Son Dakika




ABD’nin bu açıklaması ise Pekin için, tam bir ihanetti. Washington, TIP’i ve öncüsü Doğu Türkistan İslam Hareketi’ni (ETIM) terör Listesinden çıkarmakla kalmamış, aynı zamanda savaşçılarının Suriye ordusu bünyesine alınarak meşrulaştırılmasını kabul etmesini asla kabul etmeyecekleri açıkladı. Bu durum, Pekin’in, ABD ve Türkiye’nin Türkiye’ye sığınan Uygurların Suriye’ye geçişine izin vermesini veya göz yummasını kendisine yönelik jeopolitik bir oyunun parçası olarak kolaylaştırdığı yönündeki uzun süredir devam eden şüphelerini daha da arttırdı. Çinli yetkililer, Uygur militanları Suriye’de askeri bir alanda meşrulaştırmanın, onları başka bir alanda cesaretlendirme riski taşıdığı konusunda uyarmış bulunuyor.
Suriye Gerçekleri : Ülke Hala İstikrarsız
Suriye’deki gelişmeler ve fiili duruma baktığımızda Suriye gerçekten istikrarsız bir ülke görünümünde. Ülke, istikrar içinde olmaktan ve onu sağlamaktan çok uzakta ve ülke şiddet sarmalına hapsolmuş durumda. Eyaletler genelinde sık sık katliamlar yaşanıyor; sivillerin ve Aktivistlerin kaçırılması yaygın bir durum. Yeni geçici hükümetin kendisi de keyfi gözaltından işkenceye kadar uzanan bir çok insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor. Muhalefet sesleri hükümetin meşruiyetini sorgularken, milisler arasındaki çekişmeler yüzeyin altından hala fışkırmaya devam ediyor.
Suriye’deki Uygurlar Yerlerinden Edilemeyecek Kadar Kökleşmişler
Suriye’nin bu istikrarsız ve parçalanmış coğrafyasında Şam yönetimi , Suriye’deki Uygurları yerinden edilemeyecek kadar kökleşmiş olarak görüyor. Suriyeli muhalif isim Randa Kassis, The Diplomat’a verdiği demeçte, “Bu hükümetin bu savaşçılarla bir şey yapacağından şüpheliyim çünkü onları kontrol edemiyorlar,” dedi. “Onları tutuklamaya veya sınır dışı etmeye yönelik herhangi bir girişim neredeyse bir iç savaşa yol açabilecektir. ” diyor. Aynı zamanda, bazı yabancı savaşçılar son zamanlarda Çin’den uzakta Suriye’de yaşamayı planladıklarını iddia ederek Suriye vatandaşlığı için başvuruda bulundular . Bu, sorunu en azından yüzeysel olarak çözebilir, ancak uzun vadede Çin’e karşı yeni bir müdahale riski taşıdığı kesindir.
Çin’in Suriye’nin İkilemi
Suriye’deki mevcut bu durum, Pekin’i tek taraflı olarak çözemeyeceği bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor. Çin, Uygur savaşçıların bir kısmını geri almaya ve Uygur bölgesine geri göndermeye hiç istekli değil. Çin aynı zamanda onların Suriye ordusuna dahil edilmesini de pek istemiyor. Çin’in burada yapmak ve başarmak istediği tek şey, bu Uygur savaşçıları etkisiz hale getirmek; onları silahsızlandırmak, yakından takip etmek ve Suriye hükümetinin onları askeri mevkilerde kullanmaktan kaçınmasını sağlamaktır.”
Suriye sorunu, Çin ve Rusya’yı gergin bir ikiliye itti. Her iki güç de bir zamanlar Suriye politikalarını ilkeli olarak övüyordu:” Suriye’nin egemenliği savunmak, Cihatçılığı ezmek ve ABD müdahalelerinin maliyetli hatalarından kaçınmak” Şimdi ise ikisi de, çıkarları doğrultusundaki müttefiklerinin devrilmesi ve halefinin Çin ve Rusya’nın çok korktuğu cihatçıları kucaklaması hayal kırıklığı ironisiyle karşı karşıya. Moskova için endişe kaynağı Suriye’de bulunan Kafkas ve Rusya Müslüman Militanların Kafkasya’ya sıçraması, Pekin içinse Uygur Savaşçıların Uygur bölgesi ve Çin’in küresel projesi olan ” Kuşak ve Yol güzergâhlarındaki şiddet eylemleri yaparak bu projenin inşasını baltalaması.
Yetkili Akil, “Suriye’deki siyasi geçişin akışkan olduğu bir dönemde, Suriye ordusu içindeki bu yabancı savaşçıların varlığı olumlu bir öngörülebilirlik sağlamıyor” diyor.
Terörle Mücadele Güvenilirliği Test Edildi
Moskova, Şam’a askeri kanallardan baskı yaparken, Pekin diplomatik kozlarını kullanıyor. Çin, Birleşmiş Milletler’de HTŞ bağlantılı komutanların terör listesi ve yaptırımlarından çıkarılması önerilerini engelledi. Ayrıca, Suriye’nin yeniden inşası konusundaki görüşmeleri yavaşlatarak, tam angajmanın Suriye’deki Uygur savaşçıların kaderi konusunda samimiyete i dayalı güvencelere bağlı olduğunun sinyalini verdi.
Rihla Araştırma ve Danışmanlık’tan Çin-Orta Doğu uzmanı Jesse Marks, riskleri açıkça şöyle açıkladı: “Çin, özellikle Doğu Türkistan İslamı Hareketi(DTİH/ETİM) ve Türkistan İslam Partisi (TIP )’ne karşı mücadeleyi, Suriye ile gelecekteki normalleşmenin temel noktası haline getirmiştir. TIP konusunda Uygur savaşçılarının geleceği konusunda Suriyeli ve Çinli yetkililer arasında bir fikir ayrılığı olmasına rağmen, her iki taraf da aradaki mesafeyi kesin olarak kapatmamayı hedefleyen sürekli bir angajman uygulamaya çalışıyor. Pekin, Suriye’nin BM yaptırımlarının kaldırılması yönündeki isteklerine veto yetkisine sahip, ancak sorunun çözülememesi, BM Güvenlik Konseyi’nde tırmanma riski taşıyor.” olarak açıklıyor.
Çin’in Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki daha geniş rolü işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Rusya veya Amerika Birleşik Devletleri’nin aksine, Pekin askeri müdahalelerden kaçınarak sınırlı yatırımları ve temkinli diplomasiyi tercih ediyor. Irak ve İran’daki enerji anlaşmaları, Mısır’daki altyapı projeleri ve Körfez monarşileriyle ticari ilişkiler Çin’in etki alanını oluşturuyor. Ancak Asya’daki Kuşak ve Yol koridorlarına akıtılan milyarlarca dolarla karşılaştırıldığında, Çin’in Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki varlığı mütevazı kalıyor. Bu durum, Suriye’yi hem bir pazar olarak daha az çekici, hem de bir güvenlik açığı olarak daha tehdit edici kılıyor.
Çin, Suriye’de Çok Büyük Yatırımlar Yapmayacak
Analist Randa Kassis, Pekin’in Suriye stratejisinin dar odaklı kalacağını savunarak : “Çin Suriye’ye çok fazla yatırım yapmayacak. Ekonomik ilişkileri sürdürmek için için sadece girişimciler ve küçük şirketler bu ülkeye gönderecek ana stratejisi Uygur Savaşçılar konusunu halletmek için hükümete baskı yapmaya devam edecekler. Bu duruş ise,Pratikte pasif korunma anlamına geliyor. Çin, Şam’la diyaloğu sürdürmek, Moskova ile koordinasyon sağlamak ve onların Birleşmiş Milletler’deki nüfuzlarını kullanmak istiyor. Ayrıca tüm bunları yaparken de ekonomik riskleri asgari düzeyde tutmayı amaçlıyor. Çelişkiler hâlâ çözümsüzlüğü engelliyor. Çin, terörle mücadelede bir kale olduğunu iddia etse de, ezmeye çalıştığı militanları meşrulaştıran bir müttefike göz yumuyor. Kendini Orta doğu’da(MENA’da) tarafsız bir yatırımcı olarak sunuyor, ancak ekonomik hırslarını güvenlik endişelerinden ayıramıyor. Küresel yönetişimi şekillendirmeyi hedefliyor. Ancak ,Çin yönetimi tavrını Suriye’de tepkisel bir korunmaya indirgenmiş durumda. Suriye’deki Uygurların kaderi, Pekin ve Şam arasında ikili bir meseleden çok daha fazlası. Bu durum, Çin’in ulusötesi cihatçılıkla mücadele eden yükselen bir güç olarak güvenilirliğinin bir turnusol kağıdı ve güvenlik tehditlerinin her zaman ekonomik teşviklere veya diplomatik vetolara boyun eğmediğinin bir hatırlatıcısı olmak isitediğini gösteriyor. Katliamların, adam kaçırmaların ve suistimallerin devam ettiği Suriye’nin istikrarsız ortamında, Pekin’in taktikleri stratejik öngörüden ziyade, kendisine atide gelebilecek hasarları kontrol etmeye yönelik olduğu izlenimini veriyor.
BENZER HABERLER