logo

trugen jacn
15 Temmuz 2015

UYGUR TÜRKLERİ GERÇEKTEN ZORDA Mİ ?

f.akar

 Fethi AKAR

Doğu Türkistan hakkında ortaya  atılan çok sayıda iddia var. Yok ‘hepsi yalan.’   Yok ‘hepsi mizansen !
***
Geçtiğimiz günlerde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan da konuya ilişkin açıklama yapmış; “Büyük bir kısmı yalan ya da istismar olan haber ve görüntülerden sonra İstanbul’da asla tasvip etmediğimiz olaylar yaşandı.”  Demişti.

Ben bizimkilerin her önüne gelen çekik gözlüyü Çinli sanıp dövme işlerine girmeyeceğim.  Benim derdim oralarda neler olduğu…
***
“Etnik çatışma” dediler.

Yahu etnik çatışmaysa, neden hep Uygur Türkleri ölüyor ya da işkencelere maruz kalıyor?

Recep Tayyip Beyefendi’nin dediği: “Büyük bir kısmı yalan ya da istismar” sözünden şunu mu anlayacağız?

Evet yok demiyoruz.  Katliamlar doğru!

Bu açıklamadan sonra benim fikrim,  oradaki olayların doğruluğundan yana.  Çünkü, Sayın RTE ne derse tecrübeyle sabit,  tam tersi oluyor…

Fabrikaların yağmalanması,  sokakta oynayan çocukların öldürülesiye dövülmesi, yakılan ve öldürülen insanlar…
***
Kimse kusura bakmasın bu AKP iktidarı  özellikle Recep Tayyip Erdoğan, Mısır ve Filistin’e verdiği değerin çeyreğini Uygur Türklerine vermedi.  Kaldı ki, bu mesele ben bildim bileli var…

Esma’ya ağlayan Erdoğan ve inananları  her gün Rabia işaretleri ile eylemler yaparken,  neden Doğu Türkistan’da sessizler?
***
Ticari anlaşmalar buna sebep  olabilir mi?
***
Mesela bu zulümler,  Tibet denen bölgede yaşansaydı,  hani rahipler var ya, onların başına gelseydi,  başta Basiretsiz Milletler (BM) ve ABD  ses çıkartır mıydı çıkartmaz mıydı?

İlgili kişiler yukarıdaki soruları düşünsün,  biz de oraları iyi bilen ve yaşananlara  şahitlik eden bir dostumuzla yaptığımız  sohbeti sizinle paylaşalım…
***
Hepsini yazacak durumda değiliz.

Özet ve orijinal şekliyle  aktarıyorum efendim…

Bu katliamlar neden yapılıyor,  Çin neyin peşinde?

Doğu Türkistan Çin topraklarının  6/1’ni teşkil etmektedir. Doğu Türkistan,  ekonomiye yükselen ve gün geçtikçe  ham madde ihtiyacı artan ülkedir.
Çin kaynaklarına göre Doğu Türkistan’da 138 çeşit maden kazılmaktadır.
Çin tabi kaynaklar idaresi 29 Nisan 2010  tarihinde Doğu Türkistan’daki kömür rezervin 2,9 trilyon ton olduğunu ve bu rezervin Çin  sanayisi için bin senelik enerji garantisi olduğu  konusunda Çin’i müjdelemiştir.  2014 sonunda Çin’in açıkladığı rakamlara göre, Çin’in Doğu Türkistan’dan elde ettikleri petrol miktarı 60 milyon tondur. Doğu Türkistan’da  boru hatları ile Çine akıtılan petrol, doğal gaz, Çin’in enerji ihtiyacının yüzde35’ni karşılamaktadır.
Kazakistan’dan boru hatları ile Doğu Türkistan  üzerinden Çin’e ulaşan 20 milyon ton petrol
(2014 rakamları) ve Türkmenistan’dan  boru hatları ile yine Doğu Türkistan üzerinden Çin’e aktarılan 40 milyar metre küp  (2014 rakamları) doğal gaz dahil,  Doğu Türkistan ve Orta Asya’dan Çini besleyen enerji, Çin’in enerji ihtiyacının yüzde 60’tan fazlasını karşılamaktadır. Sadece Doğu  Türkistan’dan 2011 yılında üretilen pamuk  2.6 milyon tondur. Bu Çin pamuk üretiminin  yüzde 40’ı Dünya pamuk üretiminin yüzde 11’ni teşkil etmektedir.  Doğu Türkistan’da Türkiye’nin 6-7 misli fazla pamuk üretilmektedir. Zenginlikler anlatmakla bitmez. Ancak, Uygur Türklerine şehirleşme, sanayi üretime katılma hakkı tanımlamakta ve kırsal kesimde kontrolde tutulmaktadır. Uygurların yüzde 85’i işsizdir. Sadece Tarım ovasında 20 bin petrol kuyusu faaliyet göstermekte olmasına rağmen, o kuyularda tek bir Uygur’un  en pis ve vasıfsız işte çalışmasına bile izin  verilmemektedir.
Çin, katliamları neden mi yapıyor?
Çin, bu topraklardaki Türk varlığı ve  onlara ait tüm canlıyı imha etmek sureti ile  bu zengin toprakları ebedi kendinin yapmak  istiyor da, ondan.

Bu yaşananların uydurma olduğu,  hiçbir Türk’e baskı yapılmadığı yönünde iddialar var?

Zulüm, baskı yok iken, neden Tayland,  Malezya ormanlarında çoğu çoluk çocuk  binlerce insan, Doğu Türkistan’dan kaçıp çıkarak, dünyada can güvenliği olan, Allah’a korkusuzca  ibadet edebilecek yer arayıp iki-üç senedir  oralara yatıyor? Baskı yok ise, Çin neden İsrail’e Filistin’e açtığı gibi Doğu Türkistan’ı dünya  medyasına açmıyor? Neden Doğu Türkistan’da  200 bin Uygur Türkü cezaevinde? Doğu Türkistan’daki  150 bin dul kadının kocaları, 250 bin yetim çocuğun  babaları nerede? Neden hastaneye giden her Uygur’a  AIDS bulaştırılıyor? Neden 18 yaş üstü memur,  öğrenci, işçi, esnaf, kadınların camiye girmesi
yasaklanıyor? Neden eğitimde Uygur dili yasaklandı?
Neden köylerde bebekler 3,5 yaşını doldurduğu gün  evinden alınarak Çin anaokuluna götürülüyor?
Neden Müslüman ve Uygur doğmuş bir çocuğu, insan eli ile zorla Çinli yapmak için devletin
tüm imkân ve araçları kullanılıyor? Neden tarlada  namaz kılan Uygur köylüler kurşuna diziliyor?  Ne kadar kayıp var çok mu?

Dilerseniz sırf ramazan ayında  yaşananları anlatayım size…

17 Haziran’da Şian şehri tren garında  bilet almak için sırada bekleyen Bir Uygur  genç “elinde tuğla var” diye Çin polisince  vurularak öldürüldü. Uygur gencin elindeki  tuğla değil, poşet içindeki kitap olduğu anlaşıldı.
23 Haziran’da Kaşgar şehrinin Tahtaköprü semtinde yol kontrolü yapan Çin polisleri ile yoldan geçen Uygurların tesettürlü eşlerinin yüzünü zorla açmaya çalışan polislerle girilen
çatışmada 3 Çin polisi öldü ve 25 Uygur  şehit düştü. Paniğe kapılan Çin jandarma
kuvvetleri rast gele yaylım ateş ettiği için  yoldan geçen bu kadar çok sayıda Uygur şehir düşmüştür.
24 Haziran’da Kuçar’da sokak başında bir arada konuşup duran 10 Uygur, Çin polislerince
yaylım ateşle katledildi. Çinliler olaydan sonra; “Bu kişiler, polis karakoluna saldırma planı
yapıyorlardı” açıklamasını yaptı.
***
Bunlar sadece özetti…

Kısa bir süre önce bizim devletin resmi  haber ajansı, Anadolu Ajansı gidip oralarda çekim yapmıştı.

Devletimizin Ajansı, gidip oruç yasağı var mı  yok mu diye araştırma yapmış.  Onlara göre asayiş berkemalmiş…
***
Aynı AA 11 Temmuzda yani iki gün önce şu haberi geçmiş;
AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi  Catherine Ashton, baskılardan kaçarak  Tayland’a sığınan 115 Uygur Türkü’nün Çin’e iade edilmesine tepki gösterdi.
Ashton, yazılı açıklamasında, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Uygur Türklerinin Çin’e iadesinin uluslararası insani hukukun temel doktrini olan geri göndermeme  prensibine aykırı olduğunu vurguladı.

En iyisi burada bitirip, hani yukarıda şu;  “Fabrikaların yağmalanması, sokakta oynayançocukların öldürülesiye dövülmesi,  yakılan ve öldürülen insanlar…” cümlesinden birkaç satır sonra gelen üç sorunun yanıtlarını  bekleyelim.

Ve herkese sorduralım…

Son bir not;
Uygur Türkleri, iki ülke arasında köprü mü  veya var olan köprüyü uçuracak dinamit mi olacak?
Türkiye, Çin’in diplomatik tuzağına düşebilir mi?  gibi soruların yanıtlarını, tüm bu olayların yerinde tespiti ve bilinmeyen yönlerini konu alan Mehmet Emin  Hazret’in yazdığı “Ejderhanın korkusu Türkiye”  isimli kitaptan okuyabilirsiniz…

Kayanak : http://www.karsigazete.com.tr/uygur-turkleri-gercekten-zorda-mi-makale,756.html

Etiketler: » » » » » » » » »
Share
2145 Kez Görüntülendi.