
UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)
Son Dakika


Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da etnik soykırımı bir an önce tamamlamak için Uygur aileleri zorla dağıttığı ve dağıtılan bu ailelerin kitlesel kaçırma kampanyası sonucunda 2018 yılına kadar Uygurların çoğunluğu oluşturduğu Doğu Türkistan’ın güneyindeki 4 büyük yerleşim bölgesinden çoğunluğu Uygur Türklerinden oluşan en az 143.228 çocuğu aile ve ebeveynlerinden kopardıkları onları asimile ettikleri bildirildi.
Uygur Times haber sitesinin İsveç merkezli Shahit.biz.com tarafından yayınlanan 27 Temmuz 2026 tarihli yeni bir yeni bir analizini kaynak göstererek verdiği bilgiye göre haberin kaynağının Kaşgar’a bağlı Koneşeher(Eskişehir) İlçesindeki resmi kapsamlı polis belgelerine dayanıyor. Konunun uzmanı Araştırmacılar, bu raporu hazırlarken Uygur ailelerin zorla dağıtılarak ortadan kaldırılmasına dair 2018 yılında sızdırılan Kaşgar Konaşehir Polis gizli belgeleri ile işgalci Çin hükümeti arşivlerini ve Toplama Kamplarına ait verilerini kullandıkları belirtildi. Bu Çalışma, Çin’in Uygurlara yönelik kitlesel baskı kampanyasının Uygur ailelerini ve çocuklarını nasıl etkilediğine dair en ayrıntılı değerlendirmelerden birini sunuyor.
Sadece bir ilçede bile binlerce çocuk ebeveynlerinden Ayrıldı.
Rapora göre, Toplu gözaltılar ve Çin tipi Toplama kamplarının uygulanmaya başlandığı 2017’den beri Kaşgar’in Konaşeher ilçesinde ailelerinden zorla koparılarak kaçırılan 21.809 Uygur çocuğunun tesbit edildiği bildirildi. Ülkedeki Demografik asimilasyon ve Uygur aile ilişkisi verilerini kullanarak, ebeveynlerinden birinin veya her ikisinin kaçırılmasının ardından geride kalan 3.772 çocuğu belgelediler.
Araştırmacılar, bu sayının asgari rakamların baz alındığı bir minimum tahmin olduğunu belirterek, daha fazla belge ortaya çıktıkça daha fazla vakanın gün yüzüne çıkabileceğini kaydetti.
Analiz, ailelerin genellikle birden fazla çocuğa sahip olduğunu ortaya koydu. Ebeveynlerden birinin kaçırıldığı ailelerde ortalama 2,4 çocuk etkilenirken, 700’den fazla ailenin ebeveynsiz üç veya daha fazla çocuğu olduğu tespit edildi.
Rapor, çocukların asimilasyona tabi tutulduktan sonraki yaşam koşullarını hakkın bilgi vermiyor. Ancak, birçok çocuğun yatılı okullara yerleştirildiği veya akrabalarının bakımına bırakıldığı bildirilmiş olsa da, her vakanın sonucunu belirlemek için mevcut kanıtların yetersiz olduğunu belirtti.
Raporun hazırlanması evresinde, etkilenen aileler içinde tekrarlanan kaçırma olaylarının bir örüntüsünü de ortaya çıkardı.
Araştırmacılar, çoğu vakada önce babaların kaçırıldığını ve birçoğunun 2017’de uzun hapis cezalarına çarptırıldığını, annelerin ise 2018’de toplama kamplarına gönderildiğini tespit etti. Bu durum, kaçırılma tarihinin net bir şekilde belirlenebildiği tüm belgelenmiş vakaların yaklaşık %56’sını oluşturuyordu.
Bu bulgular, Çin işgal rejiminin Uygur çocuklarını zorla kaçırma olaylarının genellikle her iki ebeveyni de evden ayırdığını ve çocukları birincil bakıcılarından mahrum bıraktığını göstermektedir.
Kaşgar’in Konaşeher(Eskişehir) ilçesi kayıtlarından elde edilen verileri kullanan araştırmacılar, ilçedeki etnik Çinli olmayan çocukların %4,22’sinin bir veya her iki ebeveyninin de gözaltında olduğunu tahmin etti.
Çünkü Doğu Türkistan’ın güneyindeki Uygur çoğunluklu ilçelerde kaydedilen kaçırma oranları benzer bir örüntü gösterdi, rapor bu oranları dört güney ilindeki (Kaşgar, Hotan, Aksu ve Kızılsu) Han olmayan çocuk nüfusuna uyguladı.
2019 Sincan İstatistik Yıllığı’ndaki nüfus verilerine dayanarak hazırlanan raporda, 2018 yılının sonuna kadar bu bölgelerdeki en az 143.228 çocuğun ana veya babasının birlikte hapsedildiği / kaçırıldığı tahmin ediliyor.
Etkilenen çocuk sayısının en yüksek olduğu tahmin edilen ilçe ve şehirler aşağıdaki gibidir:
Rapor, bulgularını Tarım bölgesinin güneyiyle sınırladı ve gözaltı politikalarının bölgenin kuzey kesiminde farklılık gösterebileceğini ve mevcut kanıtların özerk bölgenin tamamına aynı yaklaşımı uygulamak için yetersiz olduğunu belirtti.
Bağımsız bir belgeleme projesi olan Sincan Kurbanları Arşivi, sızdırılmış Çin hükümeti belgelerini, hayatta kalanların tanıklıklarını ve resmi kayıtları kullanarak, Çin’in Uygurları ve diğer Türk halklarını hedef alan kitlesel toplama kamplarına kapatma kampanyasının kurbanlarını yıllardır belgeliyor.
Araştırmacılar, 143.228 çocuk tahmini sayısının asgari bir sayı olarak kabul edilmesi gerektiğini, çünkü belgelerin henüz tamamlanmadığını ve ek kayıtların daha fazla etkilenen aileyi ortaya çıkarabileceğini vurguladı.
Bu bulgular, Çin’in kitlesel gözaltı kampanyasının yalnızca orantısız sayıda Uygur’u hapse atmakla kalmayıp, aynı zamanda güneydeki Uygur anavatanında yüz binlerce çocuğu etkileyen yaygın aile ayrılıklarına da yol açtığına dair giderek artan kanıtlar dizisine katkıda bulunuyor.
Kaynaklar:
- Sincan Mağdurları Arşivi (Shahit.biz), “Güney Sincan’da Ailelerinden Ayrılan Çocuk Sayısına İlişkin Tahmin”, 27 Temmuz 2026 tarihinde yayınlandı.
- https://blog.shahit.biz/2026/07/27/an-estimate-on-the-number-of-children-separated-from-parents-in-southern-xinjiang
BENZER HABERLER