logo

trugen jacn

ÇKP’NİN İKTİDARDA OLDUĞU ÇİN, MÜSLÜMANLAR İÇİN ASLA GÜVENLİ BİR ÜLKE DEĞİLDİR !

Müslüman olmak demek, Çin'den asla güvende olmadığınız anlamına gelir

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (UYHAM)

Çoğu insan için, yurtdışına seyahat etmek heyecan verici fırsatlara ve yeni kültürlerle tanışmasına vesile olur.  Çin’de yaşayan Uygur Kazak ve diğer Türk asıllı azınlık Müslümanlar için yurtdışına seyahat etmek evde arkadaşlarını aramak ve onlarla mesajlaşmak kendilerini ve ailelerini karşılıklı olarak sıkıntılara ve riske atabilir. Aralık 2015’te,  Uygur bölgesinin antik Kaşgar kentinden genç bir Müslüman Uygur olan Abduhalik Aziz , ünlü El-Ezher Üniversitesi’nde okumak için Kahire’ye geldi.  Kısa süre sonra Çinli yetkililer Aziz’in Kaşgar’daki ebeveynlerini gözaltına alarak ona misilleme yaptılar. 

Bir diğer Uygur Müslüman   Abdulhekim Yusuf de iş için Pakistan’a taşındıktan birkaç yıl sonra WeChat üzerinden ülkesindeki ailesinden  bir mesaj aldı.Gelen mesajda onun kardeşinin bir Çin Toplama Kampına hapsedildiği bildiriliyordu.  Geçen yaz Katarlı yetkililer, Yusuf’u Doha havaalanından geçerken onu tutukladı ve neredeyse Çin’e teslim edecekti.Ancak Katar komu oyunun baskısı ile öfkesi ve ABD diplomasisi devreye girdi ve onu Kkatar’ın elinden kurtardı. ABD.yönetimi onun ABD’nın Virginia eyaletine yerleşmesine izin verdi.Yusuf halen bu kent’te yaşamını sürdürüyor.

Şu anda en azından Aziz ve Yusuf özgürler. Ancak,onların  Çin’deki aileleri ile milyonlarca Müslüman Uygur onlar kadar şanslı değiller.

Çin hükümeti 2017’den beri kuzeybatısındaki Uygur bölgesindeki Çin tipi toplama kamplarını kurmaya başladı. Şu anda  yaklaşık 1,8 milyon Uygur, Kazak ve diğer Müslümanları  bu kamplarda hapiste tutuluyorlar. Geçtiğim yılın sonlarında ÇKP Üst yönetiminden sızan ve Uygur Soykırım belgeleri ve Karakaş Listesi olarak   adlandırılan gizli hükümet belgeleri , bu bireylerin çoğunun, bir güvenlik riski oluşturdukları için değil, sakal bıraktıkları,kadınlar ise tesittüre uygur kıyafetler giydikleri veya veya peçe takma gibi dini uygulamaları nedeniyle hedeflenerek bu kamplara atıldıklarını göstermektedir.  Çin yönetiminin Uygur bölgesindeki bu toplu tutuklama ( Buna günah çıkarma deniyor.) kampanyası sonucu aileleri toplama kamplarına kapatılması sonucu kimsesiz ve bakımsız kalan yaklaşık yarım milyon Müslüman uygur çocuk ailelerinden  koparılmıştır. Ebeveyinleri partiye(ÇKP’ye) itaat etme ve İslam’ı reddetmeleri için sözde bu eğitim Kalplarında tutulanların bu ortada kalan çocukları ise dönüştürme ve asimile amaçlı olarak açılan yatılı okullara yerleştirilmiştir.

Çin hükümetinin Müslüman nüfusa zulmetmesi, sadece ülke içi ile ile sınırlı veya ölçeği ve acımasızlığı nedeniyle değil, sınırlarının dışındaki ülkelerde yaşayan Uygurlara de yapılıyor.Onlar yaşadıkları ülkelerde Çin yönetmince sürekli takip ve gözetiliyor. Şantaj ve tehditlerle kendilerine çalışmaları için zorlanıyor.  Çin Hükümeti , Çin’den kaçanTürkiye , Kazakistan , Özbekistan , Malezya ve diğer ülkelerde yaşayan Uygur Müslümanların kendilerine   iade etmesi için baskı yapıyor ve talepte bulunuyor. 2017’de Mısırlı yetkililer düzinelerce Uygur öğrencisini topladı ve Çin’e sürdü . Yurt dışına kaçan bireyleri yakalayamadığında, hükümet genellikle ailelerini Çin’e geri götürüyor. Özellikle buna en açık ve acımasız bir örnek olarak Uygur aktivist ve Uygur Hareketi Lideri Ruşen Abbas’ın doktor olan Ablası Dr.Gulshan Abbas‘ı   2018 ‘de tutuklayarak Toplama kampına hapsetti. Bu tutuklama eylemi Virginia’da yaşayan Uygur aktivist olan kız kardeşini Ruşen Abbas’ı susturmak içindi.

Çin Komünist Partisi’nin insan hakları sicili sürekli eleştirilen ÇKP’nın ajanları diğer ülkelerde vatandaş ya da daimi ikamet eden Uygur Müslümanlarını  sürekli şantaj ve tehditleri ile onları adeta da bezdirdi . 

Amerika Birleşik Devletleri , Avrupa , Kanada ve Avustralya’daki Uygurlar kişisel bilgi almak veya Çinli diplomatlar tarafından takip etmek için tehdit edici telefon çağrıları aldıklarını bildirdiler.

Komünist Partinin propagandasının aksine, Çin hükümetinin inanç savaşı sadece bir iç mesele değildir.  ÇKP’nın Bu propaganda ve baskıları İstanbul’dan Indiana’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki Uygur Müslümanları etkilemektedir.  Bu ise adı geçen ülkelerin Vatandaşlarımızı, meslektaşlarımızı, komşularımızı ve ailelerimizi etkiler.

Bizim de 2020 Faaliyet Raporu , Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu (USCIRF) ABD hükümeti devam etmek ve sayaç Çin etkisi operasyonlarına artış çabaları bastırmak dini özgürlük savunuculuğu için tasarlanmış önerilir. Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası Kongresi geçtiğimiz günlerde, geçti ve BaşkanDonald Trump İmzalı , FBI ve Dışişleri Bakanlığı’ndan ABD vatandaşlarını, etnik Uygurları ve ABD’deki Çinli uyruklu kişileri sindirmeye yönelik Çin teşebbüslerini bildirmelerini zorunlu kılarak önemli ilerleme kaydetmektedir. ABD’li diplomatlar, diğer hükümetleri – özellikle Müslüman çoğunluktaki ülkelerdeki vatandaşları – vatandaşlarına yönelik tehdit konusunda bilgilendirmeli ve onları korumak için adımlar atmaya teşvik etmelidir.

Ayrıca Dışişleri Bakanlığına, Müslümanların Çin’e ve dini zulümden kaçan diğerlerinin geri gönderilmesini önlemek için diğer ülkelerle birlikte çalışmalarını tavsiye ediyoruz. Bir öncelik, açık bir siyasi sığınma izni olmaksızın Çin ile yapılan herhangi bir iade anlaşmasına karşı lobi yapmak olmalıdır. Özellikle Türkiye ile Çin arasında bir iade emri anlaşmasının belirsizliğinden endişe duyuyoruz . Bu anlaşmanın onaylanması ve yorumlanması, Türkiye’de ikamet eden yaklaşık 50.000 Uygur Müslümanı için özgürlük ve baskı arasındaki farkı ortaya çıkarabilir.

Son olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin uluslararası ve bölgesel forumlarda varlığını arttırması gerekiyor. Bazen haklı olarak “konuşan dükkanlar” olarak alay edilirken, bu toplantılar gündemi belirleme ve kamu savunuculuğunu etkileme gücüne sahiptir. Örneğin, geçen Mart ayında İslam İşbirliği Teşkilatı, Çin’in Müslüman cemaatine muamelesini – kınayan değil – takdir eden bir açıklama yaptı . Çin’in Abu Dabi’deki toplantıya bir düzineden fazla diplomat yolladığı bildirilirken , ABD hiçbiri göndermedi. Bunun bir daha asla gerçekleşmemesini sağlamalıyız.

Bu makalenin ortak yazarları Nury Turkel  ve Gary Bauer aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu üyesidirler. ( Komiseri de denilmektedir.) 

Kaynak : https://thehill.com/blogs/congress-blog/civil-rights/50422 -being-muslim-means-youre-never-safe-from-ch

Etiketler: » » » » » » » » » » » »
Share
198 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ