
Tevfik, Yaratandan derim
Gayretin sırrında himmet
Taşır yüreğinde hasret
Hasretin öznesinde nusret
Girmesin içine kasvet
Ya sabır, ya medet derim
GECE
Gece, sessiz çığlığın girdabında
Ölüm uykusunda sanki kâinat
Aklım, iradem bir şuur kabında
Hikmeti saklar, zamaneye inat
Geceler, sabrın dolunayı gibi
Ruhuna ışınlı bir mehtap doğar
YER BEYAZ…
Yer beyaz, gök beyaz
Gözlerde, kalplerde niyaz
Ruhumun sıcaklığı yaz!
Severim kışı, örtüsüyle
Yürürüm, adımlarımda kar beyazı
Tertemiz, beyaz bir sayfadır bize…
Ezan vaktidir, bize sükût düşer
Sükûtun serancamı ihlas düşer
KUŞLAR YORGUN DÜŞER
Kuşlar yorgun düşer kış soğuğuna
Kanat çırpar soluya soluya
Yüreğim kanar, kanat çırpan kuşa!
Ayaklarımız dayanmaz yokuşa
Yokuş çıkmak kışa soğuğa inat
Merhamet kanadı serin doğaya
Şefkatle nice can hayat soluya
MUŞ… MALAZGİRT
Muş, Malazgirt yetmiş bir, Alparslan’dır
Muş, ufkumuzu kaplayan ovadır,
Murat, derin vadilerin soluğu;
Cazibesiyle göz dolduran lale!
Malazgirt’te başlar, vatan sevdası!
O sevdayla yürür, Anadolu’ya…
Vatan… ahan da, kalbimin şurası
DERİN UYKU…
Derin uyku yok bize
Uyku ile uyanıklık arasında
Gecenin örtüsüne bürünür
Rüyalar âleminde gezinir
Bir seyyahı fakir gibi…
Kâh şiirin mısralarına dokunur
KATLANIR
Bülbül, niye aşina bu kadar güle
Sevdasıyla dikenine katlanır!
Verem eden aşk nasıl bir heyula
Öyle bir hal ki, çileye katlanır
Sabır yahu, edep yahu dedirtir;
Dedirtir de, demiri aşk eritir
Aşkı, Ferhat’a sor, Mecnun’a sor
Sanki âlemi seyrederiz
SAATLER…
Saatler, hıncınız mı var, söyleyin!
Yaşlılıkta, fırtına gibi eser
Şu yorgun düşlerim önümü keser
Zamanla yürümek, o kadar zor ki?
Gölgelerim bile önüme düşer
AKIL…
Akıl, koskoca kâinatı taşır
Yüreği, vicdanıyla birlikte
Her insan âlem, kâinattan özne
İnsanın kadri bilinir dirlikte