Son Dakika



Çünkü artık dünyanın vicdanı yok.
Çünkü artık “insan hakları” denilen kavram, devletlerin ekonomik çıkarlarına göre şekillenen siyasi bir pazarlama malzemesine dönüştü.
Bugün İsrail’e karşı en sert cümleleri kuranların önemli bir kısmı, Çin söz konusu olduğunda kafasını yere eğiyor. Çünkü mesele mazlum değil. Mesele para. Mesele ticaret. Mesele ithalat, ihracat, yatırım, fabrika, kredi ve ekonomik korkular.
Bu yüzden bazı zulümler sürekli manşet oluyor, bazıları ise özellikle unutturuluyor.
Çünkü Çin’e karşı konuşmanın ekonomik bedeli var.
İşte bütün ikiyüzlülük tam burada başlıyor.
Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar Filistin için sokaklara dökülüyor. Bu elbette insani bir reflekstir. Ancak aynı insanlar Doğu Türkistan konusunda neden aynı öfkeyi göstermiyor? Neden aynı kalabalıklar Çin konsolosluklarının önünde oluşmuyor? Neden aynı siyasetçiler ekranlarda yumruk masaya vurmuyor?
Çünkü korkuyorlar.
Çünkü ekonomik düzenleri bozulmasın istiyorlar.
Çünkü ticari ortaklıkları zarar görsün istemiyorlar.
Ve daha da acısı; bazı çevreler için mesele artık mazlumun kim olduğu değil, hangi konunun siyasi prim getirdiğidir.
Doğu Türkistan’da yıllardır yalnızca dini baskı konuşulmuyor. Orada bir kimlik eziliyor. Bir milletin dili, kültürü, inancı ve hafızası sistematik şekilde baskı altına alınıyor.
Türkçe konuşmanın baskı gördüğü, dini eğitimin engellendiği, insanların sürekli gözetim altında tutulduğu iddiaları yıllardır uluslararası raporlara giriyor. Buna rağmen dünya hâlâ suskun.
Peki neden?
Çünkü mağdur olanlar Türk.
Evet, bunu açık konuşmak gerekiyor.
Ortadoğu’daki her gelişmede saatlerce yayın yapanlar, Türklerin yaşadığı coğrafyada yaşanan baskılar karşısında aynı hassasiyeti göstermiyor. Çünkü yıllardır oluşturulan siyasi ve ideolojik ezberler, bazı çevrelerin Türk kimliği söz konusu olduğunda bilinçli şekilde sessiz kalmasına neden oluyor.
Birileri sürekli ümmetçilik üzerinden hamaset yaparken, Türklerin yaşadığı acılar gündeme geldiğinde aynı insanların ortadan kaybolması tesadüf değildir.
Doğu Türkistan meselesi tam da bu yüzden yalnızca bir insan hakları konusu değil; aynı zamanda büyük bir samimiyet testidir.
Kimse yanlış anlamasın…
Hiçbir mazlum arasında ayrım yapılmamalı.
Filistin’de öldürülen çocuk da insanlık vicdanıdır, Doğu Türkistan’da baskı gören Uygur Türkü de.
Ama bugün ortaya çıkan tablo şunu gösteriyor:
Bazı çevrelerin hassasiyeti evrensel değil, seçicidir.
Arap coğrafyasında yaşanan acılar karşısında ayağa kalkanların önemli bölümü, Türklerin yaşadığı zulümler karşısında sessiz kalıyor. Çünkü onların gündeminde insanlık değil, ideolojik yakınlık var.
İşte bu yüzden insanlar artık şu soruyu yüksek sesle soruyor:
“Acaba mesele gerçekten insan hakları mı, yoksa sadece Arap dünyası üzerinden siyaset yapmak mı?”
Çünkü aynı kişiler Doğu Türkistan konusunda bırakın meydanlara çıkmayı, iki cümle kurmaktan bile kaçıyor.
Neden?
Çünkü Çin güçlü.
Çünkü Çin para demek.
Çünkü Çin’le ters düşmek ekonomik risk demek.
Ve işte bu yüzden bütün yüksek sesli ahlak söylemleri bir anda buharlaşıyor.
Bugün Doğu Türkistan’da yaşananlar karşısında susan herkes, aslında bu baskı düzeninin devam etmesine katkı sağlıyor.
Çünkü zulüm yalnızca baskıyı yapanlarla büyümez.
Zulüm, korkudan susanlarla da büyür.
Bugün ekranlarda insan hakları nutukları atanların önemli bir kısmı, Çin karşısında adeta dilsizleşiyor. Çünkü güçlüye karşı konuşmak cesaret ister. Bedel ödemeyi göze almak gerekir. Kolay olan ise yalnızca siyasi maliyeti düşük hedeflere bağırmaktır.
Gerçek samimiyet, çıkarına dokunsa bile doğruyu savunabilmektir.
Bugün dünya bunu yapamıyor.
Ve bu nedenle Doğu Türkistan meselesi artık yalnızca Uygur Türklerinin değil; insan hakları söylemlerinin ne kadar sahte olduğunun da en büyük göstergelerinden biri hâline geliyor.
Çünkü görünen gerçek şudur:
Dünya artık zalimi durdurmuyor.
Sadece hangi zalime ses çıkarıp hangisine susacağına karar veriyor.
Kaynak : https://www.ucuncugozgazetesi.com/konu-filistin-olunca-ofkelisiniz-dogu-turkistan-olunca-neden-suskunsunuz-H1905449.htm
BENZER HABERLER