King’in romanlarının aksine, “Sincan Prosedürü”, bedenleri karlı bir organ ticareti ekonomisi için kirletilen hapsedilmiş ve köleleştirilmiş Uygur insanlarının gerçek hayattan bir korku öyküsünü sunuyor. Soljenitsin’in başyapıtının ruhuna uygun olarak Gutmann, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Uygur bölgesinde Falun Gong uygulayıcılarına, Uygur Müslümanlarına, izinsiz “ev kiliselerinde” ibadet eden Hristiyanlara, etnik Kazaklara ve Tibetlilere yönelik sistematik işkence ve cinayetlerinin iğrenç işkence kültürünü ayrıntılarıyla anlatıyor. Ethan Gutman’in bu kitabında anlatılan dehşet verici olaylar,günümüz dünyasında yaşanan hiç bir şeye benzemeyen ÇKP yönetiminin sapkın ve iğrenç organ toplama ve ticaretini yapma olayının iç yüzünü anlatmaktadır. Yazar Gutman bu benzire olmayan vahim ve dehşet verici bu insan hakları ihlallerine ait ilk kitabını “Katliam” adı ile 2014 yılında kaleme alarak yayınlamış ve bu insanlık dışı uygulamalara uluslararası toplumun dikkatine sunmuştur. Ethan Gutman bu son çalışmasında, Çin Komünist Partisi’nin yarattığı ve günümüzde şiddetini daha da arttırarak sürdürdüğü vahşetin boyutuna daha derinlemesine iniyor ve anavatanlarında hâlâ var olan ve bu acıları bizzat yaşayan veya bu acılara tanıklık eden Uygur mültecilerle röportajlar yapıyor.

ÇKP Rejimi için Uygurlar ” Para Kazandıran Bir Makine”
“Sincan Prosedürü” kitabı Çin Yönetiminin canlı organ kaçakçılığı ekonomisinin 1990’ların başlarında nasıl başladığını ayrıntılarıyla anlatıyor. Zorla organları çalınan “Organ bağışçıları” Çin Komünist Partisi’nin tehdit olarak gördüğü demografik gruplardan Uygurlar,Falungung Müritleri ve diğer mahkumlardır. Bu organ kaçakçılığı operasyonlarından kimse sağ çıkamıyor ve organ alıcıları nakiller için Çin yönetimine 700.000 dolara kadar ödeme yapabiliyor.
Çin, bu organ ticaretini karlı bir yabancı organ “turizmi” iş kolu olarak yürütüyor. Çin yönetimine bağlı Hastaneleri, İngilizce ve Arapça web sitelerinde bu organ ticareti hizmetlerinin reklamını yapıyor ,Çin bu şekilde yılda en az 60.000 organ nakli gerçekleşiyor.
“Sincan Prosedürü”nün trajedisi, bu korkunç organ ticareti faaliyetinın bir sır olmadığı ve onlarca yıldır da gizli kalmadığı gerçeğini ayrıntıları ve kanıtları ile birlikte ortaya koyuyor. Gutmann, Falun Gong uygulayıcılarının/müritlerinin Çin Komünist Partisi’nin eylemlerini nasıl belgelediklerini kabul ediyor. Ayrıca, İsrailli Dr. Jacob Lavee’nin, talep üzerine öldürme sürecinin Çin hastanelerinin acil organ nakillerini sadece dört saatlik bekleme süresiyle planlamasına nasıl olanak sağladığını vurgulamasına da değiniyor.
“Sincan Prosedürü”ndeki rahatsız edici bölümlerden biri, Gutmann’ın Tayvan Ulusal Üniversitesi Hastanesi’nde kıdemli bir cerrah olan Dr. Ko Wen-Je ile yaşadığı tartışmayı konu alıyor. Gutmann, Çin anakarasının organ nakillerinin büyük çoğunluğunu Falun Gong’ müritlerinden temin ettiğini bizzat teyit eden Ko’nun, ÇKP tarafından yürütülen organ toplama operasyonuna doğrudan katılan Çinli cerrahlara gelişmiş canlı organ toplama teknikleri öğrettiğini anlatıyor.
Dr. Ko, Gutmann’ı itibarsızlaştırmaya ve dava açmaya çalıştı ve suçlamayı o kadar etkili bir şekilde reddetti ki, 2014’te Taipei belediye başkanı olarak seçimi kazanmayı başardı. Gutmann’ın suçlamaları o zamandan beri Tayvan mahkeme sisteminde başarıyla savunuldu.Tayvan medyasının ve siyasi kurumlarının büyük çoğunluğu, Ko’nun anakaradaki organ kaçakçılığına karışmasını garip bir şekilde görmezden geldi veya mazur gördü; ancak Ko, 2024 yılında emlak anlaşmasındaki yolsuzluktan suçlanarak, bu olayla ilgisi olmayan bir skandal nedeniyle gözden düştü.








