logo

trugen jacn
10 Mayıs 2014

URUMÇİ TREN GARI SALDIRISININ YANKILARI SÜRÜYOR !

Hamit Göktürk

Hamit Göktürk

Hamit Göktürk
30 Nisan’da Doğu Türkistan’ın başkente Urumçi şehrinin Tren garında 3 kişinin ölümü ve 79 kişinin yaralanması ile meydana gelen intihar saldırısının yankıları ulusları arası düzeyde devam ediyor ve muhaceretteki Uygur Teşkilatları ve aydınları da bu konu ile ilgili görüş ve yorumlarını açıklamayı sürdürüyorlar.

alimcan İnayet
Prof. Dr.Alimcan İnayet

Doğu Türkistanlı Bilim adamı,Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmalar Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Alimcan İnayet, son Urumçi patlaması ile ilgili kendisine yönelttiğimiz soruları şöyle cevaplandırdı : “ Çin yönetimi son yıllarda Doğu Türkistan’in esas sahibi ve tarihi sakinleri olan Uygurlara karşı ,siyasi, dini ve kültürel,ekonomik eğitim ve öğretim ve diğer bütün alanlarda baskının ve asimilasyon uygulamalarının şiddetini arttırdı. Ülkeyi Çinlileştirmek ve demografik asimilasyonu gerçekleştirmek amacı ile ülkeye toplu halde getirilip yerleştirilen Çinli göçmenlerin ekonomik düzeylerini arttırmak için büyük yatırımlar yaptı. Ancak,Ülkede yaşayan Müslüman Uygur halkının insanı haklarını görmemezlikten geldi ve onları sürekli olarak hayatın her sahasından dışlayıcı bir politika izledi. Ülkenin zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarını hiçbir denge ve adelet duygusu ölçüsünü dikkate almadan talan etmeyi sürdürmekte. Kendi Ülkelerinde siyasi,ekonomik,dini-kültürel haklarından Mahrum bırakılan, eğitim ve öğretim hakları ellerinden alınan ve kendi ana dillerini öğrenmeleri yasaklanan, ve böylece hayatın bütün sahalarından dışlanarak sinsice asimile edilmeye çalışılan Uygurların demokratik ve barışçıl hak arama talepleri “Bölücü ve Terör”olarak tanımlanmakta ve acımasızca bastırılmaktadır. Aslında Çin yönetimi Uygurların bu şikayetlerini insani hak hukuk ve taleplerini çok iyi bilmektedir. Ancak,bu noktada geleneksel Çin Milliyetçiliği ve Büyük Han Şövenizmi temel alınarak yürütülen Milliyetler Politikası bu haklı ve yasal hakların verilmesini önlemektedir. Uygur Türklerinin bu tür demokratik ve barışçıl yöntemler kullanarak yaptığı hak arama talepleri için klişeleşmiş yasal kalıplar ve suçlamalar derhal devreye sokulmaktadır. Uygurların en küçük hak ve adalet talepleri Bölücülük ve Terörizm olarak nitelendirilmekte ve şiddetle bastırılmaktadır. Bu durum da Uygurlara hak aramada şiddete baş vurmaktan başka bir seçenek bırakmıyor.Doğu Türkistan’da ve Çin’de hemen hemen her ay ve hafta ve hatta her gün kanla sonuçlanan şiddet olaylarının meydana geldiğine hepimiz şahit oluyoruz. Çin’in Şiddeti, daha çok şiddet kullanarak önlemek,terörü,devlet terörü ile yok etmek yöntemi iflas etmiştir. Bu yöntem başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu şiddet olaylarına sebep olan temel neden, Çin Hükümetinin idaresi altındaki başta,Müslüman Uygurlar,Tibet’liler ve diğer azınlık Milletlere karşı uyguladığı ayırıştırıcı,çifte standartlı, ayırımcı yanlış ve olumsuzluklarla dolu Milliyetler politikasıdır. Bir devletin temel görevi idaresinde yaşayan bütün halklara eşit muamele etmek, onlara eşit şekilde, hak ve adalet ölçüsü alınarak ve şafkatla muamele etmek olmalıdır. Çin yönetimi bölgede yaşayan bütün vatandaşlarını değil,yanı Uygur halkınının refah ve mutluluğunu değil,ülkeye getirip zorla yerleştirdiği etnik Çinli göçmenlerin hak ve hukukunu ve onların mutluluğunu düşünmekte ve Etnik ayırımcılık yapmaktadır. Zülum ve şiddet tarihte hiçbir zaman çözüm olmamıştır. Urumçi Tern garı’nda meydana gelen ve diğer benzer olaylardan Müslüman Uygurlar değil, tamamen Çin yönetimi sorumludur. Çin Yönetimi benzer şiddet olaylarını önlemek için Milliyetler politikasını temelden değiştirmesi gerekir. Uygur Türklerine karşı yıllardan beri sürdürdüğü asimilasyon ve etnik ayırımcılık uygulamalarına son vermelidir. Uygur Türklerin kendi ana vatanlarında refah ve mutlu olarak yaşayabilmeleri için onların yasal haklarını yasalarla garanti altına almalıdır. Doğu Türkistan’da barışın Uygur Türklerinin tamamen haklı ve yerinde taleplerin karşılanması, insani, dini ve milli haklarına saygı gösterilmesi, asimilasyon uygulamalarına son verilmesi ile ancak, sağlanabileceğini düşünüyorum. “ şeklinde değerlendirdi.

.With PM

Mehmet Tohtı

Kanada Uygur Derneği eski başkanı ile Dünya Uygur Kurultayı’nın Avrupa Birliği nezdindeki sabık Temsilcisi siyaset bilimci Mehmet Tohtı konu ile ilgili görüşlerini Hür Asya Radyosu’na şöyle açıkladı ; “ İntihar saldırısını gerçekleştirenlerin dini inançlarının çok güçlü olduğu kesin olarak anlaşılıyor. Bu olay tamamen dini ve milli bir olaydır ve dini radikalizmle bir ilgisinin olduğunu düşünmüyorum. Bu olaya Doğu Türkistan’da Çinli işgalcilere karşı verilen bağımsızlık mücadelesinde bir dönüm noktası olabilecek hareketlerden biri olarak bakılabilir. Bu olayın yeri ve zamanının çok dikkatlice planlanıp gerçekleştirildiği ortada. Çünkü,Urumçi tren İstasyonu Çin işgal yönetiminin ülkenin etnik yapsını Çinliler lehine değiştirmek için kitlesel olarak Çin’den trenlerle naklettiği Çinli göçmenlerin ilk durağı. Olayın tren garı’nda gerçekleştirilmiş olması Çin yönetiminin Çinli göçmen yerleştirme politikasına karşı bir uyarı ve ikaz olduğu açıktır. Bu olayı gerçekleştirenler kutsal değerleri,ana vatanlarının bağımsızlığı ve özgürlüğü için aziz canlarını feda ederek kendilerini orta koymuşlardır.Bu kişiler inancımızda kutsal bir mertebe olan şehitlik mertebesini seçmişlerdir. Onlar Müslüman Uygur Türklerinin çiğnenen onur ve şereflerini kurtarmak için kendilerini feda etmişlerdir. Bugün Doğu Türkistan’da dini,milli,kültürel ve ekonomik soykırım bütün vahşeti ile sürdürülmeketedir. Yeni Lider Xi, halefi Ho Jin Tao’dan bir yıl önce görevi devraldı. Ancak,onun yürüttüğü politika ondan daha kötü ve Uygur Türkleri açısından olumsuzluklarla doludur. Çin’in yeni Lideri, Son bir hafta’da tam 14 kez Doğu Türkistan’daki terörden ve dini radikalizmden söz etti. Geçen bir yıl içinde Pekin’de 2 kez gizi “Doğu Türkistan Hizmet Toplantısı” adı altında özel toplantı tertip edildi. Bu toplantılarda Doğu Türkistan’da Müslüman Uygurlara karşı acımasızca uygulanacak bastırma,sert darbe vurma,sessizce boğma ve yok etme gibi kan kokan vahşi kararların alındığını biliyoruz. Bu olayın Çin’in yeni Lideri Xi’nın son zamanlarda dini radikalizm kisvesi altında uygulamaya çalıştığı ve sürekli diline doladığı ” Büyük Han Milliyetçiliği ve tarihi Çin Şovenizmi “ söylem ve uygulamalarına karşı etkili ve güçlü bir cevap olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, Çin’in yeni Lideri Xi’nin diaspora’daki Doğu Türkistan mücadelesini boğarak yok etmek için bazı devletlere baskı uygulama işlemine hiz verdiğini ve şiddetini arttırdığını müşahede etmekteyiz.” İfadesini kullandı.<

Erkin Ekram
Doç.Dr.Erkin Ekrem

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç.Dr.Erkin Ekrem, NTV.Tv.Muhabirinin konu ile ilgili sorularını cevaplarken şunları ifade etti ; “ Bu olayın Çin devlet başkanı Xi’nin Urumçi ve Kaşgar ziyareti ile çok yakından ilgili olduğunu düşünüyorum.Eğer Çin Uygur Türklerine yönelik politikasını bu şekilde sürdürmesi halinde,Çin’in parçalanabileceğini tahmin edebiliyorum.”
Dr.Ekrem ayrıca, Yeni Çin Başkanının haleflerinin aksine, çok sönük ve deneyimsiz ve dolayisiyle etkisiz bir Lider imaji çizdiğini, ,Urumçi ve Kaşgar ziyareti esnasında devletin birliği ve güvenliği için sürekli terörle mücadelenin güçlendirilmesini sürekli teyit ettiğini, buna mukabil Uygur Türklerinin ve bölgede yaşayan diğer etnik azınlıkların ekonomik,kültürel ve sosyal meselelerine hiç değİnmediğini hatırlattı. Xi Jing Ping kendi iktidarını kendi hakimiyetini güçlendirmek için Uygur politikasını revize etmez, siyasi, ekonomik, güvenlik ve sosyal Vb. alanlarda reform yoluna gitmez ise, Çin’in parçanalabileceğini belirtti. 5 Eylul 2009 olaylarından sonra Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da bir takım ekonomik iyileştirmeler yaptıklarını iddia ediyorlarsa da uygulamalarında etnik aşağılama, ırkı ayrıştırma ve bastırma icraatlarına hız verdiklerini de sözlerine ekledi.
goztepe arcelik servisi
sirinyer arcelik servisi
cankaya arcelik servisi

Etiketler:
Share
1371 Kez Görüntülendi.

BENZER HABERLER