logo

trugen jacn

ÇİN’İN SURİYE’DEKİ İKİLEMİ : SURİYE MİLLİ ORDUSUNDAKİ UYGUR SAVAŞÇILAR

Uygurlar neden Suriye'de savaştı? Ve şimdi onlara ne olacak?

Robert Bociaga(Thediplomat.com yazarı)
Beşşar Esad’ın diktatör rejimi 2024 sonlarında çöktüğünde, Pekin Şam’da  çok yakın  bir müttefikini kaybetti. Çin, on yıldan fazla bir süredir  Suriye’nin egemenlik ve terörle mücadelesi bağlamı altında Esad’ı destekliyor ve Suriye savaşının bu ülkeye dış müdahale ve cihatçı militanlığın tehlikelerini ortaya koyduğunu savunuyordu. Ancak enkazdan ortaya çıkan yeni düzen, Pekin için hiç de güven verici   olmadı. Bir zamanlar   işgalindeki Uygur bölgesindeki acımasız şiddet  politikalarının gerekçesi olarak gösterdiği savaşçılar – Türkistan İslam Partisi (TİP) üyesi Uygurlar – artık Suriye askeri yapılanmasınin bünyesi içindedir. Çin için sembolizm çok çarpıcı. Bir zamanlar İdlib’de (Suriye isyanının fiili idari ve askeri başkenti) Pekin’e karşı cihat çağrısı yaparak geçit töreni yapan Uygur militanlar, bugün Suriye ordusu üniformaları giyiyor;  bunlardan bazıları albay ve tuğgenerallik rütbelerine terfi ettirilmiştir. Bu fiili durum ise, Pekin’in yıllardır  özellikle kaçınmaya çalıştığı kabus senaryosunun  fiiliyata yansıması olmuştur. Suriye iç savaşında  muhalifler adına büyük başarılara  imza atmış ve Çin’in Ayrılıkçı-Terörcü olarak itham ettiği  Uygur Savaşçılar  bu ülkede  kanun kaçağı olmaktan çıkıp devletin resmi aktörlerine; yanı resmi askerlerine  dönüştürülmüş ve Esad sonrası geçici hükümet bayrağı altında meşrulaştırılmıştır.
Tüm bu gelişmeler daha derin bir çelişkiyi gözler önüne seriyor. Çin,  bölgede yaşayan  Uygurlara karşı  uyguladığı  ağır ve baskıcı politikalarının aşırıcılığı dizginlemek için gerekli olduğunu savunarak kendisini terörizme karşı bir siper olarak konumlandırıyor. Ancak Suriye örneği, bu söylemin sınırlarını ortaya koyuyor. Uygur savaşçılar, Suriye’nin yeni bir güvensizlik döngüsüne girdiği bir dönemde, ortadan kaldırılmak şöyle dursun, yeni bir devlet yapısına dönüştürüldüler. Uygurlar, 2012-2013 yılları  arasında Güneydoğu Asya ve Türkiye üzerinden Suriye’ye gelmeye başladı. Türkiye sınırına yakın İdlib ilinde kümelendiler ve burada TİP, El Kaide bağlantılı gruplar ve daha sonra Suriye’nin Esad sonrası hükümetinin çekirdeğini oluşturan Heyeti  Tahrir el-Şam (HTŞ) ile birlikte önemli bir savaşçılar   haline geldi.  Uygur aileler , Cisr eş-Şuğur çevresinde yerleşim yerleri kurdular ve  Esad’ın devrilmesinden sonra da varlığını sürdüren bir topluluk oluşturdular. Bugün Suriye’deki Uygur savaşçılar ve  onların bakmakla yükümlü oldukları aile bireyleri  de dahil olmak üzere Suriye’deki Uygur nüfusu 15- 20 bin kişi arasında olduğu tahmin edilmektedir. 
Uygur Savaşçılar İçin Esas Hedef ; İşgal Altındaki  Vatanları Doğu Türkistan 
  Suriye’deki Uygur Savaşçıların birçokları için silahlanma  ve Suriye’de bulunma ve iç Savaşta yer alma kararı Suriye’den ziyade  kendi ana vatanları  Doğu Türkistan ile  ilgiliydi. Türkistan İslam Partisi(TİP),  açıklamasına göre Uygurların Suriye’de savaşmaları ve savaş tecrübesi kazanmaları  ülkelerini işgal eden  ÇKP rejimine(Pekin’e) karşı gelecektek bir olabilecek bir savaş için becerilerini geliştirmelerinin bir yolu olduğunu açıkça belirtmektedir. Bazı  Uygur savaşçılar ise doğrudan  kendilerini esaret ve işgal altında tutan Çin işgal rejiminin altyapısını hedef alan tehditler içeren söylemlerde bulunuyorlar.  Uygur Savaşaçıların bazıları Uygur Militanların Mart/2014’da güney Çin’deki  Kunming  kentinde demiryolu saldırısı ve Mayıs/2014’teki  Urumçi sebze ve Meyva (Halk)Pazarı  bombalamaları  başta diğer eylemlerini   kendileri için örnek ve ilham kaynağı olarak gördüklerini ifade ediyorlar.
Çin’in Endişeleri : Uygur Savaşçılar Çin’e Karşı  Eylemler Yapabilir 
Pekin yönetimi ise, bu militanların ülkelerine Suriye’deki Uygur   Savaşçıların ileriye Uygur bölgesine dönebileceğinden veya şiddeti eylemlerini yurtdışına yayabileceklerinden endişe  ediyor.  Çin’in bu endişeleri sadece Uygur bölgesi ile sınırlı değil.  Uygur Savaşçıların Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, Orta Asya, Pakistan ve Orta Doğu’daki istikrarsız koridorlardan i yararlanarak kendilerine karşı eylemler gerçekleştirebileceklerinden korkuyorlar. Bu bölgelerin  tamamı günümüzde   TIP ile bağlantılı militan  gurupların halihazırda faaliyet gösterdiği bölgeler olduğu biliniyor. Pakistan’da  Beluçi İsyancılar  Gwader Limanı yapımında çalışan  Çinli Mühendisleri  bir kaç kez hedef alan ve ölümle biten  eylemler yaptığı  biliniyor. Bunun yanında Mali’de El Kaide bağlantılı gruplar, Çin’e ait maden işletmeleri ile burada çalışan Çinlileri bir kaç kez vurdular. IŞİD ise, 2015 yılında Suriye’de bir Çinli rehineyi infaz ederek , Pekin vatandaşlarının yurt dışında ne kadar savunmasız olduklarını   bir kez daha gözler önüne serdi.
Bölge analisti Samy Akil’in The Diplomat’a  yaptığı açıklamaya göre  ” Çin’in bugün Suriye’deki yaklaşımı en iyi şekilde stratejik korunma olarak tanımlanabilir. Temel çıkarlar çoğunlukla yabancı savaşçıların varlığına ilişkin güvenlik endişelerinden kaynaklanıyor. Ekonomik çıkarlar, kazançlı olsa da,  bu çıkarlar daha çok bir pazarlık kozu niteliğinde.dir.”Çin'in Suriye İkilemi: Ordudaki Uygur Savaşçılar
Pekin  Kendisine Yönelik İhanetlere Ağlıyor
2025 başlarında  Suriye’ Milli Ordusu bünyesine  yeni 84. Tümeni’ olarak katılan  ve tamamı  Uygur savaşçılardan oluşan bu Tümen ve onların Suriye Milli Ordusuna  entegrasyonu,  Çin için büyük bir hayal kırıklığı ve  zorluğun  örneği oldu.   Çoğunluğu Uygur  Savaşçılardan oluşan yaklaşık 3.500 yabancı savaşçı resmen Suriye ordusuna katıldı.  Uygur Savaşçılardan  biri General diğer ikisi ise Albay rütbesine terfi ettirildi.   Haziran/2025’te  TİP, Suriye Savunma Bakanlığı’nın isteğine uyarak   Suriye yönetimine  göstermelik bir jestle  de olsa Uygur Savaşçıların dağıldığını  resmen duyurdu. 

Suriye’deki gelişmelerde Pekin’i en çok endişelendiren husus,  Uygur Savaşçılar konusunda Washington’ın örtülü onayıydı. Trump yönetimi, TİP’in 2020 yılına kadar Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından terör örgütü olarak tanımlanmasına rağmen,   Uygur Savaşçıların 58.Tümen adı ile Suriye Milli Ordusuna entegrasyonu şeffaflık ve istikrara doğru atılmış bir adım olarak nitelendirdi.

ABD’nin bu açıklaması ise Pekin için, tam bir ihanetti. Washington, TIP’i ve öncüsü Doğu Türkistan İslam Hareketi’ni (ETIM) terör Listesinden  çıkarmakla kalmamış, aynı zamanda savaşçılarının Suriye ordusu  bünyesine  alınarak   meşrulaştırılmasını kabul etmesini   asla kabul etmeyecekleri açıkladı. Bu durum, Pekin’in, ABD ve Türkiye’nin  Türkiye’ye sığınan  Uygurların Suriye’ye geçişine izin vermesini veya göz yummasını  kendisine yönelik jeopolitik bir oyunun parçası olarak kolaylaştırdığı yönündeki uzun süredir devam eden şüphelerini daha da arttırdı.  Çinli yetkililer, Uygur militanları  Suriye’de askeri bir alanda meşrulaştırmanın, onları başka bir alanda cesaretlendirme riski taşıdığı konusunda uyarmış bulunuyor.  

Suriye Gerçekleri : Ülke  Hala İstikrarsız

Suriye’deki gelişmeler ve fiili duruma baktığımızda Suriye  gerçekten istikrarsız bir ülke görünümünde. Ülke, istikrar içinde olmaktan ve onu  sağlamaktan çok uzakta ve ülke  şiddet sarmalına hapsolmuş durumda. Eyaletler genelinde sık sık katliamlar yaşanıyor; sivillerin ve Aktivistlerin kaçırılması yaygın bir durum. Yeni geçici hükümetin kendisi de keyfi gözaltından işkenceye kadar uzanan  bir çok insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor. Muhalefet sesleri hükümetin meşruiyetini sorgularken, milisler arasındaki çekişmeler yüzeyin altından  hala fışkırmaya devam ediyor. 

Suriye’deki Uygurlar Yerlerinden Edilemeyecek Kadar Kökleşmişler

Suriye’nin bu istikrarsız ve  parçalanmış coğrafyasında  Şam yönetimi ,  Suriye’deki Uygurları yerinden edilemeyecek kadar kökleşmiş olarak görüyor. Suriyeli muhalif isim Randa Kassis, The Diplomat’a verdiği demeçte, “Bu hükümetin bu savaşçılarla bir şey yapacağından şüpheliyim çünkü onları kontrol edemiyorlar,” dedi. “Onları tutuklamaya veya sınır dışı etmeye yönelik herhangi bir girişim neredeyse bir iç savaşa yol açabilecektir. ” diyor. Aynı zamanda, bazı yabancı savaşçılar son zamanlarda Çin’den uzakta  Suriye’de yaşamayı planladıklarını iddia ederek Suriye vatandaşlığı için  başvuruda bulundular . Bu, sorunu en azından yüzeysel olarak çözebilir, ancak uzun vadede Çin’e karşı yeni bir müdahale riski  taşıdığı kesindir.

Çin’in Suriye’nin İkilemi

Suriye’deki mevcut bu durum, Pekin’i tek taraflı olarak çözemeyeceği bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor.  Çin, Uygur savaşçıların bir kısmını geri  almaya ve Uygur bölgesine geri göndermeye hiç istekli değil. Çin aynı zamanda  onların Suriye ordusuna dahil edilmesini de pek istemiyor. Çin’in burada  yapmak ve başarmak istediği tek şey, bu  Uygur savaşçıları etkisiz hale getirmek; onları silahsızlandırmak, yakından takip etmek ve Suriye hükümetinin onları askeri mevkilerde kullanmaktan kaçınmasını sağlamaktır.”

Suriye sorunu, Çin ve Rusya’yı gergin bir ikiliye itti. Her iki güç de bir zamanlar Suriye politikalarını ilkeli olarak övüyordu:” Suriye’nin egemenliği savunmak, Cihatçılığı ezmek ve ABD müdahalelerinin maliyetli hatalarından kaçınmak” Şimdi ise ikisi de, çıkarları doğrultusundaki müttefiklerinin devrilmesi ve halefinin Çin ve Rusya’nın çok korktuğu cihatçıları kucaklaması  hayal kırıklığı ironisiyle karşı karşıya. Moskova için endişe  kaynağı  Suriye’de bulunan Kafkas ve Rusya Müslüman  Militanların Kafkasya’ya sıçraması, Pekin içinse  Uygur Savaşçıların Uygur bölgesi ve Çin’in küresel projesi olan  ” Kuşak ve Yol güzergâhlarındaki şiddet eylemleri yaparak bu projenin inşasını baltalaması. 

Yetkili Akil, “Suriye’deki siyasi geçişin akışkan olduğu bir dönemde, Suriye ordusu içindeki bu yabancı savaşçıların varlığı  olumlu bir öngörülebilirlik sağlamıyor”  diyor.

Terörle Mücadele Güvenilirliği Test Edildi

Moskova, Şam’a askeri kanallardan baskı yaparken, Pekin diplomatik kozlarını kullanıyor. Çin, Birleşmiş Milletler’de  HTŞ bağlantılı komutanların terör  listesi   ve yaptırımlarından çıkarılması önerilerini engelledi. Ayrıca, Suriye’nin yeniden inşası konusundaki görüşmeleri yavaşlatarak, tam angajmanın Suriye’deki Uygur savaşçıların kaderi konusunda  samimiyete i dayalı güvencelere bağlı olduğunun sinyalini verdi.

Çin  İçin Normalleşmenin Temel Şartları ve Noktası : ETİM ve TİP

Rihla Araştırma ve Danışmanlık’tan Çin-Orta Doğu uzmanı Jesse Marks, riskleri açıkça şöyle açıkladı: “Çin, özellikle  Doğu Türkistan İslamı Hareketi(DTİH/ETİM) ve Türkistan İslam Partisi (TIP )’ne karşı mücadeleyi, Suriye ile gelecekteki normalleşmenin temel noktası haline getirmiştir.  TIP  konusunda  Uygur  savaşçılarının geleceği konusunda Suriyeli ve Çinli yetkililer arasında bir fikir ayrılığı olmasına rağmen, her iki taraf da aradaki mesafeyi kesin olarak kapatmamayı hedefleyen sürekli bir angajman  uygulamaya çalışıyor.  Pekin, Suriye’nin BM yaptırımlarının kaldırılması yönündeki isteklerine veto yetkisine sahip, ancak sorunun çözülememesi, BM Güvenlik Konseyi’nde tırmanma riski taşıyor.”  olarak açıklıyor.  

Çin’in Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki daha geniş rolü işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Rusya veya Amerika Birleşik Devletleri’nin aksine, Pekin askeri müdahalelerden kaçınarak sınırlı yatırımları ve temkinli diplomasiyi tercih ediyor. Irak ve İran’daki enerji anlaşmaları, Mısır’daki altyapı projeleri ve Körfez monarşileriyle ticari ilişkiler Çin’in etki alanını oluşturuyor. Ancak Asya’daki Kuşak ve Yol koridorlarına akıtılan milyarlarca dolarla karşılaştırıldığında, Çin’in Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki varlığı mütevazı kalıyor. Bu durum, Suriye’yi hem bir pazar olarak daha az çekici, hem de bir güvenlik açığı olarak daha tehdit edici kılıyor.

Çin, Suriye’de Çok Büyük Yatırımlar  Yapmayacak

  Analist Randa Kassis, Pekin’in Suriye stratejisinin dar odaklı kalacağını savunarak :  “Çin Suriye’ye çok fazla yatırım yapmayacak.  Ekonomik ilişkileri sürdürmek için için sadece girişimciler ve küçük şirketler  bu ülkeye gönderecek ana stratejisi   Uygur Savaşçılar konusunu halletmek için  hükümete baskı yapmaya devam edecekler. Bu  duruş ise,Pratikte pasif korunma anlamına geliyor. Çin,  Şam’la diyaloğu sürdürmek, Moskova ile koordinasyon sağlamak ve  onların Birleşmiş Milletler’deki  nüfuzlarını kullanmak istiyor. Ayrıca  tüm bunları yaparken de ekonomik riskleri asgari düzeyde tutmayı amaçlıyor.  Çelişkiler  hâlâ çözümsüzlüğü engelliyor. Çin, terörle mücadelede bir kale olduğunu iddia etse de, ezmeye çalıştığı militanları meşrulaştıran bir müttefike göz yumuyor. Kendini  Orta doğu’da(MENA’da) tarafsız bir yatırımcı olarak sunuyor, ancak ekonomik hırslarını güvenlik endişelerinden ayıramıyor. Küresel yönetişimi şekillendirmeyi hedefliyor. Ancak ,Çin yönetimi   tavrını Suriye’de tepkisel bir korunmaya indirgenmiş durumda. Suriye’deki Uygurların kaderi, Pekin ve Şam arasında ikili bir meseleden çok daha fazlası. Bu durum, Çin’in ulusötesi cihatçılıkla mücadele eden yükselen bir güç olarak güvenilirliğinin bir turnusol kağıdı ve güvenlik tehditlerinin her zaman ekonomik teşviklere veya diplomatik vetolara boyun eğmediğinin bir hatırlatıcısı olmak isitediğini gösteriyor. Katliamların, adam kaçırmaların ve suistimallerin devam ettiği Suriye’nin istikrarsız ortamında, Pekin’in taktikleri stratejik öngörüden ziyade,  kendisine   atide gelebilecek  hasarları kontrol etmeye yönelik olduğu izlenimini veriyor.  

Share
2504 Kez Görüntülendi.