logo

trugen jacn

ETHAN GUTMAN’DAN YENİ BİR KİTAP : ” ÇİN’İN CANLI ORGAN TOPLAMA KABUSUNUN İÇ YÜZÜ “

'Sincan Prosedürü': Çin'in Organ Toplama Kabusunun İç Yüzü

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)

Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan Türklerine yönelik en aşağılık suçlarından genç Uygurların organlarını zorla çalarak helal organ olarak zengin  Araplara satması ve diğer insanlık  suçlarını araştıran İnsan Hakları aktivisti  Ethan Gutman   “Uygur Prosödürü : Çin’in Organ Toplama Kabusunun İç Yüzü” adı ile yeni bir kitap yayınlamıştır. Ethan Gutmann bu yeni kitabında işgalci Çin Komünist Partisi(ÇKP) rejiminin Uygur bölgesinde yaşayan Müslüman Türklere yönelik insan hakları ihlallerine ilişkin  son uygulamalarını  kanıtları ile birlikte ayrıntılı olarak ele alıyor. Ethan Gutmann’ın “Sincan Prosedürü” adlı  bu son kitap   Çin’in Uygur bölgesinde işlediği  dehşet verici olayları doğruluyor.  

“Sincan Prosedürü : Çin’in  Organ Toplama Kabusunun iç yüzü” adlı eserini okuyacak her okuyucu, bu kitabın Stephen King’in korku dolu eserlerinden bile daha yoğun ve şiddetli bir korku senaryosu sunduğunu hemen anlayabilir.
Ayrıca, Aleksandr Soljenitsin’in “Gulag Takımadaları” eserinin yayınlanmasından bu yana  kendi  vatandaşı olduğunu iddia eden Uygur halkına karşı savaş açan  ÇKP. rejiminin işlediği bu insanlık suçları  en iyi şekilde bilimsel olarak  araştırılmış ve ayrıntılı bir şekilde betimlenmiş  bir incelemesini sunmaktadır.

King’in romanlarının aksine, “Sincan Prosedürü”, bedenleri karlı bir organ ticareti ekonomisi için kirletilen hapsedilmiş ve köleleştirilmiş  Uygur insanlarının  gerçek hayattan bir korku öyküsünü sunuyor. Soljenitsin’in başyapıtının ruhuna uygun olarak Gutmann, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP)  Uygur bölgesinde  Falun Gong uygulayıcılarına, Uygur Müslümanlarına, izinsiz “ev kiliselerinde” ibadet eden Hristiyanlara, etnik Kazaklara ve Tibetlilere yönelik sistematik işkence ve cinayetlerinin iğrenç  işkence kültürünü ayrıntılarıyla anlatıyor. Ethan Gutman’in bu kitabında  anlatılan dehşet verici olaylar,günümüz dünyasında yaşanan hiç bir şeye benzemeyen   ÇKP yönetiminin sapkın ve iğrenç  organ toplama ve ticaretini yapma  olayının iç yüzünü anlatmaktadır. Yazar Gutman  bu benzire olmayan vahim ve dehşet verici bu insan hakları ihlallerine ait ilk kitabını “Katliam” adı ile 2014 yılında  kaleme alarak yayınlamış ve bu insanlık dışı uygulamalara uluslararası toplumun dikkatine sunmuştur.  Ethan Gutman bu son çalışmasında, Çin Komünist Partisi’nin yarattığı ve günümüzde şiddetini daha da arttırarak sürdürdüğü  vahşetin boyutuna daha derinlemesine iniyor ve anavatanlarında hâlâ var olan  ve bu acıları bizzat yaşayan veya bu acılara tanıklık eden   Uygur  mültecilerle röportajlar yapıyor.

ÇKP Rejimi için Uygurlar ” Para Kazandıran Bir Makine”

“Sincan Prosedürü” kitabı  Çin Yönetiminin  canlı organ kaçakçılığı ekonomisinin 1990’ların başlarında nasıl başladığını ayrıntılarıyla anlatıyor.  Zorla organları çalınan “Organ bağışçıları” Çin Komünist Partisi’nin tehdit olarak gördüğü demografik gruplardan  Uygurlar,Falungung Müritleri ve diğer mahkumlardır. Bu organ kaçakçılığı operasyonlarından kimse sağ çıkamıyor ve organ alıcıları nakiller için  Çin yönetimine 700.000 dolara kadar ödeme yapabiliyor.

Çin,  bu organ ticaretini karlı bir yabancı organ “turizmi” iş kolu  olarak yürütüyor. Çin yönetimine bağlı   Hastaneleri, İngilizce ve Arapça web sitelerinde bu organ ticareti  hizmetlerinin reklamını yapıyor ,Çin bu şekilde yılda en  az 60.000 organ nakli gerçekleşiyor.

“Sincan Prosedürü”nün trajedisi, bu korkunç  organ ticareti faaliyetinın  bir sır olmadığı ve onlarca yıldır da gizli kalmadığı gerçeğini ayrıntıları ve kanıtları ile birlikte ortaya koyuyor. Gutmann, Falun Gong uygulayıcılarının/müritlerinin Çin Komünist Partisi’nin eylemlerini nasıl belgelediklerini kabul ediyor. Ayrıca, İsrailli Dr. Jacob Lavee’nin, talep üzerine öldürme sürecinin Çin hastanelerinin acil organ nakillerini sadece dört saatlik bekleme süresiyle planlamasına nasıl olanak sağladığını vurgulamasına da değiniyor. 

“Sincan Prosedürü”ndeki rahatsız edici bölümlerden biri, Gutmann’ın Tayvan Ulusal Üniversitesi Hastanesi’nde kıdemli bir cerrah olan Dr. Ko Wen-Je ile yaşadığı tartışmayı konu alıyor. Gutmann, Çin anakarasının organ nakillerinin büyük çoğunluğunu Falun Gong’ müritlerinden temin ettiğini bizzat teyit eden Ko’nun, ÇKP tarafından yürütülen organ toplama operasyonuna doğrudan katılan Çinli cerrahlara gelişmiş canlı organ toplama teknikleri öğrettiğini  anlatıyor. 

Dr. Ko, Gutmann’ı itibarsızlaştırmaya ve dava açmaya çalıştı ve suçlamayı o kadar etkili bir şekilde reddetti ki, 2014’te Taipei belediye başkanı olarak seçimi kazanmayı başardı. Gutmann’ın suçlamaları o zamandan beri Tayvan mahkeme sisteminde başarıyla savunuldu.Tayvan medyasının ve siyasi kurumlarının büyük çoğunluğu, Ko’nun anakaradaki organ kaçakçılığına karışmasını garip bir şekilde görmezden geldi veya mazur gördü; ancak Ko, 2024 yılında emlak anlaşmasındaki yolsuzluktan suçlanarak, bu olayla ilgisi olmayan bir skandal nedeniyle gözden düştü.

Ethan Gutmann (C), Kazakistan'ın Almatı şehrinde bir Sincan mültecisiyle röportaj yapıyor. (Josephine De Haan)
Ethan Gutmann (C), Kazakistan’ın Almatı şehrinde bir Sincan mültecisiyle röportaj yapıyor. Josephine De Haan

Gutmann, “Sincan Prosedürü” için güncel bilgiler sağlamak amacıyla, bu vahşetlere tanık olanlardan doğrudan bilgi almaya çalıştı. Ancak Çin Komünist Partisi tarafından Sincan’a doğrudan erişim engellendiği için Gutmann alternatif bir bilgi kaynağı bulmak zorunda kaldı. Çin’den komşu Kazakistan’a kaçmayı başaran etnik Kazaklar arasından tanıklar buldu.  Kazakistan’a yaptığı yolculuğu ve bu kitap için röportaj yapacağı kişileri bulma çabalarını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Bu, tuhaf karşılaşmalar ve Kazak coğrafyası ve kültüründe gezinmenin getirdiği şaşkınlıkla dolu bir yolculuk macera öyküsüne dönüşüyor. Kitabın bir kusuru varsa, o da bu bölümdür. Çok uzuyor ve  gerçek konunun araştırmasından uzaklaştırıyor.

 Gutmann daha sonra Sincan mültecilerinin anlatılarını belgeliyor. Bu anlatılar, Çin hapishane sisteminin ve organ kaçakçılığıyla ilgilenmek üzere getirilen sağlık profesyonellerinin uyguladığı aşağılamaları ve kötü muameleleri yürek burkan bir ayrıntıyla ele alıyor.

Mültecilere göre Sincan’daki yaşam, totaliter bir cehenneme dönüşmüştü. Tursynbek Qabi adlı Çin doğumlu Kazak bir mülteci şunları söyledi: “Her 700 metrede beş polis arabası olan bir karakol var. Sincan mükemmel bir polis devletine dönüşmüştü.” Diğer röportaj yapılan kişiler, tecavüzden (hem kadınlara hem de erkeklere hapishanede) kurbanların cesetlerinin vahşice imha edilmesine kadar, kendilerine uygulanan şiddetten bahsettiler. Gutmann ayrıca Tacikistan ve Türkiye’deki Sincan’dan gelen Uygur mültecilerle de röportaj yapıyor ve onların acı dolu deneyimleri araştırmaya daha da derinlik katıyor. Yazar, Çin Komünist Partisi’nin Sincan eyaletinde işlediği korkunç organ kaçakçılığı suçlarına dair görgü tanığı ifadelerini doğruluyor.

 Çin, İşgalindeki Uygur Bölgesinde Baskı ve Zulmünü Sürdürüyor  

Gutmann bu olağanüstü çalışmayı şu sözlerle sonlandırıyor: “Böylesine kasvetli bir soruşturmada Hollywoodvari bir son olamaz. Ancak böylesine cesur insanlarla çalışmak hayatımın en büyük ayrıcalığı oldu.”

Gutmann’ın topladığı gerçekler ve tanıklıklar yürek burkan ve rahatsız edici. “Sincan Prosedürü”nü okuduktan sonra Çin Komünist Partisi  iktidarının  dünyanın medeni hükümetleri arasında yer almayı hak ettiğini düşünmeyı bile  imkansız hale getiriyor.

Aynı derecede kafa karıştırıcı olan şey ise, bu iyi belgelenmiş Çin’in bu resmi  terörüne karşı gerek sokak gösterileri düzeyinde gerekse iktidar koridorlarında hiçbir protestonun olmamasıdır. Neyse ki, Gutmann, Çin’in  bu aşağılık ve sefil uygulamalarına dikkat çekmeye devam ediyor.

“Sincan Prosedürü”, vicdan sahibi ve insan haklarına tutkuyla bağlı herkesin mutlaka okuması gereken bir eser olmalıdır.  Sincan ProsedürüArmin Lear Press: 2 Mart 2026, Ciltsiz, 446 sayfa 

KAYNAK : https://www.theepochtimes.com/bright/the-xinjiang-procedure-inside-chinas-organ-harvesting-nightmare-5988793?fbclid=IwY tecilerinin anlatılarını belgeliyor.
Share
172 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ